Bekilli Dionysos Antik Kenti

Bekilli Dionysos Antik Kenti, Denizli, Bekilli, Tarihi Yerler Bekilli Dionysos Antik Kenti, Denizli, Bekilli, Tarihi Yerler

Adres: Pamukkale Mahallesi Bekilli Denizli

Dionysos (Διονυσος) veya diğer adıyla Bacchus (Bakkhos, Βακχος) Yunan mitolojisinde şarap, bağcılık, haz, cümbüş ve coşkunluk tanrısıdır. Zeus ile Thebai prensesi Semele'nin oğlu olan Dionysos, en genç, Olympos'a en son kabul edilmiş ve annesi bir ölümlü olan yegane Olympos'lu tanrıdır. Ya uzun saçlı ve yakışıklı bir genç ya da sakallı, yaşlıca bir adam olarak betimlenir. Tasvirlerde Dionysos'a genellikle bir satyr (keçi-insan karışımı mitolojik yaratık) ve mainad (kendileri Dionysos'a adamış kadınlar veya periler) kafilesi eşlik eder. Dionysos'un olduğu yerde müzik, şarkılar, dans, şarap, esriklik ve taşkınlık eksik olmaz. Dionysos'un sembolleri, thyrsos denen, kozalak süslü değnek, asma, şarap çanağı ve leopardır. Dionysos'un bir karısı (Girit prensesi Ariadne) ve hem karısından hem de başka kadınlardan doğma, birçoğu mitolojiye göre kral olmuş, çok sayıda çocuğu vardır. Bereket tanrısı Priapos bunların içinde en tanınmışlarıdır. Doğumu Athena'nınki kadar garip olan Dionysos, annesini (veya karısını) ölümden döndürmek üzere, tıpkı efsanevi ozan Orpheus gibi Ölüler Ülkesi'ne iner. Hindistan'a sefer düzenlemiş olan Dionysos'un Roma mitolojisindeki karşılığı Bacchus ve Liber'dir.
Dionysos, iki parçalı (Dios + Nysos) bir isimdir ve "Nysa'nın tanrısı" anlamına gelir. Nysa, Dionysos'un doğum yeri olarak geçen, efsanevi bir dağın ismidir. Mitolojiye göre, Dionysos küçükken ona bu dağda Nysiadlar adı verilen dağ perileri veya Titan Atlas'ın Hyadlar (yağmur perileri) diye anılan kızları bakmıştır. Nysa Dağının nerede olduğu bugüne kadar çözülememiş, muhtemelen de hiçbir zaman çözülemeyecek bir meseledir. Çünkü Nysa Dağı, bir yerde masallardaki Kaf Dağı gibidir ve Hindistan'tan tutun da Arabistan Yarımadası ve Kuzey Afrika'ya, Mezopotamya ve Kilikya'dan tutun da Lidya, Trakya, Makedonya ve Thessalia'ya kadar, çok geniş bir coğrafya dahilinde pek çok yerde bulunuyor olabilir. Kimileri bu karmaşık meseleye yumurta-tavuk ikileminin mantığıyla yaklaşmış ve sanıldığının aksine, dağın adının tanrının adından kaynaklanmış olabileceğini öne sürmüşlerdir. M.Ö. 6. yüzyılda yaşamış Syros'lu (Sire Adası) düşünür Pherekydes ise Nysa'nın bir dağ falan değil, "ağaç" anlamına gelen eski bir sözcük olduğunu söylemiş. Dionysos kültünün ağaçlarla, özellikle de incir ağaçlarıyla yakından alakalı olduğunu, ayrıca Dionysos'un "endendros" (ağacın içindeki) ve "dendrites" (ağaçtan) gibi lakaplarını düşündüğümüzde Pherekydes'in önermesi hiç de yabana atılır gibi değildir. Doğudan batıya, hemen her mitolojide dünyanın merkezinde veya yerle göğü birleştiren ekseninde (axis mundi) genellikle ya bir dağ ya da bir ağaç bulunduğu için, bu önerme ağacın zamanla nasıl olup da dağa dönüştüğünü açıklamak