, ,

Sinanpaşa

Sinanpaşa, Afyonkarahisar ilinin bir ilçesidir. Afyon-Uşak ve Afyon-Antalya karayolları arasında, İl merkezine 33 km uzaklıkta bulunmaktadır. 1953 yılında ilçe olmuştur.

Tarih

Kendi adını taşıyan ovasında doğu-batı ve kuzey-güney uzantılı, günümüzde izleri görülen antik yolların kavşağında, Cidyessuz (Küçükhöyük) adıyla kurulmuş, Hitit dönemine kadar uzanan önemli bir merkezdir. İlçenin M.Ö. 4000 yıllarından günümüze kadar çeşitli uygarlıklara sahne olan yerleşim yeri olduğu, yapılan tarihsel araştırmalar sonucu ortaya çıkmıştır.

Sincanlı ovasının ortasında bulunan Küçükhöyük Kasabasında yapılan yüzey araştırmalarında, M.Ö. 3000 yıllarında buralarda insanların yerleşmiş olduğu anlaşılmaktadır. Zaman içerisinde Hititler, Romalılar, Bizanslılar egemenliği altında kalan yöremiz, XII. yüzyılda Türklerin eline geçmiştir.

Osmanlı döneminde, Fatih Sultan Mehmet, II. Beyazıt ve Yavuz Sultan Selim zamanlarında önemli bir devlet adamı olan Hersekzade Ahmed Paşa şimdi kendi adı ile anılan Ahmet Paşa Kasabasına 1517 yılında yerleşmiştir. Mezarı kasaba mezarlığı içerisindedir.

Sincanlı ilçe merkezine adını veren Sinan Paşa, Akkoyunlu Devleti'nin ileri gelen beylerinden Mehmet Bey'in küçük oğlu olup, 1473 yılında Fatih Sultan Mehmet ile, Akkoyunlu Hükümdarı Uzun Hasan arasında yapılan Otlukbeli Savaşından sonra, babasıyla Fatih Sultan Mehmet'e sığınmış, sarayda ve Enderun'da eğitim görmüştür. Pek çok sefere katılan ve sancaklarda görev yapan Sinan Paşa ihtiyarlığı yüzünden emekli olmuş, Rumeli'deki arpalık geliri köylerine karşılık, Sincanlı ovasında Çathöyük ve Küçükhöyük köyleri kendisine arpalık olarak verilmiştir. Çathöyük köyü, yani şimdiki Sinanpaşa Kırka ve Ahmetpaşa köyleri arasında olduğundan, bu köy arazisi içinde kurduğu çiftliğinde ve saraçiçi mevkiinde cami, imaret, okul ve hamam yaptırmıştır. Çiftliğine 10 kadar hizmetkarını yerleştirmiştir. Çathöyük halkı, sonradan cami etrafında birer ikişer yerleşerek köyü terk etmiş ve(çiftliğin bulunduğu yerin ismi Sincanlı abat olarak Sinanpaşa Vakıfnamesinde belirtildiğinden,)buraya yerleşmişlerdir.Sincanlı abat ismi Sultan Abdülhamit dönemine kadar kullanılmıştır.Daha sonra Sinanpaşa'nın adına izafeten Sinanpaşa nahiyesi olarak 1894 yılında değiştirilmiştir.

1921 yılında Yunan orduları tarafından işgal edilmiş, Buyuk Taarruz'un ilk günü olan 26Ağustos1922 günü düşman işgalinden kurtarılmıştır.

Kurtuluş savaşı esnasındada tekrar köy statüsüne geçmiş ve bu durum 1934 ylına kadardevam etmiştir.Bu tarihte tekrar nahiye merkezi olmuştur.1947 yılında da Belediyelik yapılmıştır.6068 sayılı kanunla da 1953 yılında ilçe merkezi olmuş ve adını ilk ismi olan Sincanlı ile adlandırılımıştır.Bu durum posta hizmetlerinde çok kargaşa yaratmakta idi.Merkezin adı Sinanpaşa ilçe ismi Sincanlı olduğundan,tek isme ise 2004 yılında çıkarılan 5180 sayılı kanunla SİNANPAŞA olmuştur.

Coğrafya

İlçe, kuzeyden Kütahya'nın Altıntaş ve Afyon Merkez ilçesi, batıdan Uşak ilinin Banaz ve yine Kütahya ilinin Dumlupınar ilçesi, Güneyden Sandıklı ve Hocalar, doğudan Afyon Merkez ilçesi ve Şuhut ilçeleriyle çevrilidir.

İlçe ovalık bir arazi üzerinde kurulmuştur. İlçe arazilerinin45'i ova niteliğindeki düzlüklerden oluşmaktadır. Arazinin31'i orta meyilli,21'i dik,3'ü sarptır.

Sincanlı ve Sandıklı ilçeleri arasında uzanan Ahır dağları, Uşak ilinin Banaz ilçe sınırlarını da kaplar. Her iki yüzü de çam ormanlarıyla kaplıdır. Güneybatıda yağcı ormanları ve Devlet Orman İşletmesi vardır.

İklim

İklim karakteri kara step özelliği arz eder. Kışları soğuk ve kar yağışlı, yazları kurak ve sıcak geçmektedir.

Kültür

İlçede 40 ilköğretim okulu, 3 ortaöğretim okulu bulunmaktadır. Bu okullarda okuyan 7.299 öğrenciye, 305 öğretmenle eğitim verilmektedir.

Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğü, açılan mesleksel kurslarda kursiyerlere makine nakışları, giyim, bina içi pratik elektrik tesisatçılığı, bilgisayar operatörlüğü, el sanatları, çiçekçilik, okuma-yazma ve daktilograf becerileri kazandırmaktadır.

İlçedeki Çıraklık Eğitim Merkezinde, doğrama, mobilya, oto elektrik, oto motor tamiri, radyo-TV tamiri, kaynakçılık ve pastacılık başta olmak üzere çeşitli branşlarda da eğitim verilmektedir.

Giyim-Kuşam

Kadınlar şalvar,göynek,kuşak,önücek,yaşmak,tirşe,başbezi,gazeke ve sıkma denilen giysileri giyerler.Bazıla şu an giyilmese bile düğünlerde öncelikdedir.Bilhassa pullu sıkma denilen giysi mutlaka giyilir.

Yöre Yemekleri

Sinanpaşa yöresinde yapılan yemekler:1-katmer.2-arabaşı,3-mantı,4-kısır yemeği,5-karahelva,6-cızdırma,7-keşkek,8-Tarhana çorbası,9-özel günlerde bişi yemekleri çok leziz olrak özenle yapılmaktadır.

Sağlık

İlçenin 25 yataklı 1 Devlet Hastanesi, 13 Sağlık Ocağı, 9 Sağlık Evi halkın sağlık ihtiyaçlarını karşılamaktadır. İlçede 500 kişi kapasiteli bir stadyum ve 12 spor kulübü bulunmaktadır.

Turizm

Sinanpaşa sınırları içerisinde 1525 yıllarında AMASYALI mimar Mustafa'ya yaptırmış olduğu cami ve külliyesi(imaretleri)hamamı osmanlı mimari özellikleri taşımaktadır.Ahmetpaşa kasabasında Herzekzade Ahmet paşanın (Stepan) hanımı fatma sultanın ve kendisinin mezarları bulunmaktadır. Boyalı köyünde Akkoyunla boyundan gelme kureyş babanın külliyesi ,Selçuklu devrinde ve selçuklu mimarisinde yapılmış bir eser olup,İzmir-Afyon karayoluna 3 km.dir.Tınaztepe kasabamızda otuziki inler diye anılan ve buram buram tarih kokan kalıntılargörülmeye değerdir.Tazlarve çataloluk piknik alanları bir tabiyat harikasıdır.Afyon-Antalya-izmir kavşağında tarihi ve milli parklar müdürlüğü tarafından işletilen botanik park ve büyük taarruz şehitliği,Çiğiltepe Albay reşit bey anıtı ve şehitliği,Yıldırım kemal köyümüzde milli mücadelede kahramanlıkları ile bir efsane olmuş 5.nci kolordu subaylarından yıldırım kemal şehitliği,kırka ve serban göletleri vardır.Ayrıca her yıl düzenlenen merkezde zafer haftası şenlikleri,tazlar köyünde ayran şöleni,çatkuyuda yörük ayranı şenlikleri,güney kasabasında bezelye şenlikleri görülmeye değerdir.

Nüfus

İlçenin nüfusu 2007 yılı genel nüfus sayımına göre, 42.651'dir. Bunun 4.013'ü ilçe merkezinde, 38.638'i köy ve kasabalarda yaşamaktadır. Yüzölçümü ise 853 km²'dir.

Ekonomi

İlçe de ekonominin temelini tarım oluşturur. Yüzölçümünün 72.000 hektarlık bölümü tarıma elverişlidir. Bunun 14.000 hektarı sulanabilir niteliktedir. Sulama, %80 oranında toprak-su kooperatifleriyle, kalanı ise, vatandaşların kendi çabaları ve sondajla yapılmaktadır. Yetiştirilen başlıca ürünler haşhaş, buğday, arpa, pancar, patates, ayçiçeğidir. Meyve olarak daha çok elma ve vişne yetiştirilmektedir.Ekilenlerin arasında geçim kaynağı olarak halkın bütcesine en fazla katkıyı kuru fasulye, bezelye ve salatalık yapmaktadır.

İlçe ekonomisinde hayvancılık önemli bir yer tutar. Ova kesiminde büyükbaş hayvan besiciliği yanında, kültür ırkı süt inekçiliği de gelişme safhasındadır. Dağlık bölgelerde daha ziyade küçükbaş hayvancılığı yapılmakta, koyun ve keçi yetiştirilmektedir. İlçede kök boyalı kilim ve halı dokumacılığı da yaygındır.

Orman varlığı açısından, ilçe, Türkiye ortalamasının üzerindedir. Akören-Gecek Gediği, Merkez Çiğiltepe, Taşoluk, Güneyköy Kasabaları ile Yıldırım Kemal Köyünde ağaçlandırma çalışmaları yapılmıştır. Ağaçlandırma çalışmalarının tamamından olumlu sonuçlar alınmıştır. İlçenin genelinde yeşillik ve verimli topraklar hakimdir.İlçe'ye 2006 yılında kurulan ve Sinanpaşa Meslek Yüksekokulu adını alan okul ile ilçe çevre ilçlere göre çok daha hızlı bir gelişme göstermeye başlamıştır.

Beldeleri

Ahmetpaşa
Akören
Düzağaç
Güney
Kırka
Küçükhüyük
Nuh
Savran
Taşoluk
Tınaztepe
Tokuşlar

Yüzölçümü:924 km2 (356,8 mi2)
Nüfus:41,004
Posta Kodu:03850
İl Alan Kodu:0272
İl Plaka Kodu:03

Sinanpaşa Resmi Kurum Telefon Numaraları

Sinanpaşa Kaymakamlığı:(0272) 311 7013
Sinanpaşa Belediyesi:0 272 311 77 48
Sinanpaşa Adalet Sarayı:(0272) 311 8049
Sinanpaşa İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü:(0272) 311 7571
Sinanpaşa İlçe Emniyet Müdürlüğü: (0272) 311-8225
Sinanpaşa İlçe Jandarma Komutanlığı:0 272 311 71 00
Sinanpaşa Askerlik Şubesi:(0272) 311 7072
Sinanpaşa Devlet Hastanesi:(0272) 311 8040
Sinanpaşa Mal Müdürlüğü:0 272 311 70 04
Sinanpaşa Vergi Dairesi Müdürlüğü:0 272 311 70 04

Başmakçı

Yüzölçümü:446 km2 (172,2 mi2)
Nüfus:10,541
Posta Kodu:03450
İlçe Alan Kodu:0272
İlçe Plaka Kodu :03

Başmakçı, Afyonkarahisar ilinin bir ilçesidir.Başmakçı'nın bilinen geçmişi MÖ 1750-1200 yıllarında hüküm süren Hititliler zamanına kadar gitmektedir. Hititlilerden sonra Dinar'ı (Apemeia) belli bir süre başkent olarak kabul eden Frigyalıların elinde kalmıştır. Frigyalılardan sonra Lidyalılar bu bölgeye sahip oldular. MÖ 6. asırdaPerslerin, M.S. 4. asırda Makedonya Krallığı'nın eline geçen bölgeSelvkosların daha sonra da Bergama Krallığı'na onlardan sonra Roma İmparatorluğu'nun ikiye ayrılmasıyla birlikte Başmakçı Bizans toprağı olmuştur.

1071 yılında Selçuklu Sultanı Alp Arslan'ın Malazgirt Savaşı'nda Bizanslıları yenmesiyle birlikte Anadolu’nun kapıları sonuna kadar Oğuz boylarına açılmıştır. Bunun sonucu olarak Türk boyları Anadolu’nun çeşitli bölgelerine dağıldılar ve oraları yurt edindiler.

Sarıkeçili Aşiretine bağlı Başmakçı cemaatı Azarbeycan'ın güneyinden Anadolu’ya girdiler. Göç yolu üzerinde ilk durakları Adana, Tarsus bölgesi olmuştur. Bir kısmı Tarsus ilçesinde kaldılar, halen Başmakçı adı ile anılan bir köy kurdular. Yola devam eden cemaat mensuplarının bir kısmı kuzeye, diğer bir kısmı da batı yönüne doğru yollarına devam ettiler. Kuzeye gidenler Çorum civarına, Batı yönüne giden grup ise şu anda bulunduğumuz topraklara yerleştiler. Bundan böyle bu yerleşim yerinin adı Başmakçı olarak anılmaya başlandı.

Başmakçı ahalisinin bu bölgeye gelişleri (1100-1200) yıllarında olduğu anlaşılıyor. Bu iddiaya destek olarak Başmakçı’nın Manevi koruyucusu Abdulkadir Geylani Hazretlerinin talebesi olan Abdurrahman Sultan’ın yaşadığı dönemin 1100-1200 yıllarında olduğudur.

Anadolu Selçuklularının dağılmasından sonra Germiyan oğulları beyliği hakimiyetine geçmiştir. 1276 yılında Germiyan oğulları Beyliğine bağlı bir köy (karye) olarak kayıtlarda yer almaktadır. 1378 yılında Germiyan Beyi Şah Çelebi kızını Osmanlı Hükümdarı Yıldırım Beyazıt’a verince Başmakçı'nın da içinde bulunduğu bölge çeyiz olarak verilmiştir. Artık Başmakçı Osmanlı toprağı olmuştur.

Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü Osmanlı Arşivindeki Kanuni Sultan Süleyman dönemine ait tapu tahrir defterinde 47 haneli bir köy (karye) olarak görünmektedir. Yine 845 tarihli tamettuat (vergi) defterine göre Dazkırı kazasına bağlı büyük bir köy olarak kayıtlara geçmiştir.

Başmakçı tarih içerisinde Hüdavendigar (Bursa) vilayeti Sahipkarahisar (Afyon) ve Kütahya sancaklarına bağlanmıştır.

Başmakçı 24 Ağustos 1892 saat 16.00 sıralarında meydana gelen büyük bir deprem ile sarsılmıştır. Bu deprem sırasında 110 ev tamamen 191 ev ise oturulamaz durumda ağır hasar görmüştür. Mevsimin yaz olması ve ahalinin tamamının harman yerinde olmasından dolayı ölüm olayı yaşanmamıştır. Bu depremden sonra Başmakçı, padişahın emri üzerine yeniden imar edilmiştir.

Başmakçı, düşman işgali görmemiştir. Ancak Çanakkale ve Kurtuluş savaşında çok sayıda şehit ve gazi vermişir.

1945 yılında tam teşekkül Bucak teşkilatı, 1952 yılında Belediye kurulmuş olup, 1959 yılında Dinar'a bağlı iken, bu tarihte ilçe olan Dazkırı'ya bağlanmıştır. 19 Haziran 1987 tarihinde ise 3392 sayılı kanun ile ilçe haline dönüşmüştür. Tek beldesiYaka'dır. Ancak Adresi Dayalı Nüfus Tespit Çalışmalarına göre nüfusu 2000'in altına düşen belde belediyelerinin kapatılacak olması sebebiyle Yaka Belde Belediyesinin (Nüfusu 912) kapatılması gündemdedir.


İlçenin en önemli geçim kaynağı büyükbaş süt hayvancılığı, yumurta tavukçuluğu ve gülyağı üreticiliğidir. Türkiye yumurta piyasasının belirlendiği yer olarak her zaman adını duyurmuş ve duyurmaktadır. 6.000'in üzerinde kültür ırkı süt ineği ile önemli sayılabilecek miktarda süt üretilmektedir. Ayrıca gül çiçeğinden Gülyağı üretimi yapılmakta olup, yağın dış ülkelere ihracı ile ilçeye önemli derecede gelir sağlanmaktadır.

Afyonkarahisar'ın ilçeleri arasında kooperatifler ilçesi olarak adlandırılır. Üretici, girişimci yaptığı en küçük uğraşıyı kooperatif kurarak devam ettirmektedir.(kynk :http://tr.wikipedia.org/wiki/Başmakçı)

BAŞMAKÇI İLÇESİ RESMİ KURUMLAR TELEFON NUMARALARI

Başmakçı Kaymakamlığı :0272 411 2244
Başmakçı İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü : 0272 411 27 85
Başmakçı Belediyesi :0272 411 2047
Başmakçı İlçe Emniyet Müdürlüğü :0272 411 34 45
Başmakçı Devlet Hastanesi :0272 411 32 22
Başmakçı İlçe Adliyesi : 272 411 20 95
Başmakçı Meslek Yüksekokulu:0 272 411 36 55
Başmakçı Halk Eğitim Merkezi :02724112189

 


 

Bayat

Yüzölçümü :575 km2 (222 mi2)
Nüfus:8,280
Posta Kodu:03780
İlçe Alan Kodu:0272
İlçe Plaka Kodu:03

Bayat, Ege Bölgesinin doğu bölümünde yer almaktadır. Afyon'a 47 km. mesafede olup, Ankara-Afyon-İzmir transit yolu üzerinde bulunmaktadır. Doğusunda Emirdağ, Kuzeyinde Han ve Çifteler, Güneyinde Bolvadin, Güneybatısında İscehisar, Batısında İhsaniye ilçeleri ile çevrilidir. Bayat ilçesi 31 derece Boylamın ve 39 derece Enlemin kesiştiği yerin hemen batısında yer almakta olup, deniz seviyesinden yüksekliği 1050 metredir, ilçenin köyler ile beraber 428 km2 olduğu tahmin edilmektedir.Bayat ilçesi , 31, derece boylam ve 39 derece enlemin kesiştikleri yerin hemen batısında, Afyon iline bağlı olarak Ege bölgesinin Anadolu bölümündedir. Doğuda Emirdağ, güneyde Bolvadin, güney - batıda İsçehisar ilçesi. batıda İhsaniye, kuzeyde Seyitgazi ve Çifteler ilçeleriyle çevrilmiştir. Afyon iline 45 km., Emirdağ ilcesine 20 km'dir. Deniz düzeyinden yüksekliği 1050 m'dir. İklim yönünden daha çok İç-Anadolu özelliklerim taşır. Yazları kurak, kışları soğuk geçer. Genellikle yaz aylarında yağmur az düşer. Yağışlar en çok ilkbahar ve sonbahar mevsimlerinde görülür. Rüzgarlar kuzeyden poyraz, doğudan gündoğdu, batıdan karayel olarak eser. Kış mevsiminde kar kalınlığı kimi yerde 50-60 cm. ye dek çıkar. En soğuk aylar ocak, şubat ve mart aylarıdır. Kasınım son yarısı ile aralık ayında çevreye kuru soğuklar egemen olur.Doğuda boylu boyunca uzanan Çal Sıradağları; kuzeyde Ağın.Doğlat, Geçeği, Çöğürlü dağlarıyla Çanacık yaylası; batıda Beydağları. Eyerli, Asarkale ve Köroğlu dağları; güneyde Çamdağı, Kapaklı ve Kazankaya dağları vardır. Bayat ilçesi, dört  yandan çevrilmiş bu dağların orta yerindeki bir koyakta kurulmuştur. Karacaovası ve Elicek ovası olarak adlandırılan düzlükler, birer ova olmaktan çok yaygınlaşmış koyak (vadi) düzlükleridir.

Şeflik biçiminde olan Bayat, Asarcık ve Kazankaya çayları, batıdaki Çal Boğazı'nda birleşip ilerde Sakarya nehrine karışır. Özellikle Bayat Çayı, Sakarya'nın ilk kolu olarak Bayat yaylasından çıkıp ilçenin içerisinden geçerek, doğuya doğru akar. Karların erime mevsimi olan ilkbaharda iyice kabarır, ağustos ayında ise diner. Suyunun gür olduğu mevsimlerde birtakım değirmenleri çalıştırır.Bayat yöresinin orman örtüsünü çam, gercelik - malyar – kızıl meşeler, ardıç; pinar, böğürtlen, ahlat, yaban erik ve elması, kuşburnu, yabanıl badem, akarsu boylarında söğüt, kavak ve ılgın ağaçları oluşturur. Ayrıca son yıllarda iyi cins elma, armut, kayısı, zerdali ve vişne gibi meyveler de yetiştirilmektedir.

Kara iklimi özelliği taşımaktadır. Yazları kurak, kışları soğuk geçer. Genellikle yaz aylarında yağmur az düşer. Bitki örtüsü bakımından zengin sayılır.

İlçe ekonomik yönden gelişmemiştir. Yer altı yer üstü kaynakları hiç yoktur.Halkın belli başlı geçim kaynağı tarım ve hayvancılığa dayanmaktadır. Organize sanayisi bulunmamaktadır, ilçe merkezinde 3 adet mermer fabrikası, küçük çapta oto tamiri, demir doğrama oto elektrik, marangoz ile kilim ve dikiş atölyesi bulunmaktadır. Kilim atölyesinde köyler dahil 10 usta öğretici, 150 kursiyer kız öğrenci, 3 boya ustası çalışmaktadır, iş imkanları çok sınırlı olduğundan dolayı insanlar özellikle genç kesim başka il ve ilçelere göç etmektedir.(kynk:http://www.bayat.bel.tr)

BAYAT  İLÇESİ RESMİ KURUMLAR TELEFON NUMARALARI

Bayat Kaymakamlığı :0272 491 2001
Bayat İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü : 02724912342 
Bayat Belediyesi :0 272 491 20 03
Bayat İlçe Emniyet Müdürlüğü :0272 491 3338
Bayat Devlet Hastanesi :0272 491 24 40
Bayat İlçe Adliyesi :272 4912436
Bayat Meslek Yüksekokulu:0 272 491 33 33
Bayat Halk Eğitim Merkezi :02724912467

Evciler

Evciler, Afyonkarahisar ilinin bir ilçesidir.

Afyonkarahisar'a 132 km. Mesafede düz alanda kurulmuştur.

1991 yılında ilçe olmuştur. Afyonkarahisar-Denizli karayolu üzerindedir.

Evciler ilçesinin çoğu vatandaşı genellikle Avrupa'da yaşamaktadır.

Çevre höyüklerde bulunan parçalardan tarihinin Lidyalılara kadar uzandığı anlaşılmaktadır. Bugün ilçede Kocahöyük ve Küçükhöyük diye bilinen iki höyük ile Öküzviran ve Kocaviran isminde iki örenyatağı vardır. Hititler, Yeni Hitit devrinde Şuppiluliuam (MÖ 1380-1345) zamanında Ege'den Akdeniz'in doğu kıyılarına kadar uzanmış ve Ön Asya'nın en güçlü imparatorluğunu kurmuşlardır. Evciler ilçesinin, Mira Kuvalya Krallığının yıkılışından sonra Seha Irmağı Krallığı'na katıldığı ve bu krallığın elinde çok kısa bir süre (40-50 yıl) kaldığı söylenmektedir.

Ege bölgesinin İç Batı Anadolu ile Göller Bölgesi arasında yer alır. Bir başka deyişle; İç Anadolu yaylasının Ege kıyılarına açılan bölgesindedir. İlçe, Evciler ovasının orta kısmında kurulmuş olup, bu düzlük saha kuzey kısmına doğru yükselmektedir. Ovanın kuzey kenarı Bozdağ tepeleri ile çevrilmiştir. Ovanın batısında Maymun Dağı, kuzey doğusunda ise Büyük Menderes, Işıklı Barajı ve Akdağ bulunmaktadır. Evciler, kuzeyden Denizli'nin Çivril (40 km), doğudan Dinar(26 km), güney batıdan Dazkırı(21 km) ilçeleriyle komşudur.

Deniz seviyesinden yüksekliği 981 m'dir. İlçede genellikle karasal iklim görülür. Fakat Işıklı Barajı ile Acıgöl'ün iklimi biraz daha yumuşattığı bilinmektedir.

İlçeye ulaşım hem karayolu, hem de demiryolu ile yapılmaktadır. İlçe jeolojik olarak çok hafif meyilli bir morfoloji göstermektedir.

İlçenin 2000 genel nüfus sayımına göre nüfusu 9.486'dır. Bunun 5.139'u ilçe merkezinde yaşamaktadır. Yüzölçümü ise 235 km²'dir.

İlçede 2 ilköğretim okulu, 1 lise bulunmaktadır. ilköğretim okulunda taşımalı sistem uygulanmaktadır. Toplam 1166 öğrenciye 76 öğretmenle eğitim verilmektedir. İlçede okuryazarlık oranı %98 dir.

İlçe, bitki örtüsü bakımından çok zayıftır. Koruların dışında orman yoktur. Bütün boş alanlar ekilidir. Nadas sistemi uygulanır. İlçe ekonomisi tarım, hayvancılık ve dokumacılığa dayanır. Küçükhöyük ve Büyükhöyük civarında sulu tarım, diğer alanlarda ise kuru tarım yapılmaktadır. En çok yetiştirilen tarım ürünleri buğday, arpa, susam, haşhaş, ayçiçeği ve pancardır.

Evcilerde ticarî amaçlı olarak süt üreticiliği, Büyük baş ve küçükbaş hayvancılığı süt inekçiliği yapılmaktadır. İlçede 1 adet süt ve süt mamulleri işleyen 50 ton süt işleme kapasiteli (BALTAŞ) mandıra ile 1 adet 8 ton/gün kapasiteli süt toplama merkezi bulunmaktadır.

İlçe ve ilçeye bağlı köy, kasabalarda Belçika, Almanya, İsviçre, Fransa ve Avusturya gibi Avrupa ülkelerinde çalışan kayda değer sayıda işçi ailesi bulunmaktadır.

Nüfus

İlçenin nüfusu 2000 genel nüfus sayımına göre 9486'dir. Bunun 5134'si ilçe merkezinde, 4352'i ise kasaba ve köylerde yaşamaktadır.

İlçe bağlısı olarak merkez hariç olmak üzere ilçe merkezine bağlı; 1 belde, 6 köy ve 4 mahalleden oluşmaktadır.

Evciler Resmi Kurum Telefon Numaraları

Evciler Kaymakamlığı:(0272) 431 2040
Evciler Belediyesi:(0272) 431 2061
Evciler Devlet Hastanesi:02724312014
Evciler İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü:(0272) 431 2654
Evciler İlçe Emniyet Müdürlüğü:(0272) 431 3024
Evciler Jandarma Komutanlığı: 0.272.431 20 40
Evciler Askerlik Şubesi:0272 353 60 80
Evciler Mal Müdürlüğü:0272 213 87 01-02-03-04

Yüzölçümü:200 km2 (77,2 mi2)
Nüfus:7,634
Posta Kodu:03960
İl Alan Kodu:0272
İl Plaka Kodu:03

Hocalar

Hocalar, Afyonkarahisar ilinin bir ilçesidir.

İlçe merkezine bağlı; 15 köy ve 3 mahalle bulunmaktadır. Köyleri Akçadere, Avgancık, Çalca, Çepni, Davulga, Devlethan, Güre, İhsaniye, Kocagöl, Kozluca, Örencik, Örtülü, Uluköy, Yağcı ve Yeşilhisar'dır. Mahalleleri Hürriyet Mahallesi, Şafak Mahallesi ve Yenimahalle'dir.

Hocalar Resmi Kurum Telefon Numaraları

Hocalar Kaymakamlığı:(0272) 551 2260
Hocalar Belediyesi:0 (272) 551 20 02
Hocalar Devlet Hastanesi:0.272.214 75 23 - 26 - 29
Hocalar İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü:(0272) 551 2255
Hocalar İlçe Emniyet Müdürlüğü:(0272) 551 2262
Hocalar Adalet Sarayı:(0272) 551 2221
Hocalar Askerlik Şubesi:0272 512 50 17
Hocalar Mal Müdürlüğü:(0272) 551 2032
Hocalar Vergi Dairesi Müdürlüğü:(0272) 551 2032

Yüzölçümü:524 km2 (202,3 mi2)
Nüfus:10,184
Posta Kodu:03580
İl Alan Kodu:0272
İl Plaka Kodu:03

İhsaniye

İhsaniye, Afyonkarahisar ilinin bir ilçesidir. 2012 Haziranında Finlandiya'nın başkenti Helsinki'de düzenlenen Avrupa Atletizm Şampiyonası'nda kadınlar 3000 metre engelli finalinde altın madalya kazanan Gülcan Mıngır'ın memleketidir.

Tarihçe

İhsaniye İlçesinin Tarihi Frigyalılar devrine kadar uzamaktadır.

Döğer, Ayazini ve Kayıhan yerleşim birimleri Kapıkayalar, Aslantaş, Maltaş ve Yılantaş isimli ibadet yerleri ile mezar oldukları sanılan tarihi kalıntılar Frigler dönemine aittir.

Bölge Pers, Helen, Roma ve Bizanslıların egemenliğine girmişse de bu medeniyetlerden günümüze kadar yaşayabilen eser ya da iz kalmamıştır. Anadolu’ nun 1071 Malazgirt zaferinden sonra Türklerin yerleşimine açılması sonucunda bazı Türk boylarına mensup kafilelerin bu bölgeye yerleştikleri sanılmaktadır.

Döğer ve Alanlı bölgelerinin Oğuz Türkleri tarafından 1085 yıllarında iskan edildiği tahmin edilmektedir.

Osmanlı döneminde 1877-1878 Osmanlı Rus Savaşı (93 harbi) sırasında Bulgaristan’ın Silistre, Pazarcık İlçesine bağlı Şahinler Köyünden gelen göçmenlerin yerleşmesiyle 1888 yılında köy olarak kurulmuştur.

Göçmen olarak gelen halkın bu yöreye iskanından sonra, iskan yerine Belcemeşe adı verilmiş sonradan demiryolu hattının geçmesiyle bu yörede kurulan istasyona verilen İhsaniye adını alarak ad değişikliğine uğramıştır.

1942 Yılına Kadar Köy Olarak Kalan İlçemiz, 1 Nisan 1959 Tarihinde 7033 Sayılı Yasa İle İlçe Olmuştur.

Savaş Yılları

İhsaniye 13 Temmuz 1921’de Yunanlar tarafından işgal edilmiş ve tam 13 ay 14 gün düşman zulmü altında inlemiştir. Düşman Uşak-Dumlupınar istikametinden İstasyon yönünden köye girdi. Sonraları İnönü, Sakarya ve Ankara’ya doğru ilerleyen düşman bu cephelerde tutunamayarak geri çekilmek zorunda kaldı. İhsaniye merkezî bir duruma getirildi. Ordugâh olarak tayin edilen bu yerde mühimmat depoları bulunuyordu. Düşman askerinin kilit noktaları ise Türkmentepe ve Çalltepe idi. Tarihin önemli savaşlarından Büyük Taarruz’ un başlangıç noktası da yine bu muhitlerdir. Saadet, Olucak sırtları, Döğer - Eğret Hattı ile Alcalı, Kaplanlı Sırtları savaşın bütün şiddet ve ağırlığını görmüştü. Nihayet 27 Ağustos 1922’de düşman istilasından İhsaniye ebediyen kurtuluyordu. Ogünlerin acı bir hatırası olarak İhsaniye’ nin bir çok tepesinde hala savaşın kalıntıları olarak mevziler, top ve tüfek mermilerine rastlanmaktadır.

Nüfus

İlçenin nüfusu 2000 genel nüfus sayımına göre 33220'dir. Bunun 4466'si ilçe merkezinde, 28754'i ise kasaba ve köylerde yaşamaktadır.

İlçe bağlısı olarak merkez hariç olmak üzere ilçe merkezine bağlı; 8 belde, 23 köy ve 5 mahalleden oluşmaktadır.

Coğrafi Yapı

Arazi

Frigya denilen İçbatı Anadolu kısmında dağlar 1000 metre bir zemin üzerinde 2000 metreden geçen tepeleri ihtiva eder. Umumi istikamet güneydoğudan kuzeybatıya doğrudur. Başlıca iki özellik göze çarpar. Fakat bunlar sıra dağlar olmaktan ziyade adavari özelliktedir. İç kısımda Emirdağ 5240 m. ,Türkmendağı ile Domaniç arasında bir çukurluk mevcut olup Eskişehir – Kütahya demiryolu buradan geçer. Bu dağlara muvazi olarak Sandıklı – Simav arasında bir dağ dizisi (Murat Dağı ve Eğriboz Dağı) uzanır. Bu iki yükseklik arasında İhsaniye’ den Kütahya ve Tavşanlı’ ya hatta Orhaneli’ ye kadar uzanan bir alçak kısım bulunur. İhsaniye mevki olarak Orta Anadolu ile Batı Anadolu bölgeleri arasındadır. Doğudan İscehisar, batıdan Kısmen Kütahya ve Altıntaş, Kuzeyden Seyitgazi kısmen Kütahya, Güneyden Afyonkarahisar ve kısmen Anıtkaya (Eğret) ile çevrilidir. Yüzölçümü 900 km2 ‘dir. İlçe genel görünüm itibariyle yayla karekterini göstermektedir.Rakım 1093 m’dir.

Coğrafi Yapı Olarak İlçemiz 90.900 Hektar Bir Alana Sahiptir.

Ovalık Kısımlar  Steplerle, Dağlık  Kısımlar İse Yer Yer Meşe, Çam Ormanlarıyla Kaplıdır. Akarsu  Boylarında Da Söğüt Ve Kavak Ağaçlarından  Oluşan Şerit Halinde  Yeşilliklere Rastlanır. İlçemizde  Önemli  Bir  Akarsu  Bulunmamakla Birlikte Yazın Kuruyan Küçük Ölçekte Dereler Bulunmaktadır. Döğer Kasabası  Sınırları İçerisinde  Köy Hizmetleri Tarafından Sulama Amaciyla Yaptirilan Küçük Bir Gölet Olan  Emre Gölet’ i Ve DSİ Tarafından Yapılan Ayazini Kasabasında ve Üçlerkayası Köyünde Sulama Göleti Bulunmaktadır.

Jeolojik Yapı

İkinci jeolojik yapı oligosen, neojen, Quaterner, alüvyon ve paleozoik oluşumuna ait izler vardır. Paleozoik devrin Bilür, devon, karbon ve perm kısımlarını yaşamıştır. Alçak yerlerde.......veya kubbeleşmiş şekilde neojen tabakalrını derin vadiler ve yüksek tepelerde mermer ve sistlerden müteşekkil eski tabakalara rast gelinir. Bazı kısımlarda açı renkli ve büyükçe feldispat billurlarını ihtiva eden trakit kütlelerine rastlanılmaktadır. Yer yer sönmüş volkan izlerine ve bunlardan oluşan tabakalara tesadüf edilmektedir. İğdemir, Ablak köyleri civarında buluna Karahisar maden suyu kaynakları ve bu mıntıkanın az ilerisinde bulunan içerisinde mevcut bir kısım madensel maddeleriyle şifa sağlayan tabii sıcak su kaynaklı hamamlarının varlığı bu mıntıkaların volkanlar civarında olduğunu göstermektedir. Araziler umumiyetle yükselme neticesinde vücut bulmuştur. Bunun yanı sıra ovalar ve bazı indifalar da meydana gelmiştir.

İklim

İhsaniye denizlerden uzak ve dağlarla çevrili olduğu için tipik bir kara iklimine sahiptir. Genellikle kışları çok soğuk, yazları çok sıcak ve kısa geçer. Sıcak yazlara ve soğuk kışlara sahip olan bu bölgede yağışlar 400 mm’ den fazladır. Hatta yüksek dağlarında bu miktar 1 metreyi geçer. Yağışlar bilhassa kış aylarında ve bir kısmı kar halinde düşer. Dağlar aylarca karla örtülü kalır.

Ekonomi

İlçe ekonomisi; hayvancılık, besicilik, tarım ve az da olsa ticarete dayanmaktadır. Sanayi olarak dünyaca ünlü Kızılay Madensuyu ve Yıldız Madensuyu İşletmesi ve özel sektöre ait 2 adet un fabrikası bulunmaktadır. Gazlıgöl kaplıcası İhsaniye ilçesi sınırları içerisinde, Afyonkarahisar’a 25 km uzaklıktadır.

Beldeleri

Ayazini
Bozhüyük
Döğer
Gazlıgöl
Karacaahmet
Kayıhan
Yaylabağı

Kardeş Şehir

Bulgaristan – Smolyan ili Madan İlçesi

İhsaniye Resmi Kurum Telefon Numaraları

İhsaniye Kaymakamlığı:(0272) 271 5004
İhsaniye Belediyesi:(0272) 271 5010
İhsaniye Adalet Sarayı:(0272) 271 5507
İhsaniye İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü:(0272) 271 5179
İhsaniye İlçe Emniyet Müdürlüğü: (0272) 271-5312
İhsaniye Jandarma Komutanlığı:(0272) 271 5004
İhsaniye Askerlik Şubesi:0.272.215 32 11
İhsaniye Mal Müdürlüğü:(0272) 271 5776

Yüzölçümü:909 km2 (351 mi2)
Nüfus:28,253
Posta Kodu:03370
İl Alan Kodu:0272
İl Plaka Kodu:3

 

İşcehisar

İscehisar, Afyonkarahisar ilinin bir ilçesidir.

Tarih

İscehisar’ın bilinen en eski adlarından birisi Dokimeion olup, bu ad Hellenistik dönemden beri kullanılmaktadır. Makedonyalı askerlerin yerleştirildikleri bu iki askeri koloniden Synnada büyük bir yerleşim yeri olmasına karşın, Dokimeion ilk kurulduğunda bir köy biçiminde idi. Dokimeion, Synnada askeri yöneticisi Antigonos Dokimos tarafından, ordusunda bulunan Makedonyalı askerlere barınak olması için bir garnizon şehri olarak MÖ 321 yılında kurulmuş ve “Makedonyalıların Dokimeon” u olarak adlandırılmıştır. Dokimeion’un kurucusu Antigonos Dokimos, MÖ 302 yılında I. Antigonos Monophtalmos’a ihanet ederek savaşmadan Synnada’yı ve Dokimeion’u Anadolu’ya gelen Lysimakhos’a teslim etmiştir. Dokimeion adı Roma ve Bizans dönemlerinde Dokimeion, Dokimia Kome, Dokimaion, Docimeium ve daha sonraları Dokimion biçiminde uzun bir zaman kullanılmıştır. Sikkeleri üzerinde Dokimeon Makedonon, “Makedonialıların Dokimeionu’nun (parası)” yazılıdır. Uzun süre basımı devam eden Dokimeion sikkeleri üzerinde çok çeşitli figürler yanında “Ana Tanrıça” Kibele de tanımlanmıştır.Roma döneminde genel olarak Docimeium olarak isimlendirilen kent en parlak dönemini bu zamanda yaşamış, “Synndin” adı verilen mermer ocakları ve işlikleri büyük çapta çalışarak kent hem zenginleşmiş hem de ününü duyurmuştur. Roma’nın yeniden inşasında ve Vatikan’da Dokimeion mermerlerinin kullanılması yanında İmparatorluğun Anadolu’daki birçok önemli yerine ham, yarı işlenmiş ya da tam işlenmiş mermerler gönderilmiştir. Dokimeion, Bizans döneminde önemli bir Hıristiyanlık merkezi konumunda olması yanında mermerciliği ile de önemli bir yer edinmiş ve mermer ocakları çalışmalarına devam etmişlerdir. Bu devirde kent, Ayasofya kilisesinin yapımına verdiği mermerleri ile de ünlenmiştir. Tarihte kalabalık bir yerleşim birimi olan Dokimeion’un kent olarak kurulmazdan önce de bir yerleşim yeri olduğu Kahya Tepesi’nde ele geçen kimi arkeolojik bulgulardan anlaşılmaktadır Kent; kuruluşundan 12. yüzyıla değin yaşamını devam ettirmiş, Türk akınlarının başladığı yıllarda ise önemini kaybederek köy haline gelmiştir. Türkler geldiklerinde kenti ıssız bir biçimde bulmalarından dolayı “İssizcekarahisar”, “İssüzcekarahisar” olarak adlandırmışlardır. Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde bu ad kullanılmış, sonraları “İscehisar” biçimine dönüşmüştür. Bu dönemde şehir yeniden inşa edilerek; Kavak, Çukur, Eski Hamam ve Medrese Mahallelerinin olduğu yerde yeniden kurulmuştur. İlk kurulan mahalle ve yerleşim yeri Kavak Mahallesidir. Derviş Ahi Elvan zaviyesini burada kurmuş ve bir mescit yapmıştır. İkinci olarak Çukur Mahalle kurulmuş ve ilk büyük camii olan Ulu Camii inşa edilmiştir. İscehisar, 1341 yılında Germiyanoğulları Beyliği yönetimi altına geçmiş, 1429 yılında Osmanlı topraklarına katılmıştır. Cumhuriyet Döneminde hızla gelişen İscehisar 1952 yılında belediye, 1987 yılında ilçe olmuştur

Coğrafya

Ege Bölgesi’nin en doğusunda bulunan ilçelerden biri olan İscehisar, Afyonkarahisar iline bağlı olup, Afyonkarahisar-Ankara karayolunun 23. kilometresindedir. İlçe merkezi Belen Tepesi, Koca Tepe, Kahya Tepesi, Tepecik, Tuzla Tepesi, Kıran Tepe ve Hoyuklu Kaş Tepeleri olmak üzere 7 tepe üzerine kurulmuştur. İscehisar Çayı ise, ilçeyi ikiye ayırmıştır. Coğrafi konumu itibariyle ilçe, Ege ve İç Anadolu Bölgelerinin birbirlerine en çok yaklaştıkları yerde kurulmuştur. Bu özelliğinden dolayı İscehisar’da Akdeniz ve Karasal iklimin özellikleri görülür. Ancak denizden uzaklığı, yüzey şekilleri ve yükselti gibi nedenlerden dolayı ilçede karasal iklim daha hakimdir. Yazları sıcak ve kurak, kışları soğuk ve yağışlı geçen ilçede en soğuk ay Ocak, en sıcak ay ise Ağustos’tur.

Nüfus

Cumhuriyet’in başlarında Afyon’un merkez ilçesi sınırları içinde bir nahiye merkezi durumunda olan İscehisar’ın nüfusu 1955 yılında 3293, 1975’te 5398 kişiden oluşmaktaydı. İlçenin nüfusu 2007 genel nüfus sayımına göre 44.114'dür. Bunun 12000'i ilçe merkezinde, 12114'ü ise kasaba ve köylerde yaşamaktadır. Merkez dışında ilçeye bağlı 2 belde, 10 köy ve 10 mahalleden oluşmaktadır. İlçe Merkezi Afyonkarahisar'a 23 km uzaklıktadır. İlçede bulunan mermer ocaklarından çıkarılan mermerler(Docimeion mermeri) dünya mermer literatüründe 1. sınıf olarak kabul edilmektedir. İlçede 650'nin üzerinde irili ufaklı mermer fabrikası bulunmaktadır. Daha çok koyun,sığır, keçi, tavuk, hindi ve ördek yetiştirilmektedir. Son Dönemde ülkedeki ekonomideki payı günden güne artmaktadır.

İhracattaki nüfusa oran payı düsünüldüğünde Türkiye'deki en zengin ilçeler arasındadır. Her sene buradan Afyonkarahisar'ın vergi rekortmenleri çıkmaktadır.

Turizm olarak bakıldığında İscehisar Frig Vadisinde bulunduğundan dolayı bu konuda çok zengindir.

Seydiler Kalesi, peribacaları, Kırkinler, Çatal Kayalar, Menevşeli Kayalar, Kızıl Kayalar, Selimiye Kayalıkları, Ornaş Kayalıkları, Bacak Kale,Omuz Kale, Dökümeon Kale surları, Gresunlular Şehitliği, Frig, Roma ve Bizans dönemlerine ait yerler görülmeye değer eser ve tabiat harikalarıdır.

Alanyurt, Selimiye, Çatağıl ve Dağlat çevreleri yayla ve dağ turizmine elverişlidir. İlçe merkezinin kuzeyindeki ormanlık alanlar piknik yapmaya ve avcılığa oldukça müsaittir.

Seydiler Gölü çevresi, Köroğlu dağları ormanlık sahaları ve Acısu mevkii ilçenin belli başlı dinlenme yerleridir. İlçenin Seydiler kasabasında Hasan bin Basri Türbesi ve Camisi bulunmaktadır.

Kuduz hastalığını tedavi eden Hasan Bin Basri ve beş bilgin arkadaşı, Horasan'dan gelip Seydiler kasabasına yerleşmişler ve burada yaşamışlardır. Bunların türbesi Hasan Bin Basri soyundan gelen "Tekkeşin" adı verilen kişilerce yaptırılmış ve bunlar türbenin bakım ve temizliğini nöbetleşe olarak üstlenmişlerdir. Hasan Bin Basri'nin muhafızları olduğu sanılan Çoban Dede yatırları da bu kasabamızdadır. Coğrafî konumu itibariyle ilçe, Ege ve İç Anadolu bölgelerinin birbirine en çok yakınlaştıkları yerde kurulduğu için, bu özelliğinden dolayı İscehisar'da Akdeniz ve karasal iklimin özellikleri görülür.

Yazları sıcak ve kurak, kışları soğuk ve yağışlı geçmektedir. İklim şartlarına ve yüzey şekil özelliklerine bağlı olarak belirlenen tabiî bitki örtüsü "bozkır" dır.

Ormanlık alanı ilçe yüzölçümünün ¼'ü kadardır. Başlıca orman ağaçları bambu, karaçam, meşe, ardıç, palamut ve karaağaçtır. İlçede 1500 kişi kapasiteli 1 arena ve 1 spor kulübü bulunmaktadır.

İşcehisar Resmi Kurum Telefon Numaraları

İşcehisar Kaymakamlığı:(0272) 341 2313
İşcehisar Belediyesi:(0272) 341 2022
İşcehisar Devlet Hastanesi:(0272) 341 4305
İşcehisar Adalet Sarayı:0 (272) 341 24 14
İşcehisar İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü:(0272) 341 2395
İşcehisar İlçe Emniyet Müdürlüğü: (0272) 341 50 63
İşcehisar Askerlik Şubesi:0 272 215 32 10
İşcehisar Vergi Dairesi Müdürlüğü:0272 341 24 92

Yüzölçümü:483 km2 (186,5 mi2)
Nüfus:24,225
Posta Kodu:03750
İl Alan Kodu:0 272
İl Plaka Kodu:03

Sandıklı

Sandıklı, Afyonkarahisar'ın bir ilçesidir. Afyonkarahisar iline bağlı ilçe olan Sandıklı, Ege bölgesinin İç Batı Anadolu bölümünde, Antalya-Ankara karayolu üzerinde yer alır. İlçemiz, doğusundaki Kumalar dağı eteğinde kurulmuştur.

Sandıklı, 29° 50' - 30° 30' Doğu meridyeni ile 38° 15' - 38° 45' Kuzey paralelleri arasındaki coğrafi konumda yer alır. Yüzölçümü ise 1036 km²'dir.

Topraklarını, doğuda aynı ilin Şuhut, Güneyde Kızılören ve Dinar, batıda Denizli ilinin Çivril ve Afyonkarahisar ilinin Hocalar, Kuzeyde ise Afyonkarahisar'ın Sincanlı ve merkez ilçeleri çevirir.

Sandıklı, ülkemizin belli başlı büyük merkezlerine karayolu ile oldukça yakın sayılabilecek bir mesafededir. Afyonkarahisar'a 61 km, İstanbul'a 515 km, Ankara'ya 317 km, İzmir'e 315 km, Antalya'ya 231 km, Bursa'ya 320 km, Konya'ya 287 km mesafede olan ilçe bu konumu ile ulaşım yönünden avantajlı bir noktadadır.

Karayolu ulaşımındaki avantajlarına rağmen Sandıklı'ya demiryolu ile ulaşım imkânları bir hayli kısıtlıdır. İstanbul (Haydarpaşa) ile Denizli arasında işleyen Pamukkale Ekspresi uzun yıllar boyunca Sandıklı'da yaşayan insanların ulaşım ihtiyacını karşılamıştır. Pamukkale Ekspresi'nin 27 Ocak 2008 tarihinde Haydarpaşa-Denizli seferini yapan treni Kütahya yakınlarında raydan çıkmış, meydana gelen kazada 9 kişi hayatını kaybetmiştir. Bu kazadan sonra bir müddet daha tren seferleri devam etmiş ancak TCDD tarafından alınan karar gereğince, 25 Temmuz 2008 tarihi itibariyle Pamukkale Ekspresinin seferleri iptal edilmiştir. 2014 yılında ise trenyolu yenilemeleri yapıldıktan ve güvenlik önlemleri alındıktan sonra TCDD seferleri yeniden başlatmıştır.

Sandıklı'nın Dağları

Sandıklı'nın dört bir yanı dağlarla çevrilidir. Kuzeyinde Ahır Dağı, batısında Bulkaz Dağı, güneyinde Akdağ, doğusunda da Kumalar Dağı bulunur. Kumalar Dağı'nda Türkiye'nin endemik bitkilerinden olan ve sadece Sandıklı'da yetişen Sideritis akmanii bitkisi bulunmaktadır.

Ahır Dağları

İlçenin Kuzey sınırını oluşturan bu dağlar üçüncü zamanın genç dağlarıdır.

Sincanlı ve Sandıklı ilçeleri arasında uzanır. Uşak ilinin Banaz ilçeleri sınırlarını da kaplar.

İki yüzü de çam ormanlıkları ile kaplıdır. En yüksek tepesi Tazlar ve Yağcı damları arasında olup 1981 metredir. Güney taraflarında devlethan köyü yakınında bol amyant damarlarına rastlanır.

Ayrıca rezervi 10 bin ton civarında olan linyit kömürü damarları Afyon Karacaören köyü yakınlarındadır.

Barındırdığı artezyen kaynakları çevre ovaları besler.

Burkaz Dağı

Akdağ'ın kuzey batısına doğru uzanan dağ, Hocalar, Banaz ve Sivaslı ilçeleri arasında ve Küfü çayı ile Ahat suyu arasında yayılmış ormanlık bir dağdır. En yüksek yeri Bulkaz (Gürpınar) köyü yakınlarıdır ve 1990 metredir. Batı yüzü palamutluk olup, amyant damarları vardır.

Akdağ

Sandıklı, Kızılören, Dinar ve Çivril ilçeleri arasında bulunan Akdağ, ormanlık ve bölgenin en yüksek dağıdır. 2449 ve 2345 metre yükseklikte iki tepeyi ihtiva eden Akdağ'da Sorkun kasabası yakınlarında bakır madenine rastlanmıştır. Batıya Küfü çayı - Düzbel ve Duruca su yolu ile geçit verir. Güney yüzü dik, kuzey yüzü meyillidir. Kuzey yüzünde Kocayayla vardır. Kalkerin bol olduğu yerlerde antik mermer ocaklarına rastlanmıştır.

Akdağ Millî Parkında bulunan yılkı atları, zirvedeki yaylası ve derin kanyonların bulunduğu tabiat parklarından biridir.

Nüfus

İlçenin nüfusu 2012 yılı Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi verilerine göre 57.843'dür. Bunun 32.197'si ilçe merkezinde, 25.646'sı ise kasaba ve köylerde yaşamaktadır. Daha önceki nüfus sayımlarının sonuçlarına göre, Sandıklı'da hem merkezde hem de köylerde yaşayanların sayısının azaldığı gözlenmektedir. Özellikle 1960'lı yıllardan itibaren Avrupa ülkelerine çalışmaya giden Sandıklılılar ilçenin nüfusunu azaltmıştır. Keza günümüzde Avrupa'nın çeşitli ülkelerinde çok sayıda Sandiklı nüfusuna kayıtlı yurttaşımızın yaşadığı bilinmektedir. 1980'li yıllarla birlikte ise civar köylerden merkeze doğru bir göç hareketi yaşanmıştır. Bu durum 1980'li ve 1990'lı yıllar boyunca devam etmiştir. Ancak 2000'li yıllarla birlikte Sandıklı'nın hem merkezdeki nüfusu hem de köylerde yaşayan nüfusu yavaş yavaş azalmaya başlamıştır. Her ne kadar bu azalma henüz çok dikkate değer görülmese de, ilerleyen dönemde ciddi boyutlara varabilecek düzeydedir.

İlçenin idari teşkilatlanması ise şöyledir; Sandıklı'da Merkez ve Karadirek olmak üzere 2 bucak merkezi vardır.Merkez bucağa bağlı köy sayısı 38 iken, Karadirek bucağına bağlı 9 köy bulunmaktadır.Ayrıca ilçeye bağlı, belediye teşkilatı bulunan 10 adet yerleşim yeri mevcuttur.Bunlar Ballık, Kızık, Kusura, Menteş, Örenkaya, Sorkun, Yavaşlar, Karadirek, Akharım ve Başağaç'tır.

Yemek Kültürü

Sandıklı hamur işleri ve et yemekleri yönünden çeşitli ve zengin bir ilçemizdir. Yöremiz yemek ve tatlılarını 6 bölümde inceleye biliriz:

Yöresel Yemekler

Çorbalar

Toga Çorbası(Yoğurt Çorbası)
Tarhana Çorbası
Un Çorbası
Sülüklü Çorba

Hamur İşleri

Katmer
Bükme ve börek ( Kıymalı, peynirli, mercimekli, patatesli, ıspanaklı, otlu, kabak, yufka)
Börek içi
Hamırsız
Cızdırma
Ağzıaçık
Dilim Gayganası
Pide (Haşgeşli, tahinli, akpide)
Bazlama

Unlu Yiyecekler

Hamuraşı
Hamur Pilavı
Hamur Mantısı
Bulgur Pilavı
Ev Makarnası
Höşmerim
Haşıl

Et Yemekleri

Saç Eti
Güveç
Saç Köfte
Kapama
Soyuş et
Gumbar Dolması

Diğer Yemekler

Ekşili Kabak Yemeği
Alacaş
Keşkek Yemeği
Sulu Kortu (Köfte)
Dolma (Kelem, Yaprak veya Biber)
Bamya
Göce Köttüsü
Leblebi

Tatlılar

Ekmek Kadayıfı
Baklava
Tel Kadayıfı
Sütlaç
Helva (irmik veya un)
Aşure
Haşgeş helvası
Kabak Tatlısı
Hoşaf
Ekşili Kabak Tatlısı
Ekşili Kabak Helvası
Helva Çekme
Bu yemekler içinde özel günlerde ve kutlamalarda saç eti, güveç ve saç köfte en lezzetli yemekleridir. Ayrıca ailelerin ve kadınların piknik yaparken vazgeçemedikleri yemek ise Alacaş (alacaş veya mercimekli pilav) dır. Bu yemeğin günlerdeki yeri bambaşkadır. Çorbalar içinde yoğurtlu yapılan Toga çorbası ise mutfakta ve davet yemeklerinde de en aranılan çorbadır. Kış gelmeden tüm evlerde yapılan tarhana çorbası da kışın evlerin vazgeçilmez çorbasıdır. Ayrıca özellikleri ve Sandıklı'ya has olması açısından Davet yemeği, mevüit ve düğün yemeklerinin Sandıklı'da özel bir yeri vardır. Şimdi bu yemeklerin hangi sırayı takip ettiğini inceleyelim:

Davet Yemeği

Toga Çorbası
Söğüş et
Börek
Hoşaf
Baklava
Bamya
Dolma (Kelem, yaprak veya biber)
Sütlaç

Düğün Ve Mevlüt Yemeği

Toga Çorbası veya Yoğurt Çorbası
Et
Pilav ( Pirinç veya bulgur)
Helva (irmik veya un )

Tarihi Camiler

Ulu Camii
Yeni Camii (Keçi Camii)
Hamamönü Camii
Havai Camii
Dedeli Pınar Camii
Muradin Camii

Türbeler

Yunus Emre Türbesi ve hocası Tabduk Emre Türbesi

Hüdai Kaplıcaları

Hüdai Kaplıcaları, Sandıklı ilçesine 8 km uzaklıkta bulunur. Sandıklı Belediyesisi bünyesinde işletilen tesislerin ilave olarak son dönemde 5 yıldızlı oteller de hizmete girmeye başlamıştır. Sandıklı Hüdai Kaplıcaları, İşletme, Termal Otel ve Eski Otel olarak faaliyet vermektedir. Tesislerde; İşletme bölümü tatil köyünde 143 Banyolu, 122 Banyosuz ve yaz sezonlarında faaliyete giren çadır kent ve 2 adet Termal otel bulunmaktadır.
Doğal Çamur Banyoları
Termal Havuzlar
Tabii Saunalar
Türk Hamamı
Masaj Salonları
Güzellik Merkezi - Kuaför
Bilardo, Masa Tenisi, Oyun Salonu, Alışveriş Merkezleri
Bisiklet Parkuru, Basketbol Sahası, Yürüş Parkurları

Basın Yayın

Sandıklı Sesi Gazetesi
Sandıklı Postası Gazetesi
Gün FM
Hilal FM

Sanjet

Sanjet A.Ş 1994 yılında faaliyete başlamış olup faaliyet alanı Jeotermal Enerji'den faydalanılarak Sandıklı'da mesken-işyeri ve resmi daireler olmak üzere binaların ısıtılmasını sağlayan ve Belediyemiz Bünyesinde hizmet veren bir kuruluştur.

Sanjet A.Ş'nin işleyiş sistemi: Sandıklı Hüdai Kaplıcalarımızdan ve açılmış olan diğer kuyularımızdan sıcak su rezervlerinin Sandıklı Merkezde bulunan iki ana Eşanjör Sistemi'ne suyun basılarak normal şebeke suyunun ısıtılarak sıcak su hattına sevki ile binaların ısıtılmasını sağlamaktadır.

Jeotermal enerji sayesinde fosil yakıtların az kullanılmasından dolayı, diğer şehirlere nispeten kış aylarında hava kirliliği daha az olmaktadır.

Sandıklı Resmi Kurum Telefon Numaraları

Sandıklı Kaymakamlığı:(0272) 512 5000
Sandıklı Belediyesi:(0272) 512 6946
Sandıklı Devlet Hastanesi:(0272) 512 9095
Sandıklı Adalet Sarayı:(0272) 515 1832
Sandıklı İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü:(0272) 512 5032
Sandıklı İlçe Emniyet Müdürlüğü:0 272 213 80 21
Sandıklı Jandarma Komutanlığı:(0272) 512 5023
Sandıklı Askerlik Şubesi:(0272) 512 5017
Sandıklı Mal Müdürlüğü:0 272 512 50 27
Sandıklı Vergi Dairesi Müdürlüğü:(0272) 512 5064

Yüzölçümü:1.400 km2 (540,5 mi2)
Nüfus:56,708
Posta Kodu:03500
İl Alan Kodu:0 272
İl Plaka Kodu:03

Afyonkarahisar

Yüzölçümü :1.025 km2 (395,8 mi2)
Nüfus :268,461
Posta kodu : 03000
İl alan kodu : 272
İl plaka kodu :03

Afyonkarahisar Ege Bölgesinin İç Batı Anadolu bölümü sınırları içerisinde yer alır. Kuzeyde Eskişehir, kuzeybatıda Kütahya, doğuda Konya, batıda Uşak, güneyde Burdur, güneydoğuda Isparta, güneybatıda  ise Denizli illeri ile komşudur.İlindeniz seviyesinden  yüksekliği 1.021 metredir. İlde genellikle karasal iklim hüküm sürer. Kışları soğuk ,  yazları kurak  ve sıcaktır .

Merkez   ilçeyle birlikte  toplam 18   ilçeye   sahiptir.  Afyonkarahisar  İli ,  coğrafi açıdan Türkiye’nin  önemli  bir  geçiş  bölgesinde   yer almaktadır. Afyonkarahisar üzerinden Ankara, İstanbul, İzmir ve Antalyagibi büyük şehirlerin diğer şehirlerle ve iç bölgelerle bağlantısı sağlanmaktadır. Genel  olarak  şehir  dağlık alanlar arasında yer alan ovalardan oluşmaktadır; yer yer akarsu vadileriyle yarılmış platolar mevcuttur.İl sınırlarının doğu ve ku-  zeydoğusunda Emir dağları, güneydoğusunda Karakuş ve Sultan dağları, batısında Ahırdağları yer almaktadır. Afyon  Ovası, Sincanlı Ovası, Sandıklı Ovası, Çöl Ovası  ve  Şuhut   Ovası ilin önemli ovalarıdır.

Eski Tunç Çağından itibaren birçok  medeniyete  ev  sahipliği  yapmıştır.Sandıklı  Kusura Höyüğünde yapılan kazılarında ve Hitit döneminde yerel kaplar, Frig döneminde Ana Tanrıça Kybele için kaya tapınakları, Roma döneminde yerel heykelcilik  öne çıkan özellikle- rindendir. Görülen bu özellikleriyle Afyonkarahisar’ın Anadolu’da bulunan diğer şehirler için bir  köprü  görevi  üstlendiği görülmektedir . Bu nedenledir ki Anadolu’nun bütünlüğünü ele geçirmek veya korumak için yapılan büyük savaşlardan İpsos (M.Ö.301), Miryekefelon (1176), Büyük Taarruz (1922)Afyonkarahisar topraklarında yapılmıştır. Türkiye Cumhuriyeti Devletinin temeli Afyonkarahisar’da atılmış olup her dönem Anadolu’nun kilidi olmuştur.

Afyonkarahisar'da Türk tarihine yön veren önemli isimlerin türbeleri ve mezarları  bulunur. Mevlevi büyüklerine ait 12 sanduka mezar ile Selçuklu devlet adamlarından Sahip Ata Fahrettin Ali'nin soyundan olan 15 kişinin mezarı da Afyonkarahisar'da bulunuyor.
Afyonkarahisar mermer tesisleri ile, 2005 yılı itibariyle büyüklü küçüklü 356 mermer işletmesinin faaliyet gösterdiği Afyonkarahisar'da, zengin ve kaliteli mermer yataklarının işletilmesi ve işlenmesi, sektörün hızla gelişmesini sağlamıştır. Gıda sektörüde gelişmiş durumdadır. Özellikle kaymaklı kadayıfı ve Afyon lokumu meşhurdur. Bunun yanında sucuk da diğer önemli gıda maddesidir. Ayrıca patates ve yumurta üretiminde de adını duyurmuştur. Afyonkarahisar konumuna ve nüfusuna oranla çevresindeki illlere göre daha az sanayileşmiş durumdadır. Kalkınmada öncelikli yöre kapsamına girmesine rağmen ciddi bir yatırım almamıştır.

