Gaziemir Seydi Baba Türbesi Ve Seydiköy

Gaziemir Seydi Baba Türbesi Ve Seydiköy, İzmir, Gaziemir, Tarihi Yerler Gaziemir Seydi Baba Türbesi Ve Seydiköy, İzmir, Gaziemir, Tarihi Yerler

Adres:Gaziemir/İzmir

Tahsel olarak Helenistik, Roma ve Bizans çağlarının yaşandığı tahmin edilen yerleşimin ismiyle ilgili çeşitli bilgiler vardır. Yunanlı yazar Nikov Kapapa “To Eebntikıoı” (1964) adlı kitabında yerleşimin isminin Sedikui, Sevdköi, Sewdi - Keui, Sedi - Keui, Sediccuil, Sedeauei, Cedicueil, Sedikueu, Sevedikeui, Sediköe ve Seydiköy olarak kayıtlara geçtiğini anlatır.

Türk kayıtlarına göre ise bölge ismini Türklerin İzmir’e yerleşimi ile başlayan Aydınoğlu döneminde, Gazi Umur Bey’in komutanlarından Seyd-i Mükremüddün’den alır. Emir Çaka Beyin İzmir’i almasıyla başlayan İzmir’deki Türk yerleşimi Aydınoğulları döneminde daha da fazlalaşmıştır.

Seyid ismi peygamber soyundan gelenlere verilir. Peygamber soyundan gelen Seyd-i Mükremüddün taifesinin Seydiköy‘e yerleşimiyle Türk hâkimiyeti artmaya başlamıştır. Aydınoğulları döneminde Seydiköy, Birgi’den sonra önemli bir yerleşim yeridir.

Seydiköy arazisi adını aldığı Gazi Umur beyin “Seyd-i Mükerremüddin Zaviyesi” nin vakfıdır.

Babası Aydınoğlu Mehmet Bey tarfından eski Türk devlet geleneği ve idare anlayışı doğrultusunda kendisi İzmir’ de Vali olarak görevlendirmiştir. Yaşantısını savaşlarla ve kurduğu dönemin en büyük donanmasıyla ünlenen Aydınoğlu Gazi Umur Bey’e izafeten verilmiş olan bir isimdir.

Eski kayıtlara göre, Seydiköy’de 1292 yılında İzmir Kadısı Ahmet oğlu İlyas’ın Kadifekale’de yaptırdığı caminin 200 akçelik geliri bu vakfa tahsis edilmiştir. Gazi Umur Bey’in önemli vakfiyesi Seydiköy arazilerinden elde edilen gelirdir. Yine Seydiköy’ de 1528 yılında İzmir Dizdarı Hasan Ağanın bir vakfiyesi vardır. Aynı zamanda adına bir cami ve çeşme yaptırmıştır. Bu vakfın çeşmesi halen ayaktadır.

Seydiköy Türk yerleşimi ile ilgili en erken tarihli belge olan 1530 tarihli “tapu tahrir defteri”ne göre köy Konya’dan göçmüş Yörük boyları tarafından kurulmuştur.

18. yüzyıldan itibaren Batı Anadolu’nun zeytin, üzüm, incir, pamuk ihracatına dayalı olarak uluslararası boyutta gelişiminin bir sonucu olarak Seydiköy, Ege Adaları kaynaklı yoğun bir Rum nüfus akınına uğramış ve 19. yüzyılın son çeyreğinden itibaren, bir yandan İzmir’e güneyden giriş öncesinde kilit bir idari merkez olma özelliğine kavuşmuş, bir yandan da Türk nüfus ağırlığını kaybetmiştir.

Bu gelişimin en önemli faktörlerden birisi, tren yolu ile birlikte bugünkü yerinde tesis edilmiş olan Gaziemir İstasyonu olmuştur. Yunan işgali sırasında yıkıma uğramış olduğu için ve 1923 Türkiye-Yunanistan Nüfus Mübadelesi sürecinde nahiye merkezi bir süre Cumaovası’na (bugünkü Menderes) taşınmıştır.

Kavala’dan mübadil olarak getirilip iskan edilen yaklaşık 2 bin 500 kişi (529 aile) Seydiköy’ün yeniden imar ve inşasında önemli rol oynamıştır. Bu nüfusa, 1944 başta olmak üzere, sonraki yıllarda iskân edilmiş olan Bulgaristan göçmenlerinin eklenmesiyle ilçe günümüzdeki sosyo-kültürel çehresine kavuşmuştur.