konusunda da fazlaca sıkıntı çekmez. Dionysos kırla, doğayla, yabanıl yaşam ve ormanla açıkça bağlantılıdır. Öte yandan, Dionysos'un - aslında diğer pek çok tanrı veya tanrıça gibi - Grek panteonuna dışardan girdiğine de şüphe yok gibidir. Bu bakımdan köken veya geçiş noktası olarak Anadolu'nun öne çıkması şaşılacak bir durum değildir. Nitekim kimileri Nysa Dağı ile kendi dillerine "Nesili" adını vermiş Hititler arasında bir bağ kurmuşlardır. Hititlerin kendi dillerine "Nesili" demeleri ise harabeleri Kültepe yakınlarında bulunan Hitit kenti Neşa'dan (Kaniş/Kaneş şehri) ileri gelir. Denizli ilimizin Bekilli ilçesinde Dionysopolis antik kenti, Aydın'ın Sultanhisar ilçesinde de Nysa antik kenti var. Grek tarihçi ve coğrafyacı Strabon'un eğitim gördüğü Sultanhisar-Nysa'daki Roma İmparatorluğu döneminde inşa edilmiş tiyatro, Dionysos'un hayat hikayesini konu edinen tasvirlerle dolu frizleriyle ünlü. Yine de bütün bunlar Türkçe Wikipedia'nın halihazırda son derece yetersiz Dionysos maddesinde öne sürüldüğü gibi, Dionysos'un Denizli'nin "Bekilli yöresinde yaşadığı"nı, "Bekilli'li" olduğunu kanıtlamaya yetmiyor olmalı ki bu konuda uluslararası bir bahis de, kabul de yok. Gelelim Dionysos'un diğer adı olan Bacchus veya Bakkhos'a... "Gürültücü", "tantanacı" anlamlarına gelen "bakkhos", hiç değilse Herodot'a gelinceye kadar, sadece Dionysos'un lakaplarından biriydi. Fakat giderek yaygınlaştı ve Roma'ya Bacchus adıyla geçen Dionysos, orada Liber (Özgür), Liber Pater (Özgür Baba) adlarıyla bilinen, eski yerel bereket tanrısıyla zamanla özdeşleşti.

Bulmacalarda ismi kısaca "şarap tanrısı" diye soruluyor olabilir, ama çok geniş bir külte sahip Dionysos'un bir tanrı olarak neleri temsil ettiğini anlamak için bunun çok ötesine geçmemiz gerekir. Şarap yapımının günümüzden 8000-9000 yıl öncesine uzanan, tarihteki en eski izlerine, bugünkü Gürcistan'da rastlıyoruz. Şarap üretimi Kafkasya'dan aşağıya, Orta Doğu'ya doğru yavaş yavaş yayılmış. Şarabı Mısır'a ve tüm Akdeniz havzasına yayanlarsa büyük ölçüde Fenikeliler olmuş. Antik Yunan medeniyetine geldiğimizde, şarap kültürünün toplumsal hayatın merkezine yerleşmiş olduğunu görüyoruz. Şarap, ayinlerde kullanılır, sulandırılarak gündelik su ihtiyacını karşılamak üzere içilir, ayrıca tıbbi amaçlarla, ilaç niyetine tüketilir. Antik kültürde böylesine önem ve yaygınlık kazanmış bir içeceğin mitolojide bir tanrıyla temsil edilmesi anlaşılmayacak bir durum değildir. Kaldı ki şarabın biri doğaya, öteki kültüre ve insana dönük, iki yüzü vardır. Doğaya dönük tarafında asma bitkisini, üzüm meyvesini, üzüm bağlarını buluyoruz. Bağbozumu vakti geldiğinde bu bağların meyveleri toplanarak çok eski bir bilgiyle şaraba dönüştürülüyor. Bu süreç, arka planda, insanın yaşamak için doğaya bağlı oluşunu, bereket, bolluk ya da kıtlık fikrini, başına buyruk doğanın ehlileştirilmesini ve evcilleştirilmesini, ürünlerin işlenerek kültüre dönüştürülmesini, nihayet