Ömer-Gecek, Hüdai, Heybeli ve Gazlıgöl termal alanları Kültür ve Turizm Bakanlığınca Termal Turizm Alanı olarak ilan edilmiştir. Bu kapsamda son yıllarda termal turizme yönelik olarak özel sektör tarafından birçok otel ve konaklama yerleri yapılarak hizmete girmiştır.
Afyon Kocatepe Üniversitesi, Afyonkarahisar'da toplam üç yerleşke'de eğitim ve öğretim faaliyetlerini sürdürmektedir. 2007-2008 akademik yılında üniversite fakültelerinde 9.453 öğrenci öğrenim görmektedir.
TFF 3.Lig 3. grupta mücadele eden bir spor kulübü profesyonel futbol takımı spor külübü ve yine TFF 3.lig 1.Grupta Sandıklı Belediye Spor profesyonal futbol takımı ve TVF 3. ligi bayanlar kategorisinde mücadele eden Sandıklı Belediyespor profesyonel voleybol takımları bulunmaktadır

NATO'nun 2. ve Türkiye'nin en büyük askeri havaalanına sahiptir. Ancak sivil amaçlı kullanılmamaktadır. Sivil amaçlı olarak Kasım 2012'de hizmete açılan Zafer Havalimanı'ndan yararlanılması düşünülmektedir. Bu havaalanı Türkiye'nin 4. büyük havalimanıdır. 29 Ekim 2012 tarihinde hizmete açılmıştır. Kütahya'ya 39, Afyonkarahisar'a 60, Uşak'a 103 km ve Eskişehir'e 113 km uzaklıktadır.(kyn :http://tr.wikipedia.org/wiki/Afyonkarahisar)

AFYONKARAHİSAR İLİ RESMİ KURUMLARIN TELEFON NUMARALARI

Afyonkarahisar Valiliği : +902722134458
Afyonkarahisar İl Milli Eğitim Müdürlüğü : +902722137603
Afyonkarahisar Belediyesi : 0 272 214 4255
Afyonkarahisar İl Emniyet Müdürlüğü :0 272 213 80 21
Afyonkarahisar İl Jandarma Müdürlüğü : 0272 213 60 32
Afyonkarahisar Devlet Hastanesi :0272 2120802
Afyonkarahisar Adliyesi :  0272216 90 03
Afyonkarahisar SGK İl Müdürlüğü : 27221376 89 - 2136522
Afyonkarahisar Halk Eğitim Merkezi :0 272 213 7307
Afyonkarahisar Vergi Dairesi :0272 214 53 06
Afyonkarahisar Kocatepe Üniversitesi:0 272 228 12 13
Afyonkarahisar  Kocatepe Üniversitesi Hastanesi :444 03 04 / 0272 246 33 33

Sultandağı

Sultandağı, Afyonkarahisar ilinde, Afyonkarahisar şehrinin 68 kilometre doğusunda bulunan bir ilçesidir.

Konumu

Sultandağı, Afyon İli'nin doğusunda, Ege Bölgesi ile İç Anadolu Bölgesi'nin birleştiği yerde, Konya ve Isparta illerinin sınırında bir ilçedir. Kuzeyinde Bolvadin, güneyinde Yalvaç, doğusunda Akşehir, batısında Çay ilçeleri ile komşudur. Batısında Deresenek (2.9 nm) ile Yakasenek (2.8 nm), kuzeyinde Ortakarabağ (9.5 nm), doğusunda Kavakçiftliği (3.8 nm) ile Taşköprü (4.0 nm) ve güneyinde Borazan (Geyik üretim çiftliği) (2.5 nm) ile Kırca (1.9 nm) gibi yerleşim yerleri bulunur.

İsim Kökeni

İshaklı, Selçuklu uç (eski Türkçe: sınır, kenar) beylerinden İshak Bey tarafından kurulmuştur. 1958 yılına kadar Bolvadin ilçesine bağlı İshaklı adında bir nahiye aynı yıl içinde Çiftlik beldesi ile idari olarak birleştirilip Sultandağı adıyla ilçe statüsü verilmiştir. 1972 yılında, ilçenin kuruluşuna 1958 yılında dahil edilen Çiftlik yeniden ayrılmış ve Yeşilçiftlik adıyla belde olarak yeniden ihdas edilmiştir.

1116 yılında Bizanslılarla Selçuklular arasında cereyan eden Bolybotum (Bolvadin) Savaşı'nda, Büyük Selçuklu Devleti Sultanı Müizzeddin Melikşah (Arapça: ملكشاه الثاني بن بركياروق ) ordusunu güneydeki dağın yamacına, Emir Mengücek ise ordusunu kuzeydeki dağın yamacına yerleştirmiş, işte bu durum üzerine sultanın çekildiği dağa Sultan dağı, Emir Mengücek'in çekildiği dağa da Emir dağı adı verilmiştir.

Tarih

Sultandağı, Tunç Devri'ne kadar uzanan çok eski bir geçmişe sahiptir.

Eski Tarihi Dönemler

Sultandağı, MÖ 2000-700 tarihleri arasında Hitit (Hittite) sınırları içinde, MÖ 750-600 yılları arasında Yanık Frigya (Phrygia Paroreius) sınırları içinde, Akşehir (Philomelium) ve Çay ile birlikte yönetim birimi olmuştur. Julia (Ipsus) eski bir Frigya (Phrygia Paroreius) kentidir, eski İmparatorluk döneminde adı Julia olarak değiştirilmiş, bu kent büyük bir olasılıkla bugünkü İshaklı'da veya yakınında, şimdiki Sultandağı denilen dağ eteklerinin kuzey-doğu uçunda olduğu tahmin edilir[4].

Sultandağı, MÖ 680-546 yılları arasında Lidya (Lydian) sınırları içinde, MÖ 546-333 yılları arasında Pers İmparatorluğu sınırları içinde, MÖ 333-323 yılları arasında Büyük İskender'in Makedon İmparatorluğu sınırları içinde, MÖ 323-30 yılları arasında bölgede hüküm süren Helenistik krallıkların sınırları içinde ve MÖ 30 - MS 395 yılları arasında Roma İmparatorluğu sınırları içinde kalmıştır.

Bizanslılar Ve Selçuklular Dönemi

Sultandağı, Bizanslılar ve Selçuklular zamanına kadar batı ve doğunun yol uğrağıdır. Ayrıca Anadolu - Bağdat İpek Yolu'nun Sultandağı'ndan geçmesi de ticarî bir önem kazanmıştır. İshaklı Anadolu Selçukluları zamanında "Karahisar-ı Devle" ismiyle anılan şimdiki Afyonkarahisar'a bağlı 10 kadılıktan birisi olan Bolvadin'e bağlı olan bir nahiye imiş. Sâhipataoğulları Beyliği'nin hüküm sürdüğü bu bölgeye Orta Asya’dan göç eden Oğuz ve Türkmen boyları yurt edinmiş ve kaldıkları mezra ve köylere kendi boy ve oymaklarının isimleri vermişlerdir. Anadolu Selçuklu Sultanı I. Rükneddin Mesud (Arapça: ركن الدين مسعود‎, Rukn al-Dīn Mas'ūd) döneminde Afyonkarahisar ve çevresinde 300 yerleşim bölgesi tespit edilmiş, Türk Boyları buralara iskan edilmiştir.

Selçuklular Döneminden Kalan Miraslar

Selçuklular döneminden kalma bir Kervansaray, bir Cami ve bir de Hamam vardır. Anadolu Selçuklu Mimarisinin güzel örneklerinden olan İshaklı Hanı 1249 (Hicrî 647) yılında Sahip Ata Fahrettin Ali tarafından yaptırılmış olduğu avlu taçkapısındaki ve kapalı bölüm taçkapısındaki yazıtlardan anlaşılmaktadır. Kuzeydoğu – güneybatı yönünde konumlanan kervansarayın yakın çevresinde güneybatı yönünde 15. yy. Osmanlı Döneminde yaptırılan Çifte Hamam[5], Cami, Karamanoğlu İbrahim Bey zamanında 1458 yılında yaptırılmıştır. 1912 tarihinde yıktırılarak yerine şimdiki Ulu Cami (Çarşı Camii-Aşağı Camii) inşa edilmiştir. Eski camiden sadece minare ile kitabesi kalmıştır[6], güneyinde ise Lâleli Çeşme bulunmaktadır. Ulu Camii'nin cephe duvarında bulunan kitabede, (Hicrî 863, Milâdi 1458) yılında ve Karamanoğullarından İbrahim bin Mehmet bey zamanında konmuştur. Yazısı sülüstür[7]. "Bu cami Mehmet bin Halil, Mehmet bin Hamza ve ali bin Şeyh isimlerinde üç kişi yaptırmıştır." Ayrıca Ulu Cami'de Ashab-ı Kiram ya da Eshab-ı Kiram'lardan alınan kutsal emanetlerden olan Sakal-ı Şerif saklanır. 13. yüzyılda Anadolu'ya gelen Horasan Erenlerinden Ahmed Remzi Tahranî (Aḫmad Ramzī al-Tahranī veya halk dilinde Ahmed-i Remzi)'nin türbesi ilçede Akşehir yolunun sol tarafındadır. Diğer erenlerden Ahi Ömer Çavuş'tur.

Osmanlı Dönemi

Kanuni Sultan Süleyman döneminde Mühimme Defterlerinde İshaklı nahiyesine bağlı:

Köyler

Ak-Evlü, Ahi Hoca, Ak Koyunlu, Burhan, Çelik, Çiftlik, Çukur, Dereçine, Dere Hasan, Durud, Eber, Ecem, Ecem Hasanek, Elvanbeyli, Gedil, Hasenek, Kınık, Kırca, Küçük Hasene, Mes’ud Paşa, Oğuz, Salur, Taşköprü, Yaka Hasenek (şimdiki Yakasenek), Yan köy, Yavi ve Yazı Çeliği gibi köylerden bazıları Eber Gölü'nün su seviyesinin en yüksek olduğu dönemde su altında kalmış, bazıları terk edilmiş, isimleri değişmiş veya günümüzde komşu ilçelere bağlanmıştır.

Mezralar

Yenice, Ada Çal, Altı Ahur, Arpa Çukuru, Aygır Ovası, Bağra, Bağı, Benk Öyüğü, Boğaz, Boğaz tatar, Çay Ayağı, Çiftlik Viran, Çukur Ağıl, Derbent Baş, Dibek Kuyu, Deniz Ovası, Eski Kışla, Gövercinlik, İt Burnu, Kafir Viran, Kara Pınar, Kasım Fakih, Kaş Kuyusu, Kırk Sarnıç, Köpek Kışlası, Mamad, Obacılar, Sofular, Uslu Burnu, Üçkuyu, Üçöyük, Yarım Dam, Yenice Kuyu ve Ziyaret Höyük gibi mezralardan bazıları zaman içinde köy yerleşim yerlerine dönüşmüştür.

Başbakanlık Arşivi'nde mevcut bulunan ve Surre Emini tarafından 1837 yılında hac yolculuğu esnasında, Surre-i Hümâyûn Alayı'nın gidiş ve dönüşte oluşan yolculuk masraflarının kaleme alındığı bir defter'de (Arapça: در مرحله إشَكلو, der merhale-i İshaklu) İshaklı o dönemde Hacc yolu güzergahı üzerinde bir konaklama yeri idi. 1890 yılında Friedrich Sarre ismindeki bir Alman Doğu bilimci, Kazıbilimci, Sanattarihçisi Anadolu'yu gezmiş, Reise in Kleinasien ismindeki kitabında İshaklı ismini kullanmış, kitabında birkaç tane İshaklı'dan resimler bulunmaktadır.

Coğrafya

Sultandağı, 38° 31′ 52″ kuzey paraleli ile, 31° 13′ 41″ E doğu meridyenin kesiştiği noktada Afyon - Konya karayolunun 68.km'sinde Sultandağları'nın eteğinde kurulmuştur. Sultandağı yerleşim olarak Ege bölgesi ile İç Anadolu bölgesinin kesişim noktasına yakın bir alandadır. Özgün yeri, Göller Bölgesi olarak da adlandırılan alanın kuzeyinde Eber - Akşehir Gölleri ile Batı Torosların İç Anadolu`daki uzantısı olan Sultandağı'nın eteklerinde yer almaktadır. Kuzeyinde Bolvadin ilçesi, güneyinde Isparta ili Yalvaç ilçesi, doğusunda Konya ili Akşehir ilçesi, batısında ise Çay ilçesi ile sınır komşusudur.

Dereçine kasabasında bulunan Buzluk Mağarası da turistlerin oldukça ilgisini çekmektedir.

Sultandağı ilçesi 1. derece deprem bölgesinde bulunmaktadır. 03.02.2002 tarihinde Mw ölçeğine göre 6,0 şiddetinde yaşanan Sultandağı - Çay depreminde ilçe, belde ve köyleri çok ağır hasar görmüştür, ayrıca Sultandağları boyunca 170 km. uzunluğunda fay üzerindedir. Orta Çağ'larda böylesi depremlerde olmuştur.

İlçenin toplam ormanlık ve fundalık alanı ortalama 17.817 hektardır. Yüzölçümü ise 983 km²'dir. Dort Deresi Asmalı mevkiindeki orman sahasında Geyik Üretim Merkezi bulunmaktadır. Bu geyik üretim merkezinde geyikler koruma altındadır

Nüfus

İlçe bağlısı olarak merkez hariç olmak üzere ilçe merkezine bağlı; 6 belde, 7 köy ve 31 mahalleden oluşmaktadır.

Eğitim

İlçede 12 ilköğretim okulu, 3 ortaöğretim okulu bulunmaktadır. Ayrıca ilçede 1 Meslek Yüksekokulu olup, 643 öğrenciye 4 öğretim görevlisiyle eğitim hizmeti verilmektedir.

Merkez ve kasabalarımızda halk kütüphaneleri mevcuttur.
İlçede 2 semt sahası ve 2 spor kulübü vardır. Çiftlik Kasabasında 1 halı saha bulunmaktadır.

Sağlık

İlçede, 50 yataklı 1 Devlet Hastahanesi, 1 Sağlık Ocağı, 1 Sağlık Evi ve 1 Sağlık Meslek Lisesi bulunmaktadır.

İdari Durumu

İlçe merkez dahil 7 belde , 7 köy ile 31 mahalleden oluşmaktadır. Buna göre merkez ve kasabaların mahalleleri ile köylerin adları şunlardır.

Mahalleler

Sultandağı Merkez İlçe Mahalleleri: a. Çavuş Mahallesi b. Kayran Mahallesi c. Pazaraltı Mahallesi d. Selçuk Mahallesi e. Yıldırım Mahallesi f. Gazi Mahallesi

Beldeler

Dereçine Kasabası:
a. Camikebir Mahallesi b. Ortamescid Mahallesi c. Hacıbostan Mahallesi d. Kavaklı Mahallesi e. Karaman Mahallesi f. Kemal Mahallesi

Karapınar Kasabası:
a. Cumhuriyet Mahallesi b. İnönü Mahallesi c. Selçuk Mahallesi

Üçkuyu Kasabası:
a. Çınarlı Mahallesi b. Pınarlı Mahallesi c. Yeşilyurt Mahallesi

Yakasenek Kasabası:
a. İmam Aziz Mahallesi c. Ulupınar Mahallesi b. Ortamescid Mahallesi d. Yeni Mahalle

Yeşilçiftlik Kasabası:
a. Akpınar Mahallesi b. Aşağı Mahalle c. Sıra Mahalle d. Tepebaşı Mahallesi e. Yıldız Mahallesi f. Yukarı Mahalle

Kırca Kasabası:
a. Bahçelievler Mahallesi b. Hisar Mahallesi c. Çağlayan Mahallesi

Köyler

Akbaba
Çamözü
Çukurcak
Doğancık
Karakışla
Taşköprü
Yenikarabağ

Ekonomi

Sultandağlarının etekleri ile demiryolu ve Akşehir Gölü arasında kalan sulanabilir alanlarında meyvecilik, ilçenin diğer bölümlerinde ise hububat ve hayvancılık yapılmaktadır. Sanayi ve el sanatları pek gelişmemiştir, ilçemizin kuzeyinde bulunan dağlık ve kırsal alandaki halkın geçim kaynağı çok zor sartlarda yapılan kuru tarım ve hayvancılığa dayanmaktadır (Göç olayının en hızlı oldugu yerleşim birimleride bu alanlardadır).

İlçenin sulanabilir arazileri üzerinde ise meyvecilik önde gelmektedir. Kiraz, Vişne, Elma üretimi ilçe ekonomisinin temelini oluşturmaktadır. Kiraz üretiminin %80'i ihracata gitmekte olup, elma ve vişne daha ziyade iç piyasaya sürülmekte, kalan kısmı da ilçede bulunan Morello meyve suyu ve konservecilik fabrikalarında değerlerdirilmektedir. Dünyanın en güzel ve en kaliteli Napolyon (ziraat900) kirazı, Fransa, Hollanda, İngiltere, Almanya ve Belçika'ya ihraç edilmektedir. Ayrıca Yurtdışı sermayeli Karl Kühne KG (GmbH & Co.) Sirke Fabrikası mevcuttur.

Ekilebilir arazi 18.260, nadasa bırakılan 12.630, meyvelikler 33.156, sebzelik arazi ise 22 hektardır. Buna bağ sahası da eklenince tarıma elverişli arazi toplamı 35.579 hektardır. Çayır ve mera alanı 14.967, tarım dışı arazi 7.477 hektardır.

İlçede meyveciliğin yanında daha çok buğday, arpa, mercimek, fasülye, haşhaş, nohut ve kimyon üretimi yapılmaktadır. Hayvancılık olarak koyun, kıl keçisi, sığır, tavuk ve arıcılık yapılmaktadır.

Yüzölçümü:731 km2 (282,2 mi2)
Nüfus:15,988
Posta Kodu:03900
Alan Kodu:0 272
İl Plaka Kodu:03

Sultandağı Resmi Kurum Telefon Numaraları

Sultandağı Kaymakamlığı:0 272 656 10 06
Sultandağı Belediyesi:(272) 656 10 16
Sultandağı Devlet Hastanesi:(0272) 656 3293
Sultandağı Adalet Sarayı:(0272) 656 18 42
Sultandağı İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü:(0272) 656 1680
Sultandağı İlçe Emniyet Müdürlüğü:(0272) 656-1009
Sultandağı Askerlik Şubesi:0.272.215 32 11
Sultandağı Mal Müdürlüğü:(0272) 656 1039
Sultandağı Vergi Dairesi Müdürlüğü:0272 656 10 39 

Şuhut

Şuhut, Afyonkarahisar iline bağlı, İç Ege Bölgesi'nin en doğusunda yer alan bir ilçedir. İl merkezine uzaklığı 29 km'dir. 1946 yılında ilçe olmuştur.

Şuhut, "keşkek" yemeğiyle ünlüdür. Önemli bir et ve patates üretim merkezidir.

Tarih

İlçenin tarihinin Neolitik çağa kadar uzandığı Şuhut Hisar, Karaadilli Höyüğü, Kepirtepe Höyüğü'nün bu çağa ait eserler olduğu tahmin edilmektedir. Hitit döneminde ise Afyonkarahisar ve Kütahya illerinde hüküm süren Mira Krallığı'na bağlı bir prenslik olan Kuvalya'nın başkentinin Şuhut olduğu bilinmektedir. Şuhut'un netleşmiş biçimdeki tarihi ise, Alemas adlı Frig komutanının Truva Savaşlarına katılan ve mağlûplar arasında yer alan birliklerini buraya kadar çekerek MÖ hâkimiyeti 1180 yıllarında "Synnada" kentini kurmasıyla başlamaktadır. MÖ 3500'lere kadar uzanan tarihi içinde Roma döneminde bir başkent ve medeniyet merkezi olmuştur.

Bugünkü Şuhut, Truva Savaşları sonunda Trakyalı, Makedonyalı ve Ahiyalı birlikleriyle bölgeye gelen Akomas tarafından "Synnada" adıyla MÖ 1180'de kurulmuştur. Daha sonraki yıllarda ise Synnada'nın önce Lidya, daha sonrada Pers hâkimiyeti altına girdiği görülmektedir. Hatta Perslere sığınan Atinalı ünlü komutan Alkibiyedes MÖ 404 yılında bugünkü Balçıkhisar Kasabası sınırları içerisinde yer alan "Melisse" çiftliğinde ölmüştür. Daha sonraki yıllarda Antik Romalılar ve Bizanslıların egemenliğine girdiği bilinmektedir. Bizans döneminde "cfut" olan adı ise değişikliğe uğrayarak önce "çıfut" olmuştur.1- Şuhut 1219 dan önce de hatta 1150 den önce de Türk ve İslam Yurdudur. Şuhut Adı Şeyh şuhudi Ömer efendiye ,izafeten Şuhut'a verilmemiştir. Şuhut'a izafeten Şeyh ömer efendiye Şuhutlu manasında Şuhudi denmiştir. 2- Akan ya da Akhan adında Türk boyu yoktur. Muhtemelen matbaa ya da harf hatası nedeniyle yeni bir boy icat etmenin de lüzumu yoktur. ŞUHUT Halkı AKHUN'lara bağlı KHALAÇ= HALAÇ Boyundandır. Khalaç= Halaç'lar koyunculukla geçimlerini sağlayan orta asyanın güneyinde kuzey azerbaycan- iran(kum kentinin bulunduğu) halacistan ve afganistan'daki Türkistan olarak bilinen bölgede devletler kurmuş,diğer bir kısmı 1500 yıllara kadar yenidelhi başkent olmak üzere hindistanı yönetmiş,hindistandakiler yine bir türk boyu olan çağatay türkleri tarafından devletleri yıkılmış,iran ve afganistandakiler yine bir türk boyu olan Avşarlar tarafından yıkılarak yerine avşar hanedanlığının kurulmasından sonra bir kısmı irandan hakkari,malatya yoluyla Anadolu topraklarına dağılmışlardır. Kaşgarlı mahmut divanı lügati türk'de kalaç'ın aç kal,aç kalasın anlamında ilenme ilenç sözü olarak söyendiğini belirttiği çağ yayınlarınca basılan islam tarihinde ifade edilmektedir. iran ve arap tarihçiler kalaç'ı khalaç olarak yazdıkları bununda zamanla anadolu ağzında k düşerek Halaç a dönüştüğü,Halac_ı mansur'un da aynı boydan olduğu belirtilmektedir.

  Kurtuluş Savaşında Şuhut, kısa süre de Atatürk'ü ve dolayısıyla da başkomutanlık karargahına ev sahipliği yapmıştır.
Şuhut, 1862'de yıkıcılığı yüksek olan bir deprem geçirdi ve binaların yarısı ile çok sayıda tarihi anıt yıkıldı.

Şuhut 1884 yılında bucak oldu. 1896 yılında köy, 1912 yılında yeniden bucak olmuştur.

Şuhut'ta belediye teşkilatı bucak düzeyinde 1913 yılında kurulmuştur. Şuhut 1946 yılında ilçe olmuştur.

Coğrafya

Şuhut, İç Ege Bölgesinin en Doğusunda ve Afyonkarahisar'ın Güneyindedir. Batı Anadolu'yu İç Anadolu'ya bağlayan eşik arazi üzerinde olup, 1151 m rakımıyla Afyonkarahisar'un en yüksek yerleşim merkezlerinden biridir. İlçenin kuzeyinde Afyonkarahisar ili, batısında Dinar, Sandıklı, Sinanpaşa ilçeleri, doğusunda Çay, güneyinde ise Isparta ilinin Yalvaç ve Senirkent ilçeleriyle çevrilidir. 1 Merkez ve 6 Belde Belediyesi ile 31 köyü mevcuttur. Yüzölçümü ise 1182 km²'dir.

Kültür

Zafer Yürüyüşü
Her yıl Şuhut ilçesinden Kocatepeye Büyük Zafer yürüyüşü yapılmaktadır.(25 Ağustosu 26 Ağustosa bağlayan gece saat 04:00 da ) Mustafa Kemal 25 Ağustos 1922 de geldiği şuhutta 1 gece konaklamış; buradan gece yolculuğu yaparak, Kocatepeye intikal etmiş ve büyük taarruzu başlatmıştır. Meşaleler eşliğinde gece yapılan Zafer yürüyüşüne Üniversiteler, sivil toplum örgütleri ve vatandaşların yanı sıra aralarında yüksek rütbeli Subayların da bulunduğu askeri erkan da katılmaktadır.Yürüyüş Şuhut'un Çakırözü Köyü'nden, başlar ve Kocatepede sona erer. Mustafa kemal'in kullandığı yaklaşık 14 KM olan güzergah yürüyerek geçilmektedir.

SYNNADA Antik Kenti
Yerleşim yeri Şuhut ilçe merkezindedir. Geçmişi ET.Ç.’na kadar uzanmaktadır. Hellen, Roma ve Bizans dönemlerinde Merkezi Frigyanın başkenti olmuş büyük bir kenttir. Burada Apemeia gibi Hellen döneminde tam özerk, Roma döneminde yarı özerk bir konuma ulaşmış; imparator adına ve Hieropolisle ortaklaşa, gümüş cistophorus ve bronz sikkeleri bastırılmıştır.

Nüfus

İlçenin nüfusu 2007 genel nüfus sayımına göre 63.800'dir. Bunun 26.038'i ilçe merkezinde, 37.762'i ise kasaba ve köylerde yaşamaktadır.

İlçe bağlısı olarak merkez hariç olmak üzere ilçe merkezine bağlı; 6 belde 31 köy vemahalleden oluşmaktadır. Bunlar: Atlıhisar Belde Belediyesi, [Karaadilli Belde Belediyesi], Balçıkhisar Belde Belediyesi, Efe Belde Belediyesi, Karacaören Belde Belediyesi ve Kayabelen Belde Belediyesi

Yıl Toplam Şehir Kır
1965 34.164 6.099 28.065
1970 36.688 7.048 29.640
1975 38.163 8.154 30.009
1980 40.071 8.116 31.955
1985 43.936 10.002 33.934
1990 48.260 12.982 35.278
2000 59.284 13.630 45.654
2007 40.800 12.038 28.762
2008 40.072 12.236 27.836
2009 39.973 12.479 27.494
2010 39.421 12.625 26.796
2011 38.860 12.646 26.214
2012 39.397 12.547 26.850
2013 38.061 12.841 25.220
2014 37.377 13.174 24.203

Mahalleler

Altıgöz Mahallesi
Baş Mahallesi
Gazipaşa Mahallesi
Hacımusa Mahallesi
Hisar Mahallesi
İplik Mahallesi
İstiklal Mahallesi
Kurtuluş Mahallesi
Mehmet Akif Ersoy Mahallesi
Pazar Mahallesi
Taşlıca Mahallesi
Yalı Mahallesi

Ekonomi

İlçe ekonomisinin temel taşını tarım ve hayvancılık sektörü teşkil etmektedir. İlçemizde genellikle buğday, arpa, nohut, patates, şeker pancarı, ayçiçeği, haşhaş ziraatı yapılmaktadır. Meyvecilik son 15 yılda düzenli bir gelişme göstermiştir. Meyve ziraatinde vişne üretimi ön sırayı almaktadır. Bundan başka kiraz, elma, erik, armut gibi meyveler de yetiştirilmektedir. Vişne haricinde diğer meyvecilik alanları ticarî amaçtan çok, aile meyveciliği şeklindedir. Sebzecilik, ilçede büyük çapta aile ziraati şeklinde yapılmaktadır. İlçemizde hayvancılık, tarım alanı içinde ekonomik değer bakımından en önemlisidir. Merkez ilçe ve köylerinde çok sayıda besihane bulunmaktadır. Besihanelerin çoğunluğunda dana besiciliği yapılmaktadır. İlçede et kombinaları vardır. Bu kombinalarda hazırlanan etler, firikofirik vasıtalarla, başta İstanbul olmak üzere, Ankara, İzmir ve Antalya'ya sevk edilmektedir.

İlçede hayvancılık içerisinde ikinci sırayı tavukçuluk almaktadır. İlçe merkez ve köylerinde çok sayıda tavuk kümesi mevcut olup, yumurta tavukçuluğu yapılmaktadır. İlçe ekonomisine yumurta üretimiyle çok büyük katkı sağlanmaktadır.Bunlardan başka koyun ve süt sığırcılığı da önemli ölçüde gelişme göstermiştir.

İlçede şahıslara ait yağ ve un fabrikaları mevcuttur. İlçenin Hisartepesi (Synnada Höyüğü),Hüseyinli inleri (Balçıkhisar), Bininler Kaya Mezarları ve Asmakaya Kalesi eski yerleşim yerleri olup, Kayabelen Göleti ve Selevir baraj gölü mesirelik ve dinlenme yerleridir. Bininler; ilçenin Senir Köyü'ne 5 km uzaklıkta, birbirine bağlantılı odalardan meydana gelen Bizans kaya yerleşimidir. Günümüzde ise yayla barınağı olarak kullanılmaktadır. Kayalar üzerinde yer yer mezar odaları ve kaya mezarları ile eteklerinde Bizans dönemine ait ören yeri vardır.Ayrıca Balçıkhisar sınırlari içinde Karacemal Mağarası bulunmaktadır.İlçenin Kayabelen Kasabası'nda her yıl Mayıs ayının 1. haftasında Şeyh Hamza Dede'yi Anma ve Hıdırellez Kültür Bayramı, Karaadilli Kasabası'nda her yıl Mayıs ayının 4. haftasında geleneksel yağlı güreşler yapılmaktadır.

Yüzölçümü:1,182 km2 (0,5 mi2)
Nüfus:37,377
Posta Kodu:03800
İl Alan Kodu:0272
İl Plaka Kodu:03

Şuhut Resmi Kurum Telefon Numaralar


Şuhut  Kaymakamlığı:(0272) 718 1100
Şuhut  Belediyesi:272 718 2001 
Şuhut Devlet Hastanesi:(0272) 718 1001
Şuhut Adalet Sarayı:0-272-216 90 03
Şuhut İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü:(0272) 718 1763
Şuhut İlçe Emniyet Müdürlüğü:0 272 718 10 26
Şuhut Jandarma Komutanlığı: (0272) 718 17 70
Şuhut Askerlik Şubesi: 0.272.215 32 11
Şuhut Vergi Dairesi Müdürlüğü:0272 213 87 01

Çobanlar

Yüzölçümü :402 km2 (155,2 mi2)
Nüfus:14,105
Posta Kodu:03060
İlçe Alan Kodu:0272
İlçe Plaka Kodu:03
 

Çobanlar, Afyonkarahisar iline bağlı bir ilçedir.Afyonkarahisar'ın 25 km. doğusunda denizden 992 metre yükseklikte düz arazi üzerinde yeni kurulmuş bir ilçe olan Çobanlar'ın, kuzeyinde Bayat, kuzeydoğusunda İscehisar, güneydoğusunda Çay, doğusunda Bolvadin ilçeleri konumlanır. Batısında Işıklar (5.0 nm) ve Sülümenli (2.8 nm), kuzeyinde Gebeciler (4.6 nm), doğusunda Kocaöz (3.4 nm) ve güneyindeDeğirmendere (4.2 nm) gibi belde ve köyler konumlanır. Yüzölçümü 422 km²'dir.

Yöre tarihinin Akarçay Nehri kenarındaki höyüklerden de anlaşıldığı gibi eskiTunç Çağına kadar uzandığı bilinmektedir. Bugünkü Kocaöz (Feleli) köyünde antik Anabura kenti kurulmuştur. Afyon Arkeolojik Müzesi'nde bulunan Artemis heykeli buradan çıkarılmıştır.

Bir rivayete göre: Danişmentlileri oluşturan Avşar boylarından Süleymanlı koluna mensup bir grubun bu bölgeye yerleştiği Çobanlar, Işıklar ve Sülümenli beldelerinin bu oymak tarafından kuruldugu, hatta kurucuların kardeş oldukları rivayet edilir. Bilindiği gibi Danişmendlilerin dağılmasıyla onlara bağlı birçok oymak ve boy başta batı anadolu olmak üzere birçok yere dağılmışlardır.

Rivayete göre: Bölgenin Bizanslılardan Türklere geçmesiyle Çobanlar'ın, Sülümenlinin ve Işıkların Dulkadiroğulları beyliğine mensup Oğuzların Avşar boyunun Civanşirli kolunun Selmanlı, Sülmenli, Süleymanlı aşireti tarafından kurulduğu rivayet edilmektedir.

Bir başka rivayete göre ise; Civanşirli aşiretine mensup bir oymağın mısır dolaylarından Eskişehir'e geldiği bu oymaktan iki kardeşin Afyonkarahisar'ın Çobanlar, Işıklar ve Sülümenli beldelerine göç ederek yerleştiği rivayet edilmektedir. Çobanlar halkının kökeninin bu aşiretine mensup olduğu, hatta birkaç kitapta Çobanların 1151 yıllarında feth edildiği yazmaktadır. Bununla birlikte yine Kanunu Sultan Süleyman zamanındaki vergi kayıtlarından Çobanlar isminin Çobanlar-ı kebir (Büyük Çobanlar) olarak adlandırıldığı anlaşılmaktadır. Yine İlçeye değişik vesilelerle civar köy kasabalardan zaman zaman göç olduğu ilçedeki bazı insanların soyadlarından da anlaşılmaktadır.

Ayrıca, Nazım Hikmet Kuvay-i Milliye Destanında Akarçay'dan ve büyükçobanlar köyünden şöyle bahseder;

".... Akarçay belki bir akar su, belki bir ırmak, belki küçücük bir nehirdir. Akarçay Dereboğazı’nda değirmenleri çevirip ve kılçıksız yılan balıklarıyla Yedişehitler kayasının gölgesine girip çıkar. ve kocaman çiçekleri eflâtun kırmızı beyaz ve sapları bir, bir buçuk adam boyundaki haşhaşların arasından akar. ve afyon önünde altıgözler köprüsü'nün altından gündoğuya dönerek ve konya tren hattına rastlayıp yolda büyükçobanlar köyü'nü solda ve kızılkilise'yi sağda bırakıp gider."[4][5]

Merkezde, tipik Osmanlı mimarisinde inşa edilmiş avlulu evler dikkat çeker.

İlçe merkezinde sekiz ilköğretim okulu ve bir tane Lise mevcuttur. Toplam 2.279 öğrenciye, 152 öğretmen tarafından eğitim verilmektedir.İki adet sağlık ocağı ve bir sağlık evi ihtiyaca yetmediğinden, devlet-millet işbirliğiyle hastane yapılmıştır.İlçede bir adet semt futbol sahası bulunmaktadır. Çobanlar Belediye Spor, merkez belediyesinin desteğiyle Afyon amatör liginde mücadele ediyor.İlçede 5 adet kadrolu olmak üzere toplam 7 adet cami bulunmaktadır. 8. ise yapım halindedir.İlçede bir adet belediyeye ait halısaha vardır.

İlçede tarım ve hayvancılık bitme noktasına gelmiştir. İlçeye belediye ve il genel meclisi tarafından çok kapsamlı bölge hayvan pazar yeri yapılması gerekmektedir. Bu sayede ilçe hayvancılıgı organize bir hal alıp geliştirilmesi mümkün olacaktır. İlçenin arazisi yaylıma elverişli olup hayvancılık kalkındırılması yapılması gerekmektedir. İlçe sakinleri geçimini tarım ve büyük-küçük baş hayvancılıktan sağlamaktadır. Topraklarının büyük bölümü sulanan Çobanlar, Afyon Şeker Fabrikası'nın pancar deposudur. Tarımcılıkta pancar ekimi ön sırayı alır. İlçede iki adet un fabrikası mevcuttur.Bu küçük ilçede ayrıca, Türk otomotiv sanayisinin en ilginç aracı üretilmektedir. Taşımacılık ve tarım işlerinde kullanılan Patpat adlı römork-pikap karışımı araçlar, ilçenin küçük atölyelerinde imal edilir.

İlçe'de 2008 yılında başlanan ve 2009 Mayıs ayında bitecek olan Türkiye ve Avrupa standartlarında ilk ve tek sera kurulmaktadır. İlk etapda 300 kişi işçi alacak olan işletme ilerde kapasitesini geliştirerek 2000 işçi ve bir okdarda ürün beklemektedir. Şirket Hollandalı bir şirketle ortak olup üretecegi domatesi tamamen Avrupa'ya satacaktır. İlçenin termal yönü çok büyük yatırım olup yeni yeni keşif edilmiştir. Belediye yap işlet devret yöntemiyle çok amaçlı termal tatil köyü ve oteller projesi bulunmaktadır 2009 yılında inşaatına başlanacak ve 2010 yılında tamamlanması planmaktadır.

Çobanlar, Cumhuriyetin ilan edildiği yıllarda Rahmetli Mareşal Fevzi Çakmak ve Ali Çetinkaya Paşalar tarafından 1926 yılında nahiye yapılmış, 1955 yılında halk oylaması yapılarak Belediye olmuştur. 1990 yılında da 20 Mayıs 1990 gün ve 20523 Sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile İlçe olmuştur.(kynk:http://tr.wikipedia.org/wiki/Çobanlar)

ÇOBANLAR  İLÇESİ RESMİ KURUMLAR TELEFON NUMARALARI

Çobanlar Kaymakamlığı:0 272 261 22 32
Çobanlar İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü : 2722612523
Çobanlar Belediyesi :0 272 261 2004 - 261 2052
Çobanlar İlçe Emniyet Müdürlüğü :0272 2613045
Çobanlar Devlet Hastanesi :0272 2612050
Çobanlar Halk Eğitim Merkezi :02722612564

 

Dinar

Yüzölçümü :1.286 km2 (496,5 mi2)
Nüfus:48,687
Posta Kodu:03400
İlçe Alan Kodu:0272
İlçe Plaka Kodu:03

Dinar, Afyonkarahisar ilinin bir ilçesidir. İlçe ismini, Orta Asya'dan gelenTürk Göçleri sırasında bölgeye yerleşen Kitiş Bey'in oğlu Dinar Bey'den alır. Eski ismi Geyikler'dir. Dinar Türkiye'nin karayollari icin cok önemli bir yoldur.İç Anadolu'yu Ege'ye baglayan, Akdeniz'i Marmara'ya baglayan yoldur. Isparta ve Burdura 60 km Denizli Afyon ve Uşaka 110 km dir. İlçe nüfus cüzdanı ibaresinde il merkezinden sonraki en büyük nüfusa sahip ilçedir. İlçede 1 Ekim 1995 pazar günü 17:57 de meydana gelen 6,1 büyüklüğündedeprem sonucu 94 kişi ölmüş büyük maddi hasar meydana gelmiştir. Bu tarihe kadar il olmaya çalışan ilçe depremden sonra belini doğrultamamış Isparta, Denizli ve Antalya iline çok yoğun göç vermiş ve nüfusu sürekli olarak azalmıştır. Afyon ilinin en fazla göç veren ilçesidir. Göç halen devam etmektedir. Yurtdışında Emirdağdan sonra en fazla hemşehrisi olan ilçedir. (Donbayovası, Çölovası, Sazovası ve Dinarovası). Afyonun en fazla şehit veren ilçesidir. Denizli'nin Çardak ve Çivril ilçesi Afyonun ise Dazkırı, Başmakçı ve Evciler ilçesi Dinar'dan ayrılarak ilçe olmuşlardır.

Afyon-Antalya karayolu üzerinde olup, il merkezine 106 km. Uzaklıkta bulunan ilçe, 1874 yılında belediye teşkilatı kurulmuştur. 1908'de ilçe olmuştur. 1932 yılında Belediye Başkanı Osman Sarıkabak tarafından bölgenin ilk bandosu kurdurtulur (Ali Çavuşun Bandosu). Yüzölçümü 1.361 km²'dir. Tarihin çok eski çağlarında sayısız imparatorların, Tanrı Apollove Kral Midas'ın müzik yarışması yaptığı İncirli, Üçlerce, Beloluk ve bilhassaSuçıkan mevkileri, ilçenin dinlenme ve mesire yerleridir. İlçemizin adeta sembolü durumunda bulunan Suçıkan, Menderes nehrine kaynaklık eden Pınarbaşı, Bülüçalan kaynağı, Yapağılı ve Beşpınar kaynakları, Pınarlı,Yeşilçat göletleri ile Eldere Kuş Cenneti ve Çamlıköy koruluğu diğer mesire yerleridir. Bu güzellikler, Dinar'ı hem iç, hem de dış turizm açısından önemli bir turizm merkezi haline getirmektedir. Dinar gerek mesire yerleri, aile parkları ve gerekse Afyon-Denizli, Denizli-Antalya karayolu üzerinde şehrin girişinde yer alan dinlenme tesisi ve lokantalarıyla "geçit turizmi"ne hizmet vermekte ve gelecekte turizm açısından daha büyük canlılık kazanacak konumda bulunmaktadır.

Dinar'ın bilinen geçmişi MÖ 1200 yıllarına kadar uzanmaktadır. Dinar Anadolu'nun en eski yerleşim yerlerindendir. Klasik dönem boyunca Efes’ten sonra en önemli şehri daha önceki adı Kelainai olan elbette ki Apameia idi. Pers dönemindeYunanistan akınından giderken, dinlenen Pers kralı Xerxes'in (sonraları Cyrus ve Büyük İskender'in de yaptığı gibi) kullandığıParadeisos isimli av bahçesi bu topraklarda yer alıyordu. Dr. Hasan T. Uçankuş tarafından Tatarlı yakınlarında Pers dönemine ait bir mezar kazılmıştır. Kral III. Antiochos tarafından bir Helenistik şehri olarak kurulan ve Persli annesi Apama'nın adıyla anılan Apameia'da geç Helenistik dönemde üzerinde Maeander Nehri ya da flüt çalan Marsyas'ı gösteren resimler olan çok sayıda sikke basılmışltır. Basıldıktan hemen sonra gömülen ve hiç kullanılmayan bu madeni paraların binlercesinden oluşan bir hazine, Seyyid Ahmet Çeliktaş tarafından bulundu ve müze müdürü rahmetli Ahmet Topbaş tarafından Afyon Müzesi'ne getirildi. Strabo'ya göre erken Roma İmparatorluğu döneminde Apameia, Efes'ten sonra Asya eyaletlerinin en büyük ve önemli alışveriş merkezidir. Roma valisi tarafından yönetilen bir idari bölge (conventus) merkezidir. Şehir, önemini, Ankara’dan Attaleia’ya ve Doğu’dan Efes'e giden anayolların kesiflmesinden alarak, bir ticari merkez konumuna gelmişti. Bugün Dinar Suçıkan’da, Apameia’dan geçen Marsyas Nehri’nin kaynağı ve efsaneye göre Tanrı Apollo’yu müzik yarışlmasına davet ederek meydan okuması yüzünden, Satyr Marsyas'ın önce derisinin yüzülüp sonra asıldığı yer bulunmaktadır. Bunların yanı sıra Apameia sikkeleri üstünde Orgas, Obrimos ve Therma nehirleri de görülebilmektedir. Eski çağlarda şehirde birçok deprem oldu. Bugün hala görülebilen ama ancak kımen kazılarak çıkartılmış kalıntıların içinde Mercimek Tepesi yamaçlarındaki Helenistik tiyatro, stadyum, şehrin yanındaki bir tepenin zirvesindeki bir kilise ve Dinar’dan geçen karayolunun hemen kenarında yarım daire şeklinde olan bir yapı yer almaktadır. MS 3. yüzyılda şehirde basılmış bazı sikkeler üzerinde Nuh'un Gemisi'nin resimleri olduğundan bölgede nüfuzlu bir Yahudi topluluğunun bulunduğu sanılmaktadır. Belki de bu yüzden şehre, “sandık” anlamında Kibotos da denilmektedir. Hititlerden Aka-İyon, Frig, Kimmerler, Persler, Roma,Bizans ve Türkler'e kadar birçok Anadolu medeniyetinden izler taşıyan Dinar, eski çağlardan bu yana, sürekli olarak bölgenin başkentliğini yapmıştır. Dinar tarihin ilk müzik yarışmasının yapıldığı yerdir. İçine tanrıların, kralların karıştığı masallar ve efsaneler şehridir.

İlçe 1874 yılında belediyelik, 1908 yılında ilçe olmuştur. Afyon iline bağlı olan ilçe Dinar, Akdeniz ve Ege Bölgesi arasında kalır. İlçe merkezi ve güneyindeki köyler Akdeniz Bölgesi'nde, kuzeyindeki köyler Ege Bölgesi'ndedir. Göller Bölgesi içerisinde incelenen Dinar ilçesi, kuzeyinde Sandıklı, kuzeydoğusunda Şuhut, güneydoğusunda Isparta, güneybatısında iseBaşmakçı ve Evciler, kuzeybatıda Denizli, güneyde Keçiborlu'yla çevrilidir. İlçe; Akdeniz ikliminden, İç Anadolu kara iklimine geçiş karakteri gösteren yöresel klima alanıdır. İlçenin 2000 yılı genel nüfus sayımına göre nüfusu 92.608'dir. Bu nüfusun 37.608'i ilçe merkezinde yaşamaktadır. İlçemize bağlı 9 kasaba ve 56 köy bulunmaktadır. İlçede 1 Ekim 1995 Pazar günü saat 18:00'da 6.1 şiddetinde deprem meydana gelmiş, 94 vatandaşımız hayatını kaybederken, 250 yurttaşımız yaralanmıştır.

Dinar, İstanbul ve Ankara'dan gelen, Denizli, İzmir ve Antalya'ya giden yolların kesişim noktasında bulunması itibariyle ulaşımı oldukça kolaydır. Bölgeye kara, Demir ve Hava yoluyla kolayca ulaşılabilir. Demir yoluyla İstanbul’a, Ankara'ya ve İzmir’e bağlantıları vardır. Kara yoluyla İstanbul’a 9, Ankara'ya 6, İzmir’e 5, Afyon'a ve Denizli'ye 1.5, Antalya'ya 3 saat ve Burdur veIsparta'ya 45 dakika mesafededir. Dinar ilçesi Afyon iline 110, Isparta ve Burdur iline 60, Denizli ve Uşak illerine ise 110 km mesafededir.(kynk:http://tr.wikipedia.org/wiki/Dinar,_Afyonkarahisar)

DİNAR iLÇESİ RESMİ KURUMLAR ÖNEMLİ TELEFONLARI

Dinar Kaymakamlığı:0 (272) 353 17 71 - 72
Dinar Belediyesi :0272 353 60 53 -353 62 78
Dinar İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü :  0 272 353 6020
Dinar İlçe Emniyet Müdürlüğü :(0272) 353 2477
Dinar İlçe Adliyesi : 0272 353 66 05-06-7-09
Dinar Devlet Hastanesi:(0272) 353 6414
Dinar Meslek Yüksekokulu:0272 353 09 13
Dinar Halk Eğitim Merkezi :0(272) 353 68 62

 

 

Kızılören

Kızılören, Afyonkarahisar ilinin bir ilçesidir. Türkiye'nin en küçük 10 ilçesi arasında yer alır. Dinar'a 26 kilometre, Ankara asfaltına 3 km açıkta bulunmaktadır.

Maddi sıkıntılar nedeniyle özellikle Denizli ve Antalya olmak üzere çevre illere bir hayli göç vermiştir. Nufusu 2600 civarındadır. Göçler genelde yurtdışına ve şehirlere olmaktadır. 1990 yılında ilçe olmuştur. Kendisine bağlı 4 köyle (Gülyazı, Ekinova, Yenibelkavak, Türkbelkavak) beraber Afyonkarahisar ilinin en küçük ilçesidir. Sanayileşme olmadıgı için geçimini hayvancılık ve çiftçilikle idame ettirmektedir.

Kızılören Resmi Kurum Telefon Numaraları

Kızılören Kaymakamlığı:(0272) 571 7250
Kızılören Belediyesi:(0272) 571 7656
Kızılören İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü:(0272) 571 7590
Kızılören İlçe Emniyet Müdürlüğü:(0272) 571 7344
Kızılören Jandarma Komutanlığı:0 272 571 73 99
Kızılören Askerlik Şubesi: 0.272.512 50 17
Kızılören Mal Müdürlüğü:(0272) 571 7255

Yüzölçümü:337 km2 (130,1 mi2)
Nüfus:2,526
Posta Kodu:03560
İl Alan Kodu:0 272
İl Plaka Kodu:03

Dazkırı

Yüzölçümü :570 km2 (220,1 mi2)
Nüfus:11,193
Posta Kodu:03950
İlçe Alan Kodu:0272
İlçe Plaka Kodu:03

Dazkırı, Afyonkarahisar ilinin bir ilçesidir. İlçe merkezi, Afyonkarahisar'a 140 km, Denizli'ye 80 km uzaklıktadır.Dazkırı’nın toplam alanı 338 km²'dir. İlçe merkezinin rakımı 830 m dir. İlçe, merkeziyle birlikte 15 köyden oluşmaktadır.

Dazkırı İlçesi, Afyonkarahisar iline bağlı bir ilçe olmakla beraber Ege Bölgesi'nde değildir. Dazkırı, Başmakçı, Dinar ve Evciler ilçeleri ile beraber;Akdeniz Bölgesi'nin Antalya Bölümü'nün Göller Yöresi'nde yer almaktadır. Kışları soğuk, yazları oldukça sıcaktır. Bunun sebebi ise Göller yöresinin bir geçiş iklimi içinde yer almasından dolayıdır.

Dazkırı'nın Batısında Beşparmak Dağları, Güneyinde Acıgöl vardır. Önemli bir akarsuyu yoktur. Kuzeydoğudan çıkıp ilçeden geçerek Acıgöl'e dökülen küçük bir çay vardır, genellikle yazın suyu çekilmektedir. Acıgöl’ün suyu acı olduğu için içinde canlı yaşamaz etrafında kurulu tesisler vasıtasıyla buradan sodyum sülfat üretimi yapılır. Dazkırı ovası ilçenin başlıca ovasıdır. Arazinin %65’i ovalık, %35’i de engebeli dağlardan oluşmaktadır. Bölgede orman önemli yer işgal etmektedir. Bazı yüksek tepeler step özelliğindedir.İlçe sınırları içerisinde eski devirlerde pek çok devlet hakimiyet kurmuştur. Bu devletler Lidya, Hitit, İyonya, Roma ve Bizans'tır. Bugün meydana çıkan eserlerde bu milletlere ait pek çok tarihi eserler bulunmaktadır.

Dazkırı ilk zamanlar Apa olarak isimlendirilmiştir. Sonradan bu isimden vazgeçilerek önce Polatlı olarak nitelendirilmiş, ardından da bu isimlerin çokluğuna izafen ve karıştırıldığı gerekçesiyle Dazkırı olarak değiştirilmiştir.

Bir çok yerleşmelerle köyler teşekkül edince kendisine 48 köyün bağlanmasıyla 1859 yılında bucak olmuş, 1959 yılında 7033 sayılı kanunla ilçe teşkilatı kurulmuştur. Bu tarihe kadar Dinar'ın kasabasıdır.

Dazkırı İlçesi 1959 yılında belediye teşkilatına kavuşmuş ve ilçeye 1 Bucak, 1 Kasaba ve 36 Köy bağlı iken, 1988 yılında Başmakçı Bucağının, 1990 yılında Evciler Kasabasının ilçe olması nedeniyle 13 köy Başmakçı ilçesine, 7 köy de Evciler İlçesine bağlanmış ve 1 köyün de belediye olması ile merkeze bağlı 15 köy kalmıştır.

İlçe, Dazkırı Merkez Bucağı, 1 belde (Yüreğil), 15 köy (Akarca, Arıköy, Aşağı Yenice, Bozan, Çiftlik, Darıcılar, Hasandede, Hisaralan, İdris, Karaağaçkuyusu, Kızılören, Örtülü, Sarıkavak, Yayla (Meri), Yukarı Yenice) ve Dazkırı merkez bucağında bulunan 6 mahalle (Barbaros, Çamlık, Esentepe, Kurtuluş, Yeniyol, Yeşilyurt) ile toplam 22 yerleşim biriminden oluşmaktadır.

Denizli-Afyonkarahisar E–24 Karayolu ilçe merkezinden geçmektedir. Dazkırı ilçe merkezi Afyonkarahisar’a 140, Denizli’ye 80 km. uzaklıktadır. İlçe bu yol sayesinde batıda Denizli, Aydın ve İzmir’e ulaşmaktadır. Doğuda ise Dinar ilçesindeki kavşaktan Isparta, Burdur ve Antalya’ya, Porsama Kavşağından Afyonkarahisar, Ankara ve Karadeniz Bölgesine, Konya’dan Doğu illerine ulaşım kolaylığı sağlamaktadır. Duble yola dönüştürülen karayolu ilçe ekonomisinin gelişmesini ve yerleşim birimlerinin oluşmasını sağlamaktadır. İlçe otogarından Türkiye’nin her bölgesine ulaşım imkânı bulunmaktadır. İlçede mevcut birlik taşımacılığı ile Afyonkarahisar il merkezine ve Denizli iline her saat ulaşım kolaylığı vardır.

Dazkırı′dan İzmir Basmane–İstanbul Haydarpaşa demiryolu geçmektedir. Bu demiryolu Denizli-Afyonkarahisar karayolunu paralel olarak takip etmektedir. Demiryolu ile bağlantı ilçede bulunan istasyon vasıtasıyla sağlanmaktadır. Cumhuriyet öncesi yapılan bu demiryolu ilçeye ulaşım kolaylığı sağlamaktadır.

İlçenin iki havalimanına yakınlığı bulunmaktadır. 20 km mesafede bulunan Denizli Çardak Havalimanı ile 60 km uzaklıktaki Isparta’da bulunan Süleyman Demirel Havalimanı ilçeye hava yolu ulaşımı sağlamaktadır.(kynk:http://tr.wikipedia.org/wiki/Dazkırı)

DAZKIRI iLÇESİ RESMİ KURUMLAR ÖNEMLİ TELEFONLARI

Dazkırı Kaymakamlığı:0272 421 33 20
Dazkırı İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü :  0272 421 3055
Dazkırı Belediyesi : 0(272)421 30 82 - 0(272)421 30 89 - 0 530 455 21 69
Dazkırı İlçe Emniyet Müdürlüğü :0272 421 30 55
Dazkırı Devlet Hastanesi :(0272) 421 33 20 - 421 31 80
Dazkırı  İlçe Adliyesi : (0272) 421 32 74
Dazkırı Meslek Yüksekokulu:0272 421 47 45
Dazkırı Halk Eğitim Merkezi :0272 421 35 36 

 
 

 

Çay

Yüzölçümü :794 km2 (306,6 mi2
Nüfus:33,354
Posta Kodu:03700
İlçe Alan Kodu:0272
İlçe Plaka Kodu:03

Çay, Afyonkarahisar ilinin ilçesi. İç Ege bölgesinde; Ege, Akdeniz ve İç Anadolu bölgelerinin kesiştiği güzergâh üzerinde yer alan Çay ilçesi, doğudaSultandağı, güneyde Yalvaç, batıda Şuhut ve Afyon, kuzeyde Bolvadin’le çevrilidir.Çay İlçesinin tarihi, Eski Tunç Çağına kadar uzananmaktadır. Tarihi içinde Mısır, Suriye, Trakya krallarının birleşik ordusu ile Gelene kralı Antigon arasındaki İpsos meydan savaşına (MÖ 301) ev sahipliği yapmasıyla ünlenmiş, doğu-batı, kuzey-güney doğrultulu antik yolların kavşak noktası olmuştur.Selçuklu Türklerinin Anadolu’yu fethi sırasında Bekçioğlu Emir Afşin, Orta Anadolu’da Amerra (Emirdağ) önlerine kadar gelmiştir. Haçlı savaşları sırasında Haçlı orduları tarafından yakılıp yıkılan kente, 1155 yıllarında Selçuklu Devleti tarafından Oğuz Türkleri yerleştirilmiş, adı da "Çay Değirmeni" olarak değiştirilmiştir. Selçuklu Sultanı III. Gıyasettin Keyhüsrev'in ölümünden sonra bölge, önce Eşrefoğullarına ve Sahipataoğullarına, daha sonra ise Germiyanoğullarına geçmiştir. Germiyan Beyi I. Yakup, beyliğini vasiyet yoluyla II. Murat’a bırakmış ve böylece yöre Osmanlı topraklarına katılmıştır.
Selçuklu dönemine ait 1278'de Yusuf Bin Yakup tarafından yaptırılan Taş Medrese, Taş Han ve Taş Cami halen de kullanılan önemli tarihî eserleridir.Kurtuluş savaşı sırasında kısa bir süre Yunan ordusunca işgal edilen Çay İlçesi, 24 Eylül 1921 günü bu işgalden kurtarılmıştır. 1958 yılında ilçe konumuna getirilmiştir.Çay ilçesi elektriğe 1935 yılında il merkezinden daha önce kendi kurduğu santralle ulaşmıştır.Afyon ilinin doğusunda, Sultan Dağları'nın kuzey eteklerinde kurulmuştur. Büyük bölümü dağlar ve akarsular tarafından derin biçimde yarılmış yüksek düzlüklerden oluşan ilçe topraklarını Sultan Dağları ile Karakuş Dağları engebelendirir. Karakuş Dağlarında yükseklik 2.000 m'nin altında iken, Sultan Dağlarında daha yüksektir. Sultan Dağlarının en yüksek noktası olanTopraktepe (2.519 m) Isparta sınırındadır. Eber Gölü'nün güneybatı bölümü ilçe sınırları içerisindedir. Gölü besleyen Akarçay Nehri kuzeyde doğal sınırı oluşturmaktadır.Afyon Ovasının bir bölümü de çay ilçesi sınırları içerisinde yer almaktadır. İl merkezine 48 km uzaklıkta bulunan ilçenin yüzölçümü 830 km²'dir.

İlçenin doğal güzellikleri arasında Eber ve Karamık Gölleri bulunmakta olup, bu göllerde balık avcılığı (sazan, turna) ve çeşitli kuş avcılığı yapılmaktadır. Ayrıca Çağlayan Parkı ve Şelâlesi, Kanlı Yer Kavaklığı, Kardelen Parkı yöredeki az gelişmiş mesire yerleridir.İlçe ekonomisi tarıma dayalıdır. Yetiştirilen tarımsal ürünlerin başında tahıl, şeker pancarı, haşhaş gelmektedir. Dağlık kesimlerde mera hayvancılığı yapılmaktadır. İlçede un fabrikaları bulunmaktadır.Katmer, haşkeşli (haşhaşlı) lokul. Çay'da bu yiyeceklerin yanında etli yaprak ve kuru biber sarması, bamya çorbası ve peynirli börek sofraların vazgeçilmezidir. Bunlar aynı zamanda düğün ve mevlüt yemekleridir. Ayrıca bu yemekler, tek bir kap içerisinden sunulan 'davet' ismi verilen yemeklerin de genel menüsüdür.

ÇAY  İLÇESİ RESMİ KURUMLAR TELEFON NUMARALARI

Çay Kaymakamlığı:0272 632 4011
Çay İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü :  0 272 631 20 09
Çay Belediyesi : 0272 631 2951
Çay İlçe Emniyet Müdürlüğü :0272 632 6440
Çay Devlet Hastanesi :0272 632 63 00
Çay  İlçe Adliyesi : 0272 631 34 16
Çay Meslek Yüksekokulu:0 272 631 39 72
Çay Halk Eğitim Merkezi :0 272 213 7307
 

 

Emirdağ

Yüzölçümü :2.213 km2 (854,4 mi2)
Nüfus:
38,991
Posta Kodu:03600
İlçe Alan Kodu:0272
İlçe Plaka Kodu:03

Ege Bölgesinin kuzeydoğusunda, İç Anadolu sınırında yer alır.Afyonkarahisar' a 73 km, Eskişehir' e 110 km, Ankara'ya 186 km, İzmir'e 396 km, İstanbul'a 440 km ,Konya'ya ise 225 km uzaklıktadır.Batısında Afyonkarahisar İli Bayat İlçesi, güneyinde Bolvadin, Sultandağıİlçeleri ve doğusunda Konya İli Çeltik İlçesi, güneydoğusunda Yunak İlçesi, Kuzeyinde Eskişehir İli Sivrihisar ve Çifteler İlçeleri, Kuzeybatısında Hanİlçesi ile komşudur.

Emirdağ yöresinde Hititler, Lidyalılar, Persler, Eski Yunanlılar, Romalılar ve Bizanslılar hüküm sürdü. İlçe merkezine 13 km. uzaklıkta, Hisarköy'de bulunan Amorium, ilçede bulunan en önemli tarihi yerleşimdir. Bizans İmparatorluğu hanedanlarından Amorian hanedanı, Amorium kökenliydi. Antik dönemde Aura, Roma ve Bizans dönemlerinde Amorium olarak anılan tarihi kentin kalıntıları Emirdağ'a 13 km. mesafede yer almaktadır.

Amorium, Bizans İmparatorluğu'nun Anatolik Themasının (Yunanca: θέμα Άνατολικῶν) merkezi ve 9. yy'da Anadolu'daki muhtemelen en büyük kentti ve Arap ordularının hedefindeydi.Harun Reşit’in ikinci oğlu Mu’tasim, 838 yılında kuşattığı kenti aldı ve yıktırdı. Kent, Arapların geri çekilmesinden sonra eski canlılığını bir daha kazanamadı.

Türklerin Orta Anadolu’ya ayak basmalarının erken örneklerinden biri, Amorium’un kuşatılmasıdır. Çünkü Halife Mutasım'ın annesi Türktü, ordusu, Türk komutanları tarafından komuta ediliyordu ve büyük çoğunluğu Türk askeri kuvvetlerinden oluşuyordu.