Bizans kadar eski

Hristos D. Hamodopoulos’un anlatımına göre, Bizans İmparatorluğu’nun dağılmasından yaklaşık 100 yıl önce Seydiköy’den bir Türk köyü olarak bahsedilir. Seydiköy o zamanın Türk ve Rum halkı tarafından bir
tarım yerleşimi ve evliyalar diyarı olarak anılır. O yıllarda Türk nüfusu çoğunluktadır. 1678 yılında Hollandalı yazar Corneille Le Brun Seydiköy’de çift minareli bir camiden bahseder. Yazar 1678 yılı 9 Ekim günü
72 kişilik bir grupla Efes’e giderken Seydiköy’e uğrar. Köy hakkındaki düşüncelerini, “Bu muhteşem köye hayran kaldım. Çok şahane bir ovada yer almış. Bu kadar güzel ve mükemmel olduğu için, İzmir deki konsolosların burada yazlık evleri bulunuyor” diye anlatır.

Gezginlerin uğramadan edemediği köy

Seydiköy geçmişte Levanten ailelerin göz kamaştırıcı konaklarına ev sahipliği yapıyordu. Öyle ki İlhan Pınar “17.ve 19 yüzyılda Gezginler” kitabında Seydiköy’deki sayfiye evlerinin İstanbul’daki yalılarla boy ölçüşecek güzellikte olduğunu anlatır. Aynı eserde Seydiköy’den “İzmir çevresindeki yerleşimler içinde kuşku yok ki en güzeli” diye bahseder.

Seydiköy gezginlerin uğramadan edemediği güzellikte bir köydü. İzmir’i ziyaret eden ünlü Fransız şair ve yazar Lamartine de Seydiköy’le ilgili olarak ”Etrafı meyve bahçeleriyle çevrili, gürül gürül sularla sulanan çok sayıdaki kır evleri yaz boyunca İngiliz, Fransız, Hollandalı, Rum, Ermeni kökenli olan İzmirli ailelere bir sığınak oluyor, huzur ve canlılık veriyor” demiştir.

Seydiköy’de Van Lennep ailesinin evinde misafir edilen ünlü şair, köyün doğal güzelliklerine de hayran kalır. Lamartine “Büyük ve güzel bir köy, dağlar arasında harika bir yerleşim. Oksijeni ve ormanı bol olması köyü mükemmel bir yerleşim yapıyor. Etrafındaki üzüm bağlarının ve çeşit çeşit ağaç türlerinin olması köyün güzelliğini artırıyor. Köyde ikamet eden Rumlar bağların işlenişi ve toprağın ekilip biçilmesi konusunda çok hassas ve titizler. Çeşitli sebzeler yetiştiriyorlar, gezdiğimiz bağların her biri İtalya’daki bağlardan üstün. Kır evlerinin büyük bir bölümü ağaçlar arasındadır. Etrafından dereler akıp geçiyor. Bu da evlere serinlik veriyor” diye bahseder Seydiköyden.

O tarihlerde yine Seydiköy de yaşayan bir Rum doktorun evinde misafir olan Nikoy Kapapa da kitabında, “Seydiköy o kadar güzel ki, insan eli onu mükemmel duruma getirmiş. Kadınları güler yüzlü, iyi giyimli ve çok da güzeldiler. Rum kadınları eski Yunan geleneklerini koruyor ve o dönemi andıran elbiseler giyiyorlardı” der.Seydiköy’ü gören yazarların anlatımlarına göre, Seydiköy dini bir bölgeydi. Roma ve Bizans dönemlerinde önemli bir merkez olan bölgede dini törenler yapılmaktaydı. 14’üncü yüzyıla kadar Bizanslıların yaşadığı, bu yıllardan sonra da bir Türk köyü olan, ardından İzmirli Levantenler ve Rumların yerleştiği bölgede halk kaynaşmış durumdaydı. Öyle ki Seyyid Mükerremüdin’in hatırasını taşıyan Seydi Baba’yı Türkler ve Rumlar aynı saygıyla ziyaret ederdi. Ona ait diye bilinen kabrin yanındaki çeşmenin suyundan her iki grup da şifa beklerdi. Gaziemir Belediyesi Kültür Danışmanı - Arkeolog Ercan Çokbankir, “Geçmişten Günümüze Seydiköy Gaziemir” kitabında mübadele ile Selanik’e giden Seydiköylü Rumların da Seydiköylü Müslümanlar gibi Seydi Baba’yı ziyaret ettiklerini, mezarı başındaki çeşmeden su içip şifa bulduklarını, Seydi Baba’yı dedeleri olarak kabul ettiklerini aktarır.

Seydi Baba’ya ait mimari değeri olan düzgün bir yapı günümüze ulaşmamıştır. Gaziemir Belediyesi bugün ilçede Seydi Baba’nın mezarı kabul edilen yere bir türbe inşa etmeyi planlıyor.(kyn:http://www.izmirdergisi.com/site/index.phpoption=com_content&view=article&id=163&Itemid=862&lang=tr).

İzmir Gaziemir Tarihi Yerler

Şehrini Seç