bu ürünlerin insan üzerindeki etkilerini içeriyor. İşte bu yüzden Dionysos, sadece şarabın değil, bağların ve üzüm hasadının, üzüm, elma, incir, dut, kiraz, çilek, böğürtlen vb. taneli meyvelerin, meyve bahçelerinin, bakir doğanın, ormanların, yabani otların ve yabani hayvanların, özellikle de aslan, kaplan, leopar, vaşak gibi yırtıcı büyük kedilerin, bolluğun ve bereketin, hasadın çağrıştırdığı "yeniden doğum" (reenkarnasyon) fikrinin, şarap yapımının ve içiminin, bilhassa su katılmadan tüketilen şarabın insanda meydana getirdiği esrikliğin, şenliklerin, taşkınlığın, kendinden geçmenin, hazzın, efemineliğin, komedya ve tragedya oyunlarının, oyunculuğun tanrısıdır. Gördüğümüz gibi, Dionysos'un temsiliyeti, leoparlardan ve yabanıl doğadan başlayıp meyveler, bağlar ve şarap üzerinden esriklik, taşkınlık ve oyunbazlığa kadar varıyor. Üzüm ve şarap, bu geniş spektrumun sadece merkezinde yer alan şeylerdir; Dionysos denildiği vakit, leopardan komedyaya uzanan büyük bir çerçeveyi akla getirmek gerekir. Alman filozof Nietzsche, Apollon ile Dionysos'u tam bir karşıtlık içinde düşünür ve kültürün, özel olarak da sanatın, biri Apollonyen, diğeri Diyonisyak olan iki yönü olduğunu ifade eder. Nietzsche'ye göre, Apollon ne denli ölçü, bilimsellik ve kurala uygunluk demekse, Dionysos da o denli ölçüsüzlük, doğallık ve kendiliğindenlik demektir. Dionysos onuruna düzenlenen şenlikler, antik Yunan tiyatrosunun temellerini oluşturmuştur.
Dionysos'un sembolleri, "thyrsos" (vaya "thyrsus") denen, kozalak başlı değnek, asma, sarmaşık tacı, şarap çanağı (kantharos) ve leopardır. Thyrsos, çakşır otundan (ferula communis) yapılma, etrafına sarmaşıklarla yapraklar dolanmış ve en tepesine bir çam kozalağı kondurulmuş, bazen bir kurdelayla sarılmış ve bazen ucundan bal özü damlayan, normal şartlarda zararsız bir asadır; ancak Dionysos kültüne veya onun temsil ettiği özgürlüklere saygı göstermeyenlere karşı bir silah niyetine de kullanılabilir. Thyrsos, bolluk, bereket, doğurganlık ve haz simgesidir. Pek çok tasvirde Dionysos, leoparların (bazen de kaplanların) çektiği bir arabayı sürerken görülür. Leoparın Yunanistan'da ne işi var demeyin; leopar (pars), savaş, ticaret vb. yoluyla eski dünyaya iyi tanıyan denizci Greklere büsbütün yabancı bir hayvan olmadığı gibi, o devirde hiç değilse Anadolu'da, üstelik Anadolu'ya özgü bir pars türünün bulunduğu da bilinen bir şeydir. Anadolu Parsı, Türkiye'de ne yazık ki en son 1974'te görülmüş, soyunun halen tükenmiş olup olmadığını bilmediğimiz, müthiş bir hayvan. Merak edenler, Vikipedi'nin Anadolu Parsı maddesine bir göz atabilirler. Pars veya kaplan, Dionysos'un egzotik yanını sembolize eder. Dionysos'un kutsal bitkileri, asma (ampelos), sarmaşık (kisseus), tarçın (kinnamonon), ak köknar (elate) ve çitsarmaşığı (smilax); kutsal hayvanları ise leopar (pardalis), keçi (aix), eşek (onos), aslan (leon), yılan (ophis) ve boğadır (tauros).