Cumhuriyet döneminde ,eylül 1921’de Yunan işgaline giren ve 22 Eylül 1922’de Kurtuluş Savaşı'nda Yunan işgalinden kurtulan ilçenin adı, 1932 yılında güneyindeki dağlardan esinlenilerek Emirdağ olarak değiştirilmiştir. (kynk: http://tr.wikipedia.org/wiki/Emirdağ)

EMİRDAĞ  iLÇESİ RESMİ KURUMLAR ÖNEMLİ TELEFONLARI

Emirdağ Kaymakamlığı:0272 4425030
Emirdağ Belediyesi :0(272) 442 78 01 / 02/ 03/ 04
Emirdağ  İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü :  02724412149-50
Emirdağ  İlçe Emniyet Müdürlüğü :0 272 441 41 42 - 441 2631
Emirdağ  İlçe Adliyesi :0.272.441 29 77
Emirdağ  Devlet Hastanesi:0 272 442 6762
Emirdağ  Meslek Yüksekokulu:0 272 442 56 83
Emirdağ  Halk Eğitim Merkezi :0272 4412114
Emirdağ Huzur Evi : 0272 442 54 00

Bolvadin

Yüzölçümü :1.115 km2 (430,5 mi2)
Nüfus:45,710
Posta Kodu:03300
İlçe Alan Kodu:0272
İlçe Plaka Kodu:03
 
Bolvadin, 31 derece 2 dakika doğu meridyeni ile 38 derece 43 dakika kuzey paralelinin kesiştiği noktada, derin ve uzun bir alüvyon ova üzerine kurulmuştur.Ege bölgesi'nin İç Batı Anadolu kesminde yer alan Bolvadin güneyden Sultandağları, kuzeydoğudan Emirdağları ile çevrilidir.Ulaşım açısından İç Anadolu, Ege ve Akdeniz bölgelerini birbirine bağlayan kilit noktadadır.
 
Bolvadin, Anadolu'nun en eski yerleşim yerlerinden biridir. Mevcut vesikalara göre 10.000 yıllık geçmişi vardır. Bolvadin, antik Paroreos Phrygiavadisinde kurulmuştur.Bu vadide MÖ 8000'de yerleşik hayata geçilmiştir.Arkaik devirde bir site şehri olan Bolvadin, Afyon bölgesindeki 52 yerleşim biriminden birisiydi. Anadolu'daki bütün tarihî devirleri yaşamıştır. Romalılar zamanında Polybotum isminde il merkezidir. Üçhöyük mevkiinde mühim bir iskân merkezi olan Kayster Pedion şehri MÖ 401 yılında Persler tarafından yakıldıktan sonra Polybotum hızla gelişmiştir. Grek tarihçisi Ksnefon, "Anabasis" isimli kitabında Kayster Pedion şehri için "yolların birleştiği yerde kalabalık bir şehirdir" der.Bolvadin, Malazgirt Savaşı'ndan sonra 1107 tarihinde yapılan Bolvadin Savaşı sonunda Emir Mengücek Bey tarafından Türklerin eline geçmiştir. Bolvadin Savaşı, Anadolu'nun Türkleşmesinde önemli bir rol oynamıştır.Bolvadin, Kurtuluş Savaşında stratejik yönden önemli bir merkez olmuştur.
 
Bolvadin'in arazileri genellikle ovadır. İlçenin yüzölçümünün ortalama %40'ı tarımsal saha olup büyük bir kısmında tahıl üretilmekte, ikinci sırayı meyvelik, bağ ve bahçe sahaları almaktadır. İlçenin dağlarında sarı meşe, ardıç ve çam ormanları vardır.
 
Bolvadin iklim bakımından İç Anadolu Bölgesi ile Ege Bölgesi arasında yer aldığından, zaman zaman karasal, zaman zaman ılıman hava kütlelerinin tesiri altında kalmaktadır. Genel olarak yazları kurak ve sıcak, kışları soğuk ve kar yağışlı geçmektedir.Bolvadin yeraltı suları bakımından zengin bir kuşakta yer almasına rağmen akarsular bakımından fakirdir. Bölgedeki tek akarsu Ahır Dağlarından doğup, Bolvadin'in güneyinden geçerek Eber Gölü'ne dökülen Akarçay'dır. Üzerinde Altıgöz, Develi, Kırkgöz ile Sırt köprüsü gibi köprüler vardır.Eber Gölü, Bolvadin'in güneydoğusunda bulunur. Bolvadin, Çay ve Sultandağı ilçelerine kıyısı vardır. Denizden yüksekliği 967 metre ve yüzölçümü 125 km² dir. Akarçay ve Sultandağlarından gelen sel suları ile beslenmekte olup, gölde yetişen kamış, hasırotu ile gölde bulunana sazan ve turna balıkları göl çevresinde bulunan köylüler için geçim kaynağı sağlamaktadır.
 
Bolvadin'de ekonomik hayat tarım, hayvancılık, ticaret ve sanayiye bağlıdır. Halkın geçim kaynağındaki ana unsur tarım ve hayvancılıktır. Buğday, arpa, mısır, nohut, fasulye, yeşil mercimek, şekerpancarı, haşhaş, ayçiçeği yetiştirilmekte; elma, armut, kayısı, vişne, kiraz gibi meyveler de üretilmektedir. Hayvancılıkta özellikle küçük baş hayvan yetiştiriciliği yaygındır.Bolvadin, il ve ilçelere sanayi mamulleri pazarlamaktadır. Bunlar emaye ürünleri, işlenmiş kereste, teneke, demir doğrama, kaymak, sucuk, yumurtadır.Bolvadin denince kaymak üzerinde durmak gerekir. Asıl kaymak Bolvadinli dilinde "camız" denen manda sütünden başkasından yapılmaz. Ancak son senelerde camız nüfusunda bir azalma olduğu söylenmektedir. Camız sütünün kendine has kıvamı, kokusu, yağ oranı ile kaymağın ham maddesi olarak önemli bir yeri vardır.Burada bir noktayı da belirtmekte fayda var, son zamanlarda Afyon otogarındaki satıcılardan kaymak istendiğinde "kaymak" diye verdiklerinin içinde süt bulunan şekerden başka bir şey olmadığını bilmek ve aldanmamak gerekir. Asıl Bolvadin kaymağı, halis sütün şeker gibi hiçbir katkı maddesi katılmamış halinin özel metodlarla yoğunlaştırılması olduğunu ve mutlaka Bolvadin kaymağının aranması gerektiğinin altını çizmek gerekir.(kynk:http://tr.wikipedia.org/wiki/Bolvadin)
 
BOLVADİN  İLÇESİ RESMİ KURUMLAR TELEFON NUMARALARI

Bolvadin Kaymakamlığı:0272) 611 2391
Bolvadin İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü :  0.272.612 44 79 - 0.272.612 58 18
Bolvadin Belediyesi : 0-272-6125234
Bolvadin İlçe Emniyet Müdürlüğü :(0272) 612 46 25
Bolvadin Devlet Hastanesi :(0272) 612 91 00
Bolvadin İlçe Adliyesi : 0 272 612 65 55
Bolvadin Meslek Yüksekokulu:0 272 612 63 53
Bolvadin Halk Eğitim Merkezi :02726125608

 

Koçarlı

Koçarlı, Ege Bölgesi'nde Aydın ilinin bir ilçesidir.

Aydın'a 24 km uzaklıktadır,son on yılda köyden göç eden kişi sayısı artmıştır. İlçeye Kredi ve Yurtlar Kurumu tarafından öğrenci yurdu kazandırılmıştır. Yüksek okulu vardır. Ancak ilçeye bağlı Çakmar köyündedir. Aydın'ın şirin ilçelerinden biri olup geçim kaynağı daha ziyade çiftçiliktir. Ancak son yıllarda çiftçilerin yaşamakta olduğu sorunlar sebebiyle yeni arayışlar yeni yatırımlar ve ilçenin tanıtılmasına yönelik çalışmalar titizlikle yapılmaktadır. Öncelikle ilçe olmanın gereği olan yol ve alt yapı çalışmaları hızla devam etmektedir. İlçenin çehresindeki değişim artık farkedilir bir süreç izlemektedir. Yine saklı olan bir gerçek çam fıstığı üretimi Türkiye genelinde Bergamadan sonra ikinci kaliteli ürün olması özelliğini taşır.

Osmanlı İmparatorluğunun son zamanlarında bucak olan Koçarlı belediyelik iken Cumhuriyet İdaresinde yürürlüğe giren 1580 sayılı Kanun gereğince belediye kurulması için aranan nüfus şartı ve Koçarlı’nın o günkü nüfusunun da 2000’in altında olması nedeniyle bucak merkezi köy olmuş ve 1946 yılına kadar köy olarak kalmıştır. 1 Nisan 1946 yılında ilçe olmuş ve belediye teşkilatı kurulmuştur.

Koçarlı ilçesi, ilin en eski yerleşim yerlerinden biri olup, özellikle pamuk ve zeytin ilçe ekonomisinin temelini teşkil eder. Hayvancılık, incir, kestane ve sera çiçeği yetiştiriciliği de gelişmiştir. Ayrıca tarım alet ve makineleri, salamurhane, zeytinyağı fabrikaları ile ekonomisine önemli ölçüde katkıda bulunmaktadır. Orman köylerindeki halkın geçim kaynağı çam fıstığıdır. Bunun yanında pamuk, buğday, arpa, mısır, sebze, zeytin ve çeşitli meyveler ilçenin ekonomisini oluşturmaktadır

Ege’yi gezenler buranın pek çok medeniyete ev sahipliği yaptığını yakından bilirler. Denilebilir ki Ege; toprağı her karıştırdığınızda sizi farklı medeniyetlerin selâmıyla karşılar. Aydın iline bağlı Koçarlı ilçemiz de bir çok kavmin uğrak yeri ve medeniyet beşiği olmuştur.

    Tarihî açıdan bakıldığında Koçarlı’nın tarihi M.Ö. 3000 yıllarına kadar dayanmakta. Yörenin bilinen ilk sahipleri, M.Ö. 300 yıllarına kadar yaşadığı sanılan ve tarihçilerin oldukça ilgisini çeken “Savaşçı Kadınlar Diyarı”olarak adlandıracağımız bugünkü Mersinbeleni Köyü’nün güneyindeki harabelerde yaşadığı tespit edilen Amyzonlar’dır. Bu dönemde bölge, Büyük İskender’in komutanlarından Antiyöküs idaresinde 150 yıl kadar kalmıştır. Daha sonra Roma İmparatorluğu’nun istila ettiği ve yönettiği bu güzelim topraklar 1260 yılında Anadolu Selçuklu Devleti’nin egemenliğinde ebedî kimliğine kavuşarak Türkleşmiştir. Anadolu Selçuklu Devleti’nin dağılmasından sonra bir süre Menteşeoğulları Beyliği’nin yönetiminde kalan Koçarlı ve civarı, Sultan Çelebi Mehmet tarafından Osmanlı topraklarına katılmıştır. Koçarlı adı işte bu noktadan sonra ortaya çıkar.

    Koçarlı adı; bir rivayete göre Koçarlı’ya yerleşen kişilerin eski yerleşim yeri olan Kaçkar, Kaçkarlı’dan, diğer bir rivayete göre ise; göçebe oluşlarından dolayı “Göçerler” kelimesinden gelmektedir.

    Kanunî Sultan Süleyman, 1522 yılında Rodos Seferi’ne çıkarken ordusuyla Koçarlı dolaylarında konaklar. Bu sırada 250 çadırlık aşireti ile bölgede bulunan Türk Aşireti Reisi Mehmet Bey, Kanunî’nin ordusuna katılarak Rodos Seferi’ne gider. Sefer sırasında Mehmet Bey’e bir oğlu olduğu haberi gelir. Bu haber Kanunî Sultan Süleyman’a ulaştırılır. Padişah, bu haberin kendisine uğur getireceğine inanarak  çocuğun adını Cihan koyar. Rodos alınır. Sefer dönüşü Sarıçay, Büyük Menderes ve Çine Çayı arasında kalan genişçe araziyi de Kanûnî, Mehmet Bey’e bağışlar.  İlk tavsiye edilen ve yerleşilen yer, Koçarlı’ya 3 km. mesafedeki verimli ve sulak Sobuca’dır (eski adıyla Su Bucağı).1700’lü  yıllarda Türkistan’dan gelen bir aşiret şimdiki Koçarlı’nın bulunduğu yere yerleşir. Bu göçten sonra Cihanoğulları da Koçarlı’ya yerleşerek 1763-1764 yıllarında bugün bile tarihe meydan okurcasına ayakta kalan ilçe merkezindeki Kule’yi inşa ederler.

    Koçarlı’nın nüfusu bu tarihlerden sonra daha da artar. Yerli Rumlardan bir kısmı Koçarlı’ya yerleşir. 1837 yılında Sobuca’da kurulan pazar, Koçarlı’ya nakledilerek burada kurulmaya başlar. Yunanlıların 27 Mayıs 1919’da Aydın’ı işgali ile İtalyan denetiminde bulunan Koçarlı’ya  Büyük Menderes nehrini aşarak göç edenlerin sayısı da oldukça fazladır. Türk Ordusu’nun zafer kazanmasından sonra İtalyanlar Koçarlı’yı terk ettiklerinde burası nüfusu oldukça fazlalaşmış bir yer olarak karşımıza çıkar.

    Koçarlı, II. Meşrutiyet’e kadar (1908) köy olarak yönetilmiştir.Meşrutiyetten sonra,coğrafi konumu sebebi ile bucak haline getirilmiş, 1 Nisan1946 yılında ise ilçe olmuştur.

Yüz Ölçümü: 471 km2
Nüfusu: 24,266
Posta Kodu: 09970
İl Alan Kodu: 256
İl Plaka Kodu: 09

Koçarlı Resmi Kurum Telefon Numaraları


Adliye: 256 761 3064
Belediye Başkanlığı: 256 761 4024
Emniyet Amirliği: 256 761 4078
Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğü: 256 761 4310
İcra Müdürlüğü: 256 761 4403
İlçe Jandarma Komutanlığı: 256 761 4002
İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü: 256 761 2091
İlçe Nüfus Müdürlüğü: 256 761 4232
İlçe Spor Müdürlüğü: 256 761 4396
İlçe Tarım Müdürlüğü: 256 761 4026
İlçe Yazı İşleri Müdürlüğü: 256 761 4081
Kaymakam: 256 761 4036
Kütüphane Memurluğu: 256 761 4204
Mal Müdürlüğü: 256 761 4025
Noter: 256 761 3157
Orman İşletme Şefliği: 256 761 4411
Özel İdare Müdürlüğü: 256 761 4051
Sağlık Grup Başkanlığı: 256 761 4068
Tapu Sicil Müdürlüğü: 256 761 4109
Tarım Kredi Koop: 256 761 4457
İlçe Türk Hava Kurumu: 256 761 4080

Bozdoğan

Yüzölçümü: 849 km2
Nüfusu: 35.345
Posta Kodu: 09760
İl Alan Kodu: 256
İl Plaka Kodu: 09

Aydın'ın 68 km. güneydoğusunda yer alan Bozdoğan, Büyük Menderes nehrinin güneyden aldığı akçay isimli büyük bir kolun geçtiği; güney- kuzey istikametinde uzanan geniş ve düz ova halindeki kısmı üzerinde ve 1792 rakımlı Madranbaba dağının  eteklerinde kurulmuştur.

ilçenın nüfusu 35.854’tür. İlçeye bağlı 2 belediye ve 44 köy bulunmaktadır.

İlçenin ekonomisi tarıma dayanmaktadır. İlçede zeytin, susam, yer fıstığı, patates, incir, pamuk, tütün, ve tahıl üretiminin yanı sıra hayvancılıkta yapılmakta, hayvansal üretimde ilk sırayı süt üretimi almaktadır. Bunların yanında Bozdoğan Belediyesi’nin işletmekte olduğu Madran Memba Suyu dolum tesisleri yarattığı istihdam açısından önemi büyüktür. Ve bu memba suyu ilçenin sembolü haline gelmiştir

Arazinin %60’ını orman alanları oluşturmaktadır. Orman alanında; fıstık çamı, karaağaç, pırnal meşesi, sakız çamı, tespih ağacı, yabani zeytin, iğdin, kızılçam, karaçam gibi ağaçlar bulunmaktadır

İlçenin en meşhur özelliği Madran ismiyle meşhur menba suyudur.

Madran Dağının eteklerine kurulmuş bulunan Bozdoğan adını, Bozdoğanlılar arasındaki yaygın söylencelere göre Boz ve Doğan adındaki Selçuklu beylerinden almaktadır. Diğer taraftan bu adın Anadolu’nun çeşitli yerlerine yerleşen ve bozdoğan'ada yerleştiği sanılan oğuz boylarından Bozdoğan aşiretinden geldiği söylenmektedir.
Yörük elindeki Bozdoğan’lıların oymak ismine kütük Bozdoğanlı denmektedir. Özellikle Adana'nın kadirli ilçesindeki meskun bulunan Bozdoğanlılarla akraba olduğu sanılmaktadır. prof. Faruk Sümer'in oğuzlar kitabında şöyle denilmektedir. "17. yüzyılda batı ve güneybatı Anadolu'daki  yörük topluluklarının nüfusları artmış ve yaylak sıkıntısı çekmeye başlamışlardır. Bunun sonunda menteşe yörükleri kuzeye doğru ilerleyerek Bursa çevresine uzandıkları gibi iç-il yörükleride komşu bölgelere ve Çukurova'ya göç eden İç-il li teşekküllerin başında Boz-Doğanlar bulunuyordu. Çukurova' ya  gelen Boz-Doğanların bir kısmı Adana yöresinde kaldı ki bunlara kütük Bozdoğanlı denilir."

Kütahya,Simav, Denizli bölgelerinde 1283 te Yakup Bey tarafından kurulan Germiyanoğulları beyliğinde subaşı olan Aydınoğlu Mehmet Bey , Selçuk ve Birgi'yi fethettikten sonra bağımsızlığını ilan etti. XIV. yüzyılın başlarında bağımsız olan Aydınoğulları Beyliği bugünkü Sultanhisar'a kadar fetihlerini genişleterek Daha sonra Nazilli, Bozdoğan ve Karacasu'yu da hakimiyetlerine almışlardır. Selçuklular yerleştikleri yerlere, oğuz boyunun adını veya başlarında bulunan beyin adını verme geleneğinden hareketle ilk olarak  Eymir'e yerleşen Aydınoğulları mensubu boylar daha sonra bugünkü Bozdoğan'ı yurt edinmişlerdir.

Bozdoğan halkının anlatımlarına göre Selçuklu Beylerinden Boz Bey, kendine bağlı obalarla birlikte Eymir'den göçederek Madran dağının eteğindeki şimdiki Madran tepesine gelip yerleşmiş. Onunla birlikte Doğan Bey'de kendine bağlı obalarla Madran tepesinin karşısındaki Hıdır Baba tepesine yerleşmiştir. Aşiretler zamanla çoğalarak birleşmiş ve bugünkü Bozdoğanı oluşturmuşlardır.

Madran Baba birdiğer adıyla Okçu Musa, Hıdır Baba ve Biresse Baba  üç evliya olup, Hıdır Babanın mezarının Hıdırbaba tepesinde, Biresse Baba'nın mezarının Biresse köyünde olduğu halk tarafından ifade edilmektedir.

1807 lerde kaza olan bügünkü Amasya köyüne bağlı olan Bozdoğan 1879 da yapılan idari teşkilatlanmayla ilçe olmuştur.         

(Kaynak: www.bozdogan.gov.tr - http://geka.org.tr/icerik/0/156/anasayfa.htm )

 

BOZDOĞAN İLÇESİ RESMİ KURUMLARIN TELEFON NUMARALARI 

KAYMAKAMLIK: 02564141205
BELEDİYE: 02564141008
EMNİYET AMİRLİĞİ: 02564141052
İTFAİYE MÜDÜRLÜĞÜ: 02564141231
CUMHURİYET SAVCILIĞI: 02564141004
RASİM MENTEŞE İLÇE HASTANESİ: 02564141039
ASKERLİK ŞUBESİ: 02564141137
JANDARMA KOMUTANLIĞI: 02564141020 / 02564141054
MİLLİ EĞİTİM : 02564141009
KÜTÜPHANE: 02564141138
İLÇE TARIM MÜDÜRLÜĞÜ: 02564141005
NÜFUS MÜDÜRLÜĞÜ: 02564141129
TAPU SİCİL MÜDÜRLÜĞÜ: 02564141051
KADASTRO MÜDÜRLÜĞÜ: 02564141241
MALMÜDÜRLÜĞÜ: 02564141042
ORMAN İŞLETMESİ: 02564142124
ORMAN İŞLETMESİ BARAJ ŞEFLİĞİ: 02564141147
 

Karacasu

Yüz Ölçümü: 782 km²
Nüfusu: 19,807
Posta Kodu: 09370
İl Alan Kodu: 256
İl Plaka Kodu: 09

Karacasu, Ege Bölgesi'nde Aydın ilinin bir ilçesidir. İlçe sınırları içinde Afrodisias antik şehri bulunmaktadır.

Aydın-Denizli Karayolunun tali yolu, Kuyucak ilçesinden Karacasu’ya giden karayolu, Dandalaz (Antik adı Marsyas Çayı) çayı boyunca zeytin, narenciye ve daha sonra çam ağaçları arasından kıvrılarak ilçeye ulaşır. Karacasu, Büyük Menderes vadisine güneydoğudan açılan Dandalaz vadisi yamaçlarında kurulmuştur. Aydın il merkezine 87 km uzaklıkta olan ilçe, Menderes havzasının coğrafi yerleşme ve iklim yapısından farklı olarak, yayla özellikleri gösterir.

Karacasu ilçesinin ilk adı Yenişehir’di ; Tanzimat’tan sonra Karacasu olarak değiştirildi. Bazı görüşlere göre, Oğuz Han’ın oğullarından biri olan Aymür aşiretine bağlı Karasu boyu, günümüzdeki kentin olduğu yerde Karasu adında bir köy kurmuştur. 1867’de Aydın’a bağlı bir kaza durumuna getirildi. 1923'te Aydın’a bağlı bir ilçe oldu.

İlçenin meşhur yerleri Karacasu yaylaları ve Afrodisias'tır (Aphrodisias) Geyre Beldesine aittir. Geyre Beldesi tarih olarak Karacasu'dan daha eski bir tarihe sahiptir. Karacasu´yun 17 yaylası vardır. En meşhuru kahve deresidir. Halkın genelde geçim kaynağı elmacılık ve zeytinciliktir. Zanaat olarak da toprak testicilik ve pidecilik ünlüdür. onun için Karacasu´ya hamura ve çamura şekil veren memleket derler. Karacasu´lu pideciler özellikle ege bölgesi olmak üzere ülkenin birçok yerine dağılmıştır.Ayrıca deri işlemeciliği de ilçenin gelir kaynakları arasındadır.

Karacasu ilçesinin ilk adı Yenişehir’di ; Tanzimat’tan sonra Karacasu olarak değiştirildi. Bazı görüşlere göre, Oğuz Han’ın oğullarından biri olan Aymür aşiretine bağlı Karasu boyu, günümüzdeki kentin olduğu yerde Karasu adında bir köy kurmuştur. 1867’de Aydın’a bağlı bir kaza durumuna getirildi. 1923’te Aydın’a bağlı bir ilçe oldu.

(Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Karacasu)


KARACASU İLÇESİ RESMİ KURUMLARIN TELEFON NUMARALARI

Belediye: 441 20 11
Adliye Yazı İşi. Müdürlüğü: 4412472
Askerlik Şubesi Başkanlığı: 4412109
C. Savcılığı Kalemi: 4412563
Cezaevi Müdürlüğü: 4412044
Cumhuriyet Başsavcılığı: 4412024 - 4412525
Emniyet Amirliği: 4412558
Emniyet Santrali: 4412057
Hakimler: 4412087
Halk Eğitim Müdürlüğü: 4412169
İcra Müdürlüğü: 4412472
İlçe Gençlik ve Spor Müdürlüğü: 4411560
İlçe Jandarma Komutanlığı: 4412321
İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü: 4412851
İlçe Milli Eğt. Şube Müdürlüğü: 4412852
İlçe Müftülüğü: 4412050
ilçe Nüfus Müdürlüğü: 4412080
ilçe Özel idare Müdürlüğü: 4412022
İlçe Sağlık Grup Başkanlığı: 4412028
İlçe Tapu Sicil Müdürlüğü: 4412005
İlçe Tarım Müdürlüğü: 4412031
Kadastro Şefliği: 4412853
Karacasu Orman işi. Şefliği: 4412058
Kaymakamlık: 4412001
Kaymakamlık santral: 4412248
Mal Müdürlüğü: 4411336
Yazı işleri Müdürlüğü: 4412114
Noter: 4412036

Karpuzlu

Yüz Ölçümü: 282 km2
Nüfusu: 11.958
Posta Kodu: 09540
İl Alan Kodu: 256
İl Plaka Kodu: 09

Bugün İlçe Merkezi olarak kullanılan yerleşim yerinin adının daha önce Demircidere olduğu bilinmektedir. Karpuzlu,  Cumhuriyetin ilk yıllarındaki kayıtlarında Demircidere Köyü olarak geçmektedir. Köye, Demircidere adının verilmesinin nedeni, köyün hemen yanındaki dere kenarında olan birkaç demirci dükkanından kaynaklandığı sanılmaktadır. O dönemlerde Abak, Ulukonak, Gölcük, Ömerler, Tekeler gibi köylerin nüfuslarının Demircidere’den çok fazla olduğu kayıtlarda mevcuttur. Demircidere Köyü adı , 1971 yılında, beldenin belediyelik olmasıyla Karpuzlu olarak değiştirilmiştir. Karpuzlu adının ovadan geldiği bilinmektedir. Şu an Karpuzlu Ovası olarak anılan yerin adı daha önceleri de aynı adla anılırmış. Ovaya bu adın neden verildiğini bilmiyoruz.

Anadolu ilk çağlardan beri medeniyete beşiklik etmiştir. Üzerinde kurulan birçok devletten biri de Karpuzlu İlçesini de sınırları içerisine alan Karia Devleti’ydi. Resmi tarihçiler, Karialılar’ın bölgemizde ilk görülmeye başladığı tarih olarak  İ.Ö. 4000 yıllarını gösterir . O dönemde nereden geldikleri bilinmeyen bu topluluk, bölgede bazı yerleşim yerlerini kurduktan sonra batıya, Ege Denizine doğru yürümeye devam etmişlerdir. Yine Ege adaları’nda ve Yunan Yarımadası’nda bazı yerleşim alanları kurmuşlardır. Girit Adası’nda Minos Uygarlığı’nın temellerini atmışlardır. Knossos Sarayı kalıntılarında yapılan kazılarda Karia tapınımlarına, savaş ve günlük kullanım eşyalarına rastlanmıştır. Batıya, çeşitli zamanlarda göçü sürdüren Karyalılar’ın bir bölümü İ.Ö. 3000, 2800 yıllarında yeniden Ege’nin doğusuna dönmüşler, bölgemize yerleşerek kentler kurmuşlardır. Bölgede üç söylencesel kişiden sözedilir;  Lydos, Mynos, ve Kar. Bu üç kardeş bölgede üç ayrı devlet kurmuşlar ve uzun zaman bölgeyi ellerinde bulundurmuşlardır. Lydos, Lykia Uygarlığı’nı, Mynos, Mysia Uygarlığı’nı, Kar da Karia Uygarlığını kurmuştur.

Mylasa, Alabanda, Stratoneika, Kaunos, Halikarnossos, İasos gibi onlarca kentin kurucusu olan Karialılar’ın yazılı bir tarihi ve var olmasına rağmen çözülmüş bir yazısı yoktur. Karialılar, kendi dilleri olan Karca’yı konuşurlardı. Bununla birlikte Karca, bölgede, Roma Dönemi’ne dek konuşulmuştur.. Bölgemizde ve Mısır kıyılarında Karca yazılmış tabletler bulunmasına rağmen bu dil hala çözülememiştir. Bölge düzensiz aralıklarla çeşitli devletlerin egemenliğinde kalmıştır. Romalılar, Persler, Bizanslılar uzun yıllar bu topraklarda egemenliklerini sürdürmüşlerdir. Karpuzlu’nun tarihini araştırırken şunu unutmamak gerekir: Karpuzlu genç bir ilçe ve yeni bir yerleşim yeri. Alinda’dan sonra bölge yerleşim yeri olarak pek ilgi görmemiş. O nedenle Karpuzlu ilçesi’nin Cumhuriyet Dönemi öncesini incelerken Çine ile ya da Alinda ile birlikte incelemek gerekmektedir.

2. Abdülhamit döneminde, yani 1877 yıllarında Felibe, Çırpan ve Zara bölgelerinden Çine’ye göç eden kafileden Karpuzlu ve köylerine yerleştirilen olmamıştır. Ama bazı köylerde Girit kökenli ailelerin olduğu (Ömerler ve Ulukonak gibi) bilinmektedir. Bu ailelerin ne zaman geldiği bilinmemektedir. Diğer yandan Yörük aşiretlerinin bölgede kalmasını gerektiren Osmanlı Fermanı (nüfus sayımı için) nedeniyle bölgede konuşlanan aşiretlerden bilineni, Hayta Yörük Aşireti’nin oymakların kurduğu Hatıpkışla Köyü bugün tamamen yerleşik düzene geçen aşiretlerdendir. Karatepe Aşireti’nin Bıttı oymağının bir kolu da Güney Köyü’ne yerleşmiştir.

İlçe Teşkilatımız 09.05.1990 tarih ve 3644 Sayılı Kanunla kurulmuştur. Karpuzlu İlçesi ilk defa olarak Dolamanlı mevkiinde kurulmuş sonra, bu günkü alana yerleşmiştir. İlk adı Demircidere olup, 19.06.1971 yılında Belediye Teşkilatı kurulduktan sonra Karpuzlu olarak değiştirilmiştir. İlçemizde M.Ö.1350 yıllarında inşa edilen “Alinda Antik Kenti” tarihi kalıntıları mevcuttur.

Alinda’nın önceleri Etiler’in elinde olduğu ve daha sonra Büyük İskender tarafından M.Ö. 328 tarihinde Karya Kraliçesi Ada’ya verildiği anlaşılmıştır. Alinda Antik Kenti karakteristik bir şehir olup, dükkanlar, toprakla dolu agorası, tiyatrosu, su kemerleri, sarnıçları, kraliçe sarayı, lahitler ve kanalizasyon teşkilatı ile mükemmel bir plana sahip olduğu belirgin olarak görülmektedir.

Karpuzlu'nun değişken bir kültürel yapısı vardır. Birbirlerine birkaç kilometre uzaklıkta olmalarına rağmen, bir köyün konuşması diğerine benzememektedir. Giyimlerinde de farklılığın gözlendiği bu köyler son zamanlarda bu görülür farkı ortadan kaldırmış gibi görünseler de günlük giyimlerinde bu açıkça gözlemlenir.

İlçe toprakları sanıldığı kadar verimli değildir. Büyük Karpuzlu Ovası'nın verimi ancak çevresindeki köylere yetebilmektedir. Uzun yıllardır pamuk ve mısır ekimi yapılmasına rağmen, sulama sorunu nedeniyle yeterli verim elde edilemediğinden halk, alabileceği ürünü alamamıştır. Yeni bitirilen Yaylakavak Barajı sayesinde halk bir nebze olsun huzura kavuşmuştur. Köylerinin yolları düzgündür. Halk ilçe ile sıkı ilişkiler içindedir. Ancak sanatsal ve kültürel etkinliklere rastlanmamaktadır.

Tarıma bağlı olan yaşam, yine tarımda ilerleme kaydedilememesi yüzünden modernize olamamıştır. Varılan son yer olması (Milas ve Koçarlı yolları açılmadığı sürece de böyle kalacaktır) nedeniyle Karpuzlu, teknolojik gelişmelerden nasibini alamamıştır. Bu nedenle Karpuzlu'da, giyimde, mutfakta, günlük yaşamda ve kadın erkek ilişkilerinde yüzyıllardır sürdürdüğü geleneklerini aynen devam etmektedir.

Az da olsa değişim, akademik eğitim ve çalışmak için dışarıya giden fertlerin ailelerinde gözlenmektedir. Tekeler, Şenköy, Akçaabat, Umcular ve Yahşiler gibi köylerde, yılın belli aylarında geçici göç yaşanmaktadır. Bunun yanı sıra, Güney, Ömerler, Çobanisa, Abak ve Ulukonak gibi köylerde de dışa göç yoğun olarak gözlenmektedir. Kısacası,  yaşam şekli olarak Karpuzlu'nun, Aydın'ın diğer ilçelerinden farklı bir görüntüsü vardır. Köylerinin de merkezden.
İlçemizde turizm bakımından çok önemli bir yene sahip Alinda Antik Kentimiz bulunmaktadır.
Alinda antik Kentimize yurt içi ve yurt dışından turistler gelmektedir.

(Kaynak: http://www.karpuzlu.gov.tr/)

KARPUZLU İLÇESİ RESMİ KURUMLARIN TELEFON NUMARALARI

Karpuzlu Belediyesi: 0256 741 20 03
Karpuzlu Kaymakamlığı: 741 21 04
İlçe Yazı İşleri Müdürlüğü: 741 22 53
Belediye  Başkanlığı: 741 22 11
İlçe Jandarma Komutanlığı: 741 20 19
İlçe Emniyet Amirliği: 741 11 12
İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü: 741 21 54
Toplum Sağlığı Merkezi: 741 20 43
İlçe Tarım Müdürlüğü: 741 20 74
İlçe Malmüdürlüğü: 741 23 80
İlçe Özel İdare Müdürlüğü: 741 20 15
İlçe Müftülüğü: 741 22 51
Halk Eğitim Merkezi Müd.: 741 25 66
İlçe Nüfus Müdürlüğü: 741 20 42
İlçe Tapu Müdürlüğü: 280 11 29
Orman İşletme Şefliği: 741 20 08

 

Aydın

Yüzölçümü : 8.007 km²
Nüfus : 1.006.541
Posta Kodu:09000
İl Trafik No :  09
İl Alan Kodu: 0 256
 
 Türkiye genelinde incir, zeytin ve kestane üretiminde birinci,dağlarından yağ, ovalarından bal akan güzel Aydın.
 
Binlerce yıl önce B.Menderes Irmağının suladığı bereketli ovalar üzerine kurulmuş Aydın doğanın kültürle kucaklaştığı ve Türkiye’de turizmin başladığı ilk illerden biridir. 
 
Aydın, eşsiz nitelikteki antik çağın kent ve tapınakları ile muhteşem doğal güzelliklere sahiptir. Kent coğrafi konumundan ötürü çeşitli uygarlıklara ev sahipliği yapmış ve her bir uygarlık bölgede kendi izlerini bırakmıştır. 
Antik çağın Afrodisias, Milet, Alinda, Didyma, Nysa, Priene, Magnesia gibi önde gelen kentlerinde doğa filozofları Thales, Anaksimender ve Anaksimenes’i, tarihçi ve coğrafyacı Hekatais’u, şehir plancısı ve mimar Hippodamos ile İsidoros’u yetiştirmiş olan Aydın; 
Kuşadası ve Didim gibi sahil ilçeleriyle turizm açısından Türkiye’nin önde gelen kentlerinden biridir.
Günümüzde yüz binlerce turist ilimizi ziyaret etmekte, antik çağ kentlerinde geçmişin izleriyle buluşmakta, eşsiz flora ve faunasıyla doğayı olabildiğince gözlemlemektedir.
 
Aydın; çeşitli uygarlıklara ev sahipliği yapmış, Antik Çağda Afrodisias, Milet, Didyma, Nysa, Priene, Magnesia gibi önde gelen kentlerdir. Bugünkü Aydın, Tralles Kenti ile birlikte MÖ 2500 yılında Hititler zamanında gelişmiş, 8. yüzyılda Lydia zamanında da en parlak çağını yaşamıştır. Selçuklularla birlikte Türk uygarlığının kültür varlığı ve eserleriyle donatılmıştır. Aydınoğulları zamanında şehrin adı Aydın Güzelhisarı olmuş, daha sonra Aydın adını almıştır. 1811’de İzmir, Saruhan (Manisa), Menteşe (Muğla), Antalya, Isparta sancaklarını kapsayan eyaletin merkezi oldu. Kurtuluş Savaşından sonra 1923 yılında Aydın müstakil vilayet olmuştur.
 
Coğrafi konumu nedeniyle ilk çağlardan beri önemli bir yerleşim merkezi olan Aydın'ın kuzeyinde İzmir ve Manisa, doğusunda Denizli, Güneyinde Muğla yer alır. Batı sınırları ise Ege Denizi kıyıları çizer. İlin denizden yüksekliği 40 metredir.
 
Akdeniz ikliminin etkisindedir. Bu iklim şartları ve topografik yapı Aydın ve çevresinde iki ayrı bitki topluluğunun (maki ve orman) gelişmesine neden olmuştur.Bunun yanında zeytin, incir, turunçgiller, kestane vb. kırsal kesimde ise çam ve benzeri türler mevcuttur.
En yağışlı mevsim kıştır. Yaz mevsiminde yok denecek kadar az yağış almaktadır. Kar yağışı ender görünür. 
 
Aydın, genelde bir tarım ve turizm kenti olarak bilinmektedir. Ekonomik hayatın temelini oluşturan tarımın ağırlığı sanayi ve ticaret sektöründe yoğun olarak kendini hissettirmektedir. Nüfusunun %55’i geçimini tarım sektöründen sağlamaktadır. Aydın, ülkemizde üretilen bitkisel ürünlerden 25 inde Türkiye’de ilk 10 da yer alarak ülke tarımındaki önemini göstermektedir. Türkiye’de İlimiz incir, zeytin ve kestane üretiminde birinci,  pamuk ve enginar üretiminde ikinci, çilek ve bamya üretiminde ise üçüncü sıradadır.

Tarımdan sonraki ikinci önemli sektör turizmdir. Birçok uygarlığa ev sahipliği yapmış, açık hava müzesi görünümündeki İlimiz, 23 ören yerine, birçok tarihi, kültürel, turistik, doğal değerlere sahiptir. Turizmin her alanında potansiyele bulunan ve ülkemizin önemli turizm merkezlerinden olan Kuşadası ve Didim ilçelerimize turistler konaklama amacıyla gelirken, doğal, arkeolojik ve folklorik değerlere sahip diğer ilçelerimize günü birlik ziyaretler yapmaktadır. İlimizi 2012 yılında yaklaşık 5,3 milyon yerli ve yabancı turist ziyaret etmişken, 2013 yılında bu rakam 5,4 milyon olmuştur. Turizm tesislerinde doluluk oranı 2012’de %53 iken 2013 yılında %76 seviyesine yükselmiştir.

Aydın, son yıllarda sanayileşme sürecine girmiş ve bu konuda hızla yol almaya devam etmektedir. Sanayisi ağırlıklı olarak; tarımsal üretimi işlemeye yönelik gıda imalatı, tekstil ürünleri imalatı, makine ve ekipman imalatı, madencilik ve taş ocakçılığı, otomotiv yan sanayi, beyaz eşya ürünleri imalatı ve kimyevi maddeler imalatından oluşmaktadır.

Aydın İlinde üretilen ürünlerin bir kısmı iç piyasada tüketilirken bir kısmı da yurt dışına ihraç edilmektedir. Yaş sebze ve meyveler, salamura zeytin, konserve, salça, işlenmiş incir gibi tarımsal ürünlerin yanı sıra; sanayi ürünleri kapsamında tarım makineleri, zeytinyağı makineleri, otomotiv yan sanayi ürünleri, beyaz eşya ürünleri, yer altı servetlerinden feldspat, kuvars, mermer ile şişelenmiş içme suları dünyanın değişik ülkelerine ihraç edilmektedir. Dış Ticaret Müsteşarlığı verilerine göre 2000 yılında, Aydın’ın 96 milyon dolar olan ihracat rakamları 2013 yılında 689 milyon 419 bin dolara ulaşmıştır. İlimizin ülke ekonomisindeki payı binde üçten binde beşe yükselmiştir.

(Kaynak : Wikipedia - Aydın Valiliği)

AYDIN İLİ RESMİ KURUMLAR VE TELEFON NUMARALARI

 
ADLİYE 2253324 - 2251576
1.BÖLGE TAPU MD. 2252879
1.NOTER 2251690
2.BÖLGE TAPU MD. 2139011
2.NOTER 2250015
3.NOTER 2126357
ADÜ HASTANESİ  2124078
ADÜ REKTÖRLÜĞÜ  2146689
ASKERLİK DAİRE BŞ.LIĞI  2122113 - 2121629
ASKERLİK ŞUBE BŞ.LIĞI  2123266
AYDIN BELEDİYE BŞK. 2266352
AYDIN BELEDİYESİ  2266379 - 2266380 
AYDIN TEKSİTİL FAB. 2251850
AYDIN VALİLİĞİ  2139830
BAĞ-KUR  2133596 - 2131549
BAYINDIRLIK İSKAN MD.  2120020 - 2195767
BÖLGE ÇALIŞMA MD.LÜĞÜ  2122837 - 2251775
BÖLGE İDARESİ MAH. BŞK.  2255808
ÇEVRE İL MÜDÜRLÜĞÜ  2145144
DEFTERDARLIK  2135130-2135068 
DEVLET DEMİR YOLLARI  2251824
DEVLET HASTANESİ  2139000 - 2253028
DEVLET SU İŞLERİ 2193920 - 2193910
DOĞUMEVİ  2146835 - 2146836
EFELER VERGİ DAİRESİ  2128344
EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ  2252506 -2196120
GENÇLİK VE SPOR İL MÜD. 2251400
GÜZELHİSAR VERGİ DAİ. 2137835
HALK EĞİTİM MERKEZİ  2251980
HALK KÜTÜPHANESİ  2152000
HAYVAN HASTANESİ  2251383
İL KÜLTÜR MÜDÜRLÜĞÜ  2135006
İL MÜFTÜLÜĞÜ  2251081
İL ÖZEL İDARE MÜD.LÜĞÜ  2252421
İL SEÇİM KURULU  2257677
İL SOSYAL HİZMETLER MÜD. 2145036
İL TURİZM MÜDÜRLÜĞÜ  2112842
İLÇE NÜFUS MÜDÜRLÜĞÜ 2123943
JANDARMA ALAY KOM. 2310124
JANDARMA BÖL KOM. 2310101
JANDARMA ER EĞ. KOM. 2140553
KADASTRO MÜDÜRLÜĞÜ  2251169
KARAYOLLARI ŞUBE ŞEF.  2127965
KÖY HİZMETLERİ İL MD. 2268300
METEOROLOJİ MÜD. 2149920
MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜ  2251082
MİLLİ PARKLAR BAŞ MÜH. 2251371 -2130103
MİT BÖLGE MÜD. 2111954
MÜZE MÜDÜRLÜĞÜ  2252259
NÜFUS VE VATANDAŞLIK MD  2251313
ORKÖY BAŞMÜH. 2257534
ORMAN İŞLETME MÜD. 2257515
POLİS OKULU MÜD.LÜĞÜ 2121164
PTT BAŞMÜDÜRLÜĞÜ  5551010 - 5553000
S.S.K.İL MÜDÜRLÜĞÜ 2251817
SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ  2259447
SANAYİ VE TİCARET İL MD. 2257535
SİVİL SAVUNMA MÜD.  2251280
SSK BÖLGE HASTANESİ  2259410
TARIM İL MÜDÜRLÜĞÜ  2112998
TEDAŞ MÜDÜRLÜĞÜ 2146935
TİCARET BORSASI  2251343
TİCARET ODASI  2132202
TÜRK TELEKOM İL MD. 5551010
VAKIFLAR BANKASI  2147627
VAKIFLAR BÖLGE MD. 2251015 -2131460
VEREM SAVAŞ DİSPANSERİ  2251094 

 

Kuyucak

Yüz Ölçümü: 499 Km2
Nüfusu: 27,755
Posta kodu: 09930
İl alan kodu: 0256
İl plaka kodu: 09

Kuyucak, Ege Bölgesi'nde Aydın ilinin bir ilçesidir.
Kuyucak batısında Nazilli ilçesi, doğusunda Buharkent ilçesiyle çevrilidir. İlçeye 5 belde ve 23 köy bağlıdır. İlçede tarım ve hayvancılık ön plana çıkmıştır. İlçede genelde pamuk, portakal,incir, iğlek, zeytin yetiştirilir. İlçenin ismi duyumlara göre daha önceden kuyunun çok olmasından dolayı Kuyuçok imiş. Zamanla ismi Kuyucak olarak değişmiştir. İlçenin su ihtiyacı etrafındaki dağlardan sağlanmaktadır.

İncir(yemiş) memleketi olarak bilinen "Aydın" ilinin, incirin erkeği diye bilinen "İLEK" isimli, görüntüsü incir gibi ama içerisinde zamanı geldiğinde(Haziran ayının ilk günlerinden, yaklaşık olarak 20. gününe kadar süren) sinek oluşan ve oluşan sineğin incirin içine girip aşılamasıyla incirin dayanıklılığı ve lezzetini oluşturan bir görevi olan meyvenin kaynağını Kuyucak ilçesi barındırmaktadır.

 Kuyucak'ın ilk yerleşim yerlerini neresi, ne zaman olduğu ve burada kimler tarafından yerleşildiği kesin olarak bilinmemektedir. Yapılan tarihi araştırmalar, incelemeler, bulunan tarihi eserler, Kuyucak yöresinde Romalılardan beri çeşitli medeniyetleri yaşadığını göstermektedir.

     Bu görüşü, ilçenin 1 km kadar batısında bulunan Mersinlidere mevkiindeki bir tepenin yamacında çift süren bir çiftçi tarafından bulunan iki kulplu toprak küp, küçük süs eşyaları, ilçenin beş km güneyinde bulunan antik kent şehri kanıtlamaktadır. Romalılar dönemini en önemli şehirlerinden biri olan antik kent ne yazık ki günümüze kadar kazılara başlanamadığından gün ışığına çıkarılamamış, yörenin tarihine ışık tutamamıştır.

Ayrıca Karasu-Kuyucak yolu üstünde Karapınar köyü yakınlarında Karapınar köylüleri tarafından bulunan ve aydın müzesine götürülen mezarın da roma dönemine ait olduğu saptanmıştır. Yine Ortakçı köyündeki kaplıcaların Romalılar devrinden kaldığı, Bucak köyü yakınlarında orman yolu çalışmalarında ortaya çıkan tarihi eserlerin de Romalılara ait olduğu görülmüştür. Bütün bunların Kuyucak ve yöresinde yerleşimin çok eskilere dayandığını, yerleşimin ilk Romalılarla başladığını göstermektedir. Gene Proto Hititler, Lidyalılar da. Bu yerlerde medeniyetler kurmuşlardır.

(Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Kuyucak - http://www.kuyucak.gov.tr/default_B0.aspxcontent=1037)

KUYUCAK İLÇESİ RESMİ KURUMLARIN TELEFON NUMARALARI

Kuyucak Kaymakamlığı: 0256 3714016
Kuyucak Belediyesi: 0256 371 4018
Kuyucak İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü: 0256 3714838
Kuyucak Halk Eğitim Merkezi: 0256 3714220
Kuyucak İlçe Hastanesi: 0256 3714024
Kuyucak Adliyesi: 0256 3714858
Kuyucak Cumhuriyet Savcılığı: 0256 3714020
Kuyucak Jandarma Komutanlığı: 0256 3714397
Kuyucak Emniyet Müdürlüğü: 0256 3714054
Kuyucak Mal Müdürlüğü: 0256 3714342
Kuyucak Nüfus Müdürlüğü: 0256 3713734
Kuyucak İlçe Seçim Kurulu: 0256 3714286
Kuyucak Müftülük: 0256 3714064
Kuyucak Çiftçi Malları Kor.Bşk: 0256 3714291
Kuyucak İlçe Trafik: 0256 3714307
Kuyucak İlçe Tarım: 0256 3714003
Kuyucak İcra Müdürlüğü: 0256 3713014
Kuyucak Tapu Kadastro Müdürlüğü: 0256 3714334
Kuyucak Noter: 0256 3714314
Kuyucak Tapu Sicil Müdürlüğü: 0256 3714013
Kuyucak Türk Hava Kurumu: 0256 3714113
Kuyucak Orman İşletme Şefliği: 0256 3714055
Kuyucak Kütüphane: 0256 3714021

Didim

Yüz Ölçümü: 402 km2
Nüfus: 64,643
Posta Kodu: 09270
İl alan kodu: 0256
İl plaka kodu: 09

Didim, Aydın'ın turistik bir ilçesidir. Doğuda Muğla il sınırı ve Güllük Körfezi ve Akbük Koyu, batıda ve güneyde Ege Denizi, kuzeyde Bafa Gölü ve Menderes Nehri ile sınırlanmış bir yarımada şeklindedir. Yüzölçümü 402 km'dir. 2000 Yılı Nüfus Sayımı sonuçlarına göre 37.395 kişi yaşayan ilçede 3 bağlı belediye ve 5 köy bulunmaktadır.

Didim ilçesinin ilk yerleşim izleri Neolitik Devre (M.Ö. 8000) uzanır. M.Ö. 16. yüzyılda Miken, Giritliler ve daha sonra da Aka kolonilerinin varlığı görülür. Persler, Romalılar ve Bizanslılardan sonra 1071 Malazgirt Savaşı'ndan sonra Anadolu’nun kapılarının Türklere açılmasından sonra ilk olarak Karia olarak anılan bu bölge Türklerin eline geçmiştir. 1. Haçlı Seferlerinin ardından yeniden Bizans'ın eline geçti.1261 yılından sonra Karia’da Menteşe Beyliği'nin kurulmasıyla Didim ve çevresi bu beyliğin içine alınmıştır.

Osmanlı İmparatorluğu zamanında varlığını "yeronda - yoran" ismi ile sürdürmüstür. 1955 depreminden sonra önceleri halk arasinda "HiSAR" olarak da adlandırılan YORAN devlet tarafından yaptırılan afet evlerine taşındıktan sonra "YENiHiSAR" adını almıştır. Sonrasında isim benzerliğine meyil vermemek için dünya üzerinde sadece bir yerde blunan ve kök olarak "DIDYMAION"'dan gelen "DIDIM" olarak yenilemiştir.

9 Mayıs 1990 tarihine kadar Didim ve çevresi Söke ilçesinin bir parçası iken bu tarihte yayınlanan bir kanunla Yenihisar kasabası merkez olmak üzere Akbük, Ak-Yeniköy beldeleri ile Balat, Batıköy, Denizköy ve Yalıköy köyleri ve Milas ilçesinden alınan Akköy ile ilçe olmuştur. 1999 yılında Yenihisar ilçesinin ismi Didim olarak değiştirilmiştir.

İlçe ekonomisi tarıma ve turizme dayalıdır. Tarla ürünlerinden buğday ve pamuk birinci sırayı almaktadır. Hayvancılık tüketim ihtiyacını karşılayacak kadar olup, özellikle küçükbaş hayvan yetiştiriciliği önde gelmektedir.

Yaz aylarında önemli sayıda turistin ziyaret ettiği ilçede, ekonomi olumlu yönde etkilenmektedir.

(Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Didim)

DİDİM İLÇESİ RESMİ KURUMLARIN TELEFON NUMARALARI

Didim Kaymakamlığı: 0256 811 37 25
Didim Devlet hastanesi: 0256 811 08 97
Didim Belediyesi: 0256 811 26 60
Didim Cumhuriyet Başsavcılığı: 0256 813 56 76
Didim Adliye: 0256 811 37 25
Emniyet Müdürlüğü: 0256 811 43 00
Jandarma Komutanlığı: 0256 813 11 37
1 Nolu Noter: 0256 813 52 10
Esnaf Sanayi Odası: 0256 811 21 94
Ticaret Odası: 0256 811 25 63
Belediye Kütüphanesi: 0256 811 43 93

Çine

Yüz Ölçümü: 943 km2
Nüfusu: 53.820
Posta Kodu: 09500
İl Alan Kodu: 256
İl Plaka Kodu: 09

Çine ilçesi Aydın iline bağlıdır. Büyük Menderes Havzasının güneyinde Çine Çayının suladığı, yeşil alanlara bakan Madran Dağı nın güneybatı eteklerinde kurulmuştur. Çine antik Kayra ve Ionya bölgelerini birbirine bağlayan geçit üzerinde olması nedeni ile Aydının eski ve önemli yerleşim yerlerinden biridir. Günümüzde de ayni işleve sahiptir.

İlçenin önceki adı Kıroba idi. Eskiçine'nin önemini yitirmesinden sonra "Kıroba" isimli köyde gelişen yerleşim ve nüfusun Eskiçine'yi geçmesi sonucunda ismi Çine olarak değiştirilmiştir.

Bu güzel Vadi ve içinden akan Çine çayı mitolojideki Marsyas efsanesine konu olmuştur. Efsane şöyleir: Tanrıça Athena bu vadi içinden akan derenin kenarında dolaşıp kaval çalarken sudaki aksinde yanaklarının şişkin olduğunu görmüş. Aksini çirkin bulup fırlatıp atmış kavalı. Kavalı bulan Marsyas zamanla öyle güzel çalmaya başlamış ki, ünü her yeri sarmış. Müzikte kendisini rakipsiz gören Tanrı Apollon'a kafa tutar hale gelmiş. Apollon Marsyas’ı yarışmaya davet etmiş. Kral Midas ta hakem olmuş. Marsyas kavalı daha güzel çalmasına rağmen yenik ilan edilmiş, ama kıskançlığını yenemeyen Apollon Marsyas’ın derisini yüzdürmüş, Midas’ın kulaklarını eşek kulağına dönüştürmüş. Ama sonradan yaptığna pişman olup Marsyas’ın bedenini ırmak haline getirmiş. İşte antik adıyla Marsyas, bugünkü adıyla Çine çayı böyle oluşmuş.

İlçe verimli toprakları, doğal koşullarının elverişliliği ve ticaret yolları üzerinde olması nedeniyle tarihi çok eskilere dayanır.

Kurtuluş Savaşı döneminde milis güçleri tarafından Büyük Menderes üzerindeki köprüler imha edildiğinden dolayı, Yunan işgaline uğramamış nadir Ege ilçelerinden biridir. Ve bu nedenle Çine ilçesinin Kurtuluş Günü yoktur.

İlçenin kuzeyinde Köşk ve Merkez İlçe, güneyinde Muğla ili, doğusunda Bozdoğan, kuzeydoğusunda Yenipazar, batısında Karpuzlu ve Koçarlı ilçeleri ile çevrilidir. Büyük Menderes havzasının güneyinde Madran dağının güneybatı eteklerinde Aydın-Muğla yolu üzerinde yer alır. Merkez ilçeye 38 km. uzaklıktadır. İlçe verimli toprakları, doğal koşullarının elverişliliği ve ticaret yolları üzerinde olması nedeniyle tarihi çok eskilere dayanır.

İlçenin toplam nüfusu 53.820 olup, 20220 si ilçe merkezinde yaşamaktadır.8862 hane olduğu kabul edilmektedir.İlçedeki esnaf potansiyeli 1685 dir.

Çine İlçesinin 6 adet mahallesi ve 65 adet köyü bulunmaktadır.İlçeye bağlı bir belde (Akçaova) bulunmaktadır.

İlçemizde toplam 54.000 adet büyükbaş hayvan bulunmaktadır. Bunların 25.500 ü Kültür, 18.000 i Melez ve 7.500 ü Yerlidir.Toplam küçükbaş hayvan sayısı 18.000 dir.bunların 12.500 ünü koyun ve 5.500ünü keçiler oluşturmaktadır.İlçemiz hayvan varlığının tamama yakını belli dönemlerde merada tabii olarak beslenmekte olup, yaklaşık 6000 adet büyükbaş hayvanın bakım ve beslenmesi meradan belli dönemlerde takviye ve su verilerek yapılmaktadır.Ayrıca 200 adet yerli hayvan merada tamamen yabani olarak yetişmektedir.İlçemiz dahilinde halen faal olarak devam eden 8400 adet ticari ve zati ihtiyaç amaçlı hayvancılık işletmesi mevcuttur.Bu işletmelerden tamamına yakını hayvancılıkla ilgili süt destekleme priminden, yem bitkisi ekiminden yaklaşık 1000 adet işletme amaçlı anaç sığır desteklemesinden ve 25 adet ve üzeri küçükbaş hayvana sahip 50 adet küçükbaş hayvan işletmesi koyun-keçi desteklemesinden faydalanmaktadır.

İlçemizde doğrudan gelir desteği alan 8800 adet zeytin üreticisi bulunmaktadır.4,5 – 5 milyon zeytin ağacı olup; %85 i ``deliceden memeciğe`` dönüştürülmüş, geri kalanı kültür zeytinciliğidir.

İlçemiz özellikle dünyanın en kaliteli sodyum, feldspat ve kuvars maden rezervlerine sahiptir. İlçemizde faaliyet gösteren yaklaşık 10 maden şirketi, bugün 2500 civarında isçiyi istihdam eder hale getirdi. Bu şirketler Çine ve Karpuzlu dağlarında çıkarttıkları, kırma ve öğütme tesislerinde isledikleri Beyaz Madenlerin yüzde 80 i ihraç ederek, ülke ekonomisine artı katma değer sağlamaktadırlar.

İlçemiz tarım alanlarında buğday, mısır (tane-silajlık), pamuk, yer fıstığı, çavdar yetiştirilmektedir. Yüksek seviyelerde yetişen elma,kestane,armut ve ceviz ile sebzecilik ve meyvacılık tarımda önemli yer tutmaktadır. İlçemiz tarımında sulama ihtiyacı Topçam Barajı ile Akçaova Çatak Sulama Göletlerinden ve ova içerisinde bulunan elektrikli ve dizel motopomplar vasıtası ile sağlanmaktadır.Ayrıca Çine Ovasının tamamının sulanmasını sağlayacak olan Çine Barajı yapımı sona ermiştir.

(Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/%C3%87ine - http://www.cine.bel.tr/1-Cine-Tarihcesi-BelediyeYaziDetayi.aspx)

ÇİNE İLÇESİ RESMİ KURUMLARIN TELEFON NUMARALARI

Kaymakamlık: 0 256 711 60 01
Belediye: 0 256 711 60 28
İlçe Emniyet Müdürlüğü: 0 256 711 60 56
İlçe Jandarma Komutanlığı: 0 256 711 64 10
Askerlik Şubesi Başkanlığı: 0 256 711 62 90
Adliye: 0 256 711 56 16
İlçe Seçim Kurulu: 0 256 711 69 56
İlçe Özel İdare Müdürlüğü: 0 256 711 60 46
İlçe Nüfus Müdürlüğü: 0 256 711 04 03
Gençlik Hizmetleri ve Spor İlçe Müdürlüğü: 0 256 711 34 04
Mal Müdürlüğü: 0 256 711 64 00
Vergi Dairesi Müdürlüğü: 0 256 711 10 01
İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü: 0 256 711 61 64
Gıda Tarım ve Hayvanvılık İlçe Müdürlüğü: 0 256 711 60 34
Tapu Müdürlüğü: 0 256 711 61 08
Kadastro Şefliği: 0 256 711 61 08
Devlet Hastanesi: 0 256 711 59 00
Orman İşletme Şefliği: 0 256 711 61 05
Halk Kütüphanesi Müdürlüğü: 0 256 711 62 74

Buharkent

Yüz Ölçümü: 102 Km2
Nüfusu: 12.461
Posta Kodu: 09670
İl Alan Kodu: 0256
İl Plaka Kodu: 09

Buharkent, Ege Bölgesi'nde Aydın ilinin bir ilçesidir.

Aydın il merkezinin 86 km doğusunda İzmir-Denizli karayolu üzerindedir. Aydın ilinin alan ve nüfus yönünden en küçük ilçelerinden biridir. Sıcak suyu ve jeotermal enerji santraliyle ünlü bir ilçedir. Merkeze bağlı 8 köyü vardır. Kuyucak ilçesine bağlı bir bucak merkeziyken, 19 Haziran 1987'de 3392 sayılı kanunla ilçe merkezi haline getirildi.

İlçe toprakları Menderes Vadisinde yer alır. Genelde düz olan toprakların kuzeyinde bulunan Karlıkdede Tepesi (1724 m) en yüksek noktasıdır. İlçe topraklarını, doğu-batı istikametinde akan Büyük Menderes sular.

Ekonomisi tarıma dayalıdır. Başlıca tarım ürünleri pamuk, incir, üzüm, çiğit, buğday ve zeytindir. İlçede tarım ürünlerini işleyen atölyeler vardır. İlçe merkezinin doğusunda yer alan Kızıldere köyü yakınında bulunan jeotermal alanda, Türkiye'nin ilk jeotermal santralı kurulmuştur. 1984'ten beri elektrik enerjisi ve kuru buz üretilmektedir.

İlçe merkezi Aydın-Denizli karayolu üzerinde kurulmuştur. Aydın-Denizli demiryolu ise, ilçenin güneyinden geçer. İlçe olmadan önce ismi Çubukdağ bucağı ve bucak merkezi Burhaniye iken, ilçe olurken jeotermal yataklarından dolayı adı Buharkent olarak değiştirilmiştir. İlçe belediyesi 1954'te kurulmuştur.

Buharkent’in üzerinde kurulduğu topraklar sırasıyla M.Ö.2000’den M.Ö.1200’lere kadar Hitit devleti, daha sonra M.Ö. VII ‘e kadar Friglerin egemenliği, M.Ö.687-546 arası Lidyalıların ve onların egemenliğindeki  İyonlar M.Ö. 334’ kadar Pers egemenliği,M.Ö. 133’e kadar İskender, Selevkoslar ve Bergama Krallığı egemenlikleri, M.S. 395’e kadar Roma İmparatorluğu egemenliği altında kalmıştır. M.S 395 yılında Roma İmparatorluğu ikiye ayrılınca Menderes Vadisi Bizans İmparatorluğu egemenlik alanında kalmıştır. Bizans İmparatorluğu özellikle VII. yüzyıldan itibaren Müslümanların akınlarıyla karşılaştı. Bunun sonucu XI. yüzyıl sonlarına doğru Bizans şehirleri dışında kalan kırsal bölgelerde güvenlik bozuldu, Anadolu harap oldu. Mezarı bugün Tekke Köyü'nde olan Sultan Sarıbaba adıyla bilinen Horasan gazisinin  Anadolu Selçuklu Devleti’nin kuruluş yıllarında Bizans ile savaştığı bilinmektedir. Ancak 1. haçlı seferi ile 1097 yılından itibaren Buharkent yöresi de dâhil olmak üzere Denizli’ye kadar bütün kıyı bölgeleri tekrar Bizans İmparatorluğunun eline geçmiştir.         Buharkent’in doğusunda 20 km. Mesafede bulunan Tripolis antik kentinden bir önemli yol geçmektedir.  Alaşehir, Sardes, Smiryna (İzmir) yoludur ki, ticari ve askeri yönden büyük önemi vardır. Buharkent’in 15 km.batısında bulunan Antiokhea kentinden geçen diğer bir yol Afrodisias antik kentini Nysa (Sultanhisar), Tralles (Aydın),  Magnesia, Efes ve Milet antik kentlerine bağlamaktadır. Yine Alaşehir’den bir yol Kestel boğazını aşarak Mastaura’ya (Mastavra) ve Nysa ‘ya uzanmaktadır. Bu kadar yol ağlarının yakınında yer almasına karşılık hiçbir yolun Buharkent tarafına uğramaması yerleşme için diğer bir olumsuz etken olmuştur. Buharkent’in bulunduğu alan Menderes Vadisinin en dar kısmıdır. Ayrıca Feslek Çayı'ndan Kızıldere’ye kadar en az beş yerde sel tehlikesinin varlığı ve Menderes Nehrinin çevresinin bataklık durumda bulunması, Buharkent ve yakın çevresinde tarih öncesine hatta Türklerin yerleşmeye başladığı 1211 yılına kadar bir yerleşim yerine rastlayamıyoruz.   

(Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Buharkent - http://www.buharkent.gov.tr/default_B1.aspxcontent=191)

BUHARKENT İLÇESİ RESMİ KURUMLARIN TELEFON NUMARALARI

Kaymakam: 0256914082 - 02563914277
Belediye: 02563913024 - 02563913005
İlçe Emniyet Amirliği: 02563913422
Jandarma Komutanlığı: 02563914084
Milli Eğitim Müdürlüğü: 02563913995
Halk Eğitim Müdürlüğü: 02563913677
Nüfus Müdürlüğü: 02563913963
Yazı İşleri Müdürlüğü: 02563913335
Mal Müdürlüğü: 02563914991
Tapu Sicil Müdürlüğü: 02563913961
İlçe Tarım Müdürlüğü: 02563914383
Özel İdare Müdürlüğü: 02563913975
Noter: 391 34 04

 

İncirliova

Yüzölçümü: 214 km2
Nüfusu: 45,343
Posta Kodu: 09600
İl Alan Kodu: 256
İl Plaka Kodu: 09

İncirliova, Ege Bölgesi'nde bulunan, Aydın ilinin bir ilçesidir.

MÖ XIII. Yüzyılda, bölgeden Hitit egemenliği kalkınca, yöreye sırasıyla; Frigler, Lidyalılar, İonlar, Persler, Büyük İskender, Romalılar, Bizanslılar egemen olmuşlardır. Bir ara Bizanslılar tarafından tekrar 1096’da geri alınmışsa da, Menteşe bey tarafından 1280 tarihinde kesin olarak Türk hakimiyetine geçmiştir. 1310 yıllarında Aydınoğullarının olan topraklar, 1426’da II.Murat tarafından kesin olarak Osmanlı Devletine katılmıştır. 1400’lü yıllarda, Ahiler döneminde, gelen bir grup insan, bugünkü adı Kardeşköy olan Saray Çukur (Bir söylentiye göre Kazma Çukur) mevkiinde yerleşen Madanoğlu ailesi tarafından İncirliovanın ilk temeli atılmıştır.

Tarım ve hayvancılık nedeni ile bulundukları yerin çevresine yayılan o günkü insanlarımız, sulak olduğu için önceleri adına Karapınar dedikleri bu yere; zamanla bataklıklar kuruyup yerlerinde incir ağaçları çıkmaya başlayınca, halk buraya 1934 yılında, İncirliova ismini takmıştır.

Ekonomisi tarım ve buna bağlı sanayi işletmelerine dayalıdır. Özellikle sebzecilikte ülke genelinde oldukça söz sahibidir. Seracılık ve bal üretiminde büyük gelişme içindedir. Büyükbaş hayvancılığının yanı sıra tavukçuluk ve yumurtacılık son yıllarda gelişme halindedir.

İncirliova 4 Temmuz 1987 tarih ve 3392 sayılı kanun ile ilçe statüsüne kavuşmuştur

(Kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B0ncirliova)

İNCİRLİOVA İLÇESİ RESMİ KURUMLARIN TELEFON NUMARALARI

İncirliova Kaymakamı: 0256 585 10 08
İncirliova Belediye Başkanı: 0256 585 10 13
İlçe Emniyet Müdürü: 0256 585 11 15
Garnizon Komutanı: 0256 585 59 22
İlçe Yazı İşleri Müdürü: 0256 585 10 08
İlçe Nüfus Müdürü: 0256 585 80 98
İlçe Malmüdürü: 0256 585 24 53
İlçe Milli Eğitim Müdürü: 0256 585 24 58
İlçe Tapu Sicil Müdürü: 0256 585 24 57
Kadastro Şefi: 0256 585 61 30
Toplum Sağlığı Merkezi: 0256 585 60 45
İlçe Tarım Müdürü: 0256 585 24 66
Kütüphane Şefi: 0256 585 50 91
THK Şube Başkanı: 0256 585 24 05

 

Yenipazar

Yenipazar, Ege Bölgesi'nde Aydın ilinin bir ilçesidir.

İzmir-Denizli Devlet Karayolu (D 320)'den 8 km. içeride bulunduğundan göç almamış ve bu nedenle Aydın Kültürü'nü korumuş olan, kendine has pide çeşitleriyle ünlü bir ilçedir. Aydın'a bağlı bir ilçedir.

Tarihçe

Aydın'ın Yenipazar ilçesinin 5 kilometre doğusunda Orthasia adlı yerleşim merkezi Yenipazar'ın çok eski bir yerleşim merkezi olduğunu ortaya koyuyor. Yenipazar'ın Donduran köyünde ortaya çıkarılan Orthasiadan Yunan coğrafyacı ve tarihçi Strabon, Karya yerleşmesi olarak söz ediyor. M.Ö 7. yüzyılda Kimmerlerin saldırısına uğrayan kent, Lidya kralı Alyattes'in Kimmerleri yenmesi sonucu Lidyalıların eline geçmiş, M.Ö 6. yüzyılda ise İonya birliğine katılmış ve birçok Anadolu kenti gibi Perslerin egemenliğine girmişti.

Kentteki önemli yapılar arasında yer alan tiyatro ve bir Bizans yapısı, bugünde ayakta duruyor. Nekropol üzerinde ise iyi korunmuş durumda lahitler ve oda mezarlar, kaliteli işçilik gösteriyor.

Konum

Yenipazar ilçesinin doğusunda Nazilli, Aydın ve Bozdoğan ilçeleri, kuzeyinde Sultanhisar ilçesi ve Atça beldesi, batısında Efeler ilçesi, güneyinde Çine ilçeleriyle çevrilidir.

Belediye İdaresi

Yenipazar'da 1884 yılında belediye teşkilatı kurulmuştur. 1957 yılında ilçe olmuştur.

Ekonomi

Halkın büyük bölümü geçminin tarımdan karşılamaktadır. Pamuk, narenciye, zeytin, biber, sera sebze-meyveciliği ve hayvancılık ön planadır.

Eğitim Durumu

İlçede okuma yazma oranı %98'dir. 1900 yılların başında kurulan Yenipazar Gündüz Mektebi bugünkü adıyla Yenipazar Merkez İlköğretim Okulu Efeler İlköğretim Okulu ve yeni açılan Cumhuriyet İlköğretim Okulu olarak üç tane ilköğretim okulu bulunmakta. Ayrıca lise düzeyinde eğitim veren Yenipazar Lisesi bulunmaktadır.

Adnan Menderes Üniversitesi'ne bağlı Yenipazar Meslek Yüksekokulu, 3 Ekim 1994 tarihinde açılmıştır.

Yüzölçümü:180 km2 (69,5 mi2)
Nüfus:12,963
İl Alan Kodu:256
Posta Kodu:09350
İl Plaka Kodu:09

Yenipazar Resmi Kurum Telefon Numaraları

Yenipazar Kaymakamlığı:(0256) 361 3011
Yenipazar Belediyesi:(0256) 361 3070
Yenipazar Adalet Sarayı:(0256) 361 4626
Yenipazar İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü:(0256) 361 3026
Yenipazar İlçe Emniyet Müdürlüğü:0 256 361 30 78
Yenipazar Jandarma Komutanlığı:0 256 361 30 31
Yenipazar Askerlik Şubesi:0256 313 18 84
Yenipazar Vergi Dairesi Müdürlüğü:(0256) 361 3290

Kuşadası

Yüzölçümü :  264 km2'
Nüfus : 88.464
Posta Kodu: 09400
İl Alan Kodu: 0 256
İl Plaka Kodu: 09

 

Kuşadası Türkiye'nin Aydın iline bağlı bir ilçe. İlin kuzey batısında bulunan ilçe, Aydın il merkezine 71 km., İzmir il merkezine 95 km. uzaklıktadır. Ege Denizi kıyısında kurulu ilçe, Türkiye'nin önemli turizm merkezlerindendir.

İlçenin alanı 264 Km2 olup, 2011 Yılı  sonuçlarına göre 88 484 kişi yaşamaktadır

Kuşadası yakınında Yılancı Burnu denilen yerde, Efes'e bağlı Neopolis ismi ile İonlar tarafından kurulduğu sanılmaktadır.

Şehir daha önce, Pilavtepe eteklerinde, Andızkulesi denilen yerde kurulmuştur. Bir müddet sonra Bizanslılara ait olan bu kıyılara Venedik ve Cenevizliler, ekonomik bakımdan egemen olmuşlardır. Ulaşım güçlükleri nedeni ile Kuşadası; Andızkulesi mevkiinden alınarak bugünkü yerinde Yeni İskele (Scala Nuova) adı ile kurulmuştur.

Kuşadası'nın adını verdiği Kuşadası Körfezi ve yakın çevresi, sanat ve kültür merkezleri olarak bilinmektedir ve ilk çağlardan beri birçok farklı medeniyeti barındırmıştır.

M.Ö. 3000 yıllarında Lelegler, M.Ö. 11.yy'da Aioller, M.Ö. 9.yy'da İonlar bölgede hakim olmuşlardır. Büyük Menderes ve Gediz Irmakları arasında kalan alan, antik çağlarda İonia adını alır. Tüccar ve denizci olan İonlar denizaşırı ticaret sayesinde kısa zamanda zengişleşmişler ve üstün bir politik güce sahip olmuşlardır. Tarihte "İon Kolonileri" adını alan 12 şehir kurmuşlardır.

Kuşadası, antik çağlarda Anadolu'nun Akdeniz'e açılan başlıca limanlarından biri idi. O devirde Neopolis adı ile anılıyordu. M.Ö. 7.yy.da başkentleri Sardes olan Lydialılar yöreye hakim olmuşlardır.

M.Ö. 546′da başlayan Pers hakimiyeti, M.Ö. 334′de Büyük İskender'in tüm Anadolu'yu ele geçirmesine kadar devam eder. Bundan sonra Anadolu'da Yunan medeniyeti ile yerli Anadolu medeniyetinin sentezi olarak yepyeni bir çağ, yepyenibir sanat ve kültür anlayışı hakim olur ve bu çağ "Helenistik Çağ" adı ile anılır. Efes, Milet, Priene ve Didim bu devrin en ünlü şehirleridir.

M.Ö. 2. yy.da Romalılar yöreye egemen oldular. Hristiyanlığın ilk yıllarında, Meryem Ana'nın ve havarilerinden St.Jean'ın Efes'e gelip yerleşmesiyle burası bir dini merkez haline gelir. Miletus da Hristyanlık çağında Piskoposluk merkezidir. Bizans Çağında "Ania" adı ile anılır. Kuşadası, ortaçağda korsanlar tarafından kullanılan bir liman olmuştur. 15.yy.da, Venedikliler ve Cenevizliler zamanında şehir "Scala Nuova" adını alır.

1086′da I. Süleymanşah'ın bölgeyi Selçuk Devleti'ne katmasıyla Türk egemenliği başlar. Bölge, bu devirde kervan yollarının Ege'ye açılan bir ihraç kapısı olmuştur. Ancak Selçuk Devleti'nin egemenliği 1. Haçlı Seferleri nedeniyle kısa sürdü ve yeniden Bizans'ın eline geçti. 1280′lerin sonunda Menteşeoğulları,1397-1402 arasında Osmanlıların egemenliğine girdi. 1402-1425 arası yeniden Aydınoğulları'nın eline geçtiyse de 1425′te Osmanlılar bölgeyi kesinlikle ele geçirir.

Kuşadası, 1413 yılında 1.Mehmet (Çelebi) tarafından Osmanlı egemenliğine katılmıştır. Bu tarihten sonra, şehir tamamen Türklerin elinde kalmış ve Türklerin yaptığı eserlerle dolmaya başlamıştır. Bunlardan bugünkü Kervansaray ve Kuşadası'nı çeviren surlar, Mehmet Paşa tarafından yaptırılmıştır.

Surlarla çevrili şehre o zaman ancak üç kapıdan girilebilmekteydi. Bu kapılardan bir tanesi, Barbaros Hayrettin Paşa Caddesi ile Kahramanlar Caddesini birbirinden ayırmakta ve üst kısmı bugün Şehiriçi Trafik Bölge Amirliği olarak kullanılmaktadır. Diğer kapılar bugün mevcut değildir.

Küçükada, Bizanslılar için önemli bir askeri üs görevini yapan Güvercinada, 1834 yılında büyük bir yenilenme görmüş ve ünlü kalesi yapılmıştır. "Kuşadası" adı bu kaleden gelmektedir.

Kuşadası, Kurtuluş Savaşı'nda 1919-1921 yılları arasında İtalya'nın, onların çekilmesiyle Yunanistan'ın işgaline girdi ve 7 Eylül 1922′de düşman işgalinden kurtuldu..

Ege Bölgesi'nde, Aydın İline bağlı ilçe olan Kuşadası, doğusunda ve güneyinde Söke İlçesi, batısında Ege Denizi, kuzeyinde de İzmir İli ile çevrilidir.

Aydın ilinin batı kesiminde yer alan ilçe topraklarının kuzeydoğusunu Durmuş Dağının batı uzantısı, güneyini ise Dilek Dağı da denilen Samsun Dağı engebelendirir. Aydın Dağlarının batı uzantısı durumundaki Samsun Dağı, ilçenin güneybatısında Dilek Yarımadasını oluşturarak Sisam (Samos) Adasına geçer. Kuşadası'nın güney kesimindeki kıyıların ardından da ovalık bir alan uzanır.

İlçe ekonomisi turizm ve tarıma dayanmaktadır. Güney kıyıları doğal kumsallarla kaplı oluşundan ötürü buraya turizm yönünden çeşitli yatırımlar yapılmıştır. Tatil Köyleri, oteller, moteller ve pansiyonlar bunların başında gelmektedir. Ancak bu yoğun yapılaşma doğal ve tarihi çevrenin tahribine de yol açmıştır. Kuşadası eskiden sebzecilik ve meyvacılıkla geçimini sağlarken, bu alanların turistik tesis yapımına yönelmesiyle bitkisel üretim gerilemiştir. Bununla beraber zeytin, buğday, mısır, incir, turunçgiller ve arpa yetiştirilmektedir. Son yıllarda şeftali üreticiliğinde artış görülmüş, az da olsa üzüm, yerfıstığı, baklagiller ve pamuk da yetiştirilmektedir. Kuşadası'nın çevresinde maden suları bulunmaktadır. Ayrıca ilçede zımpara taşı yatakları da vardır. (Kyn: kusadasi.com.tr)

 

KUŞADASI RESMİ DAİRE TELEFONLARI ( 0 256)


Kuşadası Kaymakamlığı        :6141016
Kaymakamlık Yazı İşleri Md. :6146992
Özel Daire Md.                     :6141057
Garnizon Komutanlığı            :6141019 - 6127200
Jandarma Komutanlığı           :6141019 - 6133414
Askerlik Şubesi                     :6141024

 

KUŞADASI ADLİYE TELEFONLARI
Santral 6141018
Cumhuriyet Başsavcılığı 6122419 - 6143798
Savcılık 6141519 - 6143800
Asliye Ceza Hakimliği 6148839 - 6143802
Asliye Hukuk Hakimliği 6143431
Sulh Hukuk Hakimliği 6133714
Baro Temsilciliği 6126637
İlçe Seçim Müdürlüğü 6141018
İcra Müdürlüğü 6141018

 

KUŞADASI EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ TELEFONLARI
Santral 6141382
Merkez Karakol 6141022
Pasaport 6145349
Trafik Bölge 6141395
Deniz Bürosu 6141381
Asayiş Büro 6124487
Siteler Polis Merkezi 6122055

 

KUŞADASI DAİRE AMİRLİKLERİ TELEFONLARI

Vergi Dairesi 6127096 - 6120419
Nüfus Müdürlüğü 6125064
Tarım İlçe Müdürlüğü 6141023 - 6141092
Mal Müdürlüğü 6141013 - 6144712
Hazine Avukatlığı 6122070
Mal Md. Denetim Odası 6143765
Müftülük 6141157
Tapu Kadastro 6141352 - 6147085
Turizm Danışma Md. 6141103

 

KUŞADASI BELEDİYE TELEFONLARI
Belediye Başkanı 614 10 03 - 4101
Belediye Başkan Yardımcılığı 614 24 62 - 4109
Yazı İşleri Md. 614 10 03 - 4110
Hesap İşleri Md. 614 10 03 - 4129
Fen İşleri Md. 614 10 03 - 4121
Hukuk İşleri 614 10 03 - 4107
Zabıta Amirliği 614 10 03 - 4141
Tabiplik 614 10 03 - 4153
Veterinerlik 614 10 03 - 4156
İtfaiye Hizmetleri 614 24 65 - 110
Emlak Şefliği 614 10 03 - 4138
Su İşleri 614 10 03 - 4139
Ayniyat Saymanlığı 614 10 03 - 4123
Çevre Sağlık 614 10 03 - 4142
Personel İşleri 614 10 03 - 4146
Evlendirme 614 10 03 - 4149
Basın 612 05 70 - 4112
Garaj Amirliği 614 39 81
Kademe Amirliği 614 59 94
Temizlik İşleri Amirliği 614 10 03 - 4148
Altyapı Amirliği 614 10 03 - 4159
Elektrik İşleri 614 10 03 - 4158
Bayındırlık Amirliği 614 10 03 - 4160
Parkbahçe Amirliği 612 56 96
Su Arıza 614 10 03 - 4157 - 158
Hal Şefliği 614 71 57
Huzurevi 613 32 81
Kapalı Spor Salonu 612 83 62
Mezarlık 612 67 20
Bilgi İşlem 614 10 03 - 4128
Halkla İlişkiler 614 10 03 - 4117
Yaşlı Hİzmetleri 614 10 03 - 4154

 

KUŞADASI ACİL DURUM TELEFONLARI

Yangın İhbar  110

Sıhhi İmdat  112

Alo Zabıta Servisi  153

Alo Trafik Servisi  154

Polis İmdat Servisi  155

Jandarma İmdat Servisi  156

 

Söke

Yüz Ölçüm:981km2
Posta Kodu:09200
Nüfus:115,541
İl Alan Kodu: 0 256
İl Plaka Kodu: 09

Söke, Ege Bölgesi'nde Aydın ilinin batısında yer alan Ege Denizi'ne sahili olan bir ilçedir. Yüzölçümü bakımından ilin en büyük ilçesidir. 1,384 (Bu miktar Didim ilçesi ayrılmadan (1992) önceydi, Şimdiki yüz ölçümü 981 km²'dir) km²'lik bir yüzölçümüne sahiptir.

Eski adı: Yunanca: Σώκια, Sokia, Aneon olan Söke, Bizans egemenliğinin sonlarına doğru, 1300 yıllarında, Aydın Bey'in Türkmen aşiretlerini buraya getirdiği ve Söke'yi bu aşiretlerden birinin başkanı olan Süleyman Şah'ın dedesi adına aşiretin merkezi yaptığı söylenir. 1426'da Menteşe Beyliğinin merkezi olan Söke, Osmanlılar döneminde Aydın Vilayeti'nin Menteşe Sancağının merkezi olmaya devam ettiyse de 17. yüzyıldan itibaren Kaptanpaşa Eyaleti'nin sancağı, 1841'de Aydın Eyaleti'nin (1861'den sonra Aydın Vilayeti) Sığla sancağına bağlı kaza olarak kaldı. 1924'ten sonra Aydın'ın ilçesi oldu.

Söke'den 19. yüzyıl ile 20. yüzyıllar arasında Bozdoğan Aşiretine mensup yörük aşiretleri Kozan Postkabasakal Köyü, Zeytinbeli kasabası, Tarsus gibi Çukurova gibi yörelerine Osmanlı Devleti tarafından zorunlu göç ettirilmiştir.

Beşparmak dağı 1200 Samsun dağı ise 1300 metre yüksekliğindedir.
Söke bölgesi Akdeniz iklim kuşağı içerisindedir.Kışın yağışlı, yazları kurak geçer. Nem oranı diğer bölgeler göre yüksektir.
Çam ve makilik dahil her türlü yabancı bitki yanında kültürü yapılan pamuk, bilumum Hububat, Meyve, Sebze, Zeytin, İncir, Üzüm yetiştirilir.

Söke Türkiye'nin en önemli pamuk üretim alanlarından biridir. İlçenin ekonomisi, yıllık gayrisafi hasılanın %70'ini sağlayan tarımsal üretim ile tarıma dayalı sanayi malları üretimine dayanmaktadır. Tarıma dayalı 59 adet 9 ayrı üretim dalında faaliyet gösteren sanayi tesisi, 12 ayrı dalda faaliyet gösteren 93 adet tarım ürünleri işleme ve değerlendirme tesisleri ile 6 ayrı konuda faaliyet gösteren 15 adet kooperatif kuruluşu ile yüksek bir potansiyele sahip bulunmaktadır.
Söke ilçesindeki büyük sanayi kuruluşları şunlardır : Söktaş, Batı-Söke çimento sanayi, Mavi Ege (Lee), Söke Değirmencilik, Yüksel seramik A.Ş., Ekenerler Gömlek Fabrikası , 7-16 adet değişik kapasiteli çırçır fabrikası . Kuruluşu tamamlanan organize sanayi bölgesinin faaliyete geçirilmesi ile de Söke'nin ekonomik yönden gelişmesi hızlanacaktır. 

lçe merkezi ile birlikte 43 yerleşim biriminde bulunan 16.095 çiftçi aile 51.604 kişilik nüfusuyla tarımsal üretim yaparak ilçe üretimine katkıda bulunmaktadır.
Çiftçimiz sahip olduğu 4.500'ü bulan tarımsal iş makinesı ile bunların 50 Küsur çeşitli ekipmaları ile 37.530.8 hektar alanda başta pamuk-hububat-mısır ve ayçiçeği ile diğer tarla bitkileri üretimi, 22.647.3 hektar alanda da zeytin-narenciye-incir ve diğer meyve üretimi, 770 hektar alanda da sebze-bostan (karpuz) üretimi yapılmaktadır.
Ayrıca 21.510 büyükbaş ve 1.150.000 adet kanatlı hayvan varlığıyla hayvansal tarım ürünleri istihsal ederek ekonomiye kazandırılmaktadır.
Mevcut 21.350 adet arı kovanı ile yüzlerce çiftçimiz elde ettiği yaklaşık 427 ton bal üretimiyle ilçemiz ekonomisine katkıda bulunmaktadır.

Söke' de, 2 Genel Lise, 6 Meslek Lisesi,1 Anadolu Lisesi, 1 Anadolu Öğretmen Lisesi, 1 Çok Programlı Lise (Bağarası) 3  Bağımsız Anaokulumuz vardır. İlçemizde açık bulunan 46 İlköğretim okulundan 19' u merkezde,  18' i Köy ve Kasabalarda, 9' i ise birleştirilmiş sınıflı olarak köylerde bulunmaktadır. İlçe merkezinde bulunan 19 ilköğretim okulunun  2 tanesinde ikili eğitim yapılmaktadır.
İlçemiz ilköğretim okullarında 592, liselerde 266 olmak üzere toplam 858 derslik vardır.
İlçemiz ilköğretim okullarında derslik başına ortalama 26 öğrenci düşmektedir. Okullarımızdaki öğrenci sayısına göre; bir sınıfa ortalama olarak, İlçe merkezinde 31, Köy ve Kasabalarda 25, Birleştirilmiş Sınıflı İlköğretim Okullarında 8 öğrenci düşmektedir
Genel Liselerimizde derslik başına ortalama 26,  Meslek Liselerimizde de derslik başına ortalama 23 öğrenci düşmektedir.

Söke Devlet Hastanesi 250 yatak kapasitesi ve Üroloji Uzmanı 3, Nisaiye Uzmanı 2,Genel Cerrahi Uzmanı 5, İç Hastalıkları Uzmanı 4, KBB Uzmanı 3, Göz Hastalıkları Uzmanı 2, Nöroloji Uzmanı 2, Göğüs Hast.Uzmanı 2, Göğüs ve Damar Cer. Uzmanı 2, Ortopedi Uzmanı 4, Çocuk Hast.Uzmanı 3,Çocuk Cerrahi Uzmanı 1, Cilt Hast.Uzmanı 2, Psikiyatri Uzmanı 2, Fizik Tedavi Uzmanı 1, İntaniye Uzmanı 1, Beyin Cerrahi Uzmanı 2, Anestezi Uzmanı 2, Patoloji Uzmanı 1,Radyoloji Uzmanı 2, Diş Hekimi 5 ve 112 Hemşire 13 Labrotuvar Teknisyeni, 7 Anestezi Teknisyeni ile çeşitli birimlerde çalışan toplam 284 personelle hizmet vermekteir.

Ayrıca Sökemizde 3 adet Sağlık Ocağı, 2 Adet Ana Çocuk Sağlığı ile birlite özel sektörde hizmet veren bir çok sağlık kuruluşu yer almaktadır. ((kaynak:http://www.soke.bel.tr/))

Söke İlçesi Resmi Kurum Telefonları:

KAYMAKAMLIK                                   256 5181021
GARNİZON KOMUTANLIĞI                    256 5181276
EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ                        256 5182973
ASKERLİK ŞUBESİ                               256 5181094
TAPU SİCİL MÜDÜRLÜĞÜ                     256 5181568
KADASTRO MÜDÜRLÜĞÜ                     256 5187074
NÜFUS MÜDÜRLÜĞÜ                            256 5181997
MAL MÜDÜRLÜĞÜ                                256 5182023
TARIM MÜDÜRLÜĞÜ                             256 5181184
ORMAN İŞLETME ŞEFLİĞİ                    256 5181341
GENÇLİK SPOR MÜDÜRLÜĞÜ              256 5181915
SİVİL SAVUNMA MÜDÜRLÜĞÜ             256 5184878

Jandarma Komutanlığı     256 518 10 41 -  256 518 88 94
Askerlik Şubesi              256 518 10 94
Garnizon Komutanlığı      256 518 12 76 - 256 518 19 85


  

  ALO TRAFİK                        154   
  POLİS İMDAT                       155 -518 98 60   
  JANDARMA                         156   
  ACİL SERVİS                       112   
  TELEFON ARIZA                  121   
  SU ARIZA                            518 45 53   
  ELEKTRİK ARIZA                 4444186 -     518 48 67   
  ORMAN YANGIN İHBAR       177   
  ALO BELEDİYE                    153   
  DEVLET HASTANESİ            518 23 61   
  ZABITA                                188   
  NÖBETÇİ ECZANELER         518 48 05   
  KAYMAKAMLIK                   518 10 21   
  BELEDİYE                           518 23 11   
  BAĞ-KUR İRTİBAT BÜROSU 513 24 64   
  DDY GAR ŞEFLİĞİ               518 11 83   
  SANTRAL GARAJ                 518 48 01   
  İŞ KUR                                180- 518 49 02   
  TÜKETİCİ BİLGİ HATTI          175

Söke Diyaliz Merkezi         256 5180088
Söke Devlet Hastanesi       256 5182361
Söke Tıbbi Tahlil Lab.         256 5122706

 

 

 

 

Nazilli


Yüz Ölçüm: 664km2
Posta Kodu: 09800
Nüfus: 148,531
İl Alan Kodu:0 256
İl Plaka Kodu: 09

Nazilli, Aydın iline bağlı bir ilçe merkezidir. 28'-29 en­lemleriyle, 37'-38 boylamları arasında yer alır. Nazilli doğuda Kuyucak, batıda Sultanhisar, güneybatıda Yenipazar, kuzey­doğuda Manisa'nın Alaşehir ilçesi, güneyinde Bozdoğan, gü­neydoğusunda ise Karacasu ilçeleriyle çevrilidir. İlçenin yüz­ölçümü toplamı 644km2dir.

Büyük Menderes Havzası'nın oluşturduğu ova, Nazil­li'de genişlemeye başlar ve kuzey-güney doğrultusundaki uzunluğu 10 km. geçer. Nazilli'nin de içinde bulunduğu ova denizden 75–80 metre yüksekliktedir. En çukur yeri Akçay deresi ile Büyük Menderes ırmağı arasında bulunan Çerkez Ovasıdır.

İlçe sınırları içinden doğarak Büyük Menderes ırmağına dökülen ve bu ırmağı besleyen İsa beyli Deresi, Dallıca-Gereniz Çayı, Dere köy Çayı ve Mergen Çayları başlıca akarsu kaynaklarıdır.
Nazilli'nin kuzeydoğusundaki Çamlık Dağı 1732 mt, güneydoğusundaki Karıncalı Dağ 1705 mt, güneyindeki 1792 mt. Yükseklikleri ile Madran Dağı bu bölgedeki en yüksek noktalardır.

Nazilli, Ege Bölgesinin en eski yerleşim merkezlerin­den birisidir. İlçe merkezinin ilk yerleşim yeri hakkında kesin bilgiler bulunmamaktadır. Ancak Karya bölgesinde kalan Menderes Vadisine Luvi'lerin yerleştiği bilinmektedir.
Bu bölgede ilk yerleşim merkezi Lidya'lılann kurduğu antik Mas tavra kentidir. O dönemlerde bölgenin batısındaki İyonya kentlerinin ekonomik alanda gelişmesi ve kentin Ege ve Önasya ülkeleri arasındaki ticaret yolu (Hierapolis-Tripo-lis-Mas tavra-Nysa-Tralleis-Magnesia-Efes) üzerinde bulun­ması Nazilli yöresinin önem kazanmasına ve gelişmesini sağladı.

Arazi varlığı, coğrafi konumu, iklim koşullan, su kay­naklan ve toprak yapısının uygunluğu Nazilli'de tarım ürün­leri ve bitkiler açısından büyük bir çeşitlilik ve zenginlik gös­terir.
Öyle ki özel iklim koşulları gerektiren çay, muz vb. bir­kaç bitkinin dışında Türkiye'de yetişen bütün bitkiler Na­zilli'de üretilir.

Bölgemizin en eski yapılanmalarını oluşturan paleozo­ik (I. zaman) birimleri şistler (başkalaşım kütleleri) kalker ve kuvarsittir (tortul kayalar). Nazilli'nin kuzeyindeki dağlarda kuvarsit geniş yer kaplar. Türlü renk ve cinsteki mermer, kimi yerlerde yapısında zımpara düzeyi bulunan kalın katmanlar halindedir.

TAHIL

a) Buğday: Buğday üretimi ilçemizde her geçen gün artmaktadır. Buğday üretimi ile beraber arpa ve çavdar üre­timi de devamlı bir artış göstermektedir.
Ayrıca buğday tarladan kaldırıldıktan sonra ikinci ürün olarak mı sır üretim i yapılmaktadır. 1000 hektarda 4000 ton

b) Pamuk: Nazili pamuk üretimi olarak Türkiye'de çok büyük bir potansiyele sahiptir. Tekstil sanayimizin hammad­desi ve birinci derecede dış satım ürünlerimizden olan pamuk, bölgemizde birçok ailenin geçim kaynağıdır. Nazilli'de üreti­len pamuk elyaf kalitesi açısından dünyada en kaliteli olanlarındandır.
Pamuktan üretilen elyaf, tekstil ve diğer sanayii dalla­rında kullanılmakla beraber pamuğun çekirdeğinden yağ çıkarılır, küspesinden ise hayvan yemi ol arak yararlanıl ir.
1934 yılında kurulan Nazilli Pamuk Araştırma Enstitü­sü pamuk konusunda bilimsel araştırmalar yaparak hem daha kaliteli pamuk üretilmesine hem de pamuk çekirdeği üreti­miyle verimin daha fazla olmasında büyük katkısı vardır.
Enstitünün yaptığı araştırmalar sonucunda ortaya çı­kardığı Nazilli–84, Nazilli–143, M–503 tipi pamuk üretimi ya­pılan diğer bölgelere de gönderilerek daha fazla verim alın­ması hedeflenmektedir. İlçemizde 8.300 hektarda toplam 27.350 ton pamuk üretimi yapılmaktadır.

c) Tütün: İlçemiz sınırları içinde tütün üretimi de yapılmaktadır. Ege tütünü diye de adlandırılan bu tütünler kumlu, killi, demir ve potas yüklü arazilerde yetiştirilir. İlçemizde diğer sanayii ürünlerine oranla bu üretim çok az yer tutmaktadır.

d) Zeytin: Aydın ili Türkiye'de en fazla zeytin ağacına sahip olan illerin arasındadır. İlçemizde zeytincilik özellikle dağ yamaçlarında çok miktarda yapılmasına rağmen üretim ve verim oldukça düşüktür. Bunun nedenleri sulama, gübre­leme ve budama faaliyetlerinin yeterli olmamasından kaynaklanmaktadır. Hastalık ve haşerelerle yeterli mücadele edilme­mesi develimin düşmesine neden olmaktadır.
İlçemizde en çok domat, memecik türleri yetiştirilir. Ancak son yıllarda ince kabuklu küçük çekirdekli sofralık zeytin türü olan manzalina yetiştirilmesine ağırlık verilmiştir. Sofralık zeytin az, zeytinyağı fazladır. İlçemizde 5454 hektarda 2000 ton üretim yapılmıştır. 

e) Diğer sanayii bitkileri: Nazilli'de ayçiçeği, susam, patates, yerfıstığı ve kestane de yetiştirilmektedir. Özellikle Aydın ilindeki kestane üretimi Nazilli'nin yüksek kesimle­ rinde yoğunlaşmıştır. Kestane genellikle iç piyasaya Nazil­li'den gönderilmektedir. Baklagiller de üretilmekte ancak her geçen gün diğer ürünlerin ekonomik getirilerinin artması üze­rine azalmaktadır. Türkiye'nin meyankökü üretiminin80'i Menderes Havzasından karşılanmaktadır. Bu nedenle Meyan kökü ilçemizde çok eski zamanlardan beri üretilmektedir. Me­yan kökü kaynatılarak çok tatlı ve kıvamlı bir sıvı elde edilir. Özellikle sigara kâğıdının yapıştırılmasında, boya üretiminde ve bazı tıbbi karışımlarda kullanılır.

MEYAN KÖKÜ

Türkiye' de meyan kökü orta Anadolu hariç her bölgede çok miktarda bulunur. Ancak Büyük Menderes Havzası Tür­kiye' deki üretimin81' ini oluşturur. Çiğneme ve sarma tütününün işlenmesinde, şeker sana­yii ve bira benzeri içkiler yapımında kullanılan meyan balı için 1850'li yıllarda Avrupa ve İngiltere ülkelerinde büyük Pazar vardı. Köylüler meyan bitkisini tarlaları için zararlı saydıkları için İngiliz şirketlerinden Mac Andrews ve Forbes şirketi 1854 yılında Aydın' da ve Nazilli' de birer fabrika aça­rak bu bitkiyi değerlendirme yoluna gittiler.
Toprak sahipleriyle yapılan anlaşmalar gereğince, ya toprak sahipleri kendileri meyan köklerini toplayıp şirkete teslim ediyorlar ya da şirketin tuttuğu paralı işçiler çalışarak kökleri topraktan çıkartıp depolara teslim ediyorlardı. Böy­lece toprağı kazmak için bir kürek ve depolara taşımak için bir çuval edinen herkes şirket için çalışabiliyordu.
Osmanlı Hükümeti 1879 yılında meyan balı ihracatın­dan alınan vergiyi kaldırınca Forbes şirketi çok gelişti ve yeni fabrikalar açtı. Şirket bu fabrikaların yakıt ihtiyaçlarını ise Nazilli (Hasköy) linyit işletmesinden karşılıyordu.
Forbes şirketi her sene kasımdan Nisan ayına kadar 3-5 milyon kilo meyan kökü alır ve diğer aylarda meyan kökü sökülmezdi. Bu ürün özel olarak ekilmez sürülmüş tarlalarda tabii olarak bulunur.
Nazilli ve çevresinde senelik meyan balı üretimi 1896-1897'de 3,5 milyon kilo, 1907'de 1,5 milyon kilo, 1924'de 1 milyon kilo, 1925'de 2 467 723 kilo, 19261 da 4 milyon kilo, 1927'de ise 2 milyon kilodur.
Mac Andrews ve Forbes şirketi zaman içerisinde Alman ve Amerikan şirketleri karşısında gücünü yitirmiş ve 1927'de Nazilli'de ki meyan kökü Fransız Şark Sanayii şirketleri tara­fından işlenmiş ve piyasaya sürülmüştür.
MEYVECİLİK
Iklım, su ve toprak etmenlerinin çok uygun koşullarda olmasından dolayı ilçemizde değişik türlerde meyve yetiştirilmektedir.
A) İNCİR: Aydın ili ve ilçelerine özgü bir meyve olan in­cir, ilin simgesi haline gelmiştir. Yerel olarak yemiş de denilen incirin antik ve egzotik bir yapısı vardır. Eski çağlardan beri incir ve incir yaprağı gücün ve barışın simgesi olmuş ve kutsal niteliğini korumuştur.
Yöremizde yetiştirilen incirin özelliklerine başka böl­gelerde rastlanmamaktadır. İlçenin havasının uygunluğu, ru-tubetin ve rüzgârın istenilen düzeyde olması incirin olgunlaş­masını ve niteliğinin yüksek olmasını sağlamaktadır. İncirler nitelik itibariyle Sarılop, Göklop, Sofralık, Bardacık ve Kara-yaprak gibi çeşitlere ayrılır. Bunlardan Sarılop ve Göklop türleri özellikle kurutmaya elverişlidir Kurutulan incirlerin iri. Sarı, lekesiz ve yarasız olanlarına "süzme" aynı nitelikte oldukları halde biraz küçük olanlarına "elleme", renkçe es­mer, yarık, lekeli ve daha küçük olanlarına ise "naturel" denir.
Anlatılan niteliklere uymayan ve genelde yenmeyen di­ğer inciri ere de "hurda" adı verilir ve bunlar ispirto üretiminde kullanılır.
İncirin kurutulduktan sonra kurtlanmasını önlemek için fümigasyon yani ilaçlama gereklidir.
Zengin mineral ve vitamin içermesi, şekerinin doğru­dan kana geçmesi özelliklerinden dolayı hazır bir enerji kaynağıdır. Ayrıca hazmı kolaylaştırıcı, bağırsak düzenleyici ve kabızlığı önleyici özellikleri olan incir ilçemizde 8700 hek­tarda 9500 ton ( kuru ) üretilmiştir.
B) ÜZÜM:  İncir üretiminden sonra ilçemizde üzüm üretimi de oldukça ileri düzeye gelmiştir. Gemre, Salman ve Sultaniye gibi çeşitleri vardır. Özellikle Sultaniye cinsi ihracata dönük olarak yetiştirilmektedir.435 hektar 5000 ton.                                       
C) TURUNÇGİLLER (Portakal - Limon - Mandalina) : Turunç­giller de ilçemizin önemli gelir kaynaklarındandır. Son yıl­larda Menderes Ovasında pamuk tarlalarının yerine portakal-mandalina fidanları dikilerek üretim artışı sağlanmıştır. En çok Washington portakalı ile kinin adı verilen mandalina cinsi üretilir. Toplam olarak 1328 hektarda 9200 ton üretim ya­pılmıştır.

D)-ELMA - ÇİLEK - ŞEFTALİ - KİRAZ -ERİK: Elma, genellikle Nazilli'nin dağlık bölgelerinde uygun gelişme ortamı bul­duğundan her geçen gün üretimi artmaktadır. Son yıllarda çi­lek ve şeftali üretimi gerek iç ve gerekse dış piyasalarda geniş talep patlaması nedeniyle bu iki ürün de çok miktarda üretil­meye başlanmıştır. Kiraz ve erik gibi meyvelerde de üretim ar­tışı gözlenmektedir.

SEBZECİLİK

İlçemizde doğa koşullarının uygun olması ileri tarım teknolojisi uygulanarak ve üretimde yeterli girdiler kullanıl­dığından ileri düzeyde sebzecilik yapılmaktadır. Son yıllarda seracılık (örtü altı sebzecilik) çok uygunlaşmıştır. Bu suretle zamanından önce sebze üretilip iç ve dış piyasalara sunul­maktadır. Bu da gelirin üst düzeylere çıkmasına neden ol­maktadır.
Nazilli'de 3500 hektardan 86.814 ton sebze üretimi ya­pılmaktadır. Örtü altı sebzecilik de ise; plastik seralarda 31 hektarda 3000 ton, cam seralarda 1,5 hektarda 300 ton üretim yapılmıştır.
En çok üretilen sebzeler ise patlıcan, biber, domates, sa­latalık, bakla ve maruldur. Sonuç olarak ilçemizde 1999 yılı­nın verilerine göre; Ekili-dikili (kültür) arazi varlığı 34.800hektar olup bunun63 'ü kuru,37'si sulu tarımdır. Hayvan varlığı ise; 20.500 büyükbaş, 19.750 küçükbaş, 3420 tek tır­naklı, 85.600 kanatlı, 3650 fenni kovan, 300 yerli kovan bu­lunmaktadır. Hayvansal üretim ise; 1075 ton et, 25.000 ton süt, 77 ton bal, 12.300.000 adet yumurtadır.
Yukarıda anlatmaya çalıştığımız doğal zenginlikleriyle Nazilli'nin yüzyıllardır neden tercih edildiği anlaşılmaktadır.

(kaynak:www.nazilli.bel.tr)

 

Nazilli İlçesi Resmi Kurum Telefonları:

Kaymakam:  313 13 44
Garnizon Komutanı: 313 18 84
Belediye Başkanı: 313 12 51
Cumhuriyet Başsavcısı: 313 17 86
Baro Temsilcisi: 312 91 37
İlçe Jandarma Komutanı: 312 48 70
İlçe Emniyet Müdürü: 313 10 90
İlçe Müftü: 312 95 73
Vergi Dairesi Müdürü: 313 55 62
İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü: 313 18 59
P.T.T Merkez : 312 12 12
Ziraat Odası : 313 20 10

 

 

 

 

 

 

Germencik

Yüz Ölçümü: 374 km²
Nüfusu: 43.024
Posta Kodu: 09700
İl Alan Kodu: 256
İl Plaka Kodu: 09

Germencik, Ege Bölgesi'nde Aydın ilinin bir ilçesidir.

Aydın'a 25 km uzaklıktaki ilçe, verimli Büyük Menderes ovasının ortasında yer alır. Aydın-İzmir karayolunun üzerinde olmasının yanı sıra, İzmir-Aydın-Afyon ve Ortaklar-Söke gibi iki demiryolunun da kavşağında yeralır.

Germencik'in içinde yerleşim, Aydın-İzmir karayolunun iki yanında yoğunlaşmıştır..

İlçe bağlısı olarak merkez hariç olmak üzere ilçe merkezine bağlı; 3 belde, 27 köy'den oluşmaktadır. Toplam 43.024 kişi yaşamaktadır
Tarıma dayalı ekonomisinde incir başlıca üründür. Bunun yanı sıra zeytin, pamuk, susam meyan kökü de üretilir.
İlçenin toplam arazi varlığı 37.439 hektar, ekili dikili alan 25.580 hektardır. Geri kalan alanın 10.623 hektarı orman, 665 hektarı çayır-mera, 519 hektarı kullanılmaz arazi ve 52 hektarı göl ve bataklıktır.


İlçede 7140 adet büyük ve 7560 adet küçükbaş olmak üzere toplam 14.700 baş hayvan bulunmakta olup, yılda 28.600 ton süt elde edilmektedir. İlçede 2470 adet arı kovanı bulunmakta ve 27.200 kg bal, 670 kg balmumu elde edilmektedir. İlçede Et tavukçuluğu yetiştirmeciliği yapan 3 işletme bulunmakta olup, kesim yapılmaktadır.

Sanayi kuruluşu olarak; 6 çırçır fabrikası, 1 adet nbitkisel yağ üretimevi, 1 soğuk hava deposu, 1 yapı gereçleri üretim yeri, 1 kiremit üretim yeri, 12 tarımsal kooperatif, 15 ekmek fırını, 145 incir işletmesi bulunmaktadır. Ayrıca, işleme sığası 4.200 ton olan salamura işletmesinde, 3.000 ton sofralık zeytin salamurası yapılmaktadır.

İlçe toprakları ülkenin en verimli bölgesinde olmasına rağmen yanlış bir şekilde ve diğer büyük menderes ovasında bulunan kentlerdeki gibi ovaya doğru yapılaşmaktadır. Yapıların büyük kısmı müstakil evlerden oluşmaktadır.

(Kaynakça: http://tr.wikipedia.org/wiki/Germencik)


GERMENCİK İLÇESİ RESMİ KURUMLARIN TELEFON NUMARALARI


Kaymakamlık: 02565631011 - 02565632290
Germencik Belediyesi: 02565630120 - 02565631472
Cumhuriyet Başsavcısı: 02565631018 - 02565632697
ilçe Seçim Kurulu: 02565631403 - 02565632697
İlçe Emniyet Müdürlüğü: 02565631103 - 02565631005
İlçe Jandarma Komutanlığı: 02565631490 - 02565631062
özel İdare: 02565631015
Mal Müdürlüğü: 02565631054
Vergi Dairesi : 02565632420 - 02565631512
Tapu Sicil: 02565631089
Kadastro Şefi: 02565631991
Sivil Savunma: 02565633000
Nüfus Müdürlüğü: 02565631150
Müftülük: 02565631145 - 02565633653
Gençlik ve Spor Müdürlüğü: 02565631268
Devlet hastanesi: 02565633242 - 02565633162
Sağlık Grup Başkanı: 02565631113 - 02565630597
İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü: 02565631046 - 02565631645
Halk Eğitim Müdürlüğü: 02565531548
PTT : 02565631212 - 02565634200
İlçe Tarım Müdürlüğü: 02565631045 - 02565632551
Orman İşletme Şefliği: 02565631492
Kütüphane: 02565631013
Tarım Kredi Koop.Md.: 02565631044 - 02565631621
Tedaş işletme Şefliği: 02565633128 - 02565631320
Tarım Satış Koop. Md.: 02565631522 - 02565631002
Esnaf Kef.Koop.Bşk.: 02565631080 - 02565632302
Esnaf Odası: 02565631063
Ziraat Odası: 02565631072 - 02565634357
Şoförler Odası: 02565631502 - 02565633197
Motorlu Taş.Koop.: 02565631758
Sürücü Kursu: 02565631118  
 

Köşk

Köşk, Ege Bölgesi'nde Aydın ilinin bir ilçesidir.

Coğrafi Konum

Aydın İline bağlı bir ilçe olan Köşk Doğu'sunda Sultanhisar, Güneydoğusu'nda Yenipazar ilçeleri, Batısında Merkez ilçe Aydın, kuzeyinde de İzmir ili ile çevrilidir.

İl merkezine 18 km uzaklıkta, Aydın-Denizli karayolu üzerindedir.

Ekonomik Durum

İlçenin ekonomisi tarıma dayalıdır. Ekili ve dikili alan toplam 106.471 dekardır. İlçe merkezi ve ova köylerinde narenciye, pamuk, mısır; yüksek arazi yapısı olan köylerde önemli miktarda zeytin, kestane, incir üretilmektedir. Ayrıca önem sırasına göre karpuz, erik, şeftali, buğday gibi ürünler de yetiştirilmektedir. Bölgenin en büyük kestane pazarı Köşk ilçesinde kurulmaktadır. Yılda 10.000 ton kestanenin önemli bir bölümü selekte edilmiş ve ambalajlanmış olarak pazarlanmaktadır. Hayvancılık tarımın yanında ikinci bir iş olarak yapılmaktadır.

1878 yılında nahiye olan Köşk, nüfus azalmasından dolayı 1932-1958 yılları arasında köy statüsünde yönetilmiş, ancak 1958 yılında tekrar nahiye olmuştur. Köşk adını 1653 yılında meydana gelen deprem nedeniyle almıştır. Halk buna istinaden “Göçük” ismini vermiş daha sonraları “Göçük”e olan benzerliğinden dolayı “Köşk” adına dönüşmüştür.

İklim

Köşk ilçesi ile çevresinde Akdeniz iklimi görülür. Yazlar sıcak, kurak ve kışlar ılık, yağışlı geçer. Dağların doğu-batı doğrultusunda uzanması ile deniz etkisi iç kesimlere kadar sokulur. Yüksek kesimlerde nadiren kar yağışları görülmektedir.

Altyapı Bilgileri

İlçe genelinde 1 ADÜ MYO 2 lise 17 ilköğretim okulu olmak üzere 20 okulda eğitim-öğretim verilmektedir. Bu okullarda; 183 öğretmen 4532 öğrenci öğrenim görmektedir.Yüzölçümü:187 km2

Nüfus:27,005
Posta Kodu:09570
İl Alan Kodu:0 256
İl Plaka Kodu:09

Köşk Resmi Kurum Telefon Numaraları

Köşk Kaymakamlığı:(0256) 461 3820
Köşk Belediyesi:(0256) 461 3010
Köşk İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü:(0256) 461 2045
Köşk İlçe Emniyet Müdürlüğü:(0256) 461 2480
Köşk Jandarma Komutanlığı:0 256 461 11 00
Köşk Askerlik Şubesi:0256 212 32 66
Köşk Mal Müdürlüğü:0 256 461 3820-461 3905
Köşk Vergi Dairesi Müdürlüğü:0 256 461 37 60

Sultanhisar

Sultanhisar, Ege Bölgesi'nde Aydın iline bağlı bir ilçedir.

Tarihçe

1958 yılına kadar Nazilli ilçesine bağlı bir bucak merkezi olan Sultanhisar, 1958 yılında ilçe olmuştur. Sultanhisar 1270 yılında Selçuklular tarafından kurulmuş bir kültür merkezidir. 1425 yılında Osmanlı İmparatorluğu hakimiyeti altına girmiştir. Aydın Bey’in kızlarından Nilüfer Sultan'ın hisarıdır. Şehir onun eseri olup kasaba ismini böylece Sultanhisar olarak almıştır.

Konum

Konum olarak İzmir-Denizli Devlet Karayolu (D 320), Avrupa E-yolları'ndan E87 ve İzmir-Afyon demiryolu üzerinde bulunan Sultanhisar Aydın’a 30 km. uzaklıkta bulunmaktadır.

Nüfus

İlçede on sekiz mahalle bulunmaktadır.

Ekonomi

İlçenin sanayisi tarıma dayalıdır. Bunlar zeytinyağı fabrikaları, pamuk çırçır fabrikaları, tarım ürünleri mumlama ve paketleme tesisi ve incir işletmeleridir. İlçede yetiştirilen belli başlı ürünler Akdeniz Bölgesi ve Ege Bölgesi'nin özelliklerini taşıyan zeytin,(kestane), incir, üzüm, narenciye pamuk ve çilektir. Bunlardan başka bir emaye, bir jant ve bir dişli fabrikası mevcuttur.

Eğitim Durumu

İlçede ilk eğitim kurumu Yağdere'de 1923 yılında açılmıştır.[18] İlçede okuma yazma oranı %95'tir. İlçede 2 anaokulu, 13 ilkokul, 5 ortaokul, 3 lise ve Adnan Menderes Üniversitesi'ne bağlı 2 meslek yüksekokulu bulunmaktadır.

Sultanhisar Resmi Kurum Telefon Numaraları

Sultanhisar Kaymakamlığı:(0256) 351 3007
Sultanhisar Belediyesi:(0256) 351 3243
Sultanhisar İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü:(0256) 351 2945
Sultanhisar İlçe Emniyet Müdürlüğü:(0256) 351 3552
Sultanhisar Adalet Sarayı:(0256) 351 2191
Sultanhisar Jandarma Komutanlığı: 02563513018
Sultanhisar Askerlik Şubesi:0256 212 32 66
Sultanhisar Vergi Dairesi Müdürlüğü:0256 351 30 03
Sultanhisar Mal Müdürlüğü:0256 351 30 03

Yüzölçümü:267 km2 (103,1 mi2)
Nüfus:20,910
Posta Kodu:09470
İl Alan Kodu:0 256
İl Plaka Kodu:09

Akköy (Pamukkale)

Yüz Ölçümü :11,692 km2
Nüfusu: 2734
Posta Kodu: 20000
İl Alan Kodu: 258
İl Plaka Kodu:20
 

1877-1885 yıllarında Osmanlı-Rus savaşı zamanında Kafkasya'dan bir grup Dağıstanlı Türk göç ederek ilçenin batı kısmında bulunan bölgeye (Günümüzdeki adıyla Oğuz Mahallesi) yerleşmiştir. Zamanın Padişahı Sultan Abdülaziz'in adından esinlenerek Aziziye Mahallesi denilmiştir.
Daha sonra Sultan II. Abdülhamit zamanında göç eden bir grup Kafkas göçmeni, ilçenin doğu kısmına (Günümüzdeki adıyla Sami Türel Mahallesi) yerleşmiş ve Sultaniye Mahallesini oluşturmuşlardır. İlçe 1930-1935 yıllarına kadar iki mahalle olarak gelişimini sürdürmüştür. Daha sonra iki mahalle birleşerek Akköy adını almıştır. 1971 yılına kadar köy olan Akköy, 01.06.1971 tarihinde kasaba olmuş ve belediye fiilen göreve başlamıştır. Akköv. 1991 yılında Bakanlar Kurulu kararıyla ilçe statüsü kazanmıştır.

İlçemiz Denizli İline 23 Km mesafede Denizli’ nin kuzeyinde Ege Bölgesinin iç kısmında bulunmaktadır. İlçe Merkezi Çökelez Dağı eteklerinde düzlük bir arazide kurulmuş, Doğusunda; Karahayıt, Pamukkale Batısında; Ada Köyü, Güneyinde; Yukarışamlı, Aşağışamlı Kasabası, Kuzeyinde; Kavakbaşı Köyü ile çevrilidir. İlçe Merkezi Büyük Çökelez Dağı(1840 Metre) eteklerinde düzlük bir arazide kurulmuştur, kuzey tarafının kapalı olması ve 2 Km mesafedeki Karahayıt Kasabasındaki sıcak su kaynaklarının etkisi ile ılıman bir iklime sahiptir. İlçemizin ovası Sarayköy ve Denizli ovaları ile birleşmektedir. İlçemize bağlı Akçapınar ve Belenardıç Köyleri dağlık alanda İlçe Merkezi, Gölemezli Kasabası, Kavakbaşı Köyü, Çeşmebaşı Köyü ile Yukarışamlı Köyleri ovada kurulmuş olup, İlçe Merkezinin Rakımı 235 Metredir.
İlçemizin geçim kaynağını tarım ve hayvancılık teşkil etmektedir, sanayi gelişmemiştir. Karahayıt Kasabasının İlçemize 2 Km mesafede olması nedeniyle Karahayıt’daki otel, motel ve kaplıcaların ihtiyaçlarının büyük bir kısmını Akköy pazarından sağlamaktadır
Karahayıt ve Pamukkale komşulukları nedeniyle Sarayköy'den Karahayıt Pamukkale istikametine gelip giden tur otobüslerinin güzergahı Akköy içinden geçmektedir. Bu yolun genişletilmesi turizm açısından yararlı olacaktır.(kaynak:http://www.akkoy.gov.tr/default_B0.aspxcontent=195)

PMUKKALE (AKKÖY) İLÇESİ RESMİ KURUMLAR VE TELEFON NUMARALARI

DENİZLİ AKKÖY KAYMAKAMLIK: 461 2214
DENİZLİ AKKÖY JANDARMA: 461 2086
DENİZLİ AKKÖY BELEDİYE: 461 2009
DENİZLİ AKKÖY EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ: 461 2808
DENİZLİ AKKÖY  YAZI İŞLERİ MÜDÜRÜ: 461 2214
DENİZLİ AKKÖY  MAL  MÜDÜRLÜĞÜ: 461 2217
DENİZLİ AKKÖY  İLÇE MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜ: 461 2205
DENİZLİ AKKÖY   HALK EĞİTİM MERKEZİ : 461 2540
DENİZLİ AKKÖY  SAĞLIK GRUP BAŞKANLIĞI: 461 2012
DENİZLİ AKKÖY  İLÇE TARIM MÜDÜRÜ: 461 2194
DENİZLİ AKKÖY  NÜFUS MÜDÜRÜ: 461 2102
DENİZLİ AKKÖY  ÖZEL İDARE MÜDÜRÜ : 461 2216
DENİZLİ AKKÖY  TAPU SİCİL MÜDÜRÜ: 461 2232
DENİZLİ AKKÖY  İLÇE MÜFTÜSÜ : 461 2032
DENİZLİ AKKÖY  TARİŞ MÜDÜRÜ: 461 2001
DENİZLİ AKKÖY  TARIM KREDİ KOOP.: 461 2002
DENİZLİ AKKÖY  TEDAŞ ŞEFLİĞİ: 461 2007
DENİZLİ AKKÖY  ZİRAAT BANKASI: 461 2148

Buldan

Yüzölçümü:510 km2 (196,9 mi2)
Nüfus:27,455
Posta Kodu:20400
İl Alan Kodu:258
İl Plaka Kodu:20

Buldan, Denizli ilinin bir ilçesidir. 2012 yılı TÜİK verilerine göre ; merkez ilçe nüfusu 15.914, köy nüfusu 11.570 toplam nüfusu ise 27.484'dir. Dokumacılık (tekstil) konusunda tüm Türkiye'de meşhur bir ilçedir. İlçeye has olan Buldan bezi dünyaca ünlü bir dokuma türüdür.

Yayla (Süleymanlı) Gölü ve Kestane Deresi ilçenin önemli doğal güzellikleri arasındadır. İlçe sınırları içinde Yenicekent Kasabası'nda Tripolis Antik Kenti bulunmaktadır.Derbent köyünde ise sulama amaçlı kullanılan Derbent Barajı bulunmaktadır. İlçe dağ yamaçına kurulmuştur ve 3 tarafı dağlarla çevrilidir. İlçenin en yüksek noktası 1151 m ile Geleyli Tepesi'dir.

Denizli Merkez'e 42 km uzaklıktadır. En yakın demiryoluna 18 km uzaklıktadır. İlçeden Denizli- Manisa karayolu geçer. Komşuları Manisa-Sarıgöl, Aydın- Buharkent, Denizli-Akköy, Denizli-Sarayköy ilçeleridir.

İdari Yapı

Buldan´a bağlı toplam 1 belde ve 28 köy vardır.

Coğrafi Yapı

Denizli'nin en gelişmiş ilçelerinden biridir.

Buldan İlçesi Ege Bölgesinin iç kısmında yer almakta olup, doğuda Güney İlçesi, batıda Kuyucak, kuzeyde Sarıgöl, güneyde Sarayköy İlçeleriyle komşu bulunmaktadır.

Yüzey şekilleri bakımından dalgalıdır. Alçak ovalar ve platolar birbirini tamamlar. Arazinin tamamı denizden yüksektir. Buldan platosu alçalarak Sarayköy tabakasına ulaşır. İlçenin diğer alanları dağ ve platolarla kaplıdır.

İlçe merkezinin batısında 1500 m yükseklikte, dağ içi düzlüğünde Süleymanlı gölü vardır. Çok eskiden bu gölün bir ark sistemiyle Buldan’ın yeşil bahçelerini suladığı bilinmektedir. Buldan’ın doğusuna doğru arazi yüksekliği giderek azalır. İlçe topraklarının yaklaşık üçte birinin bulunduğu bu bölge, Adıgüzel Barajı’nın sularıyla verimini giderek arttırmaktadır. Büyük Menderes Ovasının tarıma elverişli toprakları üzerinde Yenicekent, Doğan, Oğuz, Mahmutlu ve Bölmekaya köyleri kuruludur.

İlçedeki ormanlar iki büyük yangında tahrip olduğundan, çeşitli kuruluşların ortak çalışmalarıyla yeniden ağaçlandırma başlanmıştır.

İlçenin Asıl Ege ile Ege arasında bulunması iklim çeşitliliğine neden olmaktadır. İlçenin doğusunda Akdeniz iklimini andıran bir iklim görülür.Yazlar sıcak ve kurak, kışlar ılık ve yağmurludur. Hiç kar yağmaz, don olayına rastlanmaz. Yıllık yağış ortalaması 600-700 m2’dir. Güney ve batısındaki dağların deniz etkisini azaltması yüzünden Tosunlar, Kuyucak ve Sarayköy’e göre daha az yağış alır.

İç kesimlerdeki yüksek yayla alanlarında iklim giderek karasallaşır. Yazları sıcak, kurak ama ovaya göre serin geçer. Kışlar soğuk ve kar yağışlıdır, don olayı görülür. Karlık tepesi ve yakın çevresinde kuyularda özel olarak kar depolanır, yazın satılır. İlçenin üç tarafı dağlarla kaplı olduğundan sert rüzgarlara rastlanmaz.

Ekonomi

Buldan ekonomisi ağırlıklı olarak tekstil ürünleri üzerinde yoğunlaşmıştır. Daha çok geleneksel biçimde evde yapılmakta olan dokuma ürünleri bu tekstil sektöründe önemli paya sahiptir.

Doğal Güzellikleri

Sazak Dağı

İlçenin güneydoğusunu boydan boya kaplar. 1117 metre yükseklikte bulunan bu dağa aynı zamanda Kumralıpaşa dağı olarak ta anılmaktadır.

Yenice kaplıcaları

İlçeye 16 km mesafede bulunan Yenice Kasabası sınırları içerisinde bulunan kaplıca yarı asfalt, yarı stabilize yolla Denizli- İzmir karayoluna bağlanır. Yol Tripolis harabelerinin yanından geçmektedir. Önceleri kubbe altında, ortasında ayakları sokmak için çizme şeklinde tasarlanmış bir göbek taşı bulunmasından dolayı Çizmeli hamam denilmiştir. Günümüzde kubbe kaldırılmış kaynak üzerinde yeni tesisler yapılmıştır. Suyun sıcaklığı 44 derece olup bileşiminde hidrokarbonat, sülfat, sodyum, kalsiyum iyonları bulunmaktadır.

Kaplıca başta romatizma olmak üzere; kalp, damar sertliği, deri hastalıklarının tedavisinde önemli bir etken olmaktadır.

Aynı yörede halk tarafından Çamur Hamamı olarak anılan Gamere kaplıcası da benzer özellikleriyle özellikle iç turizme hizmet etmektedir.

Kestane Deresi

İlçe merkezine 1 km uzaklıkta olup şehrin batısında yeşillikler arasında bulunmaktadır. 1967 yılında dönemin belediye başkanı Ethem Tümbay tarafından imar ettirilen bu alan bugün hem çay bahçesi hem de restoran bölümüyle yöre halkına ve dışarıdan gelen turistlere hizmet vermektedir.

