Kınık Karadere Köyü (Mamurt Kale-Kybele)

Kınık Karadere Köyü (Mamurt Kale-Kybele), İzmir, Kınık, Tarihi Yerler Kınık Karadere Köyü (Mamurt Kale-Kybele), İzmir, Kınık, Tarihi Yerler

Adres:Karadere Köyü Kınık/İzmir

Kınık tarihi üzerine yapılacak her araştırmada Karadere köyünün önemi vardır. Yund Dağının en tüksek noktası olarak görülen 1084 metre yükseltide, bu gün Mamurt tepe diye bilinen yerde Kınık Tarihi başlamaktadır. Bu bölgede Cilalı Taş Döneminden kalma yeşil (Nefrit ) taştan yapılmış bir balta bulunmuştur. Gümüşova seramikleri Truva 1 ve Truva 2 kültürlerine benzemesi dikkat çekicidir. Karadere Mamurt Kalede aralarına çamur konarak yapılmış taş temeller Kalkolotik ve Bakırçağ kültürüne örnek olarak gösterilmektedir. Aynı özellikleri taşıyan bina temelleri Yayla köy,Kınık ve Kocaömer köyü arasında kalan küçük tepede izleri görülmektedir. Bugün Mamurt Kale olarak bilinen yerde sur duvarları yıkıntıları arasında dorukta Kibele Tapınağı kalıntıları bulunmaktadır. Büyük kesme granit parçalar, büyük gövdeli sütunlar, sütun ayakları alınlık parçaları yıkıntı halinde durmaktadır.Mermer olan birçok parça çevredeki köylerde yaşayan kişiler tarafından binaların temelleri için yerlerinden alınıp götürülmüştür. Diğer parçalar çok ağır olmaları nedeniyle bulundukları yerlerde korunmuştur. Bölgeye ulaşımın zor olması parçaların yerinde kalmasını sağlamıştır buna rağmen birçok parça eksik ve kayıptır Strabon, Coğrafya adlı eserinde bölgeye Aspordene adını vermektedir. Ana tanrıça tapkısının bulunduğu dağ diye Yund dağının en yüksek noktasını Mamurt Kale’deki Kibele Tapınağını işaret etmektedir. Karadere Mamurt Tepe’deki Kibele Tapınağı Yunt dağının zirvesinde doğal korumada üzeri kayalık ve çevresi meşe ormanlarıyla kaplı bir alandadır Tapınak granit taşından dorik sütunlu ve büyük kesme kütle taşlardan harçsız olarak yapıldığı anlaşılmaktadır. Mamurt Kibele Tapınağı M.S. 17 depreminde yıkıldığı sanılmaktadır.
Mamurt Kaledeki Kibele Tapınağı bereket tanrıçası Kibele adına yapılmıştır. Bu tapınağı korumakla görevli olanlar kadınlardı, bu kadınlara Amazon deniliyordu. Kybele kutsal mekânları, genelde dağlarda inşa edilmiş ve Tanrıçanın, tatlı su kaynaklarının yakınındaki çıplak yarlarda ikamet ettiğine inanılmıştır. Kybele'nin, anneleri ve çocukları, hastalıklardan koruduğuna inanılmaktadır.
Gambrion döneminde ise Kınık’ın merkezi günümüzde Bodrumbaşı mahallesinin üst tarafında bulunan Kuşkaya mevkiindeydi. Yerleşim yeri hem ovaya hâkim hem de güvenliydi. Osmanlı Döneminde de yerleşim özellikle bu alana kurulmuştu, zaman içerisindeki nüfus artışı Kınık’taki yerleşimi ovaya doğru kaydırmıştır. Perslilerin kurduğu Satraplık’tan sonra M.Ö.334 yılında Büyük İskender’in bu bölgeye gelmesi ve Helenistik dönemin başlamasıyla Kınık yerleşim açısından önemli gelişmeler sağladı. Bergama Krallığının Kınık’ın gelişmesi üzerindeki etkisini göz ardı etmemek gerekir. Kınık Karadere Köyündeki görkemli Kybele (Sibel Tapınağı) Tapınağının yapımını Bergama Kralı Philetairos’a (M.Ö.281-263) borçludur. Bergama Heykel Okulunda yetişen birçok genç sanatçının Kınık’ta yaptığı eserler günümüze kadar ulaşamasa da bölgemize önemli katkıları olmuştur. Günümüzde bir tanesi ayakta kalan Hasar bölgesindeki su kemeri yine o dönemlerde yapılmıştır. Kınık’ın Palea-Gambrion’u içinde barındırdığını söylemek yanlış olmaz. Gambrion kenti her ne kadar Poyracık’ın üstündeki tepelerde kurulmuş olsa da daha sonra genişleyerek bu günkü futbol sahası ve yeni kurulan sanayi sitesini de içine alacak şekilde yayılma göstermiştir.

Gambrion kenti sırtını yasladığı Yunt dağlarından elde edilen kömür ve demir madenleri sayesinde maden işçiliğini geliştirmişti. Bu gün Yayla köy olarak bildiğimiz yer civarından kömür, Kocaömer köyü civarından gümüş çıkarılıyordu. Madenleri iyi bir şekilde değerlendiren Gambrion’lular ürettikleri ürünleri dışarıya pazarlıyorlardı. Gambrion da altın işçiliği de ileri bir düzeye gitmişti, altın madeninin Kalarga (Bergama-Dikili yol çatısındaki tepe) veya daha yakın bir altın madeninden elde edildiği bir gerçektir. Bu madenler önceleri Lydia krallığı tarafından işletiliyordu. Perslilerin bölgeyi işgal etmesinden sonra madenler Perslilerin eline geçmiştir. Persliler uzunca bir süre bu bölgede kalmışlar ve bir satraplık kurmuşlardır. Eratrai (çeşme) tiranı Gonglyus Pers kralının soyundan bir kadınla evlenince Gambrion ve Palae-Gambrion Gonglyus’a damatlık hediyesi olarak verildi.Bu olaydan sonra Gambrion damat yeri olarak isim değiştirdi.Gambrion’un asıl adı Cambre veya Kandaura idi.Perslilerin güdümünden kurtulmak için Gambrion halkı daha sonraları Spartalıların safına geçmişlerdir.Gambrion şehri ilk elektron sikkeleri (altın-gümüş karışımı madeni para) M.Ö. 400 yıllarında basmışlardır. İlk basılan elektron sikkeler Gambrion’un zenginliğini ve maden işçiliğindeki ilerlemenin boyutlarını bize göstermesi açısından önemlidir. Daha sonraları gümüş, bronz ve bakır sikke basımına gidilmiştir. Gambrion zenginliğini sadece ticaretle sağlamıyordu. Bölgenin toprakları dünyanın en verimli ovalarından birisi olan Bakırçay havzasının içindeydi.(kyn:http://www.izmirkulturturizm.gov.tr/TR,77458/kinik.html).

Şehrini Seç