Thebai (Thebes) kralı Kadmos'un kızı Semele, kartal kılığına girmiş Zeus'tan hamile kalmıştır. Bu durumu öğrenen Hera, yaşlı bir kadın kılığına girip Semele ile yakınlık kurar. Saf prenses, karşısına çıkan bu acuzeye güvenip karnında taşıdığı bebeğin babasının Zeus olduğunu söyleyiverir. Hera, Semele'ye inanmamış gibi yapar; çünkü gerçek niyeti, kızcağızın içine kuşku tohumları ekmektir. Bunu başarır da. Kafası karışan Semele, önce Zeus'tan istediği bir şeyi koşulsuz yerine getireceği konusunda Styx üzerine yemin aldıktan sonra, tanrılar kralından bütün haşmetiyle kendine görünmesini diler. Zeus bunu reddeder, çünkü bir ölümlünün küle dönmeden Zeus'u görebilmesi mümkün değildir. Israrı, sonunda Semele'nin mahvına sebep olur ve zavallı prenses, Zeus'u görür görmez ölümcül bir yıldırımın ateşiyle kül olup gider. Fakat Zeus, Semele'nin rahmindeki cenini alıp bacağına dikmek suretiyle bebeği yaşatır. Dionysos'un "eiraphiotes" (dikilmiş) lakabı buradan ileri gelir. Birkaç ay sonra Dionysos dünyaya gelir ki buradan da onun "dimetor" (iki kere doğmuş) sıfatı türer. Efsanenin bundan sonrası bir hayli karışıktır. Çünkü Zeus'un yeni doğan bebeği Hera'dan uzakta bakıp büyütmesi için kime verdiği (Hermes, Persephone, Rhea vb.) kaynaktan kaynağa değişir. Fakat en çok kabul gören versiyona göre, bebek Dionysos'un bakımını Nysa Dağı perileri üstlenmiştir. Bu efsanevi dağın yerinin belli olmadığını önceden söylemiştik. En yaygın görüş, Nysa Dağı'nın Yunanistan'ın Boiotia yöresindeki Kithairon Dağı olduğudur. Zeus, bebek Dionysos'u Hera'nın muhtemel bir saldırısından korumak üzere, Anadolu'nun Kilikya yöresinde yaşayan ve Pheres Lamioi ("Lamos Nehri Yaratıkları") denen 12 yaratığı görevlendirmiştir. Lamos yaratıkları, aynen kentaurlar gibi, yarı at yarı insan şeklinde, bazen de öküz boynuzlu olarak tasvir edilirler. Dionysos'un Nysa Dağı'ndaki asıl hocası ise yaşlı satyr Seilenos (Silenus) olmuştur. Seilenos bazı kaynaklarda "Nysa dağı tanrısı" Nysos diye de geçer.
Efsanelere göre Dionysos, henüz küçük bir yaştayken, üzümden şarap yapma tekniğini keşfeder. Ama bu sırada tanrıçaa Hera'nın gazabına uğrar, deli divane olup kendini yollara vurur. Frigya'dayken, Greklerin genelde Rhea olarak bildikleri ana tanrıça Kybele tarafından sağlığına kavuşturulur ve eğitilir. Kybele'nin Dionysos'a verdiği misyon, şarap yapımını ve kendisinden öğrendiği ritüelleri Asya halklarına öğretmektir. Dionysos, aralarında Frigya, Mısır, Libya, Fenike, Suriye ve Hindistan'ın da bulunduğu, pek çok Asya ülkesini gezer, Libya'da Zeus adına bir tapınak (koç başlı Zeus-Ammon tapınağı) inşa eder; fakat bu gezilerinin en ünlüsü "Hint Seferi" diye bilinen ve birkaç yıl süren gezisi, daha doğrusu askeri seferidir. Bu seferden zaferle dönen Dionysos, kültünü Yunanistan'a da yaymaya çalıştığı sırada, kendisine direnç gösteren Argos kralı Perseus (veya Akrisios) ile savaşır, ayrıca Lykourgos ve Pentheus gibi kimi kralların başına hastalık, cinnet, ölüm vb. binbir türlü felaket getirir. Dionysos, efsanevi Minotaur'u Knossos Labirenti'nde öldüren kahraman Theseus ile birlikte Yunanistan'a dönmekte olan Girit prensesi Ariadne'yi kendisine eş olarak seçer. Ariadne'yi kendisine bırakmasını