Talat Tarakçı Parkı

Dönemin belediye başkanı Talat Tarakçı tarafından 1936 yılında yaptırılmıştır. İlçe merkezinde yer alan bu park ilçeye doğal bir güzellik kazandırmaktadır. 2012 yılında yeniden düzenlenerek hizmet vermeye devam etmektedir.

İçme Deresi

İlçenin güneyinde; ilçeye 5 km mesafededir. Kaynaktan çıkan bu şifalı su içme suyu adını almıştır. Özellikle mide hastalıklarının tedavisinde yarar sağladığı bilinmektedir.

Yukarı Vakıf Çayı

Şehirden 2 km uzaklıkta çamların içinde bir dinlenme yeridir. İlçenin günümüzde en önemli turistik mekânlarından olan bu yer özellikle yaz mevsiminde iç turizme büyük bir canlılık kazandırmaktadır.

Toprakçı Kaşı

Şehre 1 km uzaklıkta, eski yayla yolu üzerinde geniş bir düzlük ve küçük bir çam ormanından oluşan mekandır. Buldan'ın büyük bir bölümü ile Pamukkale'ye kadar geniş bir alanı seyretme fırsatı sunduğu için Buldan halkının en gözde seyir tepelerindendir. Özellikle yaz geceleri serin bir ortam arayanların vazgeçilmezidir; çünkü bulunduğu yer itibari ile yaz-kış çok rüzgar alan bir bölgedir. Birkaç sene önce bu bölgeye "rüzgar enerji panelleri" kurulması gündeme gelmiştir.

Tripolis Antik Kenti

İlçemize bağlı Yenice kasabasının hemen yanındadır.

Hellen dilinde üçlü kent anlamına gelen Tripolis ismi Anadolu’da iki kente daha verilmiştir. Bunlardan biri Trabzon’da, diğeri ise Karia’dadır.

Tripolis’in eski ismi Apollonia olup M.S. 3. yüzyılda Seleukoslar tarafından kurulmuştur. Ana Tanrıça Kybele, Artemis , Apollon ve onların anneleri Leto’ya bu kentte saygı duyuluyordu. Ayrıca sikkelerinde de Leto’nun kabartması yer alıyordu.

Tripolis’in tarihte ismi Sardeis’den çıkan kral yolu’nun Philadelphia (Alaşehir)’dan sonra Tripolis’den geçerek Phrygi’nın batı ucundaki Hierapolis’e bağlanmasıyla geçer. Burası yolların birleştiği bir sınır kenti konumunda idi. Ayrıca 1190’da Alman İmparatoru Friedrich Barbarossa, Haçlı Seferlerinin başında buradan yoluna devam etmiştir. Bizans İmparatoru Dukas Batatzes kenti onarmış ve etrafını surlarla çevirmiştir. Kentten günümüze Roma dönemi yapı kalıntılarından bazı parçalar gelebilmiştir. Tiyatro ile Gymnasium’un kalıntılarının dışında arkeolojik kazı ve yüzey araştırması yapılmadığından pek bir şey günümüze gelememiştir.

Buldan´ın tarihçesi

Selçuk beyleri doğudan devamlı göç eden Oğuz aşiretlerini batıya göç ederek ilerde zaptedeceği yerlere onları yerleştirmek amacını takip ediyordu. Göçebe Türk aşiretleri Menderes'i geçerek şimdiki Buldan çevresine gelip hayvancılıkla uğraşmaya başlamışlardır. Çağış mevkine yerleşmişlerdir. Bizans hakimiyeti altında bulunuyorlardı. 1215 senelerinde yapıldığı sanılan bu yerleşme şimdiki Buldan'ın çekirdeğini teşkil etmektedir. Bunları doğudan elen Türk boyları takip eder. Denizli taraflarına gelen aşiret oymakları Selçuklular tarafından, maksatlı olarak Buldan çevresine geçip yerleşmeleri teşvik edilmiştir.

Gelen bu göçebe boyları bulundukları yerin adını çarşamba koymuşlar, hayvancılığın yanı sıra ziraatla uğraşmaya, uygarlıklarını kurmaya, pamuk ve yünden kirmanla eğirdikleri ipliklerle kaba saba fakat sağlam giyim eşyası dokumaya başlamışlardır. dokumaları kısa zamanda çevrede ün salmıştır. Osmanlı padişahı Osman Gazi'nin Çarşambayı Lazikiye'de dokunan kırmızı şallardan elbise yaptırıp giydiği rivayet edilmektedir. Tripolis şehri 1305 tarihinde Germiyan Beyi Birinci Yakup tarafından fethedilmesi üzerine buranın dokumaları Osman Gazi'ye duyurulduğu bilinmektedir. Çağışta tamamen Türkler tarafından oluşturulmuş Çarşamba Köyü 2600 nüfusa ulaşmıştır. Tripolis şehrinden Filedelfiye (Alaşehir) giden yol kenarına kurulmuş olan bu köy zamanla tanınmış buraya hayvan satın almaya, dokunmuş mal satın almaya gelen tüccarların uğrak yeri olmuştur. Buldan çevresinde Germiyanoğullarının hakimiyetinin tam olarak ne zaman bittiği bilinmektedir. Ancak 1335 tarihinde Çarşamba'nın idaresinin Aydınoğullarına geçtiğini (Türkiye Tarihi Cilt-II) biliyoruz. 1340 senesinde Buldan ve çevresinin yine Germiyanoğullarına mensup İnançoğullarının hakimiyetine geçtiğini söyleyebiliriz. Germiyan Hükümdarı 2. Yakup Beyin erkek evladı bulunmadığından 1428'de 2. Murat'ı ziyaret ederek ölümünden sonra Germiyan beyliğini tamamen Osmanlı idaresine terk edeceğini bildirmiştir. Nitekim 1429 yılında bu vasiyet gerçekleşmiş; Germiyan Beyliği tamamen Osmanlı topraklarına katılmıştır. 1354 tarihinde meydana gelen büyük depremde çarşamba ve Tripolis şehirleri fazlasıyla zarar görmüştür. Türklerle Hıristiyanlar o ana kadar beraber yaşarlarken bir kısım Hıristiyan ahalinin başka yerlere göç etmiş; daha sonra da yanı başına bugünkü Yenice kasabası kurulmuştur.

Artık Çarşamba'yı Lazikiye'de yaşamanın gittikçe güçleştiğini farkeden o tarihte sözü geçen ağalarından olan Hıdır Ağa adamlarını toplayıp şimdiki Güroluk mahallesine göç ederek (1579) mekân tutmuşlardır. Hıdır Ağa'dan daha sonra ya da onuna beraber geldiği düşünülen Alaca aşireti reisi Mehmet Ağa'da ikinci olarak gelmiş; şimdiki Düzalan mahallesine 1580 tarihinde yerleşmiştir. O tarihte şimdiki Buldan'ın bulunduğu alan ormanlık olduğu için iki beyin adamları tarafından ağaçlar kesilerek yerlerine toprak örtülü evler yapılmıştır. hâlen Çarşambayı Lazikiye'nin bulunduğu yer olan Çağış'ta 15 ev bulunmaktadır. Kurucularına izafeten Hıdıroluk mahallesi denilmiş; 1938 yılında ise Güroluk olarak değiştirilmiştir. Alacaoğullarıda ilk mescidi yaptıklarından bulunduğu yere Alacamescid mahallesi denilmiş; bu isimde 1938 yılında Düzalan mahallesi olarak değiştirilmiştir. Bunları daha sonra Anadolu'dan gelen Türk boyları takip etmiştir. Sonradan gelen Abbas Ağa ve adamları bugün ki Çaybaşı mahallesinin mekân tutmuş; orayada Abbas Mahallesi denmiştir. 1938 yılında içinden geçen çayın ismi dikkate alınarak çaybaşı mahallesi olarak değiştirilmiştir. Araplı aşiretinden İlyas Ağa'da bugün ki Kurtuluş mahallesine yerleşmiştir. Yeni kurulan bu yerin ismi üzerine pek çok söylenti vardır. Çarşambayı Lazikiye halkı belden giyindiklerinden Boldan; diğer bir rivayete göre eşkıyalardan kaçıp dağın eteklerine sığındıklarından Bulda al; başka bir rivayete göreyse dağların bolluk olmasından dolayı Boldağ isimlerinden geldikleri söylenebilir. Eski kayıtlarda Boldan olarak ismi karşımıza çıkmaktadır. Cumhuriyet döneminde Buldan'a çevrilip bu isimde karar kılınmıştır.Katip Çelebi'nin Cihannüma adlı eserinin 634. sayfasında Denizli ovasında Ezine'nin (Sarayköy) şimali garb tarafında iki saatlik yerde Boldan'ın bulunduğu ve her hafta pazar kurulduğunu yazmaktadır. Çam ağaçlarıyla bezeli bir dağın eteklerine kurulu Buldan daha sonraları gittikçe gelişmiş 1779'da Aydın iline bağlı bir bucak olmuştur. Bu gelişimini devam ettiren Buldan 1847 yılında yine Aydın iline bağlı bir ilçe , Denizli'nin sancak olmasından itibaren 1883 yılından itibaren Denizli sancağına bağlı bir ilçe olmuştur. Denizli'nin 1923'de il olmasıyla beraber Buldan Denizli vilayetine ilçe olarak bağlı kalmaya devam etmiştir.

Buldan´da yer adları

Buldan bilindiği üzere çok eski bir yerleşim birimidir ve uzun bir süredir Türklerin hakimiyet alanındadır. Orta Asya’dan akın akın Anadolu’ya gelen Türk boyları hızla buraları Türkleştirmiştir. 1071 Malazgirt Savaşı ile başladığı sanılır; fakat yaygın kanının aksine bundan çok önce Oğuzların Anadolu’ya çeşitli vesilelerle girdiği bugün ispat edilmiştir. İşte bu Oğuz boyları Anadolu içinde ilerleyişleri neticesinde dönem dönem Buldan ve çevresinde küçük yerleşim yerleri oluşturmuşlardır. Kayı, Salur, Afşar, Kınık, Beydili, Yazır ve Bayat boylarına bağlı aşiretler bugün merkezdeki mahalle ve köylerimizin ilk kurucularıdır. Eskici Kara Mehmetler, Tireller, Gugular, Seyrekle, Orpaklar, Sertler, Sarılar, Karalar, Karakeçililer, Sarıkeçililer, Saltuklar, Çakmaklar, Fakıhlar, Ceritler, Ceditler, Cabarlar, Çakırlar, Aldirekli, Kaşıkçı, Curalar, Haylamazlar, Parmaksızlar, Süllüler, Dinbazlar, Sakallılar, Hatıplar, Karagözler. Bu oymak ve aşiretler zaman içinde yer değiştirip kaynaşarak bugünkü Buldan’ı oluşturmuşlardır.

Yer adları, o yörenin tarihi, kültürü ve kimliği hakkında bilgi vermesi bakımından büyük öneme sahiptir. Buldan’ın kimliği hakkında bu yer adlarına bakarak bir kanaat edinmek mümkündür. Yer adları deyince sadece yerleşim yerleri değil ovalar, tepeler, pınarlar, dereler, belenler, ovalar, yollar, çeşmeler de anlaşılmalıdır. Pamukkale Üniversitesinde Yrd. Doç. Levent KURGUN hocamız bu konuda yaptığı çalışmada Buldan’daki yer adlarının %93’ünün Türkçe olduğunu saptamıştır. Bu bizim için çok önemli bir veridir. Bu bilgi yüzyıllardır dokumacılıkla uğraşan Buldan halkının yalnız ipliği, ipeği değil tarihi de Türkçe dokuduğunu göstermektedir. Bu yazıda bizim yapacağımız Buldan ve köylerindeki yer isimlerinden tespit edebildiklerimizin köken ve anlamlarına dikkat çekmek ve bu isimleri kategorize etmektir.

Önce Buldan isminden başlayalım. Bu ismin anlamı ve veriliş biçimiyle ilgili çokça söylenti vardır. Biri, bu yöredeki kişilerin bol don ve elbise giydiklerinden dolayı çevrede boldonlular şeklinde anıldığı ve ismin boldon sözünden bozulduğudur. Diğeri eşkıya ve haramilerin baskınlarından yılan halkın daha önceleri aşağıda savunmasız ve korunaksız bir bölgede yaşadıkları, bunların zulmünden ormanlık ve sarp yamaçlara saklandıkları ve eşkıyaya ithafen bulda al dediklerinden hareketle Buldan olarak anıldığıdır. Bir de Buldan civarının eski ismi olan Apollon’un yöredeki Türkler tarafından yüzyıllar içinde değiştirilerek ve Türklerin kendi söyleyiş biçimine uydurarak bu hale getirildiği iddiası vardır.

Bütün bu söylentilerin ve yakıştırmaların dışında gerçeğe ve akla en uygun şudur. Buldan isminin kökeni Türkçe buladan sözcüğüdür. Anlamı çınar ağacıdır (TDK Derleme Sözlüğü Cilt 2). Buldan’daki çınar- kestane ağaçlarının bolluğu ve tarihi belgelerde ve yazışmalarda “boladan, bulladan” şeklinde ismin yer alması bu iddiayı kuvvetlendirmektedir. L. Kurgun bey buladanın aynı zamanda bir Türk oymağının ismi olduğunu ve Osmanlının Bursa Sancağında geçtiğini tespit etmiş ve bunu Buldan’daki Bursa Mahallesi ile ilintilendirmiştir. Bu sözcüğü Yunanca’da, Arapça’da hatta Luwi dilinde arayan diğer araştırmacıların Buldan’ı bir türlü Türk’e ve Türkçeye yakıştıramamasını bilimsellikle değil de kompleksle açıklamak gerektir.

Buldan’da yer adlarına kökenlerine göre bakacak olursak su, hayvan, bitki, kişi, boy adlarının ve tasviri adların geniş yer tuttuğunu görürüz.

Su adlarına örnek olarak Çayırderesi, Gölbaşı, Dörtpınar, Güzpınar, Kovanoluk, Kurudere….

Bitki adlarına örnek: Çamköy, Gülalan, Kestanederesi,

Kişi adlarına örnek: Hasanbeyler, Sarımahmutlu, Abbas, Hıdıroluk, Süleymanlı

Boy Adlarına örnekler: Oğuz, Kaşıkçı, Eldirek, Karaköy (Karakeçili Yörüklerinden almıştır ismini)

Tasviri adlara örnek: Karagöz çeşmesi, Yalçınkaya, Bozalan, Aktaş, Akyar

Bunların dışında bugün anlamları neredeyse unutulmuş olan yer adları vardır.

Kepsel: Kuru çam odunu

Yonatça: İyi, tam, düzgün, doğru dürüst, sağlam

Kayran: Taşlı, kumlu, ekime elverişli olmayan toprak

Meğere: Yeni dikilen ve henüz üzüm vermeyen bağ

Alandız: Ağaç köklerinden çıkan filizler(palandız)

Bakacak: Bir tepede çevresinin en iyi görülebildiği yüksek yer, gözetleme yeri

Çağış: Bal.

Alanyazı: Göz alabildiğine geniş düzlük, ova.

Eğrek: Dinlenme yeri.

Turfanyüzü: Turfan bugün Çin’e bağlı Doğu Türkistan’da bir şehrin adıdır. Bu şehir sularının bolluğu ve toprağının bereketiyle anılır. Buldan’daki bu mevkii de yine bağ ve bahçeleri sularıyla meşhurdur. İhtimaldir ki burası Turfan’dan bir parça gibi düşünülüp bu isim verilmiştir.

Eldirek: Oğuz boylarına bağlı bir oymak olan Aldirekliler bu köyü kurduğu için bu isim verilmiş olabilir.

Süleymaniye: Bulgaristan’dan Türkiye’ye göç eden Türkler İstanbul’da toplanmışlar ve kendilerine gösterilecek yeri beklemektedirler.Bu köyü kuran yurttaşlarımızda Süleymaniye Camii önünde toplandıkları için köy bu isimle anılmıştır.

Zehrenti: Zahire (tahıl) konulan yer anlamına gelmektedir.

Buldan´a özgü yemekler[değiştir | kaynağı değiştir]
Balcan-Soğan
Çiğ (yahut közde pişirilmiş) patlıcan ve yeşil biber, (çiğ yahut yağda hafif kavrulmuş) soğan, domates, peynir ve koyu erik veya nar ekşisi yufka içine konarak dürüm yapılır. Dürüme dövülmüş çitlenbik de konulabilir.

Çağla Dürümü
Çağla ve taze çitlenbik(bedren) havanda döğülür. Kaynamış yumurta, yeşil soğan, peynir, maydanoz doğranıp çağla-bedren döğmesi ile karıştırılır, tuz ve zeytin yağı eklenir, yufka içine konarak dürüm yapılır.

Tere-marul dürümü
Haşlanmış yumurta ve peynir doğranır; tere, marul, roka, maydanoz, dereotu, yeşil soğan yufka yerleştirilir, üzerine toz kırmızı iber ekilir, biraz zeytinyağı dökülür ve dürüm yapılır.

Oğmaç
Kuru yufka kırıntısı, peynir ve soğan karıştırılır, üzerine su serpilir, avuçta sıkılır.

Göce Yemeği
Buğday taş değirmende yarılır yani parçalar halinde kırılır. kırılmış buğday taneleri yıkanır. su ve tuz konarak kaynatılır. Ateşten indirilir. suyunu çekince içine sarımsaklı yoğurt konur ve karıştırılır. servis yapılırken üzerine tavada kırmızı biberle eritilmiş tereyağı dökülür.

Arap yemeği
Kuşbaşı doğranmış tavşan eti haşlanır veya kavrulur. Darı unu sıcak suyla yoğrularak hamur yapılır ve parmak kalınlığında çubuk haline getirilir. bu hamur çubuk küçük parçacıklara bölünür. Buğday ve darı unundan hazırlanmış tereyağlı çorba yapılır. Hamur parçacıkları ve tavşan eti bu çorbaya katılır ve pişirilir.

Çentme Yemeği
Kabak küçük küpler halinde doğranır, tereyağda kavrulur, sonra üzerine yumurta kırılır ve biraz daha kavrulur.

Küpeç kebabı
Oğlak veya kuzu eti küpeç içine konur. Küpeçin ağzı hamurla kapatılır ve kor üzerine konur veya fırına verilir.

Çörek dolması
Bir gün bekletilerek bayatlaştırılmış yuvarlak fırın ekmeğinin üst tarafından kabuğu el girecek kadar kesilerek alınır. Buradan ekmeğin içi boşaltılır. Çıkarılan ekmek içi ufalanır. Kıyma kavrulur, rengi kızarırken içine tereyağı ve ufalanmış ekmek içi katılarak kavurma işlemine biraz daha devam olunur. Kavurma işlemi sona yaklaşırken içine iri taneli kırılmış ceviz ve maydanoz katılır. kavrulmuş olan karışım boşaltılmış ekmeğin içine konur. kesilmiş kapakta yerine konur. Bir tepsinin içine birkaç asma çubuğu yerleştirildikten sonra içi doldurulmuş ekmek çubukları üstüne konur. ekmeğin üstüne sulandırılmış domates salçası dökülür ve tepsi fırına konur. Bir müdet sonra sulandırlımış domates salçasından ekmek üstüne biraz daha dökülür ve tepsi tekrar fırına konur.

Pekmezli Kabak Yemeği
Kuşbaşı et haşlandıktan veya kavrulduktan sonra içine sert kabak, tereyağı, su ve akşamdan ıslatılmış nohut eklenir ve kaynatılır. yemek pişirmek üzere iken içine sıcak pekmez eklenir.

Saraylı
Tepsinin dibi yağlanır. ekmek olarak yenilen, kızgın saçta pişirilmiş yufkalar su serpilerek yumuşatılır. Yufka içine iri döğülmüş ceviz konur ve yuvarlanır. Yuvarlanmış yufka tepsi tepsi içine yılancari şekilde yerleştirilir. En üste de yağ sürülüp tepsi fırına sürülür. Piştikten sonra soğumaya bırakılır. Ayrı bir kapta biraz sulandırılmış pekmez hafifçe ısıtılır, parmak yanmayacak derecede ısınmışken tepsiye dökülür. Pekmez yerine şekerli su da kullanılabilir.

İncir Tatlısı
Kuru incir yıkanır, sapları kesilir ve ince dilimler halinde kesilir, süt ve şeker eklenerek kaynatılır.(kyn:http://tr.wikipedia.org/wiki/Buldan)

Buldan Resmi Kurum Telefon Numaraları

Buldan Kaymakamlığı:0 (258) 431 30 01
Buldan Belediyesi: (258) 431 35 83
Buldan Devlet Hastanesi:0(258) 431 39 22
Buldan Adalet Sarayı:(0258) 431 3023
Buldan İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü:(0258) 431 3007
Buldan İlçe Emniyet Müdürlüğü:(0258) 431 3007
Buldan Jandarma Komutanlığı:(0258) 431 3998
Buldan Askerlik Şubesi:0258 415 12 00
Buldan Mal Müdürlüğü:0 258 431 30 27
Buldan Vergi Dairesi Müdürlüğü:0 258 431 39 90

Çal

Yüzölçümü:1.520 km²
Nüfus:20,218
Posta Kodu:20700
İl Alan Kodu:0258
İl Plaka Kodu:20

Çal, Denizli'nin bir ilçesi.

Tarihçe

Çal'ın antik dönemlerdeki adı Mosyna'dır. Türklerin bölgeye gelmesine kadar bu isimle anılmıştır. Türkler bölgeye Çal adını vermiş ve bu yöre Çal Yöresi olarak anılmaya başlanmıştır. Çağatay lehçesinde yüksek yer ya da yayla anlamına gelen Çal adı, ilçenin doğal konumundan dolayı verilmiştir. "Çal" kelimesi bunun yanında taşlık yer, çıplak tepe, kireçli toprak gibi anlamlara da gelmektedir. Çal uzun yıllar bir yerleşim merkezinin değil, bölgenin adı olarak kullanılmıştır. Çal'ın bugün olduğu yerdeki yerleşim yerinin adı ise Demirciköy'dür. Bölgeye yerleşenlerin önemli kısmının demircilikle geçindiği için bu ismi aldığı ifade edilmektedir.

Daha sonra bölgenin genel adı olan Çal, merkez ilçenin adı haline gelmiştir.Anadolu'daki yer adlarında benzer örneklere rastlanılır.

Çal'da mevcut iki kitabede de Çal'ın ismi Demirci Karyesi olarak geçmektedir. Bu kitabelerden birisi Hicri 1267 (1850) tarihli Çarşı Camii minare girişinde bulunan kitabedir. Diğeri ise Fakıoğlu Camiinde bahçe duvarında monte edilmiş olan 1247 (1831) tarihli kitabedir.

Ancak Çal ile ilgili ilk Osmanlı belgelerinde Demirciköy adına rastlanmaması ve sürekli "Çal" isminin kullanılması bu değişimin çok önceki dönemlerde gerçekleştiğini göstermektedir. Nitekim Çal'dan bahseden hemen bütün belgelerde net olarak Çal tabiri kullanılmıştır. Özellikle bir kaza merkezi haline geldiği 17. yüzyıldan itibaren yörenin genel olan Çal merkez içinde kullanılmaya başlanmıştır. Yukarıda belirttiğimiz 1831 ve 1851 tarihli kitabelerde Demirciköy adının kullanılması muhtemelen yöresel bir kullanımdan kaynaklanıyor olmalıdır. Yani çok daha önceleki dönemlerde kaza merkezine resmi makamlar tarafından Çal adı verilmiş ve bu isim kullanılmaya başlanmış ise de; halk arasında alıştıkları isim olan Demirciköy tabiri kullanılmaya devam etmiş olmalıdır. Nitekim merkezdeki iki caminin kitabesinde Demirciköy isimlerinin kullanılmasını bu yaklaşıma göre açıklayabiliriz.

Roma İmparatorluğu döneminde ait çeşitli kalıntıların bulunduğu Çal Anadolu Selçukluları devrinde Türklerin idaresine girdi. Çal bölgesinin kuruluşu 1072 yıllarına kadar uzanır. Selçuklunun Kayı boyundan gelen Türkler Çardak üzerinden bugün adı Boğaziçi olan bölgeye yerleşmiştir. Baklanı kuran Abdi bey den sonra bu bölgeye gelen Hüsamettin dede Daha sonra Çal ve havalisini fethetmiştir. 19. yüzyıl sonuna kadar Demirciköy olan ismi 19. yüzyıl sonu itibarı ile Çal olarak anılmaya başlamıştır. II. Murat devrinde Osmanlı topraklarına katılan Çal 1886'da Denizli Sancağına bağlı bir kaza haline geldi. Kurtuluş Savaşı sırasında Çal Kuvayı Milliyesinin direnişi Çal'ın Yunanlar tarafından işgalini engelledi. Çal Müftüsü Ahmet İzzet Efendi'ye Kurtuluş Savaşı sırasında yaptığı hizmetlerinden dolayı İstiklal Madalyası verildi.

Çal yöresi, aynı zamanda 12 Olympos tanrısından biri olan Dionysus'un yaşadığı yer olarak bilinir. Kimi rivayete göre Çal şarabının dünyaca ünlü olması Dionysus'un şarap tanrısı olmasından dolayıdır. Aynı zamanda tiyatronun dünyada ilk kez oynandığı antik Dionysosopolis buradadır ve ayrı bir önem taşır.

Coğrafi Konum

Çal Ege Bölgesinde, Denizli iline bağlı bir ilçedir. Denizli'nin kuzey doğusunda yer almaktadır. Denizli'nin doğusunda bulunan Çekelez Dağı'nın doğu eteklerinde kurulmuştur. Dağın batı eteğinde ise meşhur Pamukkale bulunmaktadır.

Çal, Uşak ilçeleri ve Denizli'nin doğusunda bulunan diğer ilçelerle komşudur. Çal'ın batısında Çökelez Dağı bulunmaktadır.

Dağın doğu eteklerinde Çal'a bağlı köyler,batı eteklerinde ise Akköy ilçesine bağlı köyler bulunmaktadır. Kuzey ve kuzey doğusu Uşak'ın Ulubey ve Karahallı ilçeleri ile çevrilmiştir. Çal'ın doğusunda Baklan güney doğusunda ise Honaz İlçesi yer almaktadır.

Çal, yaklaşık 65 km'lik bir yol ile Denizli'ye bağlanmaktadır.Bu yol 33. km'den sonra Afyon-Denizli yoluna bağlanmaktadır ki, duble yol haline getirilen bu bölümde ulaşım son derece rahattır. Çal ayrıca Çökelez dağını aşan ikinci bir yollada Denizli'ye bağlanmış ise de bu yol fazla tercih edilmemektir. Çal Güney üzerinden Denizli-İzmir yoluna bağlanmaktadır. Çal'ın Uşak'a bağlantısı ise Karahallı ve Ulubey ilçeleri üzerindendir.

Çal'a en yakın tren istasyonu 35 km mesafedeki Kaklık istasyonudur.

Yüzölçümü 1521 km2 olan Çal, 850 metrenin üzerinde bir rakıma sahiptir. Çal'ın yakınlarından geçen Büyük Menderes Nehri Çal'ın doğusunu büyük vadilerle yarmıştır. Çal'ın yüksek bir bölgede kurulmuş olması, menderes vadilerini bir hayli derinleşmesine sebep olmuştur. Bazı yerlerde bu derin vadiler adeta kanyon haline dönüşmektedir. Büyük Menderes Nehrinden geçmiş yıllarda sadece değirmenlerin çalıştırılmasında ve çok küçük çaplı arazilerin sulanmasında faydalanılıyordu. Ancak son yıllarda yapılan yatırımlarla hem Hançalar yöresindeki araziler; hem de Baklan ovasındaki geniş bir alan sulanabilir hale getirilmiştir ve Büyük Menderes Nehrinden bölge halkı daha fazla yararlanma imkânı bulmuştur.

Büyük Menderes Nehrinden kısmi olarak balık yetiştiriciliğinde de yararlanılmaktadır. Ancak bu tesisler çok büyük çaplı olmayıp, daha çok yörenin kendi ihtiyaçlarına göre üretim yapmaktadır. Menderes Nehri boyunca derin vadiler ve bu vadilerde Menderesin oluşturduğu uygun akıntı ortamı bölge için rafting sporunun da gündeme gelmesini sağlamıştır.

Ekonomi

İlçe halkının büyük bir kısmı geçimini tarımdan sağlar. İlçede yetiştirilen ürünlerin başında üzüm gelir. Çal üzümü meşhur bir üzüm türüdür. Çal Karası olarak da bilinen bir türü gayet meşhurdur. Ayrıca bamya, elma, tütün, sebze, tahıl, anason, haşhaş, kapari, ayçiçeği, mısır,kekik gibi ürünler de yetiştirilmektedir. İlçede çimento, Traverten Mermer ve meyve suyu fabrikası ile yetiştirilen elma ve üzümün muhafazası için soğuk hava depoları bulunmaktadır.İlçede üzümlerin şarap yapılabilmesi için şaraphaneler vardır.

Denizli ve çevresinde "Çal kayması" tabiri II. Abdülhamit döneminde piyasaya sürülen ve ilk Osmanlı kâğıt para birimi olan "Kaime" dir.

Eğitim

Pamukkale Üniversitesi'nin Bağcılık ve Organik Tarım 2 yıllık yüksekokulu 2009-2010 öğretim yılı başında Çamlık'taki binasında eğitime başlamıştır.

İdari Yapı

Çal'a bağlı toplam 34 mahalle vardır.(kyn:http://tr.wikipedia.org/wiki/%C3%87al)

Çal Resmi Kurum Telefon Numaraları

Çal Kaymakamlığı:(0258) 751 3001
Çal Belediyesi:0 258 751 30 05
Çal Devlet Hastanesi:0(258)751 22 44
Çal Adalet Sarayı:(258) 7513760
Çal İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü:0 258 751 33 86
Çal İlçe Emniyet Müdürlüğü:0 258 265 14 25
Çal Jandarma Komutanlığı:(0258) 751 2197
Çal Askerlik Şubesi:0.258.212 82 95
Çal Mal Müdürlüğü:0 258 751 30 44
Çal Vergi Dairesi Müdürlüğü:(0258) 751 37 30

Beyağaç

Yüz Ölçümü :344 km²
Nüfusu:7,318
Posta Kodu: 20770
İl Alan Kodu: 258
İl Plaka Kodu:20

İlçe, tarım ve hayvancılığa elverişli arazi yapısı ile eski çağlardan itibaren yerleşime açık bir yöre olmuştur. Osmanlı Padişahlarından lll. Ahmet kızı Mihrişah Sultana, Beyağaç ve havalisini çeyiz hediyesi olarak vermiş, buranın geliri ise Mihrişah Sultan tarafından Medine'ye vakfedilmiştir. Burası Osmanlılar döneminde ve Cumhuriyetin ilk yıllarında Sazak köyüne bağlı mahalle iken, yakınına Sarıyer adı altında bir köy kurulmuş, daha sonra Sarıyer ile Eskere köyleri birleşerek Beyağaç adını almıştır.

  6 Haziran 1972 tarihinde Belediye olarak teşkilatlanmış olan Beyağaç, 20.05.1990 tarihinde ve 3644 sayılı kanun gereğince ilçe olmuştur. 05.08.1991 tarihinde Kale ilçesinden ayrılıp fiilen ilçe olarak faaliyete geçmiştir.

Beyağaç ilçesi, il merkezine 94 km. uzaklıkta olup, ilin güneyinde yer almaktadır. Doğusunda Acıpayam ve Çameli, batısında Kale, kuzeyinde Tavas ve güneyinde Muğla ile Köyceğiz ilçeleriyle çevrili olan Beyağaç ilçesi, Eskere ovası namıyla verimli bir ova üzerinde kurulmuş olup, ilçenin rakımı 650 m.dir. Bu ovanın içinden geçerek Muğla sınırlarına ulaşan Akçay, ilçedeki tek akarsudur.
2000 yılı nüfus sayımına göre; merkez ilçe nüfusu 2.781, toplam nüfusu 7.318'dır.
   Beyağaç ve çevresinde "Yörük kültürü" olarak da adlandırılabilecek "Toroslar göçebe kültürü" öne çıkmaktadır. Yaşam tarzı, örf-adet ve gelenekler bu görüşü desteklemektedir. Beyağaç ve çevresi hem kültürel hem de coğrafi olarak geçiş bölgesidir.

Bu bölgenin kendine has en önemli etkinliği "EREN GÜNÜ KUTLAMALARI"dır.
  İlçe ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır. 3500 hektarlık toplam tarım arazisi, ilçe yüzölçümünün18,08'ini oluşturmaktadır. En önemli geçim kaynağı tütün üreticiliği oluşturmaktadır. Çok azda olsa tütünün yanında buğday,arpa,mısır ve karpuz yetiştirilmektedir.

İlçede Uzunoluk Köyü sınırları içerisinde bulunan ve bir maden şirketi tarafından işletilen krom işletmesi bulunmakta ve burada yaklaşık 100 işçi çalışmaktadır. Çıkarılan krom madeni Fethiye'den ihraç edilmektedir. İlçede Orman Ürünleri Sanayii dalında faaliyet gösteren kereste ve doğrama işletmesi de bulunmaktadır.

İlçede yapımı tamamlanmış olan 5 milyon m 3 su kapasiteli Eşenler sulama göleti bulunmaktadır. Beyağaç ovasını sulamaya yönelik kanallarının yapımı tamamlandığında, ilçede kuru tarım yerini sulu tarıma bırakacaktır.

Beyağaç sahip olduğu doğal güzellikleri ile gelecekte önemli bir turizm merkezi olma yolunda umut vadetmektedir. Beyağaç ilçesi Eskere Orman İşletme Müdürlüğü sorumluluk alanı içerisinde kalan ve Kartal gölü adı ile bilinen bölgede, yaşları 1265'i bulan görülmeye değer tabiat harikası karaçamlar bulunmaktadır. Eşine az rastlanan bu ağaçlar anıt ağaç statüsüne alınmış, bölge ise Tabiat Parkı Koruma alanı olarak ilan edilmiştir. Sandraz Dağının zirvesinde bulunan ve bir krater gölü olan Kartal gölü, kendisine özgü güzelliği ve çevresindeki anıt ağaçlarla birlikte önemli sayılabilecek bir ziyaretçi akınına uğramaktadır.(kaynakça::http://www.beyagac.bel.tr/index.php/beyagac-hakk-nda/beyagac-tarihcesi)

 

BEYAĞAÇ İLÇESİ RESMİ KURUMLAR TELEFON REHBERİ

Beyağaç Kaymakamlığı:691 61 01
Beyağaç Belediye Başkanlığı:691 60 16
İlçe Jandarma Komutanlığı:691 63 43
İlçe Emniyet Amirliği:691 64 55
İlçe Yazı İşleri Müdürlüğü:691 61 01
SYDV.Başkanlığı:691 64 94
İlçe Nüfus Müdürlüğü:691 62 74
İlçe Müftülüğü:691 62 66
İlçe Tapu Müdürlüğü:691 67 45
İlçe Sağlık Müdürlüğü:691 60 72
İlçe Gıda, Tarım ve Hay. Müdürlüğü:691 61 28
Eksere Orman İşletme Müdürlüğü:693 11 00
Ziraat Bankası:691 60 63
İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü:691 62 76
Halk Eğitim Müdürlüğü:691 65 00
PTT Bürosu:691 61 21
AYDEM Tedaş Şefliği:691 60 73
 

 

 

Bekilli

Yüz Ölçümü :344 km²
Nüfusu: 8500
Posta Kodu: 20770
İl Alan Kodu: 258
İl Plaka Kodu:20

 

Bekilli de ilk yerleşmenin ne zaman olduğu tam bilinmemekle birlikte 1211 ile 1243 yılları arasında yerleşmelerin olduğuna dair kuvvetli işaretler bulunmaktadır. Anadolu tarihine bakıldığında, Bekilli ve çevresinde sırasıyla Hititlerin Frigyalıların, Lidyalıların, Romalılar Bizanslılar Selçuklular ve Osmanlıların hakimiyet kurdukları görülür. Kurtuluş Savaşı sırasında ilçenin bir bölümü Yunanlılarca işgal edilmişse de Büyük Taarruzla birlikte 31 Ağustos gecesi bölgemizden çekilerek Uşak'a doğru gerilemiştir. İlçe Osmanlılar zamanında ilk zamanlar Afyonkarahisar Sancağına bağlı bir köy iken, 1884 yılında İzmir İli’ne; daha sonra da Denizli’ye bağlanmıştır. 1910 yılında Bucak olarak uzun süre Çal ilçesine bağlı kalmış, 1987 tarihinde çıkartılan 3392 sayılı Kanun ile de ilçe statüsüne kavuşmuştur. Bekilli de ilk yerleşmenin ne zaman olduğu tam bilinmemekle birlikte 1211 ile 1243 yılları arasında yerleşmelerin olduğuna dair kuvvetli işaretler bulunmaktadır. Anadolu tarihine bakıldığında, Bekilli ve çevresinde sırasıyla Hititlerin Frigyalıların, Lidyalıların, Romalılar Bizanslılar Selçuklular ve Osmanlıların hakimiyet kurdukları görülür. Kurtuluş Savaşı sırasında ilçenin bir bölümü Yunanlılarca işgal edilmişse de Büyük Taarruzla birlikte 31 Ağustos gecesi bölgemizden çekilerek Uşak'a doğru gerilemiştir. İlçe Osmanlılar zamanında ilk zamanlar Afyonkarahisar Sancağına bağlı bir köy iken, 1884 yılında İzmir İli’ne; daha sonra da Denizli’ye bağlanmıştır. 1910 yılında Bucak olarak uzun süre Çal ilçesine bağlı kalmış, 1987 tarihinde çıkartılan 3392 sayılı Kanun ile de ilçe statüsüne kavuşmuştur.

Ege Bölgesinin İç Ege Bölüm'ünde yer alan ilçemiz, Denizli ilinin kuzeyinde ve Denizli'ye 86 km. Uşak iline ise 83 km. uzaklıktadır. İlçenin kuzeyinde Karahallı ilçesi, güneyinde Çal İlçesi, batısında Ulubey İlçesi ve doğusunda da Çivril İlçesi bulunmaktadır. Toplam yüzölçümü 319.000 Da., rakımı ise 850 m’dir. Etrafı tepelerle çevrilidir. İlçenin güneyinde Asar (Hisar) Tepesi (957m.), Kuzeyinde Aslankara Tepesi, Batısında Hocalı Tepesi (932 m.), Doğusunda Uzunçalı ve Zıntı Tepesi (894m.), Güneybatıda Tatar Tepesi (908 m.) bulunmaktadır. Bekilli ve köylerinin arazisi engebelik bir yapıya sahiptir. ilçenin tarıma elverişli, düz arazi kesimi, Çoğaşlı, Yeşiloba Köyleri ile Kutlubey Kasabası arasında bulunan "Medele Ovası"dır. Bekilli'nin 5 km. güneyinden Büyük Menderes Irmağı geçmektedir. Irmağın aktığı vadinin derin ve sarp olmasından dolayı sulamada yararlanılamamaktadır.


Bekilli coğrafi konum olarak deniz ikliminin, karasal iklime geçiş yaptığı bir noktadadır. Yazları sıcak ve kurak, kışları soğuk ve yağışlı olan bir iklime sahiptir. Yağışlar genellikle ilkbahar ve sonbahar aylarında görülmektedir. Sıcaklıklar ortalama en düşük -15 ve en fazla +38 derece civarında seyreder. Kış aylarında zaman zaman kar yağışı görülmektedir. Yağışların aylara göre ortalama miktarı aşağıdaki tabloda gösterildiği gibidir:
Bekilli'nin hakim rüzgar yönü N (Kuzey) dir. Hızlı esen rüzgar yönüne göre hakim yön aylara göre aşağıdaki gibidir:
Bekilli'nin nem ortalaması ise54'dür, Bekilli ve köylerinde, tepelerde yer yer çamlıklar ve meşelikler bulunmaktadır. Büyük Menderes Irmağı vadisinde görülen Akdeniz ikliminin etkisi ile makilik bir yapı ile beraber zengin bir bitki örtüsü oluşmuştur. İşlenebilir arazi üzerinde bol miktarda üzüm bağları ve badem, ceviz, armut. kiraz gibi meyve ağaçları vardır.

İlçemizin 1970 yılında 6513’ü ilçe merkezi olmak üzere toplam 15.455 olan nüfusu; arazinin verimsiz olması, daha iyi çalışma ve yaşama imkanları arayışı ve okuma isteği gibi nedenlerden dolayı sürekli azalmış, 2000 yılı nüfus sayımına göre ilçe merkezinin nüfusu 3.931, köy ve beldelerin toplam nüfusu 6.646 ve ilçenin genel nüfusu 10.577 olmuştur. Özellikle, Denizli, İzmir, Aydın ve İstanbul gibi kentlere göç eden nüfus toplamının 40.000 civarında olduğu sanılmaktadır. Nüfus yoğunluğu km’ye 42 kişidir. 2000 yılı nüfus sayımı sonuçlarına göre 10.577 olan ilçe nüfusunun 5.082’si (%48.04) erkek ve 5.495’i (%51.96) ise kadındır. Nüfusun 3.931’i (%37.1) ilçe merkezinde, 6.646’sı (%62.9) ise belde ve köylerde yaşamaktadır. İlçe merkezinde yaşayanların 1.877’si (%47.7) erkek, 2.054’ü (52.3) ise kadındır. Belde ve köylerde yaşayanların 3.205’i erkek (%48.2) ve 3.441’i (%51.8)’i ise kadındır.  (kaynak:http://www.bekilli.bel.tr/bekilli.aspid=1&alt_id=8)

BEKİLLİ İLÇESİ RESMİ KURUMLARIN TELEFON REHBERİ

BEKİİLLİ KAYMAKAMLIĞI:7912444/35
BEKİLLİ BELEDİYESİ:791 2013
BEKİLLİ JANDARMA:791 2524
BEKİLLİ EMNİYET AMİRLİĞİ:791 2011
BEKİLLİ İLÇE NÜFUS MÜDÜRLÜĞÜ:791 2441
BEKİLLİ İLÇE  MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜ:791 2193
BEKİLLİ TARIM İLÇE MÜDÜRLÜĞÜ :791 2434
BEKİLLİ HALK EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜ:7912315
BEKİLLİ İLÇE TAPU SİCİL MÜDÜRLÜĞÜ:280 15 21
BEKİLLİ İLÇE TARIM KOOPARATİFİ MÜDÜRLÜĞÜ:791 2041

Bozkurt

Yüzölçümü:400 km2 (154,4 mi2)
Nüfus:12,352
Posta Kodu:20370
İl Alan Kodu:0258
İl Plaka Kodu:20

Bozkurt, Denizli ilinin doğusunda yer alan ilçe. Denizli’ye uzaklığı 52 kilometredir.

Doğusunda Denizli iline bağlı Çardak ilçesi, batısında Honaz ilçesi, güneyinde Acıpayam ilçesi, kuzeyinde Baklan ve Çal ilçeleri ile kuzey doğusunda Afyon iline bağlı Dazkırı ilçesi ile komşudur. Denizden yüksekliği 866.8 metredir.

Topraklarının büyük bir bölümü Hambat Ovası içindedir. Yüzölçümü 400 km²’dir. İlçede Akdeniz ile İç Ege iklimi arasına bir geçiş iklimi görülür. Genelde yazları sıcak ve kurak, kışları soğuk ve yağışlı geçer. 2012 yılı nüfus sayımına göre; merkez nüfusu 6.200, bucak ve köyler toplamı; 7.900 ilçe toplamı; 13.900’dir.

Bozkurt halkının çoğu tarım ile uğraşmaktadır. Sulama ile ilgili çalışmalardada atılan somut adımlarla birlikte sulu tarıma da geçilerek ürün açısından çeşitlilik ve bolluk kazandırılmıştır. Bozkurt ve ona bağlı Cumalı ve Tutluca köylerinde merkeze göre daha fazla sulu tarım yapılmaktadır. Arpa, buğday, kimyon, anason, fasulye, nohut, ayçekirdeği, mısır ve tütün başlıca tarım ürünleridir. Ayrıca bağcılık, hayvancılık ve alabalık işçiliği de yapılmaktadır.

Tarihçe

Halk arasında 93 Harbi diye bilinen 1877 - 1878 Osmanlı - Rus Savaşı sonrasında, Tuna vilayetinden (Bulgaristan) göç eden muhacirler tarafından 1890'a dogru Hambat Ovası’nda Hamidiye ismiyle kurulmuştur. Hambat adı Selçuklularca kurulan Han-Abat Kervansarayı’ndan gelmektedir.

Kurulduğu yıldan 1955 yılına kadar köy statüsünde bulunan Bozkurt, 1955 yılında bucak, 1956 yılında ise belediye olmuştur. 9.5.1990 tarihinde kabul edilen ve 20.5.1990 tarihinde yürürlüğe giren 3644 sayılı kanun ile ilçe olmuştur. 93 Harbi göçünden sonra 1950'li yıllarda yine aynı göç devam etmiş ve yerleşim bölgeleri yine Bozkurt olmuştur. Bozkurt'un önce bucak ve sonra ilçe olması nedeniyle çevre köy ve beldelerden de göç meydana gelmiştir. Bu sebepten ilçe merkezinin %60'ı Bulgaristan göçmenidir.

Köyleri: Alikurt, Hayrettin, Armutalan, Mecidiye, Cumalı, Sazköy köyü, Kuyucak, Avdan, Tutluca, Yenibağlar ve Çambaşı Köyü'dür. Ayrıca İlçeye bağlı İnceler kasabası ilçenin güneyinde yer almaktadır.

İdari Yapı

Bozkurt´a bağlı toplam 1 belde ve 13 köy vardır.(kyn:http://tr.wikipedia.org/wiki/Bozkurt,_Denizli)

Bozkurt Resmi Kurum Telefon Numaraları

Bozkurt Kaymakamlığı:(0258) 831 5501
Bozkurt Belediyesi:(0258) 831 5010
Bozkurt Devlet Hastanesi:0258 831 41 44
Bozkurt Adalet Sarayı:0258 831 44 80
Bozkurt İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü:02588315505
Bozkurt İlçe Emniyet Müdürlüğü:(0258) 831 4785
Bozkurt Jandarma Komutanlığı:(0258) 831 4488
Bozkurt Askerlik Şubesi:0.258.212 82 95
Bozkurt Mal Müdürlüğü:(0258) 831 5508
Bozkurt Vergi Dairesi Müdürlüğü:0258 831 55 47

DENİZLİ


Yüz Ölçümü :11,692 km2
Nüfusu: 963 464
Posta Kodu: 20000
İl Alan Kodu: 258
İl Plaka Kodu:20

Denizli`de ilk Belediye teşkilatı 1876`da kurulmuştur. Bu tarihlerde Denizli, mülki bölünmede Aydın Livasına bağlı bir kaza merkezidir. 1883`te Sarayköy, Buldan ve Tavas Ilçelerinin bağlanmasıyla "Sancak" haline getirilen Denizli, 1884`te Çal 1888`de Acıpayam ilçelerinin katılımıyla Aydın`a bağlı mutasarrıflık, Türkiye Cumhuriyeti`nin kuruluşuyla da il olmuştur.

1927`de yapılan ilk nüfus sayımına göre, il merkezinde 15.704 kişi sayılmıştır..

Cumhuriyetten önce bir köy karakteri gösteren Denizli, dar sokakları, çamurlu ve ışıksız yolları, çoğu çıkmaz sokaklarda yer alan bahçeler arasındaki tek katlı evleri ve "Kale içi" civarındaki iş yerleri ile henüz gelişimini başlatamamış bir kentti. Zengin evleri ve konakları bile iki kattan fazla değildi. Nitekim 4 Şubat 1931`de Denizli`ye gelerek bugün Etnoğrafya Müzesi olarak kullanılan binada bir gece kalan Atatürk, o günkü Denizli`yle ilgili olarak "Büyükçe bir köy" ifadesini kullanmakla Denizli`nin mahrumiyetini vurgulamıştır.

Şehirde belediye hizmetleri çok yetersizdi, Yolun olmadığı yerde en iyi araç at ve eşekle bunların çektiği çardaklı araba ve faytonlardı.

Denizli, bu kendine özgü ticari, kültürel ve toplumsal yapısıyla bir kapalı ekonomi gösteriyor, atılım ve gelişimin başlayabilmesi.için 1950`li yılların gelmesi gerekiyordu.

Yeni yeni okulların açılmasıyla gelişen kültür hayatının yanında fabrikaların açılması ve duyulan işçi ihtiyacı ile il merkezi, özellikle 1950 yılından sonra hızlı bir tempo ile büyümeye başlamıştır. Bu hızlı gelişmenin ortaya çıkardığı yeni yeni sorunlara karşı hazırlıksız olunması, hizmetlere ulaşabilmede güçlükler yaratmıştır. İmarlı gelişme, altyapı ve benzeri hizmetler bunların başında gelmektedir.

Bugün Denizli`nin gelişimi, teknolojik ilerlemelerden de yararlanılarak daha planlı ve proğramlı bir imarlaşma yoluna girmiş bulunuyor.

1976 yılında meydana gelen deprem, birçok binayı oturulamaz hale getirince ya da yıkınca, bu afetin ardından geniş yollar açılmış, hızlı bir yapılaşma başlamış ve bugün Denizli, Ege Bölgesinde İzmir`den sonra ikinci büyük kent konumuna gelmiştir.


Bugün Denizli, eğitim kurumlarıyla, sanayi, tarım, turizm gibi iş kollarındaki örnek ilerlemeleriyle ve modernleşerek büyüyen yerleşim alanlarıyla Atatürk`ün görmeyi arzuladığı şehir kimliğine kavuşmuştur.

Denizli, Türkiye'de Ege Bölgesi'nin güneyinde bulunan ildir.Tekstil ürünleri ve yöreye has Denizli horozu ile meşhurdur.Anadolu Yarımadası'nın güneybatı, Ege Bölgesi'nin güneydoğusunda yer almaktadır. Ege ve Akdeniz Bölgeleri arasında bir geçit durumundadır.
Denizli İli'nin her iki bölge üzerinde de toprakları vardır. Denizli ili Ege Bölgesinde olmasına rağmen, Ege Bölgesinin hakim iklimi olan Akdeniz iklimi tamamen görülmez. Kıyı kesimlerinden iç bölgelere geçit yerinde olduğundan az da olsa iç bölgelerin iklimi hissedilir. Ege Bölgesi ikliminden sıcaklık olarak biraz farklılıklar görülebilir. Denizli'de dağlar genel olarak denize doğru dik olduğundan, denizden gelen rüzgarlara açık bulunmaktadır. Kışlar ilik ve yağışlı geçmektedir.

Denizli ili Ege Bölgesinde olmasına rağmen, Ege Bölgesinin hakim iklimi olan Akdeniz iklimi tamamen görülmez. Kıyı kesimlerinden iç bölgelere geçit yerinde olduğundan az da olsa iç bölgelerin iklimi hissedilir. Ege Bölgesi ikliminden sıcaklık olarak biraz farklılıklar görülebilir. Denizli'de dağlar genel olarak denize doğru dik olduğundan, denizden gelen rüzgarlara açık bulunmaktadır. Kışlar ilik ve yağışlı geçmektedir.

Müteşebbis ruhlu ve yardımsever insanıyla tüm dünyanın göz bebeği  marka bir kent olan tekstilin başkenti Denizli, ülkemizin lokomotif illerinden biridir.Ege Bölgesinde İzmir ve Manisa'nın ekonomik yığılma avantajına rağmen Denizli bir sanayi merkezi olarak ön plana çıkmıştır. Öyle ki, bu gelişme Devlet Planlama Teşkilatınca bir mucize olarak değerlendirilmekte ve ülkenin geri kalmış yörelerinin gelişiminde model olarak önerilmektedir. Denizli, Türk ekonomisinin dışa açılan en önemli kapılarından biridir.

Tekstil, turizm ve mermer başta olmak üzere, tüm ekonomik faaliyetlerde dünya ile rekabet edebilir hale gelen Denizli, özellikle dışa açık ve ihracata dayalı sanayileşmesi ile tekstil dışı sektörlerde de ön sıralara gelmiştir. Yem, ambalaj malzemeleri, emaye bakır tel, elektrolitik bakır mamulleri, gıda, tekstil sektörlerinde Denizli şirketlerimiz ülkemizin en büyük şirketleri arasında faaliyet göstermektedir. “Türkiye’nin En Büyük 500 Sanayi Kuruluşu” çalışmasında Denizli her yıl en az 10 firma ile temsil edilmektedir.
Havlu ve bornoz üretiminde önemli bir merkez olan Denizli, bu alanda ülkenin yıllık ihracatının yaklaşık üçte birini karşılamakta olup, pamuklu tekstil alanında dünya başkenti olarak kabul görmektedir.Türkiye’nin 2. büyük mermer havzasına sahip İlimizde; 182 firmanın bulunduğu Denizli Organize Sanayi Bölgesi faal olup, OSB sayısını 6’ya çıkarmak için özellikle stratejik ve öncelikli sektörlerde yer alan yatırımlarla 2. bölgede yer almamıza rağmen 5. bölge imkanlarından yararlanabileceğimiz Jeotermal Enerji Santrali ile entegre çalışan Türkiye’de ilk olma özelliği bulunan Tarıma Dayalı Sera OSB’nin içinde bulunduğu 5 OSB’ni kurma çalışmaları devam etmektedir.Enerji Merkezi olma yolunda hızla ilerleyen Denizli yenilenebilir enerji potansiyeli açısından zengin bir ildir. Bunlardan biri olan jeotermal kaynaklar ve potansiyeli bakımından Dünyada 7. Avrupa’da 1. sırada olan Türkiye’de Ege Bölgesi illeri içerisinde de 7 adet jeotermal saha bulunduran Denizli yaklaşık %16 paya sahiptir. İlimizde gerçekleştirilen hidroelektrik, jeotermal ve doğalgaz enerji çevrim santralleri yatırımlarının tamamlanmasıyla birlikte Denizli 1.500 megawatlık elektrik enerjisi üreten bir kent olacaktır.İlimizde sanayi ve tarım birbirine entegre olmuş, gerek sulu tarımda gerekse sanayide büyük gelişmeler sağlanmıştır. Denizli ili özellikle son yıllarda tekstilde göstermiş olduğu başarıyı yavaş yavaş tarım ve hayvancılık alanına yöneltmektedir.Denizli tarımsal ürünlerin ihracatında tüm ülkelere ürün göndermede yetkilendirilen illerdendir. Yaş meyve ve sebzede diğer ülkelere direk olarak ihracat yapılmaktadır. İlimizden 87 çeşit tarımürünü 83 ayrı ülkeye ihracat edilmektedir.İç ve dış turizme on iki ay hizmet sunabilen ilimiz en çok turist çeken iller sıralamasında ülkemizdeilk 5 iliçerisinde yer almaktadır.Yerli ve yabancı turistlerin her geçen gün daha fazla rağbet ettiği sağlık ve termal tedavi tesislerinin ucuz, bol ve çeşitli kaynak suları Denizli’de mevcuttur.İlimiz, alternatif turizm çeşitlerinin en önemlisi olan Termal (Sağlık) turizm potansiyeli açısından yurdumuzun önemli merkezlerinin başında gelmektedir. Kültür ve Turizm Bakanlığımızca Termal Turizmin geliştirilmesi yönünde kür parkı, kür merkezi ve konaklama tesislerini bir arada bulunduran uluslararası standartlara sahip nitelikli tesislerin sayısı ile birlikte, turizm geliri ve turist sayısının arttırılması amacı ile İlimizde; Çardak İlçesi Beylerli Kaplıcaları 2006/11354 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ve Buldan İlçesi YenicekentBölmekaya-Kamara Kaplıcaları, Sarayköy İlçesi Tekkeköy-İnsuyu, Babacık –Kızıldere Kaplıcaları ve Akköy İlçesi Gölemezli Kaplıcaları 25 Şubat 2008 gün ve 13317 sayılı Bakanlar Kurulu kararıyla Denizli Termal Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi olarak ilan edilmiştir.(kaynak : www.denizli.gov.tr)

DENİZLİ  İLİ RESMİ KURUMLAR VE TELEFON NUMARALARI

İL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ : 241 11 27-242 07 00
DENİZLİ DEVLET HASTANESİ: 263 93 11-263 93 21-261 92 06
SERVERGAZİ DEVLET HASTANESİ: 361 32 32-361 31 01
PAMUKKALE ÜNİVERSİTESİ HASTANESİ: 444 07 28
İL EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ: 265 14 25-265 14 26-265 14 17
İL MÜFTÜLÜĞÜ:241 08 32-241 83 77-242 09 14
GÜMRÜK MÜDÜRLÜĞÜ: 274 65 51-274 65 50
AİLE VE SOSYAL POLİTİKALAR İL MÜDÜRLÜĞÜ: 241 34 58-242 68 72
TAPU VE  KADASTRO 18.BÖLGE MÜDÜRLÜĞÜ: 280 16 49-241 32 17
KADASTRO İL MÜDÜRLÜĞÜ: 265 54 38- 265 54 38
GENÇLİK VE SPOR İL MÜDÜRLÜĞÜ: 371 57 13-371 34 61
İL ÖZEL İDARE MÜDÜRLÜĞÜ: 212 54 62 - 241 09 02-212 54 76
İL NUFÜS VE VATANDAŞLIK MÜDÜRLÜĞÜ: 265 08 68 - 242 20 72-241 08 80
İL AFET VE ACİL DURUM MÜDÜRLÜĞÜ: 262 44 10-265 61 20
İL DEFTERDARLIĞI: 261 18 80-242 10 31
İL MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜ: 265 02 05-265 55 54-265 01 69
ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK İL MÜDÜRLÜĞÜ: 268 00 04-268 00 39-268 27 82
DSİ 212. TEKNİK ŞUBE MÜDÜRLÜĞÜ: 241 05 74-241 05 62
KARAYOLLARI 27. ŞUBE ŞEFLİĞİ: 212 54 40-213 20 45
İL GIDA TARIM VE GIDACILIK MÜDÜRLÜĞÜ: 212 54 80-212 54 87
ÇALIŞMA VE İŞ KURUMU İL MÜDÜRLÜĞÜ: 268 00 37-268 15 83
SOSYAL GÜVENLİK KURUMU İL MÜDÜRLÜĞÜ: 264 52 21- 241 02 38
İL BİLİM,SANAYİ VE TEKNOLOJİ MÜDÜRLÜĞÜ: 261 43 43
İL KÜLTÜR VE TURİZM MÜDÜRLÜĞÜ: 265 54 48-264 39 71-265 07 87
METEOROLOJİ MÜDÜRLÜĞÜ: 212 56 50-212 56 52
ORMAN BÖLGE İŞLETME MÜDÜRLÜĞÜ: 212 54 55-212 54 69-212 54 70
KREDİ VE YURTLAR KURUMU BÖLGE MÜDÜRLÜĞÜ: 212 26 28
TELEKOM İL MÜDÜRLÜĞÜ: 555 41 00-555 41 46
PTT MERKEZ MÜDÜRLÜĞÜ-241 22 55-263 12 12
TEİAŞ İŞLETME MÜDÜRLÜĞÜ: 377 75 07-377 73 91
SOSYAL YRD. VE DAYANIŞMA VAKFI:241 11 36
DENİZLİ VALİLİĞİ:(0258) 265 6100
DENİZLİ SOSYAL GÜVENLİK İL MÜDÜRLÜĞÜ: (0258) 264 5221
DENİZLİ ZABITA MÜDÜRLÜĞÜ: 0 (258) 213 24 66
DENİZLİ ASKERLİK ŞUBESİ: 0.258.212 82 95
DENİZLİ BELEDİYESİ: (0258) 265 2137

Baklan

Yüz Ölçümü :344 km² 
Nüfusu: 8500
Posta Kodu: 20770
İl Alan Kodu: 258
İl Plaka Kodu:20


         İlçemiz Çal İlçesine bağlı bir nahiye iken 1990 yılında ilçe haline getirilmiştir. Kesin bir tarih verilemese de, Baklan’ın 1200 yıllarında Anadolu Selçuklu Devleti zamanında kurulmuş olduğu tahmin edilmektedir. Horasan Beylerinden Abdi Bey, 12 çadırı ile gelerek buraya yerleşmiştir. Bir rivayete göre içlerinde birinin nereye yerleşeceğiz demesi üzerine Abdi Bey ovayı göstererek ‘Bak- alana’ demiş ve ondan sonra İlçemizin adı “Baklan” olmuş, diğer bir rivayete göre de, Baklan Arapça’da zahire ambarı manasına geldiğinden ovaya atfen Baklan denilmiştir. Daha sonra Anadolu Selçuklu Uç Beylerinden Hüsamettin Bey (Dede) gelerek yerleşmiş, çarpışmalar sırasında ölen Hüsamettin Bey’e yakınları tarafından bugün hala ayakta duran türbe inşa edilmiştir. Daha sonra Hüsamettin Dedenin adını yaşatmak amacıyla buraya Dedeköy adı verilmiştir. Baklan 1867 yılında kaza olmuş, adliye teşkilatı kurulmuştur.1885 yılında kaza teşkilatı kaldırılarak nahiye haline getirilmiştir. 1930 yılında adliye ve belediye de kaldırılmıştır.1953 yılında belediye yeniden kurulmuştur. 1955 yılında bir kez daha adliye kurulmuş ise de 1960 yılında adliye kaldırılarak, nahiye statüsüne döndürüldükten sonra merkezin adı Dedeköy olarak değiştirilmiştir. 20 Mayıs 1990 yılında ise Nahiyemiz yeniden ilçe statüsüne kavuşmuştur. İlçe Merkezinin adı da Baklan olmuştur.
   Baklan Denizli ilinin Akdeniz bölgesine yakın kısmında yer almaktadır. İlçe arazisinin çok büyük bir bölümünü İlimizin de en geniş düzlüklerinden olan Baklan Ovası kaplamaktadır. İlçemizin tek akarsuyu Ege Bölgesinin de en önemli nehri olan Büyük Menderestir. İlçemizdeki tek dağ, kuzey-batı eteklerinde Baklan’ın kurulu bulunduğu Beşparmak dağıdır. Yüksekliği 1307 m. olan dağ ilginç görünümü nedeniyle bu ismi almıştır. İlçemiz Dazkırı, Bozkurt, Honaz, Çal ve Çivril ilçeleri ile komşudur. İlçe merkezinin Denizli’ye 60 km uzaklıktadır. 950 m.lik rakımı ile bölgenin en yüksek yerleşim birimlerindendir. İlçemize bağlı bütün köylerimiz Şenyayla hariç Baklan Ovasındadır. İlçemize Anadolu yayla iklimi (kışın soğuk ve yağışlı, yazın serin ve kurak) hakimdir.
Baklan ilçesi,  merkez  2 belde, 7 köy olmak üzere 10 yerleşim biriminden ibarettir. Kasaba ve köylerde genel olarak toplu yerleşim görülmektedir. İlçemizde mezra, bağlı ve kom gibi yerleşim birimleri bulunmamaktadır. İlçe Merkezi iki, Boğaziçi ve Dağal beldeleri ise birer mahalleden oluşmaktadır. Köylerimizden sadece Şenyayla'nın nüfusu 100 kişinin altındadır.2013 yılı sonu itibariyle TÜİK verilerinden alınan bilgilere göre ilçenin nüfusu 5.964 kişidir. Bu nüfusun52'ini kadınlar,48'ini erkekler teşkil etmektedir. Halkın çok az bir kısmı esnaflık yaparken, büyük bir bölümü çiftçilikle uğraşmaktadır. Halkımızın100'ü okuma yazma bilmektedir. İlçemiz göç alan bir yerleşim birimi olmadığından, demografik yapısı sadedir.
  İlçede ilkokul 1927 yılında, Ortaokul  1965 yılında, Lise 1987 yılında  açılmıştır. Çevre halkı kız erkek ayrımı olmaksızın eğitimin önemine inanmış olup, 2013 yılı itibariyle ilçe genelinde okumaz yazmaz oranı sıfıra indirilmiştir. Okul öncesi eğitiminde 5 yaş grubunda okullaşma oranı100 olup 3 yaş ve 4 yaş grubu okul öncesi eğitiminde oran50’ nin üstündedir. 3 yaş ve 4 yaş okul öncesi eğitimindeki oranın yükseltilmesi amacıyla 2013/2014 eğitim öğretim yılının başında ilçe merkezinde 1 Anaokulu açılmıştır. İlkokul ve Ortaokul çağ nüfusunun okullaşma oranı100, Ortaöğretimde okullaşma oranı90 oranlarında iken 2012/2013 ve 2013/2014 eğitim öğretim yılında ortaöğretim de okullaşma oranı da100’ e yükseltilmiştir. Okullarımızın tamamında değişik yörelere ait halk oyunları ekipleri çalışmaları yapılmaktadır. Her okulumuzun bahçesinde voleybol, basketbol ve oyun sahası bulunmaktadır. Halen İlçemizde 1 Anaokulu 4 okul öncesi anasınıfı 5 ilkokul 5 ortaokul, 1 imam hatip ortaokulu ve 1 çok programlı lise ile 1 Halk Eğitimi Merkezi bulunmaktadır. İlçede yüksek öğretim kurumu, basımevi, matbaa, spor salonu, sinema salonu bulunmamaktadır.
   Baklan 1990 yılında ilçe olduktan sonra, sürekli olarak gelişme göstermiştir.Zaman içinde konut üretiminde çok hızlı bir gelişme olmuş bir çok yeni binalar yapılmıştır. Baklanın,Temiz havası, suyu, doğal çevresinin güzelliği ve sade yaşam tarzı nedeniyle bir çok çevre belde ve köylerden merkeze gelerek konut yapıp yerleşen ailelerin sayısı gün ve gün artmaktadır. Bu nedenle ilçede kiralık ev bulmakta gelen devlet memurları sıkıntı çekmemektedir. Zaman içinde kaloriferli ev sayısı artmaktadır. Diğer kasaba ve köylerimizde de konut sıkıntısı yoktur. Sosyal hayat geleneksel Anadolu yaşam tarzı şeklindedir.
Elektrik ve su bakımından ilçemiz iyi durumdadır. Kanalizasyon ilçe merkezi (% 85 oranında) ile, Kavaklar ve Çataloba köylerinde tamamlanmış olup, diğer yerleşim birimlerinde çalışmalar yapılmaktadır. Şenyayla köyünde 50 tonluk su deposu ile,  boru hattı yenileme çalışmaları bitirilmiş ve hizmete sunulmuştur.İlçemizde sağlık hizmetleri biri Merkezde, diğeri Boğaziçi kasabasında olmak üzere 2 sağlık ocağı, 3 sağlık evi bulunmaktadır. son veriler sağlık bölümünde belirtilmiştir.İlçemiz Merkez ve köylerinin tamamında ulaşım bulunmaktadır. Her 40dk'da bir araç denizli iline gidip gelmekte olup ulaşım sorunu yaşanmamaktadır.Birçok evde internet bulunmakta ve teknoloji takip edilmektedir.İlçe merkezi, kasaba ve köylerde iş ve çalışma hayatı genel olarak tarıma ve hayvancılığa dayalı olup Baklan ilçemize hayvancılık alanında büyük tesisler Doğa tarım Büyükbaş hayvancılıkta, Batı Tarım Küçükbaş hayvancılıkta büyük ölçekli üretim merkezi haline gelmiştir. Tarım alanında PİA Şirketi tarafından Dünyanın en büyük kiraz bahçesi kurulmuştur. Ticaret alanında; İlçe Merkezi ve beldelerde az da olsa ticaret ve esnaflık vardır. Baklan’da bir adet küçük ölçekli dikim atölyesi faaliyet göstermektedir İlçemizde halkın başlıca gelir kaynağı tarım ve hayvancılıktır. Yaygın olarak bağcılık ve tahıl tarımı yapılmaktadır. İlçede ilçeye özgü dokuma, halı, kilim ve heybeler ünlüdür. Eskiden geleneksel usullerle yapılan tarım, bugün teknik usullerle yapılmaktadır.   İlçedeki fakir ve muhtaç kişiler Baklan Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfınca 2013 yılında ayni ve nakdi olmak üzere toplam 318.972.00TL tutarında yardım yapılmıştır.Yine Vakfımızca bu yıl içinde Aralık 2013 ayı sonu itibariyle 826 vatandaşımıza toplam 318.972.00 TL tutarında yardım yapılmıştır.   İlçemizin en önemli tarım ürünü hububat olup, Baklan ovasının sulu tarıma geçmesiyle meyvecilik çok gelişmiştir. Tarım ürünleri üzerine yatırımcılar gelmektedir. Yine; bağ, meyve ve sebze  üretimi takip etmektedir. İlçemize bağlı Kavaklar, Beyelli, Hadım Konak ve İçikli köylerimizde tamamen sulu tarım yapılmaktadır.    Tarla tarımı içerisinde en önemli kısmı hububat alanları oluşturmaktadır. Bunu sırası ile sanayi ve ticaret bitkileri, baklagiller, ve yem bitkileri takip etmektedir Büyük Tesislerin yanında   İlçe merkezi ve köylerimizde en önemli gelir kaynaklarımızdan birisi de hayvancılıktır. Özellikle süt üreticiliği yaygın olup, büyük baş hayvancılığın yanında küçükbaş hayvancılık (koyun, keçi) yapılmaktadır. İlçemiz merkezi ve köylerimizde hayvan mevcutları Tarım alanında belirtilmiştir. Hayvan hastalıkları ile mücadele ve poliklinik çalışmaları, İlçe Tarım Müdürlüğü hayvan sağlığı personeli tarafından yürütülmektedir. İlçemizde tavuk vebasına rastlanmamıştır. Ancak, bu hastalıkla ilgili gerekli tedbirler alınmış olup, titizlikle takip edilmektedir. İlçemiz Merkezinde ve Boğaziçi kasabasında olmak üzere 2 adet Tarım Kredi Kooperatifi mevcuttur. Söz konusu kooperatifler, çiftçilerimize zirai alet temin etmekte, ayrıca kredi ihtiyaçlarını gidermektedirler. İlçemizde sadece T.C. Ziraat Bankası faaliyet göstermektedir     İlçemiz merkezinde her hafta Salı günleri pazar kurulmaktadır. Bu şekilde küçük üreticiler ürünlerini pazarlama imkanı bulmaktadır. Bunun dışında fuar, panayır gibi ticari faaliyetler yoktur     İlçemizde mermer ocakları işletilmektedir. Çomaklı mevkiinde mevcut olan kömür ocakları maliyetinin yükselolması dolayısıyla işletilmemektedir.Başkada  herhangi doğal kaynak ve bununla ilgili faaliyet yoktur.İlçemizde Turizm  açısından Hüsamettin Dede Türbesi, Tekke Camii  ve beşparmak kayalıklarındaki harabeler ve temiz su kaynakları (çeşmeleri)  ile mis kokulu çam orman alanları vardır.
İlçenin iklimi; karasal iklim ile Akdeniz iklimi arasında geçit bölgesi iklimi hakimdir. Yıllık ortalama sıcaklık 14 °C ile 18 °C arasındadır. Ortalama yıllık yağış miktarı ise 440 mm. dir. İlçe genel nüfusunun95’i tarımla uğraşmaktadır. Ancak son yıllarda sulamanın başlaması ile ürün deseninde değişiklikler oluşmakta; meyvecilik, mısır, ayçiçeği ve yem bitkileri tarımı ve üretiminde büyük artışlar meydana gelmiştirBaklan, Ege bölgesinde görülen Akdeniz iklimi ile iç Anadolu bölgesinde karasal iklim arasındaki “Geçiş tipi “ bir iklime sahiptir. Buna göre yazlar sıcak ve kurak kışlar soğuk ve yağışlı geçmektedir. Rakımı 950 metredir.İlçenin iklimi; karasal iklim ile Akdeniz iklimi arasında geçit bölgesi iklimi hakimdir. Yıllık ortalama sıcaklık 14 °C ile 18 °C arasındadır. Ortalama yıllık yağış miktarı ise 440 mm. dir.(kaynak:http://www.baklan.gov.tr/default_B0.aspxcontent=1004)

DENİZLİ  BAKLAN  İLÇESİ  RESMİ KURUMLAR VE TELEFON NUMARALARI

Kaymakamlık:0.258.7812350-0.258.78123600-.258.7812349
Malmüdürlüğü: -0.258.7812347-0.258.7812348
İlçe Nüfus Müdürlüğü: 0.258.7812352-0.258.7812352
İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü:0.258.7812121-0.258.7812120
İlçe Özel İdare Müdürlüğü: 0.258.7812346 
İlçe Halk Eğitim Merkez Müdürlüğü:0.258.7812270
İlçe Tapu Müdürlüğü: 0.258.2801516
İlçe Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü:0.258.7812359-0.258.7812359
İlçe Halk Kütüphanesi:0.258.7812257 
İlçe Müftülüğü:0.258.7812361 
Sağlık Ocağı :0.258.7812007
PTT :0.258.7812460 
Ziraat Bankası :0.258.7812466 
Orman İşletme Şefliği :0.258.7812039
Tarım Kredi Kooperatifi :0.258.7812006
Ziraat Odası:0.258.7812340 
Esnaf Sanatkarlar ve Şoförler Odası :0.258.7812471 
Baklan Belediye Başkanlığı:0.258.7812004 / 0.258.7812010
Baklan İlçe Jandarma Komutanlığı:(0258) 781 2531
Baklan İlçe Emniyet Müdürlüğü:0258 781 2002 

Acıpayam

Yüz Ölçümü : 1.628 km2
Nüfusu: 55,971
Posta Kodu: 20800
İl Alan Kodu: 258
İl Plaka Kodu:20


Acıpayam, Ege Bölgesi'nin güneydoğusunda, Akdeniz Bölgesi dahilinde bulunan, Denizli iline bağlı bir ilçedir. Net merkezi nüfusu: 55.971'dir.Acıpayam, coğrafi konum olarak Akdeniz Bölgesi'ndedir.

Acıpayam, 1628 km² yüzölçümü ile Denizli'nin en büyük ilçesidir. Deniz seviyesinden yüksekliği 885 metredir. Anadolu Yarımadası'nın güneybatısında, Ege Bölgesi'nin güneydoğusunda yer almaktadır. Ege Bölgesi'nden Akdeniz Bölgesi'ne geçiş noktasında olan ilçenin doğusundaki, Burdur iline bağlı Çavdır, Yeşilova ve Gölhisar ilçeleri, batısındaki Tavas ve Beyağaç, kuzeyindeki Serinhisar ve Çardak, ve güneyindeki Köyceğiz ve Çameli ilçeleri ile sınırı bulunur. Büyükşehir kanunu dolayısıyla merkeze bağlı 14 belediye, 38 köy ile, ilçe merkezine mahalle statüsünde bağlanmıştır.
Coğrafi yönden Ege Bölgesi içindedir.

Ege Bölgesi ile Akdeniz Bölgesi geçiş noktasında olması nedeniyle değişken iklimi vardır. Kuzey kısımlarında göller Bölgesi'nin iklim özelliklerini taşır. Yazları sıcak ve kurak, kışları soğuk ve yağışlı, bazen de kışlar ılıman geçer. Güneye inildikçe Gireniz Vadisi boyunca Akdeniz iklimi hüküm sürer. Ovası yüksek olmasına karşın Akdeniz ikliminin ılımanlaştırıcı etkisi sayesinde iklimi, incir, pamuk, muz vb. yüksek sıcaklıklara gerek duyulan ürünler haricindeki diğer ürünlere gayet uygundur.

Ovasının toprağı kumlu topraklardan oluşur ve oldukça bereketlidir. Ovanın tek sorunu, sulama kanalının bulunmayışıdır. Ovanın altında bol miktarda su bulunmaktadır.

Bölgedeki çiftçilikle uğraşan halk, suyunu daha çok yeraltından gelen sondaj suyu ile sağlamaktadır. Ovadaki sulama genellikle bu şekilde yapılmaktadır. Buna rağmen bu ova, Denizli'deki en önemli tarım alanları arasındadır. İlçe kavunu ile meşhurdur ve bostan türü meyveler kolaylıkla yetişebilmektedir. Ovadan genellikle kavun,karpuz, lahana, ıspanak, domates, biber, elma ve daha akla gelebilecek pek çok ürün sağlanmaktadır.


Acıpayam en eski adı Hamit Ovası'dır. Acıpayam, Isparta Sancağı'na bağlanmasıyla birlikte adı "Garbikaraağaç" olarak değiştirilmiştir. Germiyanoğulları zamanında ise adı, "Asikaraağaç" olmuştur. Bölgenin "Acıpayam" adını alışının nedeni tam olarak bilinmemektedir. Bölgede badem ağaçlarının çok oluşu ve badem ağaçlarının da acı oluşu nedeniyle "Acıpayam" adı verildiği kuvvetli ihtimallerdendir. Zaten bölgede bademe "payam" denilmesi bu adın yukarıdaki açıklamalardan ortaya çıktığını doğrulamaktadır. Türklerden önce
Acıpayam'da ilk yerleşim tarihinin M.Ö. 2000'li yıllara kadar gittiği kesindir. Diokayseria'nın tarihinin daha da eski olduğunu bilinmektedir. M.Ö. 1500 yıllarında, bölgede Hititleri hüküm sürmüştür. 200 ya da 300 yıl kadar devam eden Hitit egemenliğinden sonra Acıpayam ve yöresi, M.Ö. 1200 civarında İyonyalılar'ın egemenliğine geçti. M.Ö. 800 yılında ise, buralarda Lidyalılar hüküm sürmeye başladı. M.Ö. 456 yılında Persler'in hükümranlığına; M.Ö. 440 yılında ise Büyük İskender'in ordularınca, Makedonya topraklarına katıldı. Sürekli el değiştiren Acıpayam ve yöresi, M.Ö. 200 yıllarında Makedonya İmparatorluğu'nun dağılmasından sonra, Güney ve Honaz ilçelerinin olduğu yerlerde şehirler kuran Seleikos'ların eline geçti . Fazla uzun ömürlü olmayan bu devletlerden sonra, diğerlerine göre daha uzun süreli hükümranlık sürdürecek olan Roma İmparatorluğu, M.Ö. 133 yılında Acıpayam ve çevresini ele geçirdi. Milattan sonra 395 yılında Roma İmparatorluğunun parçalanmasından sonra, Acıpayam ve çevresi Doğu Roma İmparatorluğu'nun egemenliğine geçti. Doğu Roma'nın da dağılmasından sonra, Bizans hakimiyetine geçen Acıpayam, 1195 yılından itibaren Türk egemenliğine geçmiştir ve bu tarihten şimdiye kadar da Türk devlet ve beylikleri haricinde başka bir milletin egemenliği altına girmemiştir. Eldeki kaynaklara göre Acıpayam ve çevresi ilk olarak Afşın Bey tarafından fethedilmiştir. Bu tarihten sonra Denizli ve yöresi, Bizanslılar ve Selçuklular arasında sürekli el değiştirmiştir. 1097 yılında Selçuklu kervanları, Ladik (Denizli)'de soyulunca, Konya'daki Anadolu Selçuklu sultanı Kılıçarslan, Denizli'nin ikinci kez fethi için Mehmet Gazi ve Server Gazi'yi görevlendirdi. Mehmet Gazi ve Server Gazi emrindeki birlikler ile beraber, Burdur ve Isparta üzerinden Denizli sınırlarına geldiler. Mehmet ve Server Gazi beyler, yanlarındaki birlikler ile Çardak üzerinden Honaz'a (Colossia) geçtiler. Semerkandi Baba ve Beyazıt Han ise, emrindeki birliklerle Elma Dağı'nı geçerek Başsalan, Kazlar Yakası, Ada Tepe ve Diokayseria Antik Kenti (Yeşilyuva) etrafında, düşmanla amansız bir savaşa girdiler. En şiddetli ve kanlı çatışmalar, bugünkü Yeşilyuva'nın bulunduğu yerleşim alanı ile doğusundaki tepe arasında kalan dere içinde meydana gelmiştir. Binlerce insanın hayatını yitirdiği bu savaştan sonra, Diokayseria (Yeşilyuva) fethedildi. Binlerce şehite mezar olan bu tepeye, "Adak Deresi" adı verildi. Yeşilyuva'da türbesi yapılı olan Semerkandi Baba ve Beyazıt Han, burada şehit olmuşlardır. Yeşilyuva'nın Türk egemenliğine geçmesinden sonra, Semerkandi Baba adına bir zaviye kuruldu. Ucarı'da, Sıtlan Pınarı mevkisi ile Karahöyük'ün göl yerini çevreleyen arazilerden elde edilen yıllık gelirin dörtte biri, zaviyeye 'zeamet' olarak tahsil edildi. Kuyucak Köyü yakınlarında bulunan koruluk da bu zaviyeye verildi. Bu ilk fetihlerden sonra Bizanslılar adeta deliye döndüler. Zaman zaman Denizli ve yöresine saldırdılar. Düşmanlar sadece Bizans'la sınırlı değil, tüm Avrupa devletleri idi. Almanlar, Fransızlar ve diğer Avrupalılar, hem macera amacıyla, hem de Hıristiyanlığı Anadolu'ya geri getirmek amacıyla, kuvvet toplamaya başladılar. 1147 yılında Fransa Kralı IV. Lui Komutasında binlerce asker, deniz yoluyla Efes'e gelerek buradan İzmir ve Aydın civarına çıktılar. Menderes Ovası'nı talan ederek, Ladik(Denizli)'e kadar geldiler. Türkler, Denizli'de büyük kayıplar verdiler. İntikam ateşiyle yanan Türkmenler ve Anadolu Selçukluları, (Hamit Ovası) Acıpayam Ovası'nda toplandılar. Serinhisar (Kızılhisar) yakınlarına, Honaz Dağı'nın güney eteklerine mevzilendiler. Düşmanla burada çok büyük çarpışmalar yaşandı. Fransa Kralı IV. Lui karanlıktan yararlanarak, bozulan ordusunu terkedip kaçtı. Bu savaş, tarihe Kazıkbeli Geçidi yakınlarında gerçekleştiği için, Kazıkbeli Savaşı olarak geçmiştir. Aynı senaryo 1176 yılında, bu kez Çivril ilçesi, Gümüşsuyu yakınlarındaki Düzbel mevkiinde denenecekti. Nitekim yine öyle olmuş, Selçuklu sultanı Kılıçarslan, VII. Lui ve İngiltere Kralı II. Henry'yi perişan etmiştir. 70 bin kişiden meydana gelen Haçlı ordusu, tarihte görülmemiş bir askeri deha eseri, darmadağın olmuştur. Kazıkbeli ve Düzbel'de umduğunu bulamayan Avrupalılar, bu yenilgilerini bir türlü hazmedemiyorlardı. Bu kez çok büyük bir kuvvetle, yine İzmir ve Aydın tarafından gelerek Denizli'yi ele geçirip, Karaağaç Ovası'ndan Burdur üzerine doğru ilerlediler. Tarihler ilk fetihlerden 100 yıl sonrasını, yani 1195'i gösterirken, Selçuklu sultanı Osman Bey ve Hüsamettin Bey, komutasındaki birlikleri düşman üzerine gönderdi. Düşmanla Isparta yakınlarında temasa geçildi. Burdur gölü kıyılarında büyük çatışmalar yaşandı. Düşman yine umduğunu bulamayarak geriye çekilmeye başladı. Bunun üzerine Hüsamettin Bey komutasındaki birlikler, Dinar üzerinden Çivril ve Çal tarafına gittiler. Dinar'da Hüsamettin Bey'den ayrılan İsa ve Mahmut Gazi beyler, Başmakçı üzerinden Anav'a (Çardak) geçtiler. Osman Bey komutasındaki birlikler Yeşilova'ya geldiklerinde, Abdi Bey ve Seyit Gazi beyler, Gölhisar tarafının fethine gittiler. Gölhisar ve çevresini düşmandan temizleyen Abdi Bey ve Seyit Gazi, Salda Gölü üzerinden Bayındır'a, oradan da Çardak'taki Gölcük Köyüne indi. Burada Mahmut ve İsa Bey'le Buluştular. Beylerli Kasabası'nda toplanan beyler, burada bir durum değerlendirmesi yaptılar. Cumalı Köyü'nde cuma namazı kıldıktan sonra Köpek Beli'ne hareket ettiler. Köpek Beli'nde çok şiddetli çatışmalar oldu. Abdi Bey burada yaralandı. Salda Gölü kıyısındaki revire getirildi. Abdi Bey'in kahramanlıkları, Selçuklu sultanına kadar ulaştı. Selçuklu Sultanı, Abdi Bey'i Sultanlık Payesi ile ödüllendirdi. Abdi Bey, 'Sultan' olarak anıldı. Salda Gölü kıyısındaki kaynağa da, 'Sultan Pınarı' adı verildi. Diğer taraftan Osman Bey ise, emrindeki birliklerle Hamit(Acıpayam) Ovası'nın fethine girişti. Artık sonbahar gelmiş, hava şartları değişmişti. Düşman, Osman Bey'in ani saldırı yapmasını bekliyordu. Ancak öyle olmadı. Osman Bey'in bilgi ve tecrübesi düşmanı şaşırtmıştı. Osman Bey saldırıyor, geri çekiliyordu. Bu ani saldırılarda düşmana büyük kayıplar verdiriliyordu. Düşmanın gücü iyice azalmıştı. Osman Bey, nihai sonuca ulaşmak için büyük bir taarruza girdi. Düşmanı Acıpayam Ovası'ndan sürüp çıkardı. Osman Bey bu savaşı sanki yata yata kazanmıştı. Bu savaştan sonra Osman Bey de, 'Yatağan Baba' olarak anılmaya başlandı. Savaş sonrası Yatağan'a yerleşen Yatağan Baba, Yatağan Kasabası'nın kurucusudur. Yatağan'a yerleştikten sonra bir de tekke kurdu. Tekke ve zaviyesi Türkiye Cumhuriyeti'ne kadar yaşatıldı. Türbesi Yatağan'dadır. Abdi Bey de Yatağan'a yerleşti. O da Osman Bey gibi bir tekke ve zaviye kurdu. Onun türbesi de Yatağan Kasabasındadır. Acıpayam Ovası'nın tamamen Türk egemenliğine geçişiyle birlikte Oğuz boylarından bazı boylar da, Karaağaç Ovası'na gelip yerleşmeye başladılar. İşte bu boylardan Oğuz Bey, Oğuz Köyü'ne, Kara Afşar Boyu'ndan iki boyda 'Karaağaç Baba' öncülüğünde bir kısmı Eşeler Dağı eteğine, -bugünkü Kumafşarı Kasabası'nın bulunduğu yere- bir kısmı da Elma Dağı'nın batısına, Karahöyükafşarı'na yerleştiler. Beylikler döneminde Acıpayam ve yöresi, Hamitoğulları Beyliği'ne bağlandı. Acıpayam ve yöresi bu dönemde 'Hamit Ovası' olarak biliniyordu ve bu isimle anılıyordu. Hamitoğulları döneminde Acıpayamlılar sakin bir hayat sürdüler. Bölgenin Germiyanoğulları'na bağlanmasıyla Acıpayam'da huzursuzluklar başladı. Merkezi Kütahya'da bulunan Germiyanoğulları, Hamit Ovası'na geldiler. Hamamkaşı ve Kazıkbeli'nde yol kesip kervanları soymaya başladılar. Avşar'lar ile sık sık sürtüşmelere girdiler. Avşarlardan bazıları Germiyonoğulları ile yakınlık kurmuş, bu durum Avşar Beyi Karaağaç Baba'yı çok kızdırmıştır. Ancak Avşarlar, Germiyanoğulları'na boyun eğmemiş, Karaağaç Ovası'ndan Germiyanları göndermeyi bilmişlerdir. İşte bu olaydan sonra Avşar Beyi Türküsü yakılmış, dilden dile günümüze kadar ulaşmıştır. Selçuklu döneminde Acıpayam Gölhisar'a bağlanmıştı ve Gölhisar da Hamitoğulları'na bağlı olduğu için ovaya "Hamit Ovası" ya da "Yeşil Sahra" denilmektedir. | (1316-1324).
Karamanoğulları'nın eline geçen bölge daha sonra Osmanlıların eline geçti. Isparta Sancağı'na bağlandı. Isparta Sancağı da Karaağaç Bölgesi olması nedeniyle adı 'Batı Karaağaç' manâsına gelen "Garbikaraağaç" olmuştur. Doğu Karaağaç ise, bugün hâla Isparta'nın bir ilçesinin adı olan ve eski adını kullanan Şarkikaraağaç'tır. Yıldırım Bayezid'ın Timur'a esir düşmesiyle, Anadolu'da kargaşalar yaşandı. Germiyanoğulları eski nufüzunu tekrar kurmak isteyip de bölgeye hakim olamayınca, Acıpayam'ı "Asi Karaağaç" ilan ettiler. Asi Karaağaç, Burdur'un sancak olması ile birlikte, Burdur Sancağı'na bağlanmış; 1870 tarihli Osmanlı İdari Nizamnamesi ile burada bir ilçe kurulmasına karar verilmiş ve daha sonra Denizli Sancağı'na bağlanmıştır. 1871 yılında da 'ilçe teşkilatı' kurulmuştur. Büyükşehir kanunu dolayısıyla merkeze bağlı 14 belediye, 38 köy ile, ilçe merkezine mahalle statüsünde bağlanmıştır(kaynak: http://tr.wikipedia.org/wiki/Ac%C4%B1payam)

 

DENİZLİ  ACIPAYAM İLÇESİ  RESMİ KURUMLAR VE TELEFON NUMARALARI

Acıpayam Askerlik Şubesi Acıpayam Denizli: +90 (0258) 518 3271
Acıpayam Kaymakamlığı Acıpayam Denizli: +90 (0258) 518 1001
Acıpayam Noter Acıpayam Denizli: :+90 (0258) 518 3876
Acıpayam Nüfus Müdürlüğü:  +90 (0258) 518 1130
Acıpayam Tapu Müdürlüğü Acıpayam Denizli: +90 (0258) 518 1069
Acıpayam Vergi Dairesi Acıpayam Denizli: +90 (0258) 518 3203
Acıpayam İlçe Emniyet Müdürlüğü Acıpayam Denizli: +90 (0258) 518 1022
Acıpayam Devlet Hastanesi Acıpayam Denizli: +90 (0258) 518 1064
Acıpayam Ticaret Odası Acıpayam Denizli: +90 (0258) 518 3409
Acıpayam Anadolu Öğretmen Lisesi Acıpayam Denizli: +90 (0258) 518 3924
Acıpayam Öğretmenevi Acıpayam Denizli: +90 (0258) 518 3097
Acıpayam Jandarma Komutanlığı:+90(0258) 51810 03
Acıpayam Belediyesi: +90(0258) 5181024
Acıpayam Cumhuriyet Savcılığı: +90(0258) 518 1444
Acıpayam Meslek Yüksek Okulu: +90(0258) 518 22 00
Acıpayam Sosyal Güvenlik Merkezi : +90(0258) 518 38 10
Acıpayam Emniyet Müdürlüğü : +90(0258) 518 10 22
Acıpayam İlçe Müftülüğü: +90(0258) 518 10 85
Acıpayam İlçe Seçim Müdürlüğü: +90(0258) 518 13 59
Acıpayam Özel İdare Müdürlüğü : +90(0258) 518 10 20
Acıpayam Mal Müdürlüğü : +90(0258) 518 10 58
Acıpayam Halk Eğitim Merkezi : +90(0258) 518 10 26
Acıpayam İlçe Sağlık Müdürlüğü : +90(0258) 518 11 20
Acıpayam PTT Müdürlüğü : +90(0258) 518 12 13
Acıpayam İlçe Tarım Gıda Hayvancılık Müdürlüğü : +90(0258) 518 10 09
Acıpayam Orman İşletme Müdürlüğü : +90(0258) 518 10 11
Acıpayam Toprak  Mahsulleri Ofisi Müdürlüğü : +90(0258) 518  11 94
Acıpayam Halk Kütüphanesi Müdürülüğü : +90(0258) 518 12 07
Acıpayam İcra Müdürlüğü : +90(0258) 518 15 35
Acıpayam Doğa  Milli Parklar Şefliği  : +90(0258) 518 11 18

 

Çameli

Yüzölçümü:2,3 km2 (0,9 mi2)
Nüfus:18,819
Posta Kodu:20980
İl Alan Kodu:0 258
İl Plaka Kodu:20

Çameli, Denizli ilinin bir ilçesidir.

Denizli ilinin en güneydeki ilçesidir. İl merkezine uzaklığı 112 km´dir. Köyleriyle beraber toplam ilce nüfusu 19.999 (2010) dur. Alabalığı, elması, fasülyesi, patatesi, fındığı ve en önemlisi cevizi meşhurdur.

Akdeniz iklimi etkilidir.Serin yeşil ovalarıyla ve gölleriyle insanı büyüler. Çameli genellikle orman içerisinde çok dağınık, biraz dalgalı biraz da yayla karakterli bir arazi yapısına sahip olup, 33, 51 ve 37, 17 kuzey enlem ve boylamları arasında kalır.

İlçenin tüm yüz ölçümünün %75'i ormanlık alanlarla kaplıdır. Bu %75'lik alanın çok az bir kısmı bozuk orman alanıdır.

Dağları

Toros dağlarının batı kısmında yer alan ilçenin en yüksek tepesi 3213 metre ile Akdağ'dır. En alçak yeri ise 750 metre rakım ile Kolak Vadisidir. Diğer yükseltiler sırasıyla Gökpınar Dağı (2087 m), Yaylacık Tepesi (2085 m), Yalnızca Tepesi (2030 m), Değirmentaşı Tepesi (1954 m), İnek Başı Tepesi (1847 m), Dikmen Tepesi dir.

Ovaları

İlçenin en büyük ovası ilçe çevresinde olup 5000 dekar'dır. Ayrıca Kalınkoz, Yaylapınar, Arıkaya köylerinde ova karakterinde alanlar görülmektedir. Diğer köylerde araziler yaylalarda dağlık, orman alanlarında engebeli ve eğimlidir

Akarsuları

İlçede Taşcılar ve Elmalı köylerindeki kaynaklardan çıkan sular Kanlı Çayı oluşturarak Sarıkavak köyünden ve Acıpayam ilçe sınırlarından geçen Dalaman çayına karışmaktadır.

İklim ve bitki örtüsü

Akdeniz dağ iklimi tipi hüküm süren ilçemizdeki kışlar soğuk ve yağışlı, yazlar serindir. Yağmurlar genellikle Ekim ayında başlar Nisan ayı sonlarına kadar devam eder. Kış aylarında yağış genellikle kar halinde görülür. Ocak ve Şubat aylarında yağan kar Mart ayı ortalarında (yüksek yerler hariç) kalkar. Genellikle hakim rüzgarlar Kuzey rüzgarlarıdır. İlçede en yüksek sıcaklık yaz aylarında 36 derece, en düşük ise 15-17 dereceler arasında seyreder. Yıl boyunca ortalama ısı 11-12 derecedir.

İlçede Akdeniz Bölgesinin tipik bitki örtüsü olan maki bitki örtüsü genellikle yok denecek kadar azdır. İlçenin %75'i ormanlarla kaplıdır bunlar kızılçam, ardıç karaçam, ve meşe topluluklarıdır. Deprem haritası olarak Türkiye´nin en riskli bölgelerinden biridir. Çameli'nin Kirazlıyayla Köyü iklim olarak Çameli'den oldukça farklıdır. Çameli'de karlı bir kış gününde Kirazlıyayla,Fethiye'deki havayla aynı olur. Akdeniz İklimi'nin özellikleri fazlaca görülür. Çevresine göre oldukça alçak bir seviyededir(rakım:900). Ve nüfusu 1500 dolaylarındadır. Alabalık tesisleriyle, gençlere ekmek kapısı olmuştur.

İdari yapı ve nüfus

İlçeye bağlı toplam 28 köy vardır.


Kültürel Yapı

İlçemiz kültürel yapı olarak çok çeşitli değerlere sahiptir. Kültürel değerler kapsamında yöresel oyunlar, düğünler, yöresel kıyafetler ve el sanatları mevcuttur.

İlçemizde oynanan halk oyunları Teke yöresi oyunlarının özelliğini taşımaktadır. İlçemizde Masıt kıvrak oyunlar, Taş dibi, Kayabaşı, Karabayır boğaz havası gibi oyunlar yöresel oyunların başlıcalarıdır. Grup olarak oynana oyunlarda bazı figürler genellikle bağımsızdır. İlçemizde Tavas Zeybeği, Acıpayam Zeybeği, Muğla Zeybeği ve Harmandalı gibi Zeybekler oynanmaktadır. Davul, zurna, cura, bağlama, sipsi ve çam düdüğü yerel çalgılarımızdandır.

Yöresel oyunlar

İlçemizde oynanan halk oyunları Teke yöresi oyunlarının özelliğini taşımaktadır. İlçemizde Masıt kıvrak oyunlar, Taş dibi, Kayabaşı, Karabayır boğaz havası gibi oyunlar yöresel oyunların başlıcalarıdır. Grup olarak oynana oyunlarda bazı figürler genellikle bağımsızdır. İlçemizde Tavas Zeybeği, Acıpayam Zeybeği, Muğla Zeybeği ve Harmandalı gibi zeybekler oynanmaktadır. Davul, zurna, cura, bağlama, sipsi ve çam düdüğü yerel çalgılarımızdandır.

Düğünler

Eskiden yörede düğünler üç gün - üç gece olarak sürmekte idi, son yıllarda iki gün sürmekte, hatta bir gece balo şeklinde yapılmaktadır. Üç gün süren düğünlerde birinci gün kapmadır. Kapma gençler arasında düzenlenen bir eğlencedir. Evin veya bir ağacın yüksekçe bir yerine urgan çekilir. Bu urganın ucuna içi incir veya lokum dolu bir torba bağlanır. Bu torba aşağıda bekleyen gençlere doğru yavaş yavaş indirilip, yukarıya doğru çekilir. Gençler torbayı kapabilmek için çabalarlar. Torbayı gençlerden birisi kapar, kapan kişi tebrik edilerek yarış sona erer. torbanın içindeki yiyecekler yarışmacılar tarafından yenilir veya orada bulunan çocuklara dağıtılır.

Hayırseverlik ve yardımlaşma

İlçemizde ve köylerimizde yardımlaşma geleneği sürdürülmektedir. Köy halkı; hastalara, fakirlere, dul ve yetimlere, muhtaç olan kişilere karşılıksız yardım ederler. Yardımlar maddi olduğu kadar işgücü şeklinde de yapılmaktadır.

İlçemiz köylerinde devam eden gelenek ve göreneklerden biride “İmecedir.” Birlik, beraberlik ve yardımlaşmanın en güzel örneklerinden biri olan imece köylerimizde eskisi kadar olmasa da devam etmektedir.

Yöresel kıyafetler ve el sanatları[değiştir | kaynağı değiştir]
Köylerimizde İhtiyarlar tarafından giyilen giysiler eski yöresel giysilerimizi yansıtmaktadır. Bunların başlıcaları: Çakşır, Yün ceket, yün çorap, yelek, kazak, peştamal, çarık, lastik ayakkabı, kasket, örme takke, fistan, entari, dizlik, bez, eşarp, heril, bürüncük, gırap gibi.

İlçe Merkezinde ve köylerimizde yöresel el sanatları yapılmaktadır. Bazı köylerimizde halı, kilim, namazlık, heybe, çuval, keçe, elbise gibi dokumacılık günümüzde de devam etmektedir. Hemen hemen bütün köylerimizde örgü ve nakış işlemeciliği günümüzde de yapılmaktadır. Bunların başlıcaları: Kazak, yün çorap, patik. eldiven, kuşak, kalpak, başlık, atkı, dizlik, şal, cepken, bindallıdır.

Ağaç ve taş işlemeciliği de sürdürülmektedir. Övendire, düven, kaşık, yaba, dirgen, su bardağı, çeyiz sandığı, tekne, kasnak, sepet, küfe, nalın, sofra altlığı gibi ağaç işleri yapılmaktadır. Bazı köylerimizde el değirmeni,mezar taşı ve çeşme taşı gibi taş işçiliği yapılmaktadır.

Hemen hemen bütün köylerimizde demir işlemeciliği yapılmaktadır. Bunlar bakır işlemeciliği, çapa, keser, balta, bıçak, tırpan, ibrik, sini, leğen, soba tamiri, pulluk, orak vb. yapılmaktadır.(kyn:http://tr.wikipedia.org/wiki/%C3%87ameli)

Çameli Resmi Kurum Telefon Numaraları

Çameli Kaymakamlığı:0258 571 50 10
Çameli Belediyesi: 0 258 571 50 28
Çameli Devlet Hastanesi:(0258) 571 6401
Çameli İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü:(0258) 571 5014
Çameli İlçe Emniyet Müdürlüğü:(0258) 571-5736
Çameli Adalet Sarayı: (0258) 571 50 63
Çameli Jandarma Komutanlığı:(0258) 571 5007
Çameli Askerlik Şubesi:0  258 518 32 71
Çameli Mal Müdürlüğü:(0258) 571 6302
Çameli Vergi Dairesi Müdürlüğü:0258 571 63 01 

Çardak

Yüzölçümü:325 Km2
Nüfus:9,076
Posta Kodu:20450
İl Alan Kodu:0 258
İl Plaka Kodu:20

Çardak Denizli ilinin bir ilçesidir.

İlçe merkezi 1105 yılında Maymun dağı eteğinde Körin adıyla anılan Türkmen aşireti olarak kurulmuş, daha sonra şimdiki yerleşim yerine taşınmıştır.

Çardak, Ortaçağda halkın geçimini hayvancılıkla sağladığı küçük bir köy idi. Maymun dağı eteğindeki köy halkı, hayvanlarını güneş sıcağından korumak amacıyla; evlerin ön taraflarına veya yan taraflarına Çardak denilen gölgelikler yaparak önlem almaktaydı. Bu küçük Türkmen köyünün hemen güneyindeki kervan yolundan geçen diğer köylüler de, buraya "Çardaklı Köy" adını vermişlerdir. Bu isim yerli Türkmen halkı tarafından da benimsenmiş ve böylece köyün adı Çardak olarak kalmıştır.

İdari Yapı

Çardak'a bağlı toplam 3 belde ve 5 köy vardır. Beldeler: Beylerli, Gemiş. Köyler: Ayvaz, Çaltı, Gölcük, Hayriye, Söğüt.

Tarihi Ve Coğrafik Yapısı

İlçe tarihinin Frigyalılardan başladığı tarihçilerin eserlerinden anlaşılmaktadır.

"Seven Church" Yedi Kilise adlı eserde İran Hükümdarı (Serhas) Keleneyi terk ettiği vakit, Frigya şerhinden (Avana) adındaki bir kasaba yakınından ve tuz çıkarılan bir gölün yanından geçtiğini bahsetmektedir. Ünlü tarihçi Heredot'un da kitabında bahsettiği bu gölün "Acı göl" olduğu ve sözü edilen yerleşim biriminin de Çardak olduğu sanılmaktadır. İlçeye Frigyalılardan sonra Selçukllular egemen olmuştur. İlçede bunlar ve daha sonraki uygarlılara ait kalıntılar mevcuttur. Daha çok ticari ve askeri politika güden Selçuklular, büyük kervan yolu üzerinde Ahkan ve İlçedeki Han'i Âbâd gibi tarihi tarihi yapılar inşa etmişlerdir. Çardak HAN-Î ÂBÂD kervansarayı, ilçe merkezinin içerisinde kalmış durumdadır. Bu kervansaray da diğerleri gibi kervan yolu üzerinde kervanların konaklama yeri olarak yapılmıştır. Han'i Âbâd kervansarayının, tarih araştırmacılarına göre, Selçuklu Sultanı 1. Alaettin TAGAY zamanında 1299 yılında Esüddin tarafından yapıldığı yazılmakta ise de kervansaray kitabesinde "Bi Ribat (Han) Alaettin Keykubat günlerinde Başkumandan Ayaz tarafından 627 yılı Ramazanında yapıldığı" yazılmaktadır. Çardak, Selçuklular zamanında bir uç kalasi olarak, Selçuklular'ın savunma merkezi olmuştur. Anadolu Beylikleri zamanında ise yöre, önce İnançoğulları'nın sonra da Germiyanoğulları'nın eline geçmiştir. Germiyanoğulları Beyliği, Osmanlı İmparatorluğu topraklarına Sultan Beyazıt Han tarafından katılmıştır. Timur, Ankara Savaşı'ndan sonra yöreyi ele geçirmiş, askerlerinin bir kısmı ilçede bulunan kervansarayda birkaç yıl kalmışlardır. Timur'un tekrar doğuya çekilmesi ile yörede beylikler dönemi yeniden başlamış, fakat kısa sürmüştür. 1429 yılında tüm yöre Osmanlı İmparatorluğu'na katılarak Aydın Sancağı'na bağlanmıştır. İdari bölümün yeniden düzenlendiği Cumhuriyet döneminde küçük bir köy olan Çardak sırası ile önce Dinar ve sonra Honaz Bucağı'na bağlı kalmıştır. 1 Nisan 1958 yılında köy iken aynı tarihte ilçe olarak Denizli iline bağlanmıştır. İlçe topraklarının yüzölçümü 235,867 km²'dir. İlçe arazisi 4. zamana ait alüvyon tabakalarından meydana gelmiştir. Acı gölün kuzeybatı tarafları bu yapıdadır. Acı gölün kuzeyindeki Maymun dağı kısımları kalkerlerden meydana gelmiştir. Çardak ilçe merkezinin denizden yüksekliği 850 metredir. İlçe merkezinin kuzeyinde bulunan Maymun dağı ise 1733 m yüksekliktedir. Acı gölün batısında bulunan Han abat (Han'i Âbâd) ovası, kuzeyinde Maymun dağı, güneyinde Söğüt dağları ile çevrilidir. Akarsu bulunmamaktadır. Çardak, Ege ile Akdeniz bölgeleri arasında kalmakta olup, iklimi karasal iklimdir. Yazlar sıcak ve kurak, kışlar soğuk ve kar yağışlı geçmektedir. İlçe toprakları içerisinde Acı göl, Beylerli gölü ve Gölcük gölü adıyla bilinen üç adet göl vardır, ancak; bunlardan Beylerli gölü ile Gölcük gölünde bugün itibariyle su bulunmamaktadır.

Havalimanı

Denizli şehir merkezine 65 km uzaklıkta olup DHMİ Genel Müdürlüğü ile Hava Kuvvetleri arasında yapılan "Askeri Meydanların Sivil Havacılık Hizmetleri İçin Kullanılması İle İlgili Protokol" gereğince 1991 yılında ilk olarak 250 m2 civarındaki prefabrik bir binada yolcu hizmetleri verilmeye başlanmıştır. Mevcut Terminal alanın çok küçük olması ve yetersiz kalması nedeniyle 26 Ekim 1998 tarihinde başka bir Havalimanından transfer edilen 2000 m2 lik prefabrik terminal binasında hizmete devam edilmiştir. Bu arada Havalimanının dış hat trafiğine açılması nedeniyle Gümrük ve Pasaport mekânları düzenlenmiştir. Artan yolcu trafiği ve Havalimanının Gümrük Kapısı ilan edilmesi nedeniyle mevcut terminal binasının da yetersiz kalacağı düşünüldüğünden 1998 yılında pistin güney doğusunda 2.200.000 yolcu/yıl kapasiteli, 280.000 m2 alana oturan yeni bir terminal binası yapılması fizibilite çalışmaları yapılmış ve 2001 yılında temeli atılarak inşaatına başlanan yeni terminal binası 23 Nisan 2008 tarihinde hava trafiğine açılarak hizmet vermeye başlamış olup, anılan tarihten bu yana 18.739 m2 lik yeni terminal binasında, kaliteli ve temiz bir çalışma ortamı ve elit hizmet anlayışı ile havacılık faaliyeti kapsamında hizmet vermeye devam etmektedir.(kyn:http://tr.wikipedia.org/wiki/%C3%87ardak,_Denizli)

Çardak Resmi Kurum Telefon Numaraları

Çardak Kaymakamlığı: 0258 851 20 07
Çardak Belediyesi:0 (258) 851 21 60
Çardak Devlet Hastanesi:0258 851 10 01
Çardak Adalet Sarayı:(0258) 851 2361
Çardak İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü:(0258) 851 2014
Çardak İlçe Emniyet Müdürlüğü:0258 851 20 31
Çardak Jandarma Komutanlığı:(0258) 851 2078
Çardak Askerlik Şubesi:(0258) 851 2054
Çardak Mal Müdürlüğü:(0258) 851 2108
Çardak Vergi Dairesi Müdürlüğü:0258 851 24 36 

Serinhisar

Yüzölçümü:227 km2 (87,6 mi2)
Nüfus:14,796
Posta Kodu:20650
İl Alan Kodu:0258
İl Plaka Kodu:20

Serinhisar, Denizli ilinin bir ilçesidir.

Coğrafi Konum

Denizli-Antalya karayolunun 35. kilometresinde, Karaağaç Ovasının kuzeyinde bulunur. Komşuları Acıpayam, Tavas, Honaz ve Denizli merkezdir.

İdari Yapı

1988'e kadar Acıpayam ilçesine bağlı bir kasaba olan Kızılhisar, bu tarihte ilçe olmuştur. Adını Serinhisar olarak değiştirmiştir. Bir beldesi, üç köyü bulunmaktadır. Bunlar Ayaz, Yüreğil ve Kocapınar'dır.

Tarihçe

Denizli Tarihi

Denizli MÖ 3. yüzyıl ortalarında Selefkilerden antiokhas II tarafından eşi Laodike'nin adına kurulan laodikeia şehrinin yerine geçmiştir. Pilinius'a göre daha önce Diospolis ve sonra Phoas adlı kasabaların bulunduğu yerde kurulan Laodikeia şimdiki Denizli'nin 6 km kuzeyinde Eskihisar köyü yakınında bir tepe üzerine yerleşmişti. 1887 ve 1957 de bu bölge kazı ve araştırmalar yapılmış olup birçok şehir kalıntısı gün yüzüne çıkartılmıştır.

7. ve 10. yüzyıllar arasında Müslüman akınları sırasında şehre Lazkie adı verilmiş; Türklerin kullandıkları Ladik adı bundan türemiştir.

Malazgirt Muharebesi'nde (1071) sonra yöreye büyük Türkmen boyları yerleşti. 11.-13. yüzyıllar arasında bölge Selçuklu Türkmenleri ile Bizans arasında sık sık el değiştirmiştir.

Bu süreçte meydana gelen depremin sonucunda şehir kısmen terkedilmiş ve şimdiki yerinde yeniden oluşmaya başlamıştır. Bir süre Ladik adı yeni kurulan şehir için kullanılmıştır.

Şehrin bugünkü adı 13. yüzyıldan sonra kullanılmaya başlandı. Bu ad önceleri Donguzlu (Donuzlu) Tonguzluk şeklindeyken sonradan Dengizli (Denizli) olmuştur.

13. yüzyıl sonunda Selçuklu veziri Sahip Ata'nın oğullarına verilmiştir. Selçuklular zayıf düşünce Kütahya'da yerleşen Germiyanoğulları onların yerini aldı. Denizli'de Germiyanlıların Ladik beyleri veya inanç oğulları denilen bir kolu hakim bulunuyordu. Bu sırada Ahilerde Denizli'ye yerleşerek zaviler kurmaya başladılar. 1339'da Yıldırım Beyazıt'ın eline geçen şehir 1402'de Timur tarafından Germiyanoğularına geri verildi. Bir süre sonra yine Osmanlı Hakimiyetine girdi. Ve Kütahya'ya bağlı bir kaza haline geldi.

17. yüzyıl ortalarında buradan geçen Evliya Çelebi şehirde 24 mahalleye bölünmüş 3600 ev bulunduğunu kaydeder. Şehir içinde Kale içi denilen dört köşeli yapıda o zaman da bedesten ve dükkânlar bulunuyordu.

19. yüzyıl sonlarında şehir nüfusunun 15-17. bin civarında olduğu tahmin ediliyordu. 20. yüzyıl başlarında Nüfusun 20 bine geçtiği 1883'te Denizli Aydın Vilayeti içinde kurulan bir sancağa merkez olduğu ve bu sancak ta 1924 vilayet halini aldı. Şehrin Demiryolu ağına 1891 yılında bir kolla bağlandı. Milli mücadele sırasında (1920) Yunan cephesi saray köyün kuzeyinden Büyük Menderes'e uzandığı halde Denizli işgal edilmemiştir.

Kızılhisar Tarihi

Kızılhisar şimdiki Kaya mahallesinin bulunduğu yer ve civarında Milattan Önce 1500-1400 yılarında Etiler (Hititler) tarafından kurulduğu sanılmaktadır. Kızılhisar 200 yıla yakın Etiler İmparatorluğunun, MÖ 1200 yılarında Jonlar - Akarların, MÖ 800 yılında Lidyalıların, MÖ 546 yılında Perslerin, MÖ 440 yılında Kayralıların MÖ 334 yılında Makedonyalıların (Büyük İskender İmparatorluğu) MÖ 133 yılında da Roma İmparatorluğunun İdaresinde kalmıştır.

MS 395 yılında Roma İmparatorluğunun parçalanmasıyla Doğu Roma İmparatorluğunu sınırları içinde kalmış olup, MS 1077 yılında Anadolu Selçuklularının yaptıkları savaş neticesinde Roma idaresinden kurtularak 1308 yılına kadar Selçukluların idaresi altına girmiştir.

Selçuklular döneminde Kızılhisar ve Karaağaç yöresine Oğuzların çoğunlukla Avşar boyuna mensup Türkmenler yerleşmiştir. Coğrafi olarak kapalı bir bölgede yer alması bakımından insanlarının genetik saflığı önemli ölçüde korunmuştur. Bu özelliği ile Osmanlı başlangıç dönemi araştırmacıları için ender bulunan belki de yegane bir laboratuvar görevi yapmaktadır.

1147- 1148 yıllarında haçlı seferlerinin akınlarına maruz kalmışlardır. (Haçlı seferleriyle ilgili ayrı bir konum bu kitap da yer almıştır.)

Kızılhisar yöresi Selçukluların idaresinde iken 1277 yılında Cengiz İmparatorluğunun akınlarına da hedef olmuştur. 1292 yılında Eski Anadolu Selçukluların'dan ve Cengizhanlarının idaresine giren Kızılhisar 1402 yılında Timur tarafından Germiyanoğuları Beyliğine bağlanmıştır.

1229 yılında eski Anadolu Selçukluların dan ve Cengiz İmparatorluğunun tanınmış şahsiyetlerinden Keykavlis'un ölümü ve 1300 yılında İlhanilerin tahtına sahip Ebusait Bahadır: Han'ın küçük olması dolayısıyla Kızılhisar, Gölhisar sultanlığı tarafından idare edilmiştir.

Gölhisar sultanı Mehmet Çelebinin 1325 yılında ölmesi üzerine 1326 yılında Germiyanlılarla savaş ilan edilmiş ve bu sene içinde Kızılhisar ve yöresi Kütahya'da bulunan Germiyanlıların eline geçmiştir.

1402 yılında Timur, Denizli'den Kızılhisar'a uğramış ve buradan Burdur ve Isparta-Uluborlu istikametine gitmiştir. 1429 yılında Germiyanoğlu Yakup Bey Osmanlılardan korkarak 2.Murat'a bir vasiyetname ile Germiyan Beyliğini ve Kızılhisar yöresini kesin olarak Osmanlı İmparatorluğuna bağlamıştır.

Böylece Kızılhisar 1429 yılından İstiklal Harbine kadar Osmanlı İmparatorluğunca idare edilmiştir.

Kızılhisar Adının Kökeni

Romalılar zamanında kurulan yerleşim yerinin ismi bazı kaynaklarda (CARYSTUS-KARISTOS) olarak geçmesine rağmen asıl adının bu dönem için KARİA olduğu bir gerçektir.

Kızılhisar, Selçuklular zamanında (Kepez-Yerlikaya) ismi verilmiş ve 1300-1310 yıllarında taş ve tuğla'dan yapılan küçük bir Hisar sonunda Kızılhisar olarak isim değiştirilmiştir. Bu isimde Tuğla ve Toprağının kırmızı olması nedeniyle verilmiştir. Halk dilinde bu yerde kızıl isimli asi bir şahıs vardır, Kendisine karşı gelenleri astırırmış ve bundan dolayı Kızılasar ismi verilmiş denilmekte ise de bu tamamen bir rivayet den ibarettir.

Osmanlı İmparatorluğunun idaresine girdikten sonra hisar bakımsızlığı nedeniyle yıkılmış,temelleri toprak altında kalmıştır.

Hisar'dan 400-500 metre kadar güney ve doğu istikametinde 4 metre eninde ve yüksekçe yapılmış olan avlu duvarlarının toprak yüzünde görülen temellerinin bir kısmı 951 yılına kadar belirli bir vaziyet de idi. Bu temeller Yenice Mahallesi içinde sonradan kurulan Numune Semtindeki evlerin altında ve avlularında kalmıştır. Mithatpaşa İlkokulunun bulunduğu yer ile batı ve kuzey tarafları hisarın avlusu olup,bu yere sonradan ağalar tarlası ismi verilmiştir. Bu avlu ve tarla içine yakın zamana kadar su kuyusu mevcuttu.

Hisarın büyük avlu duvarındaki taşların sökülerek evlerin temellerine konduğu anlaşılmıştır. Hisar da 1954 yılından sonra yıkılmıştır.

Kızılhisar'ın 1924 yılında Osmanlı imparatorluğunun sınırları içine alınmasından sonra Değirmen Deresi önündeki cevizler( Karaağaçlar), Honaz dağı eteğindeki Eğri Kavak, Alaylı, Harami (Akmazca), Yağlıhan, Kısmen Boyralı- Karacaören, Meleş- Menengeç ve en sonrada (1960 yılında) Umurtakta bulunan küçük oba ve köyler yerinden kaldırılarak burada toplanmasıyla büyümüş olan Kızılhisar, mahalleler kurulduğunda Kaya, Orta, Pınarcık, Aşağı ve Yenice olmak üzere 5 mahalleye ayrılmış ve 5 muhtarlık tarafından idare edilmeye başlanmıştır.

Kızılhisar yöresindeki ve yukarıda isimleri belirtilen küçük oba ve köyler, oğuz Türkleri-Türkmenler tarafından kurulduğu, adet, ırk, dil, din ve ananelerine bağlı bulundukları bir gerçektir. 1 Haziran 1987 tarihinde Belediye Meclis kararı ile İlçenin ismi Serinhisar şeklinde değiştirilmiştir.

Haçlı Seferlerinde Kızılhisar

Kazıkbeli Savaşı

Fransa Kralı VII. Louis'in kumandasındaki 2 inci haçlı ordusu 1147 yılında Efes'e gelmiş ve oradan Menderes nehri boyunca yürüyüşüne devam etmiştir. Bu ordudan ayrılan ve daha çok Almanlardan mürekkep bir haçlı öncü kuvveti 1147 senesinin sonlarında Kazıkbeline gelmiş ve burada pusu kuran Kızılhisar ve Yöresinden toplanmış Türk Kuvvetleri tarafından yok edilmiştir.

Bundan sonra 6 Ocak 1148 tarihinde yürüyüşe geçen Fransız kuvvetleri Kazık Belinin alt tarafına geldiler. Kazıkbeli geçidi 7 Ocak 1148 tarihinde aşılacaktı. ve Fransız Kralı bugünü tamamen bu geçide hasretmiş bulunuyordu. Haçlılar ilerledikleri sırada, daha önceleri burada perişan edilen Alman haçlılarının cesetlerini görünce savaş nizamına girdiler. Birkaç gün önce Denizli yöresindeki yenilginin öcünü almak için pusu kuran Türkler Kazıkbeli'nin tepesinden Haçlıların hareketlerini izliyorlardı. Haçlılar savaşçı birliklerini öncü ve artçı ikiye ayrılmış olarak kazıkbeline doğru yürüyorlardı, planlarına göre öncüler suretle Kazıkbeli'nin düzlük yerine varacak orayı Emniyete alıp,çadırlara kurarak kamp yerini hazırlayacaktı. Nitekim Geoffroi de Rancon kumandasındaki öncü kuvvetleri bir mukavemetle karşılaşmaksızın Kazıkbelinin en yüksek yerine vardı, Fakat saat sabahın henüz dokuzu idi, öncü kumandanı bugünkü yürüyüşü az bulmuştu. Rehberleri de geçidi aşmaya tavsiye ettiler ve az uzakta kamp kurmaya elverişli bir ova bulunduğunu söylediler. (Kızıl çukur ovası) Fransız öncü kuvvetleri kazık belini terk ederek Kızılhisar ovasına indi ve çadırlarını kurarak istirahata çekildi. Türklerin kuvveti onlara nispeten az olduğu için fazla mukavemet gösteremediler. Artçı kuvvetleri de önceden kararlaştırıldığı gibi Geoffroi'nin Kazıkbeli'nin düzlüğünde durup çadırları kurduğundan emin ve orasının da çok uzak olmadığını görerek hareketini ağırlaştırmıştı.

Bizzat bu savaşta bulunan bir haçlı müellifi (yazarı) şöyle anlatıyor.

Dağ sarp ve kayalıktı, tepesi bulutlara değecek kadar yüksek bir dağın (Honaz dağı) yamacında yürüyorduk ve Aşağıda Vadinin derinliklerinde sular, cehennem içine düşüyor gibiydi. Ordu bu arızalı yolda ilerledi. (ımırdat'tan Kazıkbeli'ne gelen eski yol) Savaşçılar birbirini itiyor, kalabalık her geçen an biraz daha büyüyordu, nihayet sıkıştılar ve süvarileri düşünmeden burada tıkanıp kaldılar.

Yük hayvanları uçurumun derinliklerinde akisler yaparak aşağıya düşüyorlardı. Kayalar yerinden kopuyor, düşerken insanları ve hayvanları eziyordu. Herkes yanlış bir adım atıp uçuruma yuvarlanmaktan ve başkaları düşerken kendisine çarpmasından korkuyordu.

Türkler bu kalabalığı ok yağmuruna tutarak kendilerini toplamalarına meydan vermiyorlardı. Saatlerin ilerlediği ölçüde, Haçlılardaki karışıklık daha da arttı, Mamafih bu Türklere kafi gelmedi, aksine daha cüretli oldular. Türkler öncüden daha uzun bir zaman için korkmadıklarından ve artçıyı da henüz görmediklerinden bize karşı saldırdılar, birden atılarak hatlarımızı yardılar ve kalabalığı koyun gibi doğradılar. Bundan gökleri ve kralımızın kulaklarını delen bir çığlık hasıl oldu. Kral şimdi felaketin ne olduğunu gördü, ama bu sırada gökten yaklaşan karanlıktan başka bir yardım gelmedi. Ancak karanlık çökerken Türk hücumunun tahribatı durdu.

Haçlı müellifi sonradan savaş hakkında daha fazla tafsilat veriyor:

Türkler, haçlı kuvvetlerinin kargaşalığını görerek, hemen harekete geçip, Kazıkbeli yolunu kestiler, Haçlılar ancak Türklerin içinden geçerek yardıma koşabileceklerdi. Türkler önce uzaktan şiddetli bir ok yağmuruna tuttular ve sonrada kılıçlarıyla saldırdılar. İlk anda birçok kayıplar verdik. Türkler Fransa kralından daha asil ve kudretli olan Alman imparatorunun ordusunu yendiklerini söyleyerek savaşıyorlardı. Her iki tarafta uzun müddet inat ve şiddetle dövüştü. Türkler Haçlıların bir çoğunu öldürdü, büyük bir kısmını da esir aldılar. Haçlı ordusu bu feci durumda iken, sonradan bize savaşı anlatan Rahim Odon de Deuil, kralın bulunduğu artçıyı göndermişti, onlara başımıza gelen bütün felaketi anlattım savaşçılar heyecanla silahlarına koştular, lakin yolun hayli arızalı oluşu yüzünden süratle hareket edemediler. Bu sırada yanında bir miktar asil olduğu halde Kral savaşın içine atıldı, bu mücadelede atını kaybetti, yanındaki şövalyelerde teker teker Türk oklarıyla öldüler. Türkler ağır zırh giymiş Haçlıların hareketine engel olmak için atları da öldürüyorlardı. Kral ve şövalyelerin bu ani hücumu bir kısım haçlıların kurtulmasına yol açtı, fakat Kral Türklerin arasında kalmıştı, bu çarpışmada Kral, sayıca az lakin pek ünlü muhafız kısmını kaybetti. Fakat soğuk kanlılığı toplayıp, bazı ağaç köklerine tutunarak süratle bir kayanın üzerine çıktı.

Kazıkbeli savaşı hakkında bir kaynakta iki değişik rivayet naklediyor.

Türkler muharebe meydanına hakim olunca, çevrelerinde az Türk bulunduğu sırada birkaç Fransız askeri, kralın atından tutarak onu yakında bulunan bir tepeye çıkardılar ve geceye kadar orada kaldılar. Lakin herhangi bir yoldan inmenin Türkler içinde kalmaktan daha akıllıca olduğuna hükmettiler. Kral her taraftan Türklerle çevrili idi. Ordusu kaybolmuştu, kimse gidecek yolu bilmiyordu. Nihayet kalabalığın yaktığı ateşi fark ederek oraya vardılar. Türkler de karanlıktan on öncülere ait zannederek, takip etmediler, geri döndüler.