Theseus'tan Dionysos mu istemiştir, yoksa Theseus Ariadne'yi Naxos Adası'nda terk edip yola Ariadne'nin kızkardeşi Phaedra ile devam etmeye kendisi mi karar vermiştir, orası net değildir; ama Dionysos, Ariadne'yi Naxos Adası'nda bulur ve onunla orada evlenir. Dionysos'un Ariadne'den birçok çocuğu olur, ama ne yazık ki Ariadne kendini bir ağaç dalına asarak intihar eder veya yukarda bahsettiğimiz Argos kralı Perseus tarafından öldürülür. Annesi Semele'yi (bazı kaynaklarda ise karısı Ariadne'yi) yaşama döndürmek üzere Ölüler Ülkesi'ne inen Dionysos, hedefine ulaşır ve ölümden döndürülen Semele, yeni bir kadın olarak Thyone adını alır. Kazandığı zaferler ve başardığı güç işlerden sonra Dionysos, bir de Olympos'tan sürgün edilmiş olan demirci tanrı Hephaistos'u bulup Olympos'a geri getirince Olympos'taki tanrılar arasındaki itibarını adam akıllı pekiştirmiş olur. Bir tanrı olarak rüştünü ve Zeus'a sadakatini ispat eden Dionysos, annesi bir ölümlü olduğu halde, Olympos tanrılarının sonuncusu, yani onikincisi ve en genci olarak Olympos'a kabul edilir, böylece de Grek panteonundaki yerini almış olur. Dionysos, Devlerle Savaş (Gigantomakhia) sırasında da büyük yararlılık gösterir ve Eurytos adlı devi thyrsos'u ile öldürür.
Kendisine ve sevdiklerine iyilik eden veya yardımı dokunanları karşılıksız bırakmaması bakımından, Dionysos vefalı bir tanrı sayılır. Ailesinin üyelerini, bakıcılarını, takipçilerini, Mainadlarını gözetip kollamıştır. Dionysos'un kendi ailesinden ya da çevresinden olmayanlara yaptığı iyilikler ise genellikle onlara şarap yapmayı öğretmek veya has bir şarap hediye etmek şeklindedir.

Dionysos'un şarap imalini öğrettiği kişler, başta kendi oğulları olmak üzere, Ikarios ile Ikarios'un kızı Erigone, Etolya (Aitolia) kralı Oineus, ayrıca Delos Adası'nın, mitolojide "Oinotrophoi" yani "şarap yapanlar" diye bilinen, Elais, Spermo ve Oino ismindeki üç prensesidir. Dionysos, Apollon'un oğlu (ve aynı zamanda Apollon rahibi ve Delos hükümdarı) Anios'un kendisine gönülden bağlı bu üç kızına, dokundukları her şeyi şarap, zeytinyağı ve tahıla çevirebilme gücü bağışlamıştır. Agamemnon, Truva Savaşı sırasında Greklere yardım amacıyla bu üç prensesi kaçırmış, fakat Dionysos kızların yardımına yetişip her birini bir ak güvercine dönüştürmek suretiyle onları kurtarmıştır.

Etolya kralı Oineus'a gelince, onun hikayesi kısaca şudur: Dionysos, Etolya kralı Oineus'ta konuk bulunduğu sırada, kraliçe Althaea'dan hoşlanmış, bu durumu fark eden kral da Dionysos'la karısını gönüllü olarak baş başa bırakmıştır. Dionysos, kralın bu ilişkiye rıza göstermesini karşılıksız bırakmaz ve ona asma bitkisini hediye eder; ayrıca bu bitkinin nasıl yetiştirileceğini, meyvesinden nasıl şarap yapılacağını da ona öğretir. Oineus, kelime anlamı olarak zaten "şarap-adam" anlamına gelir. Dionysos, kralı daha da onurlandırmak amacıyla, üzümün mayalanması yoluyla elde edilen içkiye onun adının (oinos=şarap) verilmesini buyurur. Dionysos'un kraliçe Althaea'dan Deianeira ("erkek mahveden") adında bir kızı olur ki bu da Herakles'in üçüncü eşi olup bilmeden onun ölümüne sebep olan Deianeira'dan başkası değildir. Deianeira isminde, Herakles tarafından öldürülmüş bir Amazon da vardır.

Ikarios ile kızı Erigone'nin hikayeleri ise bir parça acıklıdır. Pandion'un hükümdarlığı zamanında Dionysos ile Demeter, Atina'ya gitmişlerdir. Orada Demeter'i Eleusis kralı Keleus, Dionysos'u ise kahraman Ikarios ağırlamıştır. Ikarios, Dionysos'a çok yakınlık göstermiş, Dionysos da gördüğü bu ilgi ve alakaya karşılık, Ikarios'a asma fidanı vermiş ve ona şarap yapımını öğretmiştir. Bir süre sonra ilk şarabını üreten Ikarios, Dionysos'un hediyesini etrafındakilerle paylaşmak ister. Ikarios'un kendilerine sunduğu şarabı su gibi, lıkır lıkır içen çobanlar, çok geçmeden mest olunca ilk defa başlarına gelen bu garip hali zehirlenmiş olmalarına yorarak Ikarios'u öldürürler. Çobanlar sabah olunca ayılırlar, fakat iş işten geçmiştir artık; çaresiz, yok yere öldürdükleri adamın cesedini alelacele bir yere gömüp kaçarlar. Kayıp babasının izini süren Erigone, Ikarios'un sadık köpeği Maira'ya arazide yaptırdığı keşifler sonucunda babasının cesedine ulaşır. Ulaşır ama, bu acıya dayanamaz ve kendini asarak intihar eder. Dionysos, şarap imalini öğrenmiş ilk ölümlü olan Ikarios ile kızını yüceltmek ve baba-kızın isimlerini sonsuza dek yaşatmak amacıyla, Ikarios'u Arcturus yıldızı, Erigone'yi de Virgo (Başak) takımyıldızı halinde göğe yerleştirir. Dionysos'un Maira'yı da gökyüzündeki en parlak yıldız olan Canicula yıldızı (Canicula, yani "küçük köpek", Büyük Köpek Takımyıldızındaki Sirius'un bir diğer adıdır) halinde göğe yükselttiği söylenir. Dionysos bu kadarla da kalmaz, bu trajedinin yaşanmasından sorumlu tuttuğu Atinalıları da hastalıktan kırıp geçirir. Bir Apollon kahini çıkar ve Atinalıların esenliğe kavuşabilmeleri için Ikarios ve Erigone adına yılda bir kez bir festival düzenleyip işledikleri suçun kefaretini ödemeleri gerektiğini bildirir. Festival derhal düzenlenmeye başlanır tabii.

Dionysos, Ariadne'den doğan oğullarının (Bakkhides) kimine Kuzey Ege'de bir ada, kimine ise Sikyon'da üzüm bağları tahsis etmiş, fakat oğullarına bıraktığı bütün bu yörelerin her birini antik Yunanistan'da en nitelikli şarapların imal edildiği yerler haline getirmiştir. Dionysos'un üleştirmesi sonucunda, Thoas'ın payına Lemnos (Limni) Adası, Oinopion'a Khios (Sakız) Adası, Staphylos'a Thassos (Taşoz) Adası, Peparethos'a ise kendi adını taşıyan ada (Skopelos; Osmanlı devrinde İskapolos veya İşkapolos Adası) düşmüştür. Dionysos, oğulları Phliasos ile Eurymedon'a Sikyon'daki şarap bağlarını bırakmıştır. Dionysos'un bir başka oğlu, Keramos ise Atina'nın Keramaikos muhitinde şarap fıçıcılığı işini kurmuştur.