Diğer rivayet ise, kralın bir tepede yanında bir Haçlı kuvveti ile kaldığını zikreder, Türkler onu tanımıyordu, kral bu tepede kendisini cesaretle savundu. Gecenin çöktüğü, karanlığın dövüşleri ayırdığı sırada bir ağaç altına çekildi. Sonra dallarına çıkarak, uzun zaman kendisini Türklere karşı müdafaa etti. Türkler karanlık ve kralın yardımına gelen kuvvetlerden dolayı Kazıkbelin den uzaklaştılar.

Bunlardan Odon de Deuil'in zikrettiği ilk şekli tercih etmeliyiz. Zira maruf Fransız tarihleri de, bu kaya üzerindeki savaşı hep zikrettiği ilk şekli tercih etmeliyiz. Zira maruf Fransız tarihleri de,bu kaya üzerindeki savaşı hep zikrederler. Kral Kayanın üzerine çıkınca onu esir almak için Türkler de ardından tırmanmaya çalıştılar. Uzaktan bazıları ok atıyordu. Zırhlı oklarda kendisini korudu ve kayayı çıkmak isteyenleri de kılıcıyla durdurdu. Türkler onun kral olduğu bilmediklerinden, esir etmenin güç,bu zamanda ani bir saldırıdan çekildikleri için, karanlık bastırmadan evvel ganimet toplamak için dağıldılar. Kral,daha sonra sahipsiz bir atat binerek askerlerine iltihak edebildi. Fransa kralını Türklere esir düşmekten gecenin ve ganimet arzusunu kurtardığı muhakkaktır. Zira bu kazıkbeli savaşında öyle çok mal ele geçmiştir ki,Türk ülkesi harçlılardan alınan ganimetlerle dolmuştu.

Kazıkbeli Savaşı diye adlandırılan bu savaş haçlıları pek üzmüştü. Zira onlara göre Fransa'nın en güzel çiçekleri, Şam duvarları altında meyve vermeden solmuşlardı. Franzsı ordugahının uzun boylu anlatılan kederli halini tasvir etmiyoruz. Fakat gece, hemen kendilerini toplamışlar daha ciddi tedbirler almışlardı. Fakat Türklerde Zayıflığımızı öğrendikten sonra daha cüretli epeyce ganimet aldıktan sonra daha da hars olarak bize taciz ediyorlardı. Buna karşılık haçlılarda toparlanmışlardı. Türkler bu kalabalık orduyu saldırmak yerine geçecekleri yolu takip ederek mahfetme yolunu tuttular.

Haclılarda Kazıkbelinden hareketle Kızılhisar ovasından geçerek Acıpayam ovasından ve kıyıları bataklık iki ırmaktan geçtiler. İkinci ırmak yakında iki tepe vardı, Birsni Türkler tutarak Başlarından yoldukları saçları yere atmışlardı. Bu durum haclı müellifene göre, bu topraklardan hiçbir şekilde ayrılmayacaklarına işarettir. Fakat her tarafı tahrip ederek çekildiklerinden buradan çıktılar. Ançak haclı ordusunda alcık baş göstermiş, önce atlar maf olmuş bunları yiyen şovalyeler ve ordu güçlükle Gölhisar tarafından Antalya'ya varabilmişti.

II. Haclı seferi sırasında gayet dost hane olan Türk-Bizans münasebetlerinin bozulmasından sonra Leodikya Türk akınlarına uğradı. 1157'de Alaşehir'e gelen Manuel Kommones, Türk topluluklarına girerek yağma ve tahribe koyulmuş Selçuklu Kuvetlerinin uzak oluşundan istifade ederek bütün etrafı yakıp yıktıktan sonra İstanbul'a dönmüştü. Türk Kuvvetlerinin bunun intikamını alacağını iyi bilen Kommones Türk akınlarını önlemek için Homa ve Honaz istikamlarını tahkim ve techiz etti ise de Türk kuvvetleri yollarının kapatılmış olmasından yılmadılar. 1158 senesinden Karaağaç ovasından akınla ansızın Leodikya üzerine indiler. Böylece Bizans imparatorunun Türk topraklarında yaptığı tahribin öcünü aldılar.

1192'den sonra Bizanslılarla Selçuklular Burdur ve Gölhisar yöresinde karşılaşmışlar. Konya Sultanı, Osman ve Hüsamettin Beyleri birer Tümen askerle bu mıntıkaya göndermiştir. Önce birlikte hareket ederek Bizanslıları yenen bu Kumandanlar sonra ayrılmışlar, Hüsamettin Bey Çal, Osman Bey ise Karaağaç yani bugünkü Acıpayam yöresini zapta koyulmuşlardır. Osman Beyin bir lakabı da Yatağan baba olup, Savaşa yata yata kazanmasından almıştır. Bunun ordusunda bulunan bir Selçuklu Prensinin tedavi olduğu pınara Sultan pınarı denilmiş mıntıkadaki birçok köy isimleri bu fetihle ilgili olmuştur. Fetih den sonra buraları bir prensle kumandana verilmiş ve vefatlarında Yatağan'a gömülmüşlerdir.

İbn-i Said'e Göre Kızılhisar Yöresi

1261 yılında Karaağaç ovasından (Kızılhisar yöresinden) geçen İbni Said Toğurlu- Toğuzlu dağları ve bunun etrafında 200.000 hane (Beyt-Çadır) bir Türkmen halkının oturduğunu yaşadığını belirtmiştir. Bu yer Karaağaç ovası ile Beşler yaylasında Honaz dağına kadar olan kısımdır. Ayrıca bu Türkmenlere Uç denir demiştir. Bundan da anlaşılıyor ki Kızılhisar ve yöresi UÇ Türkmenlerinin İlk yurdudur. Bundan sonra bu Uç Türkmenleri Karaağaç ve Kızılhisar yöresinde yerleşip küçük köyler kurmuşlardır.

1261 yılı öncesi ve sonrası Uç Türkmenlerinin başlarında Kahraman Uç Gazisi sıfatına taşıyan Avşar boyundan Mehmet Bey, kardeşi İlyas Bey, akrabası olan damadı Ali, Salur ve Sevinç Beyler vardı. O tarihlerde Türkmenler kırmızı külah giyerlerdi, Mehmet Beyin emri ile kırmızı külahlar değiştirilip,yerine ak külah giymişlerdir.

Kızılhisar Yöresi Ve Türkmenler

Kızılhisar ve Karaağaç yöresi toprakları 1200 yılı başlarından itibaren Uç'un güneybatı kanadını teşkil ediyordu. Bu kesimlerde kalabalık bir Türkmen nüfusu muhtevi idi. Bu Türkmenler önceleri Bizans elinde olan zengin Ege topraklarında cihat için yığılmışlardı. İlk Fetih yıllarında sahillere kadar bütün Batı Anadolu'ya yayılmış olan Türkmenler için her iki Devletin de kontrolünden uzak bu Uç bölgesi göçebe hayat şartlarını idame ettirmeye elverişli bir barınak ve faaliyet sahası vazifesini görüyordu. Doğudan devamlı şekilde Anadolu içlerine gelen ve Selçuklular tarafından düşman toprakları istikametinde sevk edilen yeni aşiretlerinde katılmasıyla buradaki Türkmen unsuru gittikçe artan bir yoğunluk kazanıyordu. Bizzat Selçuklularda bu hususta destekleyici rol oynamışlardı.Zira Selçuklular vaktiyle Devletlerinin kurucusu bu Türkmenleri Uç lara sevk ettiler. Ve kendileri Büyük Selçuklularda olduğu gibi bazı milletler den toplanan orduya dayandılar. 1192 yılında, savaşlar da cesur askerler temin etmekte ünlü olan bu Uç Türkmenlerin Selçuklu siyasi hayatında da bir kurucu usur olmuşlardır.

1274'te vefat eden İbni Said'e göre bu Türkmenler Selçuklular devrinde Rum Diyarını fetheden Türk soyundan çokluk bir kavimdir. Türkmenlerde başka yerlere gönderilen kilimler yapılır. Buranın sahilinde Marki isimli bir körfez vardır, Burası seyyahlarca meşhurdur. Buradan İskenderiye ve başka yerlere kereste gönderilir. Burada bulunan nehir üzerinde bir köprü vardır,Barış zamanlarında indirilir ve harp çıktığı zaman kaldırılır. Bu Müslümanlarla Hıristiyanlar arasında sınırdır. Antalya'nın kuzeyinde Toğurlu-Tokuzlu dağı vardır. Burada ve bunun etrafında ikiyüzbin çadır Türkmen oturur ve bunlara Uç denir. Buralarda güzel yay imal edilir.

Bir başka kayıtta da bu malumatın Moğollardan evvelki devreye ait olduğu veçhile 1204'ten sonraki zamanlardır. İbni Said'in bu söylediklerini daha sonraki birçok tarihi hatıranın karıştığı görülmüştür. Türklerle Rumlar arasında sınır olduğu zikredilen nehir bahsedildiği gibi Karaağaç ovasından çıkan Dalaman çayı olduğu kadar da Menderes Nehridir. Nitekim bunun üzerinde kurulan ve 1243'te Türk ve Bizans garnizonları arasında münasebeti temin eden köprü burada bahsedilen köprüdür. 1177'de aynı yerde köprü başında Ata Bey Bizanslılarla çarpışırken şehit düşmüştür.

Belirtilen yörelerde, bilhassa ASİKARAAĞAÇ mıntıkasında Türkmenlerin büyük bir kesafet de bulundukları başka kaynaklar tarafından da teyit edilmektedir. 1332-1333'te Karaağaç ve Kızlhisar ovasından geçen İbni Battutta Karaağaç ovasının Türkmenlerle meskun olduğunu söylemektedir. İlhanlı Hükümdarı Argunhan'a bir harita yapan Kubbeddin Talamaniye dağlarının Uç Türkmenleri elinde olduğunu yazmıştır. Hayli kalabalık olan bu Türkmen Nüfusu bu yörede Anadolu'nun en kesif OĞUZ boylarının yer isimlerini vermişlerdir. Bu dahi mevcut bazı köylerin isimlerinden anlaşılacağı üzere bu Türkmenler, Avşar ulusuna ve aralarında bazı Uç oklu boylar da bulunmakla beraber daha çok Bozoklara mensupturlar. Bu yöre Türkmenlere arasında kayılarında önemli sayıda olduğu malumdur. Yatağan- Söğütova arasındaki yer Kayıyayla ismini taşımaktadır. Kayılar muhtemelen 1261 yılındaki isyana karıştıkları için Menteşe yöresine gitmişler ve bu yöredeki hadiselere pek karışmamışlardır. Avşarlar, Türkmenler arasında temayüz ettiler. Önceleri konar-göçer yaşayan Türkmenler sınır boylarına kadar yerleşik hayata geçtiler. Hayatlarını akıncılıktan ziyade kilim imal ve ticaretiyle sağlayan Türkmenler bu kilim imal sanatını orta Asya'dan getirmiş olabilecekleri başka bir kayıt da belirtilmektedir.

Güney batı Anadolu da büyük bir yer işgal eden Türkmenlerin mahalli kabile beylerinin idaresinde olduğu muhakkaktır. Bugün dahi Karaağaç bölgesinde Türkmen Beyleri hanedanları bulunması, asıllarının bu zamana kadar uzadıkları intibaını vermektedir.

Türkmenler 13'ncü yüzyılda henüz kabilelerinin ismini taşıyan beylerin idaresinde idiler. Yiva ve Salur beyler gibi. Bunlar şüphesiz ki, daha çok oğuz boyundandırlar. Bu Türkmen mıntıkasının doğusunda Afşar Bey'in idaresindeki Afşarlar, keza batıda da bir başka Afşar beyinin bulunduğunu biliyoruz. Diğer bir faal boyuda Yazır beylerinin hakimiyet mücadeleleri 19'ncu yüzyıla kadar devam etmiştir.

Denizli ve Karaağaç yöresi, Türkmenlerle meskun olduğundan birçok defalar Selçuklu Sultanlarının bir sığınak yeri olmuştur. Gııyaseddin Keyhusrev buraya gelmiş ve diğer bir Selçuklu Sultanı İzzeddin ise, Besuday'ı oyalayarak bir fırsatını bulup Rum diyarına İznik'e gitti.

Moğollara karşı önceden Selçukluları tutan Türkmenler bu sadakatlarına ihanetle karşılık görünce Selçuklu devletinden iyice soğudular. Çünkü Bizanslılar kendilerine sığınan eski sultan İzzettin Keykavus`a taht mücadelesinde bir miktar asker vererek yardımcı olmuşlar.İzzettin Keykavus`ta tekrar taht`a çıkınca Bizans İmparatoruna, Denizli havalisini terk etmişti. Bu durum Türkmenleri tamamen kızdırdı. Yoğun halde yerleşen Türkmenlerden Bizanslılar tutunamadılar ve Denizli yöresi 1259 senesinde tekrar Türkmenlerin eline geçti. Bundan sonra Türkmenler Sarayköy'den Antalya-Alanya'ya kadar olan bu bölgede ilk Türkmen beyliğini kurdular. Bu beyliğin sıklet merkezinin yakın vakte kadar ASİKARAAĞAÇdiye anılan Acıpayam yöresi olduğu muhakkak Türkmen beyliğinin başına sahne olarak İlhanlı Hükümdarı Hulagu tarafından Kuşlar isimli bir zatı (kumandan-Şahne) tayin etmiştir. Dini liderleri de Yatağan Baba olması muhtemel görülmektedir.

Türkmenler arasında olan Mehmet, kardeşi İlyas, akrabası Ali ve Sevinç Beyler 1259 senesinde büyük başarı göstermişler ve Mehmet Bey'i Türkmenler baş olarak tanıyorlardı. 1261'de Türkmenler Selçuklu Sultanına baş kaldırarak doğuya doğru akın ettiler ve Konya-Antalya kervan yolunu kestiler. Mehmet Bey, Selçuklu Veziri M. Pervane'nin daveti üzerine Kayseri'ye gittiği zaman bile Türkmenler sağa-sola sataşmakta geri sataşmaktan geri durmadılar.

Türkmenlerin Selçuklulara karşı bu tutumları, zayıf bir Selçuklu Devletini yaşatmak isteyen Moğollar tarafından iyi karşılanmadı. İlhanlı Hükümdarı Hulagu adam gönderip yanına çağırdığı halde gelmeyen Mehmet Bey'i Rükneddin'e teşvikiyle asi ilan etti. Bu durum İlhanlılara karşı beliren umumi mukavemetle ilgili olduğu anlaşılıyor. Zira Mısır tarihleri de bunlardan bahseder. HULAGU, Selçuklu Sultanı Rükneddi'e ve Anadolu'daki Mogol kuvvetlerine ferman göndererek Mehmet Bey ve maiyetindeki Türkmenler üzerine yürümelerini emretti. Müttefik Moğol ve Selçuklu ordusu, Türkmenler üzerine yürüdüğü sırada Mehmet Bey'în damadıolan Ali Bey, eniştesine kırılarak Selçuklulara iltihak etti.

Ali Bey Türkmenlerin gizli geçitlerini bildiğinden müttefik ordusu ansızın Türkmen ülkesine girerek birçok esir almıştır.

Türkmen kuvvetleriyle müttefik ordusu, Sahra yı Talamaniye de (Karaağaç ovasında) karşılaşmışlar, savaşı kendilerini ihanet eden Ali Bey yüzünden kaybeden Türkmenler, dağlara kaçmışlardır. Bu savaşın Karaağaç ovasında cereyan ettiği, hatta ASİ'lik keyfiyetinin bundan geldiği şüphesizdir. (Halk annesi de, bu Asiliğin Germiyan hakimiyetini kabul etmeden doğduğu görüşündedir. Türkmenlerin reisi Mehmet Bey savaştan sonra Bozdağa kaçmıştır. Mehmet Bey sığınıp tahkim ettiği dağlardan itaat etmek için adam göndermiş, müttefiklerde yeminle bunu kabul etmişlerdir. Mehmet Bey ile diğer Türkmen Beyleri dağlardan inerek Sultan Rükneddin'in yanına gönderilmişlerdir.

Selçuklu Sultanı bu isyanı bastırıp Uç işlerini de yola koyduktan sonra Karaağaç ovasından ayrılarak Uluborlu'ya geldiğinde Mehmet Bey'i öldürterek damadı Ali Bey'i Türkmenlerin başına müstakilen Bey yaptı ve böylece Türkmenler Selçuklu ve dolayısıyla İlhanlı hakimiyeti altına girmiş oldu.

Türkmenlerin bu isyanının bastırılması hayli sert olmuştur. Uç Türkmenlerinin reisi olan Ali Bey'den muhtelif kaynaklar bahsederler. İbni Haldun da geçen Ali Bey'in, Denizli emiri ve Cenubi Bizans Uç'u kumandanı olduğunu M. Halil Yivanç söylemektedir. Baybars'ın Anadolu'yu terk edişinden sonraki olaylar sırasında Ladik emiri olarak olarak zikredilen Ali Bey'in bu isyanda adı geçen şahısla aynı olduğu muhakkaktır. Ali Bey sonradan Denizli'de bir beylik kuracak olan İnanç Oğullarının atasıdır. Keza bu isyanda adı geçen Türkmen Beylerinden İlyas Bey'de Hamidoğlu Dündar Beyin babasıdır.

Türkmenlerin (Oğuz Türklerinin) Kızılhisar ve Acıpayam yöresine geldiklerinde bu ovada Karaağaç Balamut ağaçlarının çok olmasından dolayı bu yere Karaağaç ismini vermişlerdir. Türkmenlerin Selçuklulara karşı baş kaldırmalarından dolayı da ASİKARAAĞAÇ denilmiştir. Bu rivayete göre de Afşar oymağına mensup KARAAĞAÇ BABA'nın ismine izafeten Karaağaç adı verildiği söylenmektedir.

1864 yılında Asi Karaağaç yöresinin Konya vilayetine bağlanması üzerine (ASİ) ismi kaldırılarak Garbin Karaağaç ismi verilmiş ve bu isim de Garbi Karaağaç'ın kaza olduktan çok sonraları dahi kullanılarak 20'nci asırda da ACIPAYAM ismi verilmiştir.

Tarihi Eserler

Ören yerleri, Höyükler, Türbeler, Savaş alanları, Tarihi mezarlar, kale, sur ve şehir kalıntıları: Köyde okul olarak kullanılan, Kurtuluş savasında yunan karargahı ve günümüzde konut olarak kullanılan Salim ERHAN'a ait ev, Zindan olarak kullanılan Kebir Camii, Selçuklu Hamamı, Erenler mevkiindeki köy harabesi, Agaçbeyli yolundaki Efe mezarları, Bilese mevkiinde bulunan Kurtuluş savası mezarları, Taşpinar Höyüğü, Yukarı bağlar mevkisinde bulunan roma mezarları, Caber kalesi kalıntıları, Çil höyüğü, ve Cabar köyü istihkamları

Sosyal faaliyetler: Kasabadaki iki adet sinema ve tiyatro salonunun 1978 yılında kapatılması nedeniyle sosyal faaliyetler yapılamamaktadır.

El isleri, zanaat örnekleri: Kasabaya özgü Keçi kılından ve yünden yapılan kilim dokumacılığı, heybe, süs torbası dokuması yapılmaktadır. Tahta kaşık oymacılığı yapılmasına rağmen günümüz koşulları nedeniyle örnekleri azalmıştır.

Ilçe merkezinde ve meskun olanda tarihi eser dikkat cekmemekle beraber arkeolojik alanda saha calışması yapılması için bakir bir alandır zira yörük kültürü ögeleri sonradan entegre olan bu cografyada yapılması gereken toprak tabakalrının incelenmesi ve zamanlandırılmasıdır. Mugla bölgesine en kestirme yolları barındıran bu cografyanın mö 600 lerde sık ormanlık oldugu tahmin edilmektedir

Halk Eğitim Hizmetleri

1999 yılına kadar ilçede Biçki, dikiş, nakıs kursları açılmış 1999 yılında kursiyer yetersizliği nedeniyle kurs açılmamış olmasına rağmen halen Halk Eğitimi Merkezi yeni binasında değişik dallarda kurs faaliyetlerine devam etmektedir.

Sportif Faaliyetler

İlçede bulunan Serinhisar Belediye Spor Kulübü, Denizli 1. amatör kümede ve gençler liginde müsabakalara katılması nedeniyle futbol çalışmaları, gençleri içindeki yeteneklilerin eğitimi için antrenörlerce yapılan hazırlıklar, Kasabalar arası futbol ve voleybol müsabakaları yapılmaktadır. İlçede güreş sporu ilgi görmekte olup İlçe Güreş İhtisas kulübü çalışmalar yapmakta olum gençleri yetiştirmektedir.

Spor Tesisleri

İlçede resmi müsabaka normlarına uygun toprak zeminli futbol sahası mevcuttur.

Taekwondada Türkiye'yi yurtdışında başarıyla temsil ederek birçok ödüle imza atan ünlü sporcumuz Mehmet Ali Develi vardır

Avcılık Faaliyetleri Avlaklar

İlçede bilinçsiz ve gelişigüzel yapılan avcılık av hayvanlarının soylarının tükenmesi tehlikesini gündeme getirmiş, Bu nedenle ilçede faaliyet gösteren avcılarve atıcılar derneğinin düzenli çalışmaları ile denetimli olarak av yapılması sağlamıştır Son yıllarda ilçe ovasında domuz neslinin çoğalması ve çiftçinin ürünlerine zarar vermesi nedeniyle 2007 yılı mart ayından itibaren sürek avları düzenlenmeye başlamıştır.

Kültürel Faaliyetler

2001 yılından beri ilçe merkezinde Leblebi ve Kültür Festivali yapılmaktadır. Festival, ilçede Çamlık denilen bölgede her yıl temmuz ayında yapılmaktadır. Her sene çeşitli mahalli ve ulusal sanatçılarında katılımıyla 3 gün süren festivale çevre il ve ilçelerden çok sayıda konuk gelmektedir.

Ayrıca Serinhisar'a bağlı Yatağan kasabasında da her sene Bıçakçılık Festivali yapılmaktadır.

Serinhisar Resmi Kurum Telefon Numaraları

Serinhisar Kaymakamlığı:(0258) 591 3950
Serinhisar Belediyesi: 0 258 591 51 81 - 83 - 84
Serinhisar Devlet Hastanesi:(0258) 591 2007
Serinhisar İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü:(0258) 591 3948
Serinhisar İlçe Emniyet Müdürlüğü:(0258) 591-3327
Serinhisar Jandarma Komutanlığı:0258 591 52 98
Serinhisar Askerlik Şubesi:(0258) 212-8295
Serinhisar Mal Müdürlüğü:(0258) 591 3958

 

Çivril

Yüzölçümü:11.861 km²
Nüfus:61,007
Posta Kodu:20600
İl Alan Kodu:0258
İl Plaka Kodu:20

Çivril, Denizli'nin bir ilçesi.

Tarihçe

Çivril adına tarihte ilk kez Myriokephalon savaşını anlatan Bizans Belgelerinde rastlıyoruz. 12. yüzyıldan kalma bu belgelerde Çivril adı Rum yazımı ile " Tribritzi " ve Latin yazılımı ile " Cyybrilcimani " diye geçiyor. Çivril adı Selçuklular döneminde Anadolu'ya göç eden Çağatay Türklerinin kullandığı Çağatay Türkçesine ait bir tanımlamadır ve anlamı "suyu bol olan yer", "sulak yer" demektir. Anadolu'da birçok bölgede Çivril adı vardır. Luvilerin yaşamadığı yerlerde de Çivril yerleşim alanları vardır. Çivril'in Luvi diliyle alakası yoktur ve Çağatay Türkçesinde Çivril "yalın" bir kelime olarak geçer.

Tarihçi Niketas "Tarih" adlı yapıtında savaşın yapıldığı geçitin adını " Tribritzi " biçiminde yazmıştır. Gerek eski gerek yeni Hellen dilinde C harfinin ve bizdeki okunuşuyla C harfinin karşılığı yoktur. C sesini vermek için tz, Ç sesinin vermek için ts kullanılır. Diğer yandan yeni Hellen ağzından b harfi bizdeki v' nin değerindedir. Demekki geçidin adı " Tribritzi " diye yazılmakla birlikte bu yazım bizim okuyuşumuzdaki Civrici ya da Çivrici' nin değerindedir.

Bu adın içindeki Çivr-Luwi dilinde " Bol su, Gür su " anlamında, adın sonundaki -il ise " Geçit, boğaz " anlamındadır. bunların tümü içinden suyun aktığı bir doğal geçit' e işaret eder. Çivril adının işaret ettiği bu tür bir geçit ise doğu yanı başındaki " Küfü Çayı Vadisi' dir "

Türkiye'de Çivril adına taşıyan bundan başka yedi tane daha yerleşme birimi bulunmaktadır. Sultan Höyüğündeki yerleşme ile başlamıştır.

1954 - 1959 yılları arasında İngiliz Arkeoloji Enstitüsü adına burada yapılan kazılarda MÖ 4000 yıllarına tarihlenen buluntular elde edilmiştir. Bu durumda Çivril'in 6000 yıllık bir tarihi vardır.

Höyüğün bilinen ilk sakinleri Arzawa'lardır. MÖ 2000 - 1680 yılları arasında hüküm süren Arzawa'lardan sonra sırayla Hititler'in, Frigler'in, Kimmerler'in, Lidya, Pers, Makedonya Krallığı, Seleskos Krallığı, Bergama Krallığı, Roma İmparatorluğu, Bizans İmparatorluğu, Büyük Selçuklu ve Anadolu Selçuklu dönemlerini yaşamıştır. Daha sonra ise Sahib Ataoğulları ve Germiyanoğulları Beyliği dönemlerini yaşayan Çivril, Moğol işgalinden sonra Osmanlı egemenliğine girer.

Çivril Myriokephalon Savaşı

26 Ağustos 1071 tarihinde Türklere Anadolu kapılarını açan Malazgrit Zaferinden sonra Türkler, yaptıkları akınlarla sık sık Anadolu içlerine girmişlerdir. ll. Kılıçarslan (1155-1192) tahta çıktığı zaman Bizans İmparatoru olan Manuel bu durumdan rahatsızlık duyuyordu. Türkler daha fazla kuvvetlenmeden Siblia (Sublaion) kalelerini inşaa ettirdi.

Savaş kaçınılmaz hale gelmişti. Bu amaçla 1176 ilk baharında Ulubatgölü kenarındaki karagahında hareket eden Manuel Honaz. Lampis (Beylerli) Dinar yolu ile hareket üssü olan Siblia'ya (Homa - Gümüşsu) gelmiştir. Sultan buraya barış için elçilerini göndermiş ise de bunları kabul etmeyerek bir konak ötedeki Işıklı (Myriokephalon kalesine gelmiştir. Niketas'ın terk edilşmiş eski bir kale dediği "Myriokephalon Kalesi" buradadır. Sarıbaba Tepesi eteğşndeki bu kaleye ait Bizans yapısı dışkale ve Arkaik döneme (MÖ 640-MÖ 480) ait iç kale duvarları saptanmıştır.

ll. Kılıçarslan buraya elçilerini göndererek bir defa daha barış yolunu denemiş ise de imparator elçileri yine kabul etmemiştir.

Sonuçta Manuel Ordusunu, hiçbir güvenlik tedbiri almaksızın içinde dar, uzun ve kıvrımlı bir boğaz bulunan " Tzibritzi " vadisine sürmüştür. Bu vadi Küfi Çayı vadisidir.

Boğazın iki yakasını tutan sultan ise öncü Bizans birliklerinin boğazı geçmesine izin verdikten sonra askerlerine ok atışı emrini vermiştir. Yakın mesafeden yapılan bu atışlar çok etkili olmuştur. Ölen hayvan ve askerler vadiyi kapatmıştır. Daha sonra yamaçtan inen Türkler düşmanlarının imha etmişlerdir. Akşamın alacakaranlığına kadar savaşın ertesi günü sabah Bizanslılar büyük bir sürpriz ile karşılaşırlar. Sultan elçisini göndererek barış isteğinde bulunur. İmparator Dorilaion ve Siblia kalelerinin yıkılması şartı ile anlaşmayı imzalar ve bir Türk müfrezesinin koruması altında Honaz' a gönderilir.

Böylece Malazgirt Zaferiyle Anadolu'ya giren Türkler Myriokephalon Zaferiyle de Anadolunun tapusunu almış olurlar.

Anadolu Türkleşmesinde büyük bir öneme sahip olan bu savaş ilçemiz toprakları içerisinde kazanılmıştır.

Çivril Belediyesi' nin öncülüğünde ilki 1995 yılında yapılan, Dördüncüsü ise 1998 yılında yapılan Çivril - Myriokephalon Savaşı sempozyumuna sunulan bildirilerde de bu tez doğrulanmaktadır...

Büyük Menderes Çivril Ovasını suladığı için ova bataklıktı. Bölgede sığır, camuz ve vahşi at sürüleri vardı. Tarihte Onbinlerin yürüyüşü denen zamanda Pers kralı Daryus KserksesSard'dan yola çıkmış bir ay boyunca Çivril ovasında kalarak ordusunun tedarikini gidermiştir. Büyük İskender'in komutanları da bölgenin ekonomik gücünden dolayı Çivril'e uğramış Yavuzca çiftliği denilen yerde üs kurmuşlardır. Burada İskender döneminden kalma kaya mezarları, iki tümüls ve taş kabartmalar vardır. Türkler buraya geldiklerinde "suyu bol olan yer" bol su veren geçit" anlamı taşıyan Çivril ismini vermişlerdir (bu bilgi de yanlış! Anadolu'da başka yerlerde var Çİvril adını taşıyan). Çivril'in Kocakır mevkii denen bölgesinde "Kervan Yolu" olarak adlandırılan Selçuklular döneminden kaldığı zannedilen yol vardır. Bundan da anlaşılacağı üzere Orta Anadolu'dan Batı Anadolu'ya geçişte Akdağ eteklerinden Hacıkadirler denen bölgeden ve Sandıklı yönünden Menderes Nehrini takiben Cumalar-Işıklı-Koçak-İğdir Yokuşu eteklerinden devamla Bekilli tarafına (Kayı Pazarı) bir kervan yolu olma ihtimali büyüktür (Bu yol, Yassıhöyük köyünden geçer ve halen daha kayı yolu diye bilinir). Kervan yolu şu an şehir içinde kalmıştır.

Çivril'e 11 km uzaklıktaki Işıklı nahiyesi MÖ 250'lü dönemlerde Eumania adı altında antik bir kent olup Hierapolis ve Laodikya ile aynı dönemlerde kurulmuştur (Böyle kesin bir bilgi yok). Çivril-Uşak bölgesinde çok sıkça orman niteliğindeki Meşe ağaçlarının kapladığı bölgeye "Meşe Denizi" denilmiştir. Çivril'deki meşe palamutu kaynatıldığında kahverengi kök boya elde edilmektedir. Laodikya'da Romalı askerler için yapılan elbiselerin kahverengi olmasına sebep Laodikyalı tekstilcilerin Çivrildeki meşe palamutundan elde ettikleri kahverengi boyayı kullanmalarıdır.Osmanlı devleti idari yapılanmayı değiştirdiğinde Afyon'un Dinar ilçesinden ayrılarak Denizli'ye bağlanmıştır..

Kurtuluş Savaşı'ndaki Önemi

8 Ocak 1921'de Yunanlar tarafından işgal edilmiştir. Daha sonra kendi Müdafa-i Hukuk Cemiyetini kurup 200 kişilik bir süvari ve piyade birliği oluşturmuştur. 523 gün süren işgalin ardından 80 şehit vererek 30 Ağustos 1922 günü işgalden kurtulmuştur.

Coğrafya

İl merkezinin kuzey doğusunda bulunan Çivril'in kuzeyinde Sivaslı, Kuzey batısında Karahallı, Kuzeydoğusunda Sandıklı. Güney doğusunda Dinar, Güneyinde Dazkırı ve Evciler ilçeleri bulunmaktadır. Güney batısında ise Bekilli, Çal ve Baklan ilçeleri yer alır. İlçenin deniz seviyesinden ortalama yükseltisi 900 metre, ilçe merkezinin ise 832 metredir.

Çivril, etrafı dağlarla çevrili alüviyal bir çöküntü olması üzerinde bulunmaktadır. Arazinin30 u dağlık,16 dalgalı,54 ü de düz ovadan oluşmaktadır. Bu ovanın kuzeyinde Bulkaz dağları (1990 metre) Kuzey batısında Kocayaka dağları (1259 metre), güney doğusunda ise Bozdağı (1350 metre) vardır. Kuzey doğusunda yer alan Akdağ ise (2449 metre) ilçenin en yüksek Ege Bölgesinin ise ikinci yüksek dağı özelliğindedir.

Çivril Ege Bölgesinde görülen Akdeniz iklimi ile İç Anadoluda görülen karasal iklim arasında geçip tipi bir iklime sahiptir buna göre yazlar sıcak ve kurak, kışlar soğpuk ve yağışlı geçmektedir. Yapılan rasatlara göre en düşük sıcaklık 1974 yılı Ocak ayında 14,5 santigrat derece, en yüksek sıcaklık ise 1973 Temmuzda 38 santigrat derece tespit edilmiştir. Yıllık yağış miktarı ise 1m2 ye 470 kg. dır. İlçede hakim rüzgar yönü güney batısıdır. Poyraz ise bundan daha az esmekle birlikte daha çok göstermektedir. Yaz aylarında bile kış havası yaratan bu rüzgar zaman zaman oluşan kirli havanın dağılmasına yardımcı olmaktadır.

Çivril'in en önemli akarsuyunu ilçe merkezinin 10 km. doğusundaki Işıklı kasabasından çıkan Büyük Menderes nehri oluşmaktadır. Bu nehir Dinar ve Akdağ dan çıkan pek çok kaynağın suları ile birleşerek 72 km lik bir alana sahip olan Işıklı gölünü meydana getirir. Bu göle Sandıklı ovasının sularını toplayan Küfi Çayıda katılır. Nilüferlerin açtığı tatlı su balıklarının yaşadığı ışıklı gölü aynı zamanda pek çok su kuşuna da ev sahipliği yapmaktadır. Bilinçsiz avlanma nedeni ile yok olmaya yüz tutan bu canlı yaşamının koruma altına alınması gerekmektedir.

38 derece 14 dk. kuzey eylemi, 29 derece 41 dk. doğu boylamı

İdari Yapı

Çivril'e bağlı toplam 76 mahalle vardır.(kyn:http://tr.wikipedia.org/wiki/%C3%87ivril)

Çivril Resmi Kurum Telefon Numaraları

Çivril Kaymakamlığı:0 (258) 713 1001-7136101
Çivril Belediyesi: 0 258 713 10 08 - 0 258 713 10 31
Çivril Devlet Hastanesi:0 258 7131022
Çivril Adalet Sarayı:(0258) 713 2500
Çivril İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü:02587131260
Çivril İlçe Emniyet Müdürlüğü:(0258) 713 1821
Çivril Jandarma Komutanlığı:(0258) 713 1284
Çivril Askerlik Şubesi:(0258) 713 1004
Çivril Mal Müdürlüğü:0 258 713 10 07
Çivril Vergi Dairesi Müdürlüğü:(0258) 713 1597

Sarayköy

Yüzölçümü:504 km2 (194,6 mi2)
Nüfus:29,739
Posta Kodu:20300
İl Alan Kodu:0258
İl Plaka Kodu:20

Sarayköy, Denizli'nin bir ilçesi.

Tarihçe

Sarayköy ilçesinin kuruluş tarihi kesin olarak bilinmemesine rağmen, 14. yüzyılın sonlarına doğru Türkmen aşiret Reisi Sarıbey tarafından kurulduğu tahmin edilmektedir. Sarıbey’in kendi adı ile kurduğu köyün adı, daha sonraları çeşitli değişikliklere uğrayarak günümüzde Sarayköy’e dönüşmüştür. 1763 yılına kadar köy olan Sarayköy, bu tarihte Aydın iline bağlı bucak olmuştur. 1867 yılında Denizli livasının kazaya çevrilmesi üzerine, Denizli’ye bağlı bir nahiye olarak statüsünü korumuş, 26 Şubat 1882 yılında Denizli’nin sancak olması üzerine bu tarihten itibaren Denizli Sancağı’na bağlı bir kaza olmuştur.

15 Mayıs 1919’da Yunanların İzmir’i işgal ederek Aydın, Nazilli ve Sarayköy’e doğru ilerlemeleri karşısında Sarayköy Heyet-i Milliyesi zaman kaybetmeden harekete geçti. Müftü Ahmet Şükrü Yavuzyılmaz, Sarayköy ve civarında eli silah tutabilen herkesi topladı. Bu girişim sayesinde toplanan gönüllü kuvvet Menderes köprüsünü ve havalisini koruyarak, düşmanın ilerlemesini ve Denizli’ye girmesini engellemiştir. Bu günün anısı ve Sarayköylü vatanseverlerin gösterdiği kahramanlık nedeniyle bir efe heykeli yaptırılmış, bu heykel Sarayköy’ün sembolü olmuştur. Her yıl 24 Mayıs gününde bu anlamlı ve coşkulu olay tüm ilçede “Sarayköy’ün Milli Mücadeleye Katılım Günü” olarak şenliklerle kutlanmaktadır.

Coğrafi Yapı

Denizli merkeze 20 km mesafedeki Sarayköy’ün kuzeyinde Buldan, doğusunda Denizli, güneyinde Babadağ, batısında Buharkent, Kuyucak ilçeleri ile çevrilidir.. Aydın Dağları ile Menteşe Dağları arasında akan Büyük Menderes akarsuyu nedeniyle, aynı adı alan ovada yerleşilmiş, ancak bazı köyler çevredeki dağ eteklerinde sıralanmışlardır. Yüzölçümü 470 km2’dir. İlçenin kuzeyinden Büyük Menderes akarsuyu geçmektedir. Ayrıca yazın suyunu kaybeden küçük çaylarda bulunmaktadır.

Akdeniz ikliminin özelliklerinin görüldüğü ilçede, yazlar sıcak ve kurak, kışlar ise çok soğuk olmamakla beraber yağışlı geçmektedir. Sarayköy’ün Sazak dağı ise genelde çıplak, ancak dağın ve çevresinin ağaçlandırılması için Denizli Orman Bölge Müdürlüğü’nce yoğun çalışmalar sürdürülmekte ve bu nedenle birçok fidan dikilmiş bulunmaktadır.

İdari Yapı

Sarayköy'e bağlı 32 mahalle vardır.

Ekonomi

Sarayköy ve çevresinde en gelişmiş sanayi dalı dokumacılıktır. Eskiden beri Babadağ ve köylerinde yürütülen dokumacılık son yıllarda Sarayköy’ün çevre köylerine de girmiştir. Buralarda çoğunlukla tüccar için fason dokunan ham bezler daha sonra işlenerek ve desen baskıları yapılarak çarşaf ve nevresim halinde piyasaya sunulmaktadır. Köprübaşı köyündeki iki tekstil fabrikası bu yöntemle ürettiği tekstil mamullerini yurt dışına ihraç etmektedir. Sarayköy’de bulunan meşrubat fabrikasında gazoz ve kola gibi içecekler üretilmektedir. Ayrıca Sarayköy-İzmir yolu üzerinde Sarayköy'e 3 km uzaklıkta Menderes Tekstil sSrayköy nufüsuyla birlikte, Manisa, Aydın ve ilçeleri olmak üzere birçok aileye iş imkânı sunmuş, 8 bine yakın çalışanı ile büyük istihdamı başta Sarayköy halkı olmak üzere çevre illere bu imkânı sunmuştur. Sarayköy'de bahçe kültürüde oldukça yaygındır; şeftali, erik, kayısı başta olmak üzere çok sayıda meyve yetiştiriciliği yapılmaktadır. Ayrıca Sarayköy iklimi elverişli olması nedeniyle kendi kendine yetebilen bir ilçemiz olduğu kadar çevre ilçelere, illere ve dış ülkelere de ihraç etmektedir. Çiftçiliğin geçim kaynağı olduğu sarayköyde pamuk üretimi ve bağcılık verimli ovasında yetiştirilmektedir. İlçenin Hasköy köyünde 1 adet tavuk çiftliği bulunmakla beraber Tekke hamamları civarında seracılık oldukça yaygındır. Sarayköy'ün Denizli'ye uzaklığı 22 km olması ulaşımı kolaylaştırmış, sanayi ürünlerinin maliyetini düşürmüş, piyasaya sunulmasını kolaylaştırmıştır. Denizli-Sarayköy güzergahı üzerinde 300'e yakın sanayi tesisi bulunmaktadır.

Kızıldere jeotermal santralinden dışarıya atılan atık sıcak su kullanılarak, merkezî ısıtma yöntemi ile Sarayköy ilçe merkezinde yaklaşık 5.000 konut ısıtılmaktadır.

Kızıldere jeotermal santraline ek olarak yapılan bir tesiste santralden dışarıya atılan atık sudan kurubuz ve sıvı karbondioksit üretilmektedir. Tesisin işletme kapasitesi yurdumuzun bu ihtiyacını karşılayabilecek düzeydedir. Üretilen bu ürünler yurdumuzda meşrubat sanayiinde, gıdaları dondurma ve şoklama işlemlerinde ayrıca endüstride de kullanılmaya başlanmıştır.

İlçede 1940 yılında, 17 ortak tarafından kurulmuş olan (halen 1687 ortağı vardır) 3.500 ton kapasiteli kapalı depolama alanı, 34 adet çırçır makinesinden oluşan bir çırçır fabrikası bulunmaktadır.

Büyük Menderes akarsuyunun suladığı Sarayköy ovası sulu tarımın yapıldığı verimli bir arazidir. Kanal ve kanaletler sistemi ile ekili alanların büyük bir bölümü sulanmaktadır. 105.000 dekarlık pamuk ekili alanı toplam arazinin %68’ini oluşturmakta, ardından sebze ile erik, kayısı şeftali üretimi gelmektedir. Bunların dışında çok olmamakla birlikte zeytin üretimi de yapılmaktadır.

İlçe yer altı kaynakları yönünden zengindir. Yeşilyurt köyü çevresinde alçıtaşı ocakları bulunmaktadır. Sazak dağında ve Kabaağaç alanında kalorisi çok yüksek fakat damar olarak az olan Linyit kömür ocakları bulunur

Yakın çevrede Kızıldere, Tekke, Yenice ılıcaları olmak üzere bu şifalı sular Büyük Menderes akarsuyu çevresinde bulunmaktadırlar. İlçe sınırları içinde ayrıca in hamamı ılıcaları da vardır.

Kızıldere Jeotermal Santrali: Denizli Sarayköy ilçesi Karataş köyü sınırları içerisindedir.

Sarayköy Resmi Kurum Telefon Numaraları

Sarayköy Kaymakamlığı:(0258) 415 2500
Sarayköy Belediyesi:(0258) 415 1016
Sarayköy Devlet Hastanesi: 0258 415 43 77
Sarayköy İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü:(0258) 415 1116
Sarayköy İlçe Emniyet Müdürlüğü:(0258) 415 1841
Sarayköy Adalet Sarayı:(0258) 415 1635
Sarayköy Jandarma Komutanlığı:(0258) 415 1968
Sarayköy Askerlik Şubesi:(0258) 415 1200
Sarayköy Mal Müdürlüğü:0258 4151025
Sarayköy Vergi Dairesi Müdürlüğü:(0258) 415 1951

Kale

Yüzölçümü:533 km2 (205,8 mi2)
Nüfus:21,133
Posta Kodu:20570
İl Alan Kodu:0258
İl Plaka Kodu:20 K

Kale, Denizli ilinin bir ilçesidir. Antik yerleşim yeri olan Tabea şehrinin üzerine kurulmuş fakat bu şehir de daha sonra 1950'li yılların başında yaşayan halkı tarafından terkedilerek şehrin birkaç kilometre kuzeyine taşınmıştır.

Tabea antik kenti tarihi Afrodisias kentiyle komşu bir şehirdir. Karya bölgesinin Frigya sınırındaki en önemli şehirlerinden biri olup Büyük İskender`in fethederek geçtiği kentlerdendir. Anadolu tarihi açısından da çok ilginç bir yerdir. Tabea da tarihten bugüne dek kesintisiz yerleşim olmuş ve bugün her kültürden kalma eserleri görmek mümkündür. Karya döneminden kalma mermertaş üzerindeki yazitlar, Büyük İskender`den sonra kurulan kent devlete ait gümüş ve bronz sikkeler, Roma Hamamı ; Bizans dönemi kalıntıları, şuan sadece minaresi ayakta olan Selçuklu dönemine ait camiii, 18. yy Osmanlı Dönemine ait Cevherpaşa Camii, Ege Üniversitesi Prof. Dr. Bozkurt ERSOY'un Kazı başkanlığını yaptığı ekip tarafından restore edilmiştir.

İlçe merkezi Osmanlı döneminde Kale-Davaz olarak anılmaktadır. Şu andaki Tavas ilçesini de içine alan bu birim daha sonra Kale ve Tavas'ın ayrışmasıyla farklı adlarla anılmaya başlanmıştır. Bugünkü Tavas ilçesi tarihi Kale-Davaz beldesine bağlı Yarengüme adlı kasabanın bu ismi almasıyla kurulmuştur. Osmanlı döneminde kuzey-güney hattında Kütahya ile Muğla arasındaki ticaret yollarının kilit noktası olarak önem kazanmış ve doğal kale görünümündeki yerleşim yeri güvenli bir alan olarak idari merkez işlevi de görmüştür.

Türkmen yörük kültürünün ilginç folklorik özelliklerine hâlâ rastlamak mümkündür. Bu açıdan Zeybek kültürünün de önemli alanlarındandır. Davas Zeybeği Kale ilçesinin yöresel oyunlarındandır. Davaz Zeybeği günümüzde Tavas Zeybeği olarak çıksada asıl adı Davaz Zeybeğidir.

Çürüksu Vadisi ile Aydın Ovası'na aynı hat üzerinden bağlanabilen verimli bir ovaya hakim bir yerleşim birimidir.

Kale 1950 sonrası ilçenin ekonomik ve sosyal hayatını etkileyen dramatik bir göç eğrisine sahiptir.

Kale'nin İsmi

İlçenin ilk adı olan "Tabas" incelendiğinde, Taba sözcüğünün kaya anlamına geldiği, kayalık bir tepe üzerinde kurulduğundan, bu adı aldığı anlaşılmaktadır. Ayrıca, Taba kelimesi, maiyetindekiler, bağlı olan insanlar"anlamına da geldiğinden, krala bağlı insanlar, kralın maiyetindekiler olarak nitelendirilebilir. Diğer taraftan; Tabae'nin bir başka adı Türklerle birlikte, Davas veya Tavas olarak günümüze kadar söylenip gelmiştir.

İlçe ilk olarak antik Tabas kentinin harabeleri üzerine kurulmuştur. Bu şehir, iki surlu bir kaledir. Kaleden dolayı, Kale Davaz olarak bilinir. 1950 yılından sonra ise, sadece Kale denilmeye başlanmıştır.

Kültür

İlçenin ismiyle bütünleşen tatlısı "Kaledavaz Baklavası" tüm Türkiye'de ün salmıştır

Eğitim

Yüksek Öğretim Kurumuna bağlı Pamukkale Üniversitesi Kale Meslek Yüksek Okulu,Milli Eğitim Bakanlığına bağlı Mustafa Şipar Anadolu Lisesi,Etem Özsoy Çok Programlı Lisesi ve Kale İmam Hatip Lisesi bulunmaktadır. 16 İlköğretim Okulu, 1 Mesleki Eğitim Merkezi ve 1 Halk Eğitim Merkezi vardır. Bu okullarımızdan 5 İlköğretim ve 3 lise İlçe merkezinde, 2 İlköğretim Karaköy ve Gölbaşı Beldelerinde, 3 İlköğretim okulu Köylerimizde olmak üzere toplam 10 tane 8 yıllık İlköğretim, Kayabaşı köyünde 5 Şubeli İlköğretim okulu ve diğer köylerimizde 5 Birleştirilmiş sınıf İlköğretim okulumuz vardır. İlçede, kapasitesi 288 olan Cumhuriyet Yatılı İlköğretim Bölge Okulu (YİBO) pansiyonunda 127 kız, 124 erkek olmak üzere toplam 245 öğrenci bulunmaktadır.

Coğrafi Yapı

Kale Ege Bölgesinin İçbatı Anadolu Bölümünde Denizli iline bağlı Denizli-Muğla karayolu üzerinde Denizli il merkezine 75Km. Muğla iline ise 80Km. mesafede orta büyüklükte bir Anadolu şehridir. İlçe Tavas,Beyağaç,Karacasu ilçeleri ve Muğla ili ile çevrilidir. Ilçenin yüzölçümü 533Km2 olup eski yerleşim yerinin doğal kale oluşundan dolayi ilçemize Kale Davaz (Kale-Tavas)da denilmektedir. Kale ilçesi 29 derece Doğu meridyeni ile 37 derece Kuzey paralelinde yer almaktadır.

Akarsular

Akçay: Beyağaç Derebaşı mevkiinden başlayıp Sazak,Demirciler,Gökçeören,Muslugüme,Künar köylerini takip ederek İnceğiz köyü hudutlarından Kemer Barajına dökülür.

Yenidere Çayı: Tavas ilçesi hudutlarından başlayıp Kale ilçesinin Narlı,Yenidere,Künar ve İnceğiz köylerini takip ederek Akçay’a dökülür.

Küfrekdere Çayı: Ortatepe köyü hudutlarından başlayıp Yenidere çayına dökülür.

Bitki Örtüsü

Kale ilçemiz Ege Bölgesinin İçbatı Anadolu bölümünde Akdeniz Bölgesinin geçiş alanında bulunmaktadır. Bu nedenle yazları sıcak ve kurak, kışları ılık ve yağışlı geçer. Akdeniz iklimi ile Karasal iklimin özellikleri de görülebilmektedir. Yıllık yağış tutarı 654mm.civarındadır. Hakim rüzgar batı ve kuzey yönlerinden eser. En fazla yağış ocak ayında görülmektedir. En az yağış ise temmuz ayında görülmektedir. İlçe Akdeniz iklimi tesirinde daha fazla kaldığından doğal bitki örtüsü Akdeniz bitki örtüsü oluşturmaktadır. Bunlar maki türleri ve iğne yapraklı ağaçlardır.İlçede geniş yer kaplayan saf karaçam kızılçam ve az miktarda ardıç ağaçlarından oluşmuş ormanlar mevcuttur. Bunların dışında münferit ve küçük topluluklar halinde çeşitli meşe türleri sedir, zeytin, kızılağaç, çınar ve karaağaç türleri vardır. Ayrıca ormanaltı örtüde kekik mantar, meyan ve garig formasyonu dediğimiz küçük ot toplulukları bulunmaktadır.

Jeolojik Yapı Ve Jeomorfolojik Özellikler

İlçe topraklarının jeolojik yapısı oldukça karmaşıktır.İlçede denizel karbonifer kalkerleri hersiniyen stüktürü, karstik röliyefler bulunduğu gibi az eğimli oligosen tabakalar mesezoike ait kıvrımlı kalkerler, mesezoik yaşında serpantiner platolar miyosen dönemine ait monoklinal tabakalar dördüncü zamana ait alüvyon dolgu özelligi gösteren araziler mevcuttur.

Arazi yüzey şekilleri olarak engebeli ve dağlıktır. Sandıraz dağları ve Kepez en önemli dağ sıralarıdır. Bunların yanında küçük çapta mahalli isimlerle anılan ve pek tanınmayan çok sayıda dağ ile tepe mevcuttur. Karayayla köyündeki İtburnu Yeniköy’deki örük,Özlüce köyündeki Tandır ile Demirciler köyündeki Havut dağı bunlardan bazılarıdır.

Denizden yüksekliği 450m.ile 1500m. arasında değişmektedir.İlçe merkezinin ortalama yükseltisi 1050m.civarındadır.İlçe sınırları içinde Akçay, Yenidere ve Küfrük dere deresi ile bunlara bağlı olan çok sayıda derelerle dik ve derin vadilerle oyulmuştur.

İlçe merkezi ile Karaköy kasabası Tavas ovası üzerinde kurulmuştur. Bunun dışında önemli bir düzlük yoktur.

Ekonomi

İlçenin Ekonomisi genelde tarım ve hayvancılığa dayanır. Bunun yanında ormancılık, küçük sanayi ve el sanatları, ticaret, madencilik ekonomiye katkı yapmaktadır.

Tarım Ve Hayvancılık

Tarım: İlçe arazisi72,2 ormanlık saha,21 tarım arazisi,1,8 kullanılmaz vasıfta olmak üzere ayrılmaktadır.

Buna göre:

Orman 72,2 562,400 dekar Tarım arazisi 21 152,500 dekar Kullanılmaz arazi 1,8 13,000 dekar

İlçede 3500 aile çiftçilik yapmaktadır. İlçe arazisinin çok büyük kısmı sulanamadığından tarımda genellikle hububat ve tütün üreticiliği yapılmaktadır. Son yıllarda zeytincilik yapılmaktadır. Habibler, Demirciler, Alanyurt gibi sulu tarım yapılabilen yerlerde domates, biber üretimi yapılmakta ve artmaktadır. Seracılık yeni yeni gelişme göstermektedir.

Bankacılık Ve Ticaret

İlçede Ziraat Bankası ve Halk Bankası bulunmaktadır. Ayrıca Türkiye İş Bankası, Garanti Bankası, Denizbank ve Akbank BTM cihazları bulunmaktadır.İlçemiz Mal Müdürlüğüne kayıtlı 290 gelir vergisi, 547 basit usul, 45 kurumlar vergisi, 352 KDV mükellefi olmak üzere toplam 1234 vergi mükellefi bulunmaktadır. 2009 yılı bütçe gelirleri tahakkuk miktarı 10.204.553,03 TL dir. Tahsilât ise 7.487.558,13 TL. dir. İlçede 7300 MTV mükellefi vardır. Tescilli tescilsiz olmak üzere 3302 adet taşınmaz olup 300.395.467,19 m2. İlçede cumartesi günleri halk pazarı kurulmaktadır. Burada üreticiler ürettikleri ürünleri pazarlamaktadırlar. Ayrıca dayanıklı tüketim malları, manifatura ve gıda maddeleri ticareti yapan parakende ve toptan satış merkezleri mevcuttur.

Hayvancılık, Balıkçılık ve Arıcılık

Hayvancılık: İlçede istenilen düzeyde değildir. Arazinin dağlık ve engebeli oluşundan sığır ve koyun yetiştirmeye uygun değildir. İlçede büyük baş sığır 3630, tek tırnaklı 675, koyun 4000, keçi 8000, tavuk, kaz, hindi gibi kümes hayvanlarının sayısı ise 30800 civarındadır. Hayvancılıktan elde edilen ürünler ve miktarları şöyledir: Süt 7000 ton, Et 300 ton civarında olup ayrıca yumurta tereyağı, peynir, yün, kıl, gibi hayvansal ürünler de elde edilmektedir. Bu ürünlerin tamamına yakını mahallinde tüketilmektedir.

Balıkçılık: Özlüce köyünde bulunan alabalık yetiştirme tesislerinde yıllık 65.000 adet alabalık üretimi yapılmaktadır.

Arıcılık: ilçede 500 adet yerli,1500 adet fenni kovan bulunmakta ve yıllık yaklaşık 15000 Kg.bal elde edilmektedir. Kooperatif Durumu İlçede beş ayrı köyde tarımsal amaçlı Orman Köylerini Kalkındırma Kooperatifi ilçe merkezinde bir, Karagöl (Gölbaşı) beldesinde bir olmak üzere iki adet Tarım Kredi Kooperatifi ayrıca Esnaf ve Sanatkârlar Kooperatifi ile Tütün Tarım Satış Kooperatifi bulunmaktadır.

Ormancılık: İlçedeki orman işletme şefliklerinden maden direği, sanayi odunu, kâğıt odunu olarak toplam üretimi 24982m3 dür. Yakacak odun ve lif yonga üretimi ise 11839 sterdir. İlçede orman arazisi yaklaşık 397.000dekar ile ilçe yüzölçümünün %75’ini kapsamaktadır. Ormanda, karaçam, kızılçam, ardıç ve çeşitli meşe türleri bulunmaktadır.

Sanayi

Madencilik: ilçede zengin linyit yatakları bulunmaktadır. Mülk sınırları içerisinde 14 maden kömürü havzası bulunmaktadır. Altısı işletme ruhsatlı sekizi arama ruhsatlı olan bu havzalardaki kömür kalorisi 3500-6200arasında değişmekte olup yıllık toplam üretim kapasiteleri 100000 ton üretim ise 75 000 ton’dur.

Diğer Sanayi Kolları:İlçede küçük işletmeler şeklinde demircilik kaporta oto tamirciliği tornacılık mobilyacılık gibi işler de yapılmaktadır. Kalemizde küçük sanayi sitesi yapım çalışmaları devam etmektedir.

Tarım

İlçemizin yüzölçümü 533000 dekar olup bunun 397000 dekarı orman arazisiyle toplam arazinin %75’i,125300 dekarı tarım alanı,700 dekarı çayır ve mera ,10000 dekarı ise tarım dışı mesken alanları olarak ayrılmış durumdadır. Tarım arazisinin 115000 dekarı tarla ürünleri 350 dekarı meyveciliğe 4450 dekarı sebzeciliğe 1000 dekarı bağcılığa 500 dekar zeytinciliğe 4000 dekarı çeşitli yem bitkilerine ayrılmıştır.Üretilen tarla ürünlerinin başında tütün buğday arpa, nohut, biber ve ceviz gelmektedir. Ayrıca mısır, yulaf, mercimek, patates, domates, kavun, karpuz, salatalık, ıspanak, pırasa, soğan gibi sebzeler yetiştirilmektedir.Meyvelerden ise zeytin, elma, nar, üzüm, iğde, armut, ayva, badem, erik, kayısı, kiraz gibi ürünler yetiştirilmektedir. İlçede Yetiştirilen bazı ürünler şunlardır:

Tütün:Kireçli arazilerde daha iyi yetişebilen tütün ilçede 49000 dekarlık bir arazide dikilmekte ve yıllık ortalama 3900 ton tütün elde edilmekte bundan da 3000 aile geçimini sağlamaktadır.

Buğday:İlçede 26300 dekarlık bir alanda yaklaşık 6159 ton ürün elde edilmektedir.

Biber: ilçede üretilen biber çevre il ve ilçeler tarafından tanınmakta ve yaz aylarında biber festifali Kale Belediyesi tarafından her yıl düzenlenmektedir. Kale biberi kalitesi ve üretimi ile Kale ile özdeşleşmiştir. Biber ilçede 660 dekarlık bir alanda yıllık 600-700 tonluk üretimi ile önemli bir yere sahiptir. Biber festivalinde en iyi biber yarışması düzenlenmekte olup kaliteli ürün yetiştiren üreticiler ödüllendirilmektedir.

Ceviz: ilçenin bir diğer önemli tarım ürünü de kalitesiyle kendini kanıtlamış olan cevizdir. Ceviz 130 dekarlık bir alanda yıllık toplam üretim miktarı 75-100 ton civarındadır.

Spor

İlçede 1985 yılında kurulmuş Kale Spor ilçenin tek lisanslı kulübüdür. 85 yılı öncesinde ilçede Demir Spor, Ümit 62, Esnaf Spor vb. gibi ilçe halkının kurmuş olduğu takımlar ile sıksık turnuvalar ile müsabakalar düzenlenmiştir. Bu kulüpler maddi sıkıntılardan dolayı kapanmış ve Kale Spor'a katılmışlardır. Kale Spor Denizli 1. amatör de mücadele etmektedir. Kale Spor taraftarları Denizli amatör grupları içinde ilk kez taraftar grubu kurmuşlardır. Taraftarlar 90 dk. takımına destekleriyle bilinmektedir. Tüm deplasmanlarda takımlarını yalnız bırakmamaktadır. Taraftarlar ilçe merkezinde bulunan Belediye Pasajındaki bir kahvehanede toplanmaktadır. Bunun için taraftarlar grubun adını Pasaj koymuşlardır.

Kale Resmi Kurum Telefon Numaraları

Kale Kaymakamlığı:(0258) 671 3034
Kale Belediyesi:(0258) 671 3015
Kale Devlet Hastanesi:(0258) 671 3055
Kale İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü:(0258) 671 3183
Kale İlçe Emniyet Müdürlüğü:0 258 671 31 80
Kale Adalet Sarayı:(0258) 671 24 03
Kale Jandarma Komutanlığı: (0258) 671 31 85
Kale Askerlik Şubesi:0.258.613 12 14
Kale Mal Müdürlüğü:(0258) 671 3432
 

.

Güney

Yüzölçümü:535 km2 (206,6 mi2)
Nüfus:10,697
Posta Kodu:20150
İl Alan Kodu:0258
İl Plaka Kodu:20

Güney, Denizli ilinin bir ilçesidir.

Adıgüzeller Barajı, Cindere Barajı ve Güney Şelalesi ile ünlüdür. Güney'deki şaraplık bağların üzümleri şarap üreticileri arasında yoğun ilgi görmektedir. Ancak bağcıların yetiştirdiği üzümler ekonomik açıdan yeterince değerlendirilememektedir. İlçe aşırı derecede göç vermiştir ve vermeye de devam etmektedir.[kaynak belirtilmeli] Ayrıca Pamukkale Şarapları'nın tek fabrikası Güney'dedir. Kavaklıdere, Doluca ve Fransız şirketleri bu bölgede bağcılık yapıp üzümleri ihracat etmektedir.
Güney ilçesi Denizli'ye 75 km ve Uşak'a 75 km'dir. Güney ilçesinin sınırları Uşak il sınırına kadar devam etmektedir.

İdari Yapı

Güney'e bağlı toplam 1 belde ve 16 köy vardır

Güney Resmi Kurum Telefon Numaraları

Güney Kaymakamlığı:(0258) 451 2002
Güney Belediyesi:0 258 451 20 10
Güney Devlet Hastanesi:0 258 451 20 13
Güney Adalet Sarayı:0 258 451 21 73
Güney İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü:0 258 451 24 94
Güney İlçe Emniyet Müdürlüğü:0 258 451 20 76
Güney Jandarma Komutanlığı:0 258 451 20 34
Güney Askerlik Şubesi:0 258 451 20 04
Güney Mal Müdürlüğü:0 258 451 20 39
Güney Vergi Dairesi Müdürlüğü:0 258 451 20 39

Tavas

Yüzölçümü:1.691 km2 (652,9 mi2)
Nüfus:46,463
Posta Kodu:20500
İl Alan Kodu:0 258
İl Plaka Kodu:20

Tavas, Denizli ilinin bir ilçesidir. Tavas ilçesi adını 40 km yakınında bulunan Kale ilçesinin eski adı olarak bilinen Davaz adından alımıştır. Kale ilçesinin antik çağda ismi "Tabea"'dır.[kaynak belirtilmeli] Aslında Tavas ismi Tabea'dan bir dönüşümdür.[kaynak belirtilmeli] Yıllar sonra değişime uğramış ve Tavas adını almıştır. Tavas'ın eski adı Yarengümedir.