Dionysos'un akıl hocası, yaşlı, bilge ve nükteli satyr Seilenos'un Pholos veya Pholus adında, kentaur (kentauros; belden aşağısı at, belden yukarsı ise insan biçiminde olan mitolojik yaratık) bir oğlu vardır. Efsaneye göre, Erymanthios Domuzu'nu bulmaya çalıştığı sırada, kahraman Herakles'in yolu, Pholos'un yaşadığı, Elis'teki Pholoe Dağı'nın yamacında bulunan mağaraya düşer. Pholos, değerli konuğuna, kendisine yıllar önce Dionysos'tan kalmış, has bir şarap ikram etmek ister. Gelgelelim, şarabın kokusu, civardaki diğer kentaur'ları etkileyip deliye çevirince Pholos ve Herakles, kudurmuş kentaurların beklenmedik saldırısına maruz kalırlar. Herakles, saldırgan yaratıkların hemen hepsini öldürür, tek tük kurtulanlar da kaçıp giderler. Ama o arada olan olmuş, Herakles'in zehirli oklarını incelemekte olan Pholos, oklardan birinin kazara düşüp ayağına batması sonucunda ölmüştür. Fakat Herakles, Pholos'un misafirperverliğini unutmaz ve onu daha sonra Centaurus (Erboğa) Takımyıldızındaki yıldızlardan birine dönüştürerek bir nevi ölümsüzleştirir.

Dionysos'un Kendi Ailesine ve Yakınlarına Yaptığı İyilikler

Dionysos'un Midas'a ve Tyrrhenoi (Tyrrhenians) denen korsanların dümencisi Akoites'e yaptığı iyilikleri daha önce anlatmıştık. Ayrıca Orpheus'un ölümünden de "gazap hikayeleri" bahsinde söz etmiştik. Dikkat ederseniz, aslında o hikayede Orpheus'a doğrudan Dionysos tarafından yapılmış bir kötülük yoktur. Orpheus'u, cezalandıralım derken öldürenler, Trakyalı Bakkhalardır. Bazı kaynaklara göre, Dionysos, Orpheus'un ölümünden sorumlu tuttuğu Bakkhaları işledikleri aptalca suçtan dolayı birer ağaca çevirerek cezalandırmıştır. Bu istisna haricinde, Dionysos, Mainad'larını her daim koruyup gözetir. Örneğin, Pentheus'un zincire vurduğu Kithairon Dağı (Thebai) Bakkhalarını kurtarıp - kurtulan kadınların kendi isteği üzerine - birer leopara dönüştürür, onlar da Pentheus'u paramparça edip öçlerini alırlar. Dionysos, yine Thebai'li, Dirke adlı Bakkha'yı Amphion ile Zethos'un elinden kurtaramasa da onu Kithairon Dağı'ndaki, kutsal sayılan bir membaya dönüştürür. Dionysos, bebekken kendisine Nysa Dağı'nda bakmış yağmur perilerini de (Hyades) unutmaz; büyücü Medea'ya bu yaşlı yağmur perilerini gençleştirmesini buyurur, sonra da gençliklerindeki güzelliklerine kavuşmuş perileri gökyüzünde Hyades (Boğa) Takımyıldızı'nın yıldızları arasına yerleştirir. Bakıcıları ve takipçileriyle bunca ilgilenen Dionysos, lütfunu ailesinden esirgeyecek değildir. Annesi Semele'yi Hades'ten kurtarıp ölümsüzleştirdikten sonra onu Olympos'a, yanına alır. Dionysos, bazı kaynaklarda belirtildiği gibi, karısı Ariadne'yi de Hades'ten geri getirmiş olabilir; fakat bunu yapmasa bile, onu Corona Borealis (Kuzeytacı) takımyıldızı olarak göğe yerleştirerek ölümsüzleştirmiştir. Dionysos, teyzesi Autonoe'nin kocası Aristaios'u da ölümsüzleştirerek Trakya'daki Haimos Dağı'nda yanına almıştır. Hera'nın laneti sonucunda, ayrı ayrı intihara sürüklenmiş olan Ino ve Melikertes ise ölümlerinden sonra Dionysos tarafından deniz ilahı ve deniz ilahesi şeklinde ölümsüzleştirilmişlerdir. Denize annesi ile birlikte atlayan Melikertes, Dionysos'un kuzeni olur; Ino ise Dionysos'a küçüklüğünde bakmış olan bir Thebai prensesidir.
Atina'da Dionysos'a adanmış şenlikler şunlardır: Dionysia, Lenaia, Anthesteria, Apatouria. Bunların içinde en büyüğü, Dionysos misterlerinin esas kısmını teşkil edip sonraları Roma'da Bacchanalia ismiyle Bacchus adına sürdürülmüş olan Dionysia festivalidir. Panathenaia'dan sonra, Atina şehrinin en büyük ikinci festivali olan Dionysia, kırda ve şehirde farklı zamanlarda, farklı şekillerde kutlanır. Kışın yapılan kırsal Dionysia şenliği, "pompe" adı verilen tören alayının yürüyüşü ile başlar. Bereketi kutsayan alayın yürüyüşü sırasında, iri ekmek somunları, su ve şarap testileri, yiyecek sepetleri ve falluslar taşınır. Yürüyüşü şarkı ve dans yarışmaları izler ve koro, dithyrambos adı verilen Dionysos ilahilerini okur. Şehirdeki Dionysia şenliği ise bahar geldiğinde düzenlenir. Daha geniş çaplı olmasının yanı sıra, bu şenliğin kırsal şenlikten başlıca farkı, tören yürüyüşünün ertesi günü, Atina'daki Dionysos Açık Hava Tiyatrosu'nda düzenlenen tiyatro gösterileridir. Gösteriler başlamadan önce, boğa kurban edilerek tiyatro alanı ritüel olarak arındırılır. Dionysia'ya göre daha küçük çaplı bir festival olan Lenaia festivali ise Atina'da, kabaca Ocak ayına denk düşen Gamelion ayında düzenlenir. Lenaion adı verilen özel bir agora alanında ya da şehrin dışında kalan küçük bir tiyatroda gösterilerin düzenlendiği Lenaia festivalinin kapsamı tam olarak bilinmemekle birlikte, bu şenliğin Eleusis misterleriyle bağlantılı olduğu sanılmaktadır. Anthesteria, zaman olarak Lenaia'dan sonra, Dionysia'dan önce düzenlenir. Kölelerin de katılabildiği bir şarap festivalidir. Üç günlük festival boyunca Keres tabir edilen ölüm perilerinin gönlü hoş tutulur, fakat festival sonrasında bunlar şehirden ritüel olarak kovulurlar. Apatouria sonbaharda, çok eski bir Atina kralının zamanın Boiotia kralı karşısında kazandığı zaferi anmak üzere düzenlenen, üç günlük bir şenliktir. Efsanelere göre Dionysos, bu savaşta kara keçi postuna bürünerek Atina kralına yardım etmiştir. Bu nedenle festival bir anlamda Dionysos onuruna düzenlenmiş sayılır.
Dionysos'un, Eleusis misterlerinde adı geçen Iakkhos ile aynı tanrı olduğu sanılmaktadır. Bunun dışında Dionysos, bazen Sabazios (Frigya), Priapos (Mysia), Tammuz (Fenike), Osiris (Eski Mısır), Orotalt (Arap), Liber (Roma), Zalmoxis (Trakya) gibi tanrılarla da bir tutulur. Öte yandan, Hristiyanlıkla Dionysos arasında da, Alman şair Hölderlin'den bu yana, bazı paralellikler kurulagelmiştir. Bu paralellikler öne sürülürken esas itibarıyla ortak sayılan şu hususlar vurgulanmıştır: 1- Şarabın önemi ve kutsallığı (komünyon) 2- Tanrı Baba'nın oğlu olma 3- Bakire bir anneden doğma 4- Ölümden sonra diriliş 5- Kral Pentheus ve Vali Pilatus arasındaki benzerlikler.(kaynakça:http://yunanmitolojisi.com/tags/dionysos.html)

Denizli Bekilli Tarihi Yerler

Şehrini Seç