Yöredeki en eski yerleşim yerinin Medet Höyüğü olarak anılan mevki olduğu tespit edilmiştir. Höyük Eski Tunç Çağı, Hititler, Frigya, Pers İmparatorluğu, Antik Yunanlar, Roma İmparatorluğu, Bizans İmparatorluğu ve Türk dönemlerinin izlerini taşımaktadır. Ancak Medet Höyüğü'nde henüz bilimsel kazılar yapılmamıştır

Tarihçe

Orta Anadolu'da Hatti ve daha sonra da Hitit İmparatorluğu'nun kurulduğu dönemde, Batı Anadolu'da Ahhiyava ve Lukkalıların uygarlıkları vardı. Bu uygarlıklar Herodot Tarihi'nde daha sonraları; Likya, Karya ve İyonya uygarlıklarının kökeni olarak gösterilmektedir. Likyalılar daha ziyade Gediz Nehri vadisinde, Karyalılar ise bugünkü Kale-Tavas, Karacasu ilçeleri ile Muğla (il)'inin tamamını içine alacak şekilde Büyük Menderes Nehrinin güneyinde yerleşmişlerdir. Menderes'in kuzeyi İyonya, İyonya'nın kuzeydoğusu ise Lidya bölgesidir. Karya'nın kuzeydoğusunda geniş bir sınırı olan Frigya bölgesi yer almış, Frigya'yı Karya'dan Babadağ ve Honaz Dağları ayırmıştır.

Bugünkü Kale ilçesinin güney bitişiğinde bulunan ve günümüzde terkedilmiş durumdaki "Eski Kale" adıyla anılan doğal kayalığın üzerinde kurulmuş olan yerin adına Tabae (Tabai, Taba) olarak rastlanmaktadır. Yazıtlarında Tabenon olarak görülür. Tabae'nin ilk kuruluşu hakkında kesin belgeler bulunmamakla beraber, yüzeydeki kalıntılar ile birlikte yöre ile ilgili çeşitli kaynaklar Hellenistik dönemden önceki Karyalılar zamanından beri var olduğunu göstermektedir.Bu yerleşim kesintisiz olarak Karya, Hellen, Roma, Bizans, Selçuklu, Osmanlı şeklinde devam etmiştir.

Pek çok gezgin değişik zamanlarda yaptığı seyahatlar sırasında Tabae sözcüğünün antik dönemdeki benzer adlar ile olan bağını incelemişlerdir. "Taba" adının günümüzde "Kaya" anlamına geldiğini savunmaktadırlar. Antik dönemde "Taba" ile kullanılan birçok yer adlarından bahsederler. Tabae'nin "Kaya" yı simgelediğini bunun kentin konumu ve görüntüsüne bağlı bir ad olduğunu iddia ederler.

Antik dönemlerde kurulan kentlerin mitolojik bir efsane veya mitolojik bir kahramanın adının bulunduğunu unutmamak gerekir. Tabenos adlı bir kahramanın Tabae kentini kurduğunu ve onun gibi Kibiras'ın da Kibyra'yı (Bugünkü Gölhisar), diğer kardeşi Kidramos'un ise Kidrama'yı (bugünkü Yorga köyü) kurduğunu gerek tarihçilerden gerek günümüz araştırmacılarından öğreniyoruz. Kibiras ve Kidramos, Tabenos'un kardeşleridir.

Tabae, yüzeydeki kalıntılar ve sikkelerden anlaşıldığı kadarıyla, Büyük İskender'den sonra Anadolu'da kurulan antik kentlerdendir. Tabae kenti'de, Hellenistik dönemde sikke bastırmıştır. Özellikle gümüş, bronz, bakır olarak bastırılan sikkeler kendine özgü tipleri ve stilleri ile diğer sikkelerden hemen ayırdedilebilirler. Sikkelerin ön yüzünde tanrısal başlar, arka yüzünde Tabea kentine ait resim ve yazılar bulunmaktadır. Sikkenin basılışı MÖ 3. yüzyıl ve 2. yüzyıllara tarihlendirilebilmektedir.

12. ve 13. yüzyıllara kadar Bizanslıların elinde bulunan Tabea bölgesi bu yüzyıllardan sonra Türklerin eline geçmiştir. Türkler Kale-Davas adını kullanmışlardır. Bu isim 1950 yılından sonra Tavas olarak devam etmiştir.

Türklerin Yöreye Gelişi

Büyük Selçuklu İmparatorluğu komutanlarından Afşin Bey'in Malazgirt Muharebesi öncesindeki keşif harekatlarından birinde Honaz yakınlarına kadar geldiği bilinmektedir. 12. yüzyılın başlarında Türkler Anadolu’ya iskan amaçlı akınları esnasında Selçuklu komutanlarından Cafer Paşa komutasındaki Mirza Bey Tabea'yı fethetmiştir. 14. yüzyıl gezgini İbn Batuta ve Evliya Çelebi yöreyi Davaz şeklinde anmaktadır.

13. yüzyıl sonlarına kadar Anadolu Selçuklu Devleti hakimiyetinde kalan Davaz yöresinde, 1243 yılındaki Kösedağ Savaşından sonra Selçukluların zayıflamaya ve dağılmaya yüz tuttuğu dönemde Babadağ'ın güneyindeki , şimdiki Tavas ve Kale ilçelerinin sahalarını kaplayan Tavas ovasında Tavas Beyliği kurulmuştur.

Selçukluların zayıflayıp yıkılması ile 1300'lü yıllarda Tavas Beyliğini İlyas Beyin yönettiği ve çevre ahalisinin Mevlevi tarikatına bağlı oldukları bilinmektedir.

Tavas Beyliği Germiyan, Aydın, Hamit ve Menteşe oğulları Beyliği arasındaki bir bölgede kurulmuştur. Denizli’nin Germiyan oğullarına geçişi ile Tavas Beyliği l365 tarihinde Menteşeoğulları Beyliğine bağlanmıştır. Beylik önceleri Horasanlı köyünden sonra da Hırka, Tavas köyünden yönetilmiştir.

Bölge 1424 yılında II. Murat tarafından tamamen Osmanlı Devletine bağlandıktan sonra, yaşantısına sakin bir şekilde devam etmiştir. 1702 - 1703 yıllarında vuku bulunan depremlerde, 12.000 kişi ölmüş, o zamanki Kale civarında bulunan şehir oturulamayacak hale gelmiştir. Bundan sonra şehir daha yukarıya, şimdiki merkezine doğru çekilmiştir.

İdari Yapı

Tavas´a bağlı toplam 10 belde ve 36 köy vardır. Bu beldelerden en büyüğü olan Kızılcabölük aynı zamanda eski Bucak merkezidir. Uzun zaman ilçe olmaya çalışmıştır ama ilçeye uzaklığı çok yakın olduğu için (4 km) kaymakamlık olamamıştır.

Fauna

Tavas kurbağası (Rana tavasensis) dünyada yalnızca Tavas'ta yaşayan endemik kurbağa türüdür.

Tavas Resmi Kurum Telefon Numaraları

Tavas Kaymakamlığı:(0258) 613 1026
Tavas Belediyesi:0 258 613 10 20
Tavas Devlet Hastanesi:0 (258) 613 10 27
Tavas Adalet Sarayı:(0258) 613 1146
Tavas İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü:02586132440
Tavas İlçe Emniyet Müdürlüğü: (0258) 613-1065
Tavas Jandarma Komutanlığı:(0258) 613 0113
Tavas Askerlik Şubesi:0258 613 12 14
Tavas Mal Müdürlüğü:0 258 613 10 60
Tavas Vergi Dairesi Müdürlüğü:0 258 613 11 96

Honaz

Yüzölçümü:504 km2 (194,6 mi2)
Nüfus:32,282
Posta Kodu:20050
İl Alan Kodu:0 258
İl Plaka Kodu:20 H

Honaz, Denizli ilinin bir ilçesidir. İlçeye ismini vermiş olan Honaz Dağı (2,571 m) Ege Bölgesi'nin en yüksek dağıdır ve Honaz ilçesi bu dağın kuzey yamacına oturur. Yüz ölçümü 504 km² olan Honaz'ın, 1990 yılı sayımına göre nüfusu 25.000'dir. Nüfus yoğunluğu km²'ye 45 kişidir. Honaz'ın iklimi, Ege bölgesi ikliminin etkisi altındadır. Yağmur genellikle ilkbahar, sonbahar ve kış mevsimlerinde yağar. İlçe Honaz Dağının kuzey yamaçlarında kurulduğu için yağış miktarı oldukça yüksektir(yıllık 856.6 mm). Bu özelliği ile Honaz'ın iklimi özellikle kiraz yetiştiriciliği için oldukça uygundur.

İlçenin merkez nufusu: 10.600'dür. Kiraz, şeftali, pamuk, cennet elması meshurdur.Pamukkale üniversitesinin en büyük meslek yüksekokulu buradadır. 2660 civarında öğrenci vardır. Ayrıca 15 adet program bulunur.

İlçenin en önemli tarım ürünleri arasında Kiraz önemli bir yer tutmaktadır. Özellikla ihracata yönelik kiraz yetiştirilmekte ve yaklaşık %80'lik bir oranı yurt dışına gönderilmektedir. Ortalama kiraz ihracatı yıllık 60,000,000 TL, diğer yaş meyve, sebze ve domates, üzüm gibi tarım ürünlerinin iç ve dış piyasa satışı ise yıllık ortalama 500,000,000 TL civarındadır. Bunun yanında Honaz'ın diğer önemli bir tarım ürünü ise domatestir. İlçede uzun yıllardır hizmet vermekte olan bir salça fabrikası da bulunmaktadır.

Tarımdaki çeşitliliğin yanında, Honaz ilçesi tarih boyunca pehlivanlar yetiştirmiş bir ilçedir. Bu pehlivanlar arasında en ünlüsü, arka arkaya üç kere Kırkpınar Başpehlivanı olmuş, altın kemer sahibi Hüseyin Çokal'dır.

İncilde adı gecen yedi kiliseden birinin bulunduğu Colossae (Xollossai) antik kenti, ilçeye iki km mesafedeki ören yerindedir.

Tarihçe

Kolossai'nin tarihi MÖ 5. yüzyıldan daha önceye dayanmaktadır. Başlangıçta bir Frigya şehri olan Kolossai, zaman içersinde Grek şehri olmuştur, 7. yüzyıla gelindiğinde tüm Anadolu şehirlerinde olduğu gibi Kolossai de Arap akınlarıyla karşı karşıya kalmıştır. Savunma bakımından daha elverişli konumda olan ve düz ovada kurulu Kolossai'nin 3 km. güneyinde Honaz Dağı'nın yamaçlarında yer alan Khonai, bu dönemde antik Kolossai'nin yerini almaya başlamıştır. 7. yüzyılda kurulan ve 858 – 860 yılları arasında Başpiskoposluk unvanını alan Khonai, 950 yılında Metropolit olup, Anadolu'nun önemli dini ve idari merkezlerinden biri haline gelmiştir. Kolossai ve Khonai (Khones) / Honaz kenti alanı, günümüzdeki ilçe merkezi Honaz'ın 5 km kuzeyinde, Lykos (Çürüksu) Çayı’nın güney kıyısındadır.

Kolossai'yi Herodot, İran Şahı Xerxes'in İÖ 480 yılında Yunanistan seferine giderken yanından geçtiği kentler arasında anar ve onun "Büyük bir Phrygia kenti" olduğunu söyler. MÖ 401 yılında Genç Kyros'un, ağabeyi İran şahına karşı giriştiği sefere katılan Xenophon da Kyros ordusunun Kolossai'ye uğrayıp konakladığını anlatır, kentin büyük ve zengin olduğunu söyler. Ancak MÖ 3. yüzyılda o yakınlarda kurulan Laodikeia kentinin gelişmesi ölçüsünde Kolossai’nin sönükleştiği anlaşılıyor. Ünlü coğrafya eserini Augustus döneminde yazan Strabon, Kolossai'yi bir “kentçik” diye göstermiştir. Hristiyanlık burada daha İS 1. yüzyılda, İsa'nın havarilerinden Aziz Pavlos'un arkadaşlanndan Epaphras'ın çalışmasıyla yayılmıştır. Epaphras Kolossai'li idi. Bilindiği üzere Hristiyanlığın İlk Yedi Kilisesi (İnanmışlar Topluluğu) Batı Anadolu'da kurulmuştu; bunlardan biri de Kolossai'nin pek yakınındaki Laodikeia'da idi.

Daha İS 8. yüzyılda, müslümanların fetih akınları sırasında, kentin giderek sönükleştiğini, boşaldığını ve savunulması daha kolay bir yerde olan, daha güneydeki Khonai/Honaz'ın bölgedeki en önemli yerleşme birimi durumuna geçtiğini biliyoruz. Hatta Khonai/Honaz, 858 yılında, çevredeki tüm piskoposlukların bağlandığı merkez, yani başpiskoposluk yeri yapıldı.

Kolossai kentinin Akropol'ü ovanın yanıbaşında, kuzey ve batı yanları 60-70 metre yükseklikte olan ama diğer yanları alçak tepeciğin üzerinde idi. Tepe üstü şimdi tarla durumundadır ve sürülmektedir; burada, doğu yanda, surlardan ancak pek önemsiz, pek dağınık bir iki kalıntı görülür. Kuzey tarafta Lykos (Çürüksu) akar. Doğu yanda, yamacın eteğinde, tiyatronun yeri seçilebilmekteyse de görünür kalıntı sağa sola dağılmış üç beş taştan öteye gitmemektedir. Çayın kuzey yakasında Nekropol bulunmaktaydı, ancak buradaki lahitler daha geçen yüzyılda hemen hemen tümüyle toprağa gömülmüş durumdadır.

Khonai, uzun süre Bizans İmparatorluğu sınırları içinde kalmıştır. Sultan Alparslan’ın akıncı komutanlarından Afşin Bey, maiyetindeki Türk birlikleri ile Malazgirt Savaşından önce, 1070 yılında Honaz (Colossea)’ı alarak Denizli’ye kadar gelmiştir. Denizli yakınlarındaki Laodikya ve Khonai (Honaz)’ı ele geçirip yağmalamış ve geri çekilmişlerdir (Umar, Bilge, 1998, s. 80'e atfen Dağdaş ve Dağdaş, 2001).

Ancak daha sonra Khonai, özellikle Haçlı Seferleri sırasında birkaç kez Türkler ve Bizanslılar arasında el değiştirdi. Adı Khones / Honas / Honaz olarak Türkçeleştirilen Khonai, 1207 yılında kesin olarak Türklerin idaresine geçti. O zamana kadar bölgenin en önemli şehri konumundaki Honaz, bundan sonraki yıllarda da idari birimin merkezi olarak yarım yüzyıl kadar önemini sürdürdü.

Honaz'ın Osmanlılar'ın eline geçme süreci 1391'de başladı. Yıldırım Bayezid, Denizli ve yöresini Osmanlı Devleti'ne kattı. Honaz 1403'de Timur'un Denizli'yi almasıyla Osmanlı Devleti'nin elinden çıktıysa da, 1429 yılında tekrar Osmanlıların idaresine geçti. Honaz'ın Osmanlı hâkimiyetine kesin geçişi sırasında Osmanlı Hükümdarı olan II. Murat, 1479'da Honaz'da bir cami yaptırdı. Bu cami, bir bölümü yıkılmasına rağmen halen ayaktadır.

19. yüzyıla gelindiğinde Osmanlı Devleti'nin yaşadığı değişim rüzgarından doğal olarak Honaz da etkilendi. Tanzimat'tan sonra yapılan idari değişiklikte Honaz, Aydın eyaletine bağlı Denizli sancağının bir nahiyesi oldu. Honaz'da idari bakımdan asıl değişiklik 20. yüzyılın başında gerçekleşti. 1914 yılında belediyenin kurulmasıyla Honaz'da resmi hizmetler de artmaya başladı. 1987 yılına kadar Denizli iline bağlı bir nahiye olan Honaz, 19.06.1987 tarih ve 3392 sayılı kanunla ilçe statüsüne kavuştu.

İdari Yapı

Honaz´a bağlı toplam 4 belde ve 12 köy vardır.

Honaz Resmi Kurum Telefon Numaraları

Honaz Kaymakamlığı:(0258) 811-3001
Honaz Belediyesi:0 258 8113107
Honaz Devlet Hastanesi:(0258) 811 1246
Honaz Adalet Sarayı:(0258) 811 3104
Honaz İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü:(0258) 811 3439
Honaz İlçe Emniyet Müdürlüğü: (0258) 811-2288
Honaz Jandarma Komutanlığı:(0258) 811 3016
Honaz Askerlik Şubesi: (0258) 212-8295
Honaz Mal Müdürlüğü:(0258) 781 2347

.

Babadağ

Yüz Ölçümü :180 km2
Nüfusu:6707
Posta Kodu: 20480
İl Alan Kodu: 258
İl Plaka Kodu:20.

İlçenin 700 yıllık bir geçmişi bulunmaktadır. İlk adı "Beşikkaya"; olan Babadağ, daha sonra Kadıkeriyesi (Kadıköy) ismini almıştır. .Bu ismin,geçmiş zamanlarda yaşanan halktan bir; kişinin eğitim görerek kadı olmasıyla alındığı söylenmektedir. İlçenin Kanuni Sultan Süleyman devrine ait 1528 tapu defterinde köy olarak kaydı bulunmaktadır. Aynı kayıtlar­da, Hisar, Ahıllı ve Oğuzlar köyleri de yer almaktadır. Hicri 1299'da civara de­miryolu gelmesiyle Sarayköy ilçe, Kadı­köy nahiye olur. Kadıköy adı, İstanbul Posta İşlerinde İstanbul'un Kadıköy'ü ile karışıklıklar meydana getirmeye başlar. Bu nedenle yöre:1935 yılında sırtını yasladığı dağlardan esinlenerek "Babadağ" adını alır.

Babadağ 1877 yılında belediye, 1988 yılında 9 köyüyle beraber ilçe ol­muştur. Babadağ ilçe oluncaya kadar Sa­rayköy'e, bağlı kalmıştır. İlçemizde yerle­şimin ve dokumacılığın tarihçesi 700 yıl, öncesine dayanıyor. Anlatılanlar çerçe­vesinde yörede yaşayan insanların asıl köklerinin Tavas Vakıfköyü olduğu sanıl­maktadır. Rivayete göre Selçuk beylerin­den birinin 3 oğlu babalarıyla anlaşamayarak yurtlarını terk ederler. Bir tanesi Ahıllı, bir diğeri Oğuzlar köyüne, 3. genç de Babadağ'a yerleşir. O dönemde Babadağ'ın adı Beylikdüzü'dür. Civara, yerleşen gençlerden biri beddua almıştır.

Yine rivayetlere göre adı bu nedenle Ahıllı olan köy hiçbir zaman gelişme kaydedememiştir. Köydeki nüfus, sayısı ne 39 olur, ne de 41 Ahıllı köyü­nün nüfusu yok gibidir. Söy­lenceler bir tarafa, Ahıllı ve Oğuzlar su sıkıntısı ve coğrafi koşulların yetersiz oluşundan dolayı gelişememiştir. Baba­dağ'a yerleşen genç çoban ise şanslıdır. Çünkü yörede 105 tane su kaynağı yer almakta ve çevrenin doğal örtüsü hay­vancılığa elverişli bulunmakta­dır. Büyük bir sürüsü olduğu tahmin edi­len bu gencin dokumacılığa hayvanları­nın çalılara takılan yünlerini eğirerek heybe, halı ve kilim dokuyarak başladığı biliniyor. Bu ürünler solmayan, bozulma­yan kök boyalarla boyanıyordu. O günlerde yöreye yerleşen ve adı bilinmeyen bu çobanın ürettikleriyle başlayan tekstil gelişerek günümüze kadar gelmiştir.

İlçe merkezinin yerleşik nüfusu 4000 civarındadır. 10 yılda 2000 dolayında göç vermiştir. Bunun sebebi de ilçedeki, tekstil imalatının sağlam zemin üzerine oturmayarak fason üretimine dayalı ol­ması, tekstilde yaşanan krizlerdir. Fakat bugün göç vermekten öte çevre ilçe ve illerden sanayi bölgelerinde çalışmak için göç almaktadırlar. Yerleşik, nüfusunun dokumacılıkla uğraşan kesiminin bir bö­lümü, geleneksel Babadağ dokumaların­dan dokuyarak kendi pazarlamaktadır. Bir diğer kısım ise yerli ve yabancı turist­lerin benimsedikleri naturel el dokumalarını, nostaljik eski el tezgahlarında ürete­rek katkıda bulunmaktadır.

Babadağ barındırdığı toplam nüfus yönüyle Denizli’nin küçük ilçelerinden birisidir. 2007 yılı adres nüfus kayıt tespit sistemindeki araştırmaya göre 4408’i merkezde, 3542’si köylerimizde olmak üzere ilçenin toplam nüfusu 7950 kişidir. Nüfus yapısı homojen olup, Türkçe dışında bir dil kullanılmamaktadır.

1988 yılında İlçe olan Babadağ ilk önce 10 köye sahipti. Altındere köyünün ayrılarak Denizli merkeze bağlanması ile köy sayımız 9 a düşmüştür. Köylerimiz genelde küçük olup, Kelleci, Mollaahmet, İncirpınar ve Yeniköy kaydadeğer nüfusa sahiptir. Diğer köylerimizin isimleri ise Ahıllı, Kıranyer, Demirli, Bekirler ve Oğuzlardır.

İlçe ve köylerimizde konutlar genelde ahşap ve tuğladan yapılmıştır. Ancak arazinin yapısı nedeniyle imara açık arazi olmadığından yeni yapılaşma fazla olmamaktadır.

Sosyal yönden aile bağları çok kuvvetlidir. Salı akşamları erkeğin ailesine , Pazar akşamları ise kadının ailesine mutlaka akşam yemeğine gidilir. Cuma günleri küçükler büyüklerin ellerini öperek cumalaşırlar. Dışarıda çalışan ve yaşayan çok Babadağlı olmasına rağmen düğünde, bayramda ve cenazelerde mutlaka bir araya gelirler. Çalıştıkları oranda para kazandıklarından ve dokumacılık dışında gelir kapıları olmadığından çok çalışkandırlar.

Sosyal yönden yaz ayları daha hareketli geçmektedir. Şehrin üst tarafında bulunan ve yayla diye tabir edilen yerlere villa tipi yazlıklar yapılmakta, yaz boyunca Denizlideki işlerine buradan gidip gelmektedirler.

İlçenin Eğitim ve Kültür tarihi eskiye dayanır. Eskiden göçebe şeklinde Babadağ’ da yerleşen yörükler çobanlıkla ve dokumacılıkla uğraşmaya başlamışlardır. Din alimleri de bir hayli yetişmiş Sarayköy’ün kadısı buraya yerleşmiştir. Eski mezar taşları incelendiği zaman bazı tarikatlarında burada hüküm sürdükleri anlaşılmaktadır.

İlçemizde 1938ve 1964 yılı yapımı iki adet ilköğretim okulu ile eğitim ve öğretime devam etmekte iken 1988 yılında ilçe olması nedeniyle Milli Eğitim Müdürlüğü kurulmuştur. 1991 yılında Hayırsever Hacı Mehmet ZORLU tarafından yaptırılan lise, yine 1992 yılında İstanbul’da yaşayan hayırsever Osman Nuri YILMAZ tarafından yaptırılan ilköğretim okulu eğitim öğretime açılmıştır.

İlçemizde yüksek öğretim kuruluşu yoktur. Okuma yazma oranımız %90 ın üzerinde olmasına rağmen ilkokul sonrası okula gitme oranı düşüktür. Basımevi, kitapevi, sinema, tiyatro olmayıp okulların bünyesinde folklor ekipleri vardır. Spor faaliyeti olarak ilçenin tek takımı olan Babadağ Spor 2007 yılında Süper Lige kadar yükselmiştir.

İlçenin ana geçim kaynağı dokumacılıktır. Dokuma ürünleri arasında hambez, pike, kanaviçe, havlu, çarşaf başta gelmektedir. Merkez ve köylerde önceden 5000 civarında motorlu tezgah olmasına rağmen bu tezgahlar zamanla yerini otomatik tezgahlara bırakmıştır.

Bu yönü ile ilçe ekonomik yönden zengin olarak gözükmesine rağmen dokumacının çoğunun fasoncu olmasından kaynaklanan sıkıntılarıda çok fazladır. Bunun yanında Türkiye çapında yetiştirdiği iş adamlarıyla da ünlüdür.

Babadağ’da dokumacılığın 700 yıllık bir geçmişi vardır. 1965 yılında el tezgahlarının yerini motorlu tezgahlar almıştır. 1985 lerden sonra ilçenin girişinde kurulmaya başlayan fabrikalarla teknolojik bir atılım gerçekleştirilmiş, getirilen otomatik makinalarla sıfır hata mal dokunmaya başlanmıştır. Bu yöndeki atılımlar devam etmektedir. Şu anda Babadağ da 1. ve 2. sanayi sitesinde 27 adet dokuma ve haşıl fabrikası faaliyet göstermektedir. Eskiden evlerde bulunan ağaç ve demir tezgahların yerine otomatik tezgahlar aldığından evlerde dokumacılık yapma oranı düşmüş olup, gençlerimizin çoğu Babadağ’daki ve Denizli’deki fabrikalarda çalışmaktadır.

Babadağ’ın doğa koşulları tarıma pek elverişli değildir. Tarım ve hayvancılık ek bir faaliyet olarak yapılmakta olup, geçim kaynağı değildir. Yabani kestanelik aşılanarak bir gelir kaynağı yaratma yoluna gidilmektedir. Hayvancılık Kelleci, Mollaahmet gibi köylerde kabul görmüştür

İlçemizde elektrifikasyon yönünden bir sıkıntı yoktur.İlçede müstakil bir şeflik olduğu için araç ve eleman sıkıntısı çekilmediğinden arızalara anında müdahale edilmektedir.İlçe şefliğimizde köyler ve merkez olmak üzere toplam 5245 abone bulunmaktadır.

Deniz, hava ulaşımı olmayıp sadece karayolu ulaşımı bulunmaktadır. İlçemizi Sarayköy – Denizli karayoluna bağlayan 16 km lik yolun 1997 yılında ihalesi yapılarak yeniden yapılmıştır. Ayrıca İlçemizi Karacasu’ya bağlayan yol Turizm Bakanlığının katkılarıyla genişletme ve asfaltlama çalışmaları tamamlanmıştır. Bu yolun turistik turlarda kullanılması halinde bu yol üzerinde mesire alanları, dinlenme ve eğlence yerleri kurulabilecektir.(kaynak:http://www.babadag.bel.tr/index.phpicerik=382)

 

BABADAĞ İLÇESİ RESMİ KURUMLARIN TELEFON REHBERİ

Kaymakamlık Santral :4812971-4812100
Belediye Santral :4812006-4812074
Malmüdürlüğü-SERVİS-:4812967
İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü:4812981
Müftülük :4812970
Nüfus Müdürlüğü: 4812968
Sağlık Merkezi B.Tabib :4812041
Sağlık Merkezi  Santral: 4812078
İlçe Tarım Müdürü:4812974
Polis İmdat: 4812895 -4812265
Emniyet Müdürlüğü:4813513
Jandarma İdari İşler :  4812159
Jandarma Santr.:4812059-4812976
İtfaiye:4812055
Fen İşleri: 4812392
Belediye:(0258) 481 2006
 

Bergama

Yüzölçümü:1,688 km2 (0,7 mi2)
Nüfus:101,217
Posta Kodu:35700
İl Alan Kodu:0232
İl Plaka Kodu:35

Bergama, (Yunanca: Πέργαμος Pergamos) İzmir iline bağlı bir ilçedir.

Bergama, İzmir’in kuzeyinde, Bakırçay Havzasında yer alır. Doğuda Kınık, batıda Dikili, güneyde Aliağa, kuzeyde ise Balıkesir ve Manisa illeri ile çevrilidir. İl merkezine uzaklığı 103 km’dir. Bergama ekonomisi ağırlıklı olarak tarıma dayalıdır. Verimli Bakırçay Ovası’nda tütün, pamuk, zeytin ve üzüm yetiştirilmektedir. Kozak yaylasında ekonomik getirisi yüksek olan çam fıstığı önemli bir gelir kaynağıdır. Günümüzde özellikle dağ köylerinde arıcılık giderek gelişmekte ve önemli bir geçim kaynağı haline gelmektedir. Tarıma dayalı sanayi de son yıllarda gelişme göstermektedir. İlçede halıcılık ve kilim dokumacılığı gelişmiştir.

Bergama, Türkiye'nin en büyük ilçelerinden biri olup, kendisine toplam 114 köy ve 5 belde bağlıdır. Karesi Beyi tarafından fethedilen Bergama uzun süre Karesi Beyliği egemenliğinde kalmış daha sonra Osmanlı devletine bağlanmıştır. 1337-1868 arası merkezi Balıkesir olan Karesi sancağına bağlı olan Bergama, 1868-1877 arası merkezi Manisa olan Saruhan sancağına bağlandıktan sonra İzmir sancağına bağlanmıştır.

Etimoloji

Özhan Öztürk'ün iddiasına göre Bergama Hitit dilinde "Yüksek yerleşim/üs", Hitit-Kaşka sınırındaki Argoma (Suluova)ise aynı dilde "sınır yerleşimi/üssü" anlamına gelmektedir.

İklim

Yazları sıcak ve kurak, kışları ılık ve yağışlı Akdeniz iklimi egemendir. Kışlar çok sert geçmez. Hava sıcaklıkları genel ortalamalar içerisindedir. Rüzgarlar yaz ve kış kuzeyden yıldız, kuzeydoğudan poyraz, kuzeybatıdan karayel şeklinde eser. Lodos ve batı rüzgarları yağmur getirir. Yıllık toplam yağış tutarı 601 mm civarındadır.

Coğrafi Yapı

İlçe, Ege Bölgesi'nin kuzeybatısında olup, 39° 07 kuzey enleminde ve 27° 12 doğu boylamında yer almaktadır. Kuzeyinde Madra Dağı, güneyinde Yunt Dağı, dağ silsileleri ile çevrili Bakırçay Havzası'nda kurulmuştur. Bakırçay Ovası'nın uzunluğu 45 km, genişliği yer yer 15-20 km arasında değişmektedir. İlçe merkezinin rakımı 68 metre, Akropol'deki rakımı 331 metredir. İlçenin İzmir'e ve komşu iller olan Manisa, Balıkesir gibi merkezlere olan uzaklığı 100 km civarındadır. İlçenin kuzeyinde Ayvalık, Burhaniye ve İvrindi, doğusunda Soma ve Kınık, güneyinde Manisa ve Aliağa, batısında da Dikili ilçesi bulunmaktadır. Güneybatısında Ege Denizi sahili yer almaktadır. İlçe, merkezi dahil olmak üzere, Zeytindağ, Yuntdağ, Göçbeyli, Turanlı ve Kozak bucakları olarak altı bucağa ayrılmıştır. Kozak bucağı, eskiden Karesi Sancağı'na bağlı bir ilçe idi.

Unesco Dünya Miras Listesi

Uzun uğraşlar sonucunda Bergama 22.06.2014 tarihinde Katar'ın başkenti Doha'da düzenlenen toplantının ardından UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne girdi.Türkiye'nin, 2011'de geçici listeye kabul edilen diğer adayı Bergama da bu toplantıyla, "Bergama Çok Katmanlı Kültürel Peyzaj Alanı" dosyasıyla asıl listeye girdi.Bergama UNESCO Dünya Mirası`ne giren 999. miras oldu.

Eğitim

İlçede; 134 ilköğretim, 15 orta öğretim kurumu bulunmaktadır. Bu okullarda 16074 öğrenci eğitim görmekte ve 1012 öğretmen görev yapmaktadır.

Bergama Yöresi Halk Oyunları

Karma Oyunlar
Bergama Zeybeği, Harmandalı, Bergama Bengisi, Güvende, Somalı, Yalabı, Dağlı, Arpazlı, Çekirdeksiz Bağlarım.
Erkeklerin Oynadığı Oyunlar
İsmailli, Jandarma, Yunddaği, Sebai, Üç parmak, Koca Arap, Nacakoğlu.
Kızların Oynadığı Oyunlar
Bergama Konakları, Entarisi Mavili, Zahide Molla, Findik Sıdıkam, Al Basma, Kız Harmandalısı, Ey Yüceler, Al Basmadan Donu Var, Sepetçioğlu(kyn:http://tr.wikipedia.org/wiki/Bergama)

Bergama Resmi Kurum Telefonları

Bergama Belediyesi:0232 632 80 05
Bergama Devlet Hastanesi:(0232) 631 28 94
Bergama Kaymakamlık: (0232) 631 2817
Bergama Adalet Sarayı:0.232.631 29 31
Bergama Askerlik Şubesi:(0232) 632 1938
Bergama Jandarma Komutanlığı:0 232 6321781
Bergama Vergi Dairesi:0232 631 57 42 – 0232 631 28 26
Bergama İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü:(0232) 631 2855
Bergama İlçe Emniyet Müdürlüğü:(0232) 631 2855
 

 

.

Dikili

Yüzölçüm:507 km2 (195,8 mi2)
Nüfus:36,124
Posta Kodu:35980
İl Alan Kodu :0 232
İl Plaka Kodu:35

Dikili, İzmir’in kuzeyinde yer alan şirin bir ilçesidir.

İl merkezine uzaklığı 120 kilometredir. Kuzeyinde Balıkesir, doğusunda Bergama, batısında ve güneyinde Ege Denizi ile çevrelenir. İlçenin yüzölçümü 541 km²’dir. 1 beldesi (Çandarlı) ve 25 köyü bulunmaktadır. 2010 yılı Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi sonuçlarına göre toplam nüfusu 33.021’dir. Bu nüfusun 17.088'u merkezde, 15.933'i belde ve köylerde yaşamaktadır.

İlçede 31 İlköğretim okulu, 3 Orta Öğretim kurumu bulunmakta; 3759 öğrencinin eğitim gördüğü bu okullarda 214 öğretmen görev yapmaktadır.

Sağlık hizmeti, 2 sağlık ocağı ve 10 Mayıs 2010 tarihinde hizmete giren bir de devlet hastanesi tarafından verilmektedir. İlçede ekonomi tarıma dayanmaktadır. Tütün, pamuk, zeytin üreticiliği ve seracılık yapılmaktadır. Dikili limanı, turizm açısından ilçenin önemli bir gelir kaynağıdır. Temiz plajları, termal kaynaklarının zenginliği, iç ve dış turizm açısından önemlidir.

İlçede yapılan arkeolojik çalışmalar sonucunda Dikili'nin M.Ö. M.Ö. 5000-M.Ö. 4000 yıllarına kadar uzanan bir geçmişi olduğu anlaşılmıştır. Ağıl Kale ve Kale Tepe ilk yerleşim merkezlerindendir. Arkeolojik bulgular sonucunda bu bölgede Akaların yaşadığı ve kente Aternagus denildiği ortaya çıkmıştır. İlkçağda Lidyalılar, İranlılar, Frikyalılar, Mysialılar ile Romalılar ve Bergamalılar Ortaçağda ise Bizanslılar, Cenovalılar, Selçuklular ve Osmanlılar Dikili’ye hakim olmuşlardır. Bu kadar çok uygarlığın yaşadığı Dikili; Aristo, Hermos, August, İskender gibi ünlü kişileri tarihi süreçte ağırlamış; Aterneus, Astria, Teutronia gibi kent ve siteleri topraklarında barındırmıştır.

Karaosmanoğullarının bölgede çiftlik kurup burada dikmelik yetiştirmesi ile "Dikmelik" adını alan ilçe, daha sonra "Dikili" diye isimlendirilmiştir.Doğal güzellikleri açısından Merdivenli köyünde bir doğal göl, Demirtaş ve Deliktaş köylerinde de çamlık ve tarihi mağaralar bulunmaktadır.İlçeye bağlı Çandarlı Beldesi önemli bir turizm potansiyeline sahiptir. Dikili’nin tarihsel geçmişi oldukça eskilere gider. Antik yerleşim yeri Pitane’de elde edilen eserler Bergama Arkeoloji Müzesinde sergilenmektedir. Osmanlı döneminde II. Murat'ın ünlü Sadrazamı Çandarlı Halil Paşa, Çandarlı Kalesi'ni yeniden yaptırmıştır.

Merdivenli ve Denizköy'de bulunan krater gölleri ile mağaraları ve Madra Çayı'na dayanan ormanları ilçenin doğal zenginlikleri arasındadır.(kyn:http://tr.wikipedia.org/wiki/Dikili)

Dikili Resmi Kurum Telefon Numaraları

Dikili Belediyesi: 0232. 671 40 20 – 0232. 671 40 56
Dikili Kaymakamlığı:0 232 671 40 05
Dikili Devlet Hastanesi:0 232444 35 19
Dikili İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü:(0232) 671 4032
Dikili İlçe Emniyet Müdürlüğü: ​0232 671 40 22
Dikili Adalet Sarayı:(0232) 671 7098
Dikili Askerlik Şubesi:(0232) 671 4143
Dikili İlçe Jandarma Komutanlığı:(0232) 671 4028
Dikili Mal Müdürlüğü:(0232) 671 7143 

Çiğli

Yüzölçüm:495 km2 (191,1 mi2)
Nüfus:173,667
Posta Kodu:35000
İl Alan Kodu:0 232
İl Plaka Kodu:35

Çiğli, İzmir Büyükşehir Belediyesine bağlı olan ve il merkezine 17 km uzaklıkta bulunan ve 1992 yılında kurulan ilçe. Çiğli ilçesine bağlı 1 belde belediyesi ve 1 köy bulunmaktadır. İlçenin kuzeyinde Menemen, doğusunda Karşıyaka, güneyinde ve batısında Ege Denizi yer almaktadır.

Tarihçe

Eski tarihlerde, ilçenin genel olarak bataklık ve sazlıklardan oluşması ve denize yakınlığı nedeniyle yeşil alanlara çok çiğ düşmesinden dolayı, ilk yerleşenler tarafından buraya “Çiğli” adı verildiği bilinmektedir.

Çiğli’de ilk yerleşimin, 19. yüzyılın sonlarına doğru, Balkanlardan göç eden Türkler tarafından gerçekleştirildiği bilinmektedir. Kurtuluş Savaşı esnasında İzmir’in Yunanlılar tarafından işgalini müteakiben, Yunan zulmünden kurtulmak isteyen bir kısım yerli halk burayı daha güvenli bularak yerleşmiştir. Cumhuriyetin ilk yıllarında ve daha sonra yapılan mübadeleler çerçevesinde Batı Trakya’dan gelen Türklerin yerleştirilmesiyle ilk etapta köy olarak kurulmuş, 1956 yılında belediye statüsü aldıktan sonra, 1966 yılında meydana gelen Varto ve Hınıs depremleri sonucunda evsiz kalan aileler bugünkü Güzeltepe ve Şirintepe mahallelerinin bulunduğu alanlara yerleştirilmiş, bu süreç daha sonra doğu ve güneydoğu bölgelerinden gelen Türk vatandaşlarının Büyükçiğli, Küçükçiğli ve Balatçık mahallelerine iskan edilmeleri ile devam etmiş, 1981 yılında Milli Güvenlik Konseyi’nin 34 No’lu kararıyla İzmir Belediyesi sınırları kapsamına alınmıştır. Büyükşehir Belediyeleri Teşkilatlanması ile ilgili 303 sayılı kanundan sonra Karşıyaka Belediyesi’ne bağlandıktan sonra, 1992 yılında ilçe statüsünü kazanıncaya kadar adı geçen belediyenin şubesi olarak varlığını sürdürmüştür. 27.05.1992 tarih ve 3806 sayılı yasa[4] ile Çiğli adı altında 10 mahalle metropol olarak değerlendirildikten sonra, Sasalı beldesi ve Kaklıç köyü de dahil edilmiş, 22.03.2008 tarihinde Harmandalı da eklenerek[5] bugünkü ilçe sınırları oluşturulmuştur.

Yasada yazan şekliyle,

İZMİR İLİ ÇİĞLİ BELEDİYESİNE BAĞLANAN VE İLÇE MERKEZİ İHDAS EDİLEN MAHALLELER

1. Atatürk Organize Sanayi Bölgesi

2. Egekent

3. EvKa 2

4. Güzeltepe

5. Şirintepe

6. Köyiçi (Büyükçiğli)

7. Küçükçiğli

8. Maltepe

9. Balatçık

10. İstasyonaltı

İZMİR İLİ ÇİĞLİ İLÇESİNE BAĞLANAN KASABA VE KÖY

1. Sasalı B.

2. Kaklıç

Kültür

İlçe'de yaşayan yerli halk genelde göçmen ve Balıkesir'den gelerek ilçe'ye yerleşen insanlardan oluşmaktadır. Düğün törenleri ve adetleri genellikle Göçmen ve Balıkesir yöresi adetleriyle örtüşmektedir. Yaşayan Halk Akdeniz toplumuna özgü bitkisel gıdaları tercih etse de özellikle göçmen yemekleri oldukça revaçtadır.

Bunun yanı sıra Mardin, Diyarbakır, Batman, Şanlıurfa, Bitlis, Bingöl, Erzurum, Muş, Varto, Hınıs ve çevre ilçelerden göç eden insanlar genellikle Güzeltepe ve Şirintepe mahallerine yerleşmişlerdir. Sonradan gelen bu insanlar kendi kültürlerini korumaya ve sürdürmeye devam etmişlerdir. Güneydoğu ve Doğu Anadolu Bölgesinin adetlerini sürdürmektedirler. Yemek kültürü de yine Güneydoğu ve Doğu Anadolu Bölgesine özgü yemeklerden oluşmaktadır.

Coğrafya

Kuzeyinde Menemen İlçesi, güney ve batısında İzmir Körfezi, doğusunda Karşıyaka ilçesi bulunmaktadır. Çiğli İlçesi İzmir merkeze 27 km , Menemen ilçesine 18 km, Karşıyaka ilçesine 7 km uzaklıktadır. Çiğli İlçesi sıradağ yükseltileri ile İzmir Körfezi arasındaki eski Gediz Nehri yatağının oluşturduğu ovada kurulmuştur. İlçemiz, geniş bir kıyı ovasına sahiptir. Yükseltiler ile ova İzmir Çanakkale Karayoluyla ayrılmış gibidir. Körfez kıyısındaki ovalık alan çorak ve bataklıktır. Egekent, Evka-2 ve Evka-5 toplu konutları az eğimli bir alandadır.

İklim

Tipik bir Akdeniz iklimi özelliği göstermektedir. Yazları sıcak ve kurak, kışları ise ılık ve yağışlıdır. m düşen ortalama yıllık yağış miktarı 490mm, doğal nem ortalaması %79 civarındadır.

Ekonomi

İlçe ekonomisi ticaret ve sanayiye dayalıdır. Türkiye'nin en önde gelen sanayi bölgelerinden biri olan Atatürk Organize Sanayi Bölgesi ve Türkiye'nin tuz ihtiyacının yarıdan fazlasını karşılayan Çamaltı Tuzlası, Çiğli sınırları içerisindedir. İlçedeki Tuzlanın bir bölümünde 1982'de koruma altına alınan İzmir Kuş Cenneti bulunmaktadır. Bunun yanı sıra ilçe kırsalında hayvancılık ve tarımsal ekonomi de oldukça önemli yer tutmaktadır.

Sanayi Bölgesi

İlçe sınırları içerisinde bulunan İzmir Atatürk Organize Sanayi Bölgesi içinde 495 büyük ölçekli iş yeri planlanmış olup bunların 440’ı faal olarak çalışmaktadır. 22.000 kişinin çalıştığı bölgede tüm firmalar tam kapasite ile çalıştığında 40.000 kişinin istihdam edileceği tahmin edilmektedir. Bölgenin yıllık ihracatı 1 milyar $, ithalatı ise 650.000 $ dolayındadır. 42 MW gücünde Enerji Santrali 1999 yılı sonunda üretime alınmıştır. Bölgede yer alan tesislerin enerji kesintisi sorunu bu sayede ortadan kaldırılmıştır. Atık su Arıtma Tesisinin kapasitesi 21.000 m3/gün’dür. İlçede yaşayan örgün eğitim çağındaki çocuklarımıza yönelik İzmir Atatürk Organize Sanayi Bölgesi Özel Eğitim ve Uygulama Okulu yaptırılmış ve hizmete sunulmuştur.

İzmir Atatürk Organize Sanayi Bölgesi’nde, Bölge Müdürlüğü binası, cami, cami altında 5 adet dükkan, eğitim merkezi, ısıtma merkezi, benzin istasyonu, itfaiye, 13 adet banka şubesi, küçük parseller merkezinde 40 dükkanlık bir sosyal merkez, atık su arıtma tesisi, Ataer AŞ. Enerji Santrali, 41 adet trafo merkezi ile hizmet vermektedir.

İzmir Kuş Cenneti

İçinde 589.627 tür kuşun barındığı dünya kuşlarının başkenti İzmir Kuş Cenneti Çiğli ve Menemen İlçe sınırları içinde yer almaktadır. İzmir’e 30 km uzaklıktadır.

İzmir Kuş Cenneti'nde, Flaming, Tepeli Pelikan, Küçük Akbalıkçıl, Gri Balıkçıl, Leylek, Saz delicesi, Kerkenez, Sakarmeke, Ev Kırlangıcı, Kır Kırlangıcı, Serçe, Saksağan, Kır İncirkuşu, Yalı Çapkını, Poyrazkuşu, Kocagöz, Gümüş Martı, Küçük Sumru, Kukumav, Boğmalı Toygar,Tepeli Toygar, Arıkuşu, Uzunbacak, Mahmuzlu Kızkuşu, Çamurçullu ve Kızılbacak kuşları en çok görülen türlerdir.

8.000 hektarlık alanda yer alan sazlıklar, adalar, yarımadalar ve tuzla havuzları buranın kuş cenneti olmasına uygun ortam hazırlamıştır. Dalyan ve tuzlanın tuzlu suyu, sazlıkların ise tatlı suyu buralarda yaşayan çeşitli balık ve diğer canlılar, kuşların doğal besin kaynaklarını oluşturmaktadır.

Ayrıca Avrupa'nın en büyük doğal yaşam parkı olan İzmir Doğal Yaşam Parkı'da Çiğli ilçesi sınırları içerisindedir.

Spor

Çiğli'nin henüz profesyonel ligde mücadele eden bir takımı yoktur. Futbolda Çiğli Belediyespor 3. lige terfi maçlarında finale kadar yükseldiyse de 3. lige çıkmayı başaramadı. Maltepespor, Güzeltepespor, Yenimahallespor ilçenin amatör ligde mücadele eden diğer futbol takımlarıdır.

Eski milli futbolcularımızdan Yusuf Tepekule ve ünlü milli atletimiz Semra Aksu da Çiğli'nin yetiştirdiği önemli sporculardandır.(kyn:http://tr.wikipedia.org/wiki/%C3%87i%C4%9Fli,_%C4%B0zmir)

Çiğli Resmi Telefon Numaraları

Çiğli Belediyesi:(0232) 376 9980
Çiğli Kaymakamlığı:0232 376 33 76-0232 376 33 77
Çiğli Devlet Hastanesi:(0232) 376 2333
Çiğli İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü:232 376 69 52
Çiğli İlçe Emniyet Müdürlüğü:(0232) 370 1115
Çiğli Askerlik Şubesi:(0232) 433 9467
Çiğli İlçe Jandarma Komutanlığı:0 232 839 16 16
Çiğli Vergi Dairesi:(0232) 361 7166
Çiğli Mal Müdürlüğü: 0232 376 40 90-91
 

.

Çeşme

Yüzçölçümü:217 km2 (83,8 mi2)
Nüfüs:35,965
Posta Kodu:35930
İl Alan Kodu:0 232
İl Plaka Kodu:35

Çeşme ilçesi, İzmir ilinin batısında yer alır. Doğudan Urla, kuzeyden Karaburun, batı ve güneyden Ege Denizi ile çevrilidir. Deniz seviyesinden yüksekliği 5 metredir. Yüzölçümü 260 km²'dir. 1 beldesi (Alaçatı) ve 4 köyü bulunmaktadır. Tarihteki on iki İyon kolonisinden biridir.

2011 yılı Genel Nüfus Sayımına göre, ilçenin toplam nüfusu 33.931’dır. Bu nüfusun 21.394’ü şehir merkezinde, 12.537’si ise belde ve köylerde yaşamaktadır. İlçede 13 ilköğretim okulu, 5 ortaöğretim kurumu bulunmakta; 4.532 öğrencinin eğitim gördüğü okullarda, 247 öğretmen görev yapmaktadır.

Sağlık hizmetleri 1 devlet hastanesi, 1 özel hastane, 2 sağlık ocağı, 1 sağlık evi tarafından verilmektedir. Bu kurumlarda 27 doktor, 4 sağlık memuru, 26 hemşire ve 28 ebe görev yapmaktadır. İlçede ekonomik yapıyı turizm belirlemektedir. İç ve dış turizm açısından ülkemizin sayılı merkezlerinden olan Çeşme’nin, turizmdeki öneminin önümüzdeki yıllarda çok daha artacağı öngörülebilir. Yarımadanın ilk antik yerleşim yeri olan Ildırı (Erythrai), ilçenin görülmeye değer tarihi zenginliklerinden biridir.

Pausanias’a göre, Erythrai (Ildırı), Giritliler tarafından kurulmuştur. MÖ 7. yüzyılda tiranlar tarafından yönetilen kent MÖ 560 tarihinde Lidya egemenliğine girmiştir. Kent İskender tarafından özgürlüğüne kavuşturulana dek Pers egemenliğinde kalmıştır. Oldukça güzel taş işçiliğine sahip surlarla çevrilidir. Kentte yapılan arkeolojik çalışmalarda, MÖ 7. yüzyılın 2. yarısına tarihlenen Athena Tapınağı ve Tiyatrosu açığa çıkarılmıştır.

Çeşme yöresi, 11. yüzyıl sonlarında büyük Türk denizcisi Çaka Bey ile Türk egemenliğiyle tanışmıştır. Osmanlı egemenliğine geçişi, 14. yüzyıl sonlarındadır. En çarpıcı Osmanlı eserlerinden biri burada bulunan Çeşme Kalesi’dir. Çeşme ve çevresinde yapılan kazılarda elde edilen eserler Çeşme Kalesi içindeki müzede sergilenmektedir. Kaleye ek olarak bir de kervansaray bulunmaktadır.

1893 yılı Osmanlı nüfus sayımına göre Çeşme'de yaşayan kişi sayısı 30.702 idi. Bu tarihte Çeşme nüfusunun %88'i yani 26.826 kişi Rumlardan oluşmaktaydı. Türklerin oranı ise %12'ydi.
Çeşme'nin en çok ziyaret edilen tarihi eseri II. Beyazıt'ın yaptırdığı kale bugün müze olarak kullanılmaktadır. Çeşme kalesi ise, 1508 yılında Osmanlı Padişahı II. Beyazıt tarafından, Aydın Valisi Mir Haydar aracılığıyla, Mimar Ahmet oğlu Mehmet'e yaptırılmıştır. Kalenin ilk inşaatı tam deniz kıyısına yapılmıştır. Ancak, sonraki yıllarda denizin doldurulması sonucu bugünkü konumunu almıştır.


Çeşme Sahil
Kale ve liman, ticaret ve savaş gemilerini kötü hava koşullarına ve düşman saldırılarına karşı korumaktaydı. Kalenin güney kapısı, Osmanlı mimarisinin bütün özelliklerini taşımaktadır. Günümüze kadar çok iyi bir şekilde korunarak gelen kale içinde Çeşme Arkeoloji Müzesi yer almaktadır.

Çeşme Müzesi ilk defa 1965 yılında İstanbul Topkapı Müzesi'nden getirilen silahlarla silah müzesi olarak ziyarete açılmış olup, 1984 yılına kadar böyle devam etmiştir. Müzede bulunan silahlar salondaki aşırı nemden dolayı oksitlenerek bozulmaya başladığından, İzmir Arkeoloji ve Ödemiş müzelerine devredilmiştir. Aynı teşhir salonu düzenlenerek 1964 yılından beri devam eden Ildırı (Erythrai) antik şehrinde yapılan kurtarma kazılarından elde edilen eserler sergilenmektedir.
1529 yılında Kanuni Sultan Süleyman tarafından yaptırılan iki katlı kervansaray, tipik Osmanlı dönemi kervansaraylarından biridir. Bir benzeri de Kuşadası'nda (Öküz Mehmet Paşa Kervansarayı) bulunan yapının mimarı, Ali Pabuççu'nun oğlu Ömer'dir. "U" biçiminde bir plana sahip olan yapının ortasında geniş bir avlu, bu avlunun çevresinde de dükkân, depo ve odalar yer almaktadır. Merdivenle birinci kata çıkılır, burası da biçim bakımından zemin katına benzer. Zamanında kervansarayın misafirleri özellikle yabancı tüccarlarmış. Bunlar mekanı ya hayvanlarıyla geceyi geçirebilecekleri bir konut ya da şehirlerde mallarını koyacak ve satacak bir yer olarak kullanırlarmış. Bu kervansarayın restorasyonu tamamlanmış olup günümüzde otel olarak hizmet vermektedir.

Erythrai, Çesme merkezine 27 km uzaklıkta küçük adacıkları olan güzel bir koyun üzerinde kurulmuştur. Arkeolojik kalıntılarda MÖ 3000 de Erythoros yönetiminde olan kolonistler tarafından kurulduğu anlaşılmaktadır. Şehrin kuruluşunu takiben bir süre krallıkla yönetildiği bilinmektedir. MÖ 7. yüzyılda İyon şehirleri arasında oluşturulan dini ve siyasi birlik olan "Panionion" a girmiş ve tarihteki on iki İyon kolonisinden biri olmuştur. Pers egemenliğinden kurtulmak için gerek Yunanistan`daki gerekse Anadolu`daki şehirler zaman zaman girişimlerde bulundukları bilinmektedir. Nitekim Erythrai de Yunan donanmasının yakılması ve başarısızlıkla sonuçlanan Lade Deniz Harbine (MÖ 494) katılmışlar ve daha sonra Attik-Delon Deniz birliğine de üye olmuşlardır. MÖ 4 yüzyılda Karia`daki Pers satrap Mausolos ile de dostane ilişkilerinin olduğu bilinmektedir. Öyle ki Erythrai'liler Mausolos`a duydukları şükran hissinin bir ifadesi olarak onun Tunç`tan yapılma, altın saçlı heykelini Agora'ya dikmişlerdi. Perslerle Mausolos dolayısıyla olan bu yakınlaşma, Erythrai`lilerle büyük ilişkileri bulunan Atameus Kralı Hermias'ın MÖ 345'de Perslere karşı harekete geçmesiyle bozulmuştur. Erythrai otonomisini kaybetmiş, ancak MÖ 334'de İskender`in şehri almasıyla bağımsızlığa kavuşmuştur. Erythrai hakkında milattan sonraki asırlara yönelik pek bilgi bulunamamaktadır. Önemini yitirdiği için, Bizans egemenliğinde köy hüviyetine girmiştir. On birinci asra kadar Ephesos metropolitine bağlı psikoposluk şeklinde görülen Ertyhrai`nin Çaka Bey`den sonra Türk egemenliğine girdiği bilinmektedir. Kesin olarak Türk egemenliğine girdiği 1336'dan sonra Erythrai, Erythre, Rhtrai, Lythri şeklinde isim değişikliklerine uğrayan bu yerleşim yeri, 16.yüzyıldan sonra İlderen ve Ildırı halini almıştır.

Ildırı'da gözle görülen kalıntıların başında şehir surları gelir. Bunun yanında akropolis, kuzeyinde tiyatro ve yapılan kazılarda ortaya çıkan Hellenistik ve Roma Döneminden kalma villa yapıları, Arkaik Döneme ait Athena tapınağı, Bizans döneminde inşa edilmiş kilise, Cennettepe olarak adlandırılan yerde Roma villası ve mozaikleri, Geç Roma-Bizans Döneminde inşa edilmiş hamam yapısı görülebilir. Ildırı antik şehrinde yapılan kazı ve araştırmalar sonucunda ortaya çıkarılan askeri ve sivil yapıları ziyaretçiler ücretsiz olarak ziyaret etmektedirler.
Çesme'nin tipik Ege mimarisi özelliklerine sahip pek çok yapısının yanı sıra, adını aldığı Osmanlı dönemi çeşmeleri de, bu mimari zenginliğine ayrı bir değer kazandırır. İlçe merkezi planında yerleri belirlenen bu çeşmelerden Anonim Çeşme 1792 yılında, Kaymakam Sadık Bey Çeşmesi de 1885 yılında yaptırılmıştır.
"Eski Camii" olarakta anılan yer, Çeşme ilçe merkezinin 2 km kuzeyindedir. Bizans egemenliği sırasında I. Kılıç Arslan`ın kayınpederi Emir Çaka, yarımadayı ele geçirince, 1081 yılında Çeşme`ye gelmiş ve Oğuz Boyundan gelen Türkleri bu merkeze yerleştirmiştir. Halen bir cami kalıntısı ve geniş mezarlığıyla 11. yüzyıl Türk yerleşmelerine ait ilginç bir örnektir.
2 km'ye yakın uzunluktaki geniş ve beyaz kumlu plajları, nitelikli konaklama tesisleri ve termal olanaklarıyla Çeşme popüler bir turizm merkezidir. Denizin içinden kaynayan sıcak termal sular, Ilıca plajını ve yöredeki diğer plajları büyük birer termal havuz haline getirir.

Ilıca'daki büyük, küçük konaklama tesisleri, yoğun turist kapasitesinin ihtiyacını karşılayabilecek durumdadır. Birçok küçük otel ve pansiyonlar da bile kaplıca suyu vardır. Çeşme plajlarının ve özellikle Ilıca plajının en önemli özelliklerinden biri de, kıyıdan denize doğru yaklaşık yüz metrelik bir şeridin insan boyunu geçmeyecek derinlikte olmasıdır. Özellikle termal kaynaklarla beslenen sığ sularda, ultraviyole ışınlarının insan sağlığına çok daha fazla yararlı olduğu bilimsel bulgularla kesinleşmiştir. Bunların yanı sıra, bu plajlardan çocukların yararlanma olanakları sağlık ve can güvenliği bakımından elverişlidir.(kyn:http://tr.wikipedia.org/wiki/%C3%87e%C5%9Fme,_%C4%B0zmir)

Çeşme Resmi Kurum Telefon Numaraları

Çeşme Kaymakamlığı:0232 712 68 41 & 0 232 712 27 04
Çeşme Belediyesi: 0 232 712 66 32
Çeşme Devlet Hastanesi:(0232) 712 0777
Çeşme İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü:(0232) 712 6343
Çeşme İlçe Emniyet Müdürlüğü:(0232) 723 0234
Çeşme Jandarma Komutanlığı:(0232) 712 6641
Çeşme Adalet Sarayı: (0232) 712 65 62
Çeşme Askerlik Şubesi:0232 712 66 30
Çeşme Vergi Dairesi:(0232) 712 96 91
Çeşme Mal Müdürlüğü:0 (232) 712 66 25
 

.

Buca

Yüzölçüm:121 km2 (46,7 mi2)
Nüfus:454,112
Posta Kodu:35160
İl Alan Kodu:0232
İl Plaka Kodu:35

Buca, Türkiye'nin İzmir iline bağlı metropol ilçelerinden biri olmakla beraber aynı zamanda en kalabalık nüfusa sahip ilçelerinden biridir.

İzmir'in 9 kilometre güneydoğusunda kurulmuşdur. Nif Dağı'nın güney eteklerine yerleşmiştir. Yüz ölçümü 180 kilometrekare, denizden yüksekliği 38 metre olup kuzeyinde Bornova, kuzeydoğusunda Kemalpaşa, batısında Karabağlar ve Gaziemir, güneyinde Torbalı ve Menderes bulunmaktadır. Yayvan görünüşlü arazi ile çevrelenmiş olup, çevredeki tepeler, vadiler ve bitki örtüsü bakımından oldukça zengindir.

Buca düz ve verimli topraklara sahiptir. Tınaztepe,Tıngırtepe, Zeytintepe, Koşutepesi ve Karacaağaç gibi tepeleri de vardır. Nif Dağı’ndan doğan Meles Çayı, Şirinyer’den geçer ve Halkapınar’da denize dökülür.

Buca'ya bağlı, Kaynaklar Beldesi'nin yanı sıra, Kırıklar, Karacaağaç ve Belenbaşı adında üç köyü vardır.

Tarihçe

İznik Devleti Kralı İoyanis'in 1235 yılında Kohi denen ve Kral Yolu yakınında bir yerleşim alanından bahsettiği yerin Buca olarak değiştiği, Kohi adının daha sonra Gonia, Bugia ve Buca’ya dönüştüğü sanılmaktadır. Bizanslılar döneminde ise bugünkü yerleşim yerinde Vuza, Uza ya da Vuzas isimli bir toprak sahibinin yaşadığı, yerleşim yeri isminin değişerek zamanla Buca olduğu varsayımı da vardır. Ayrıca İtalyancada BUCA kelimesi çukur anlamına gelmektedir Buca'nın çukurda kalışı ismin buradan geldiğini kuvvetlendirmektedir.

Buca adı ilk kez 1688 yılında Fransız Konsolosluğu kayıtlarında görülmüştür. Bu yılda bir deprem olmuş, Fransız Konsolosluğu Buca'ya taşınmıştır. MÖ 1102'de Eolyalıların şehri almalarına kadar yerli halkın oldukça rahat bir hayat yaşadığı kabul edilir. MÖ 727 yılına kadar İyonlarla çekişen Eolyalılar, bu tarihten sonra şehri İyonlara bırakmıştır. Bir süre sonra güçlenen Lidyalılar, MÖ 628 yılında İzmir'i almıştır. Bu tarihlerde İzmir şehri dağılmış, halk civarda bulunan küçük yerleşim alanlarına geçmeye başlamıştır. Bu değişim, bugün gördüğümüz İzmir dolaylarındaki birçok yerleşim alanının ilk temellerini atmıştır. Bunlar arasında Buca’yı da sayabiliriz.

Buca’da antik çağdan bu yana bir yerleşimin olduğu bilinmektedir. 1868 yılında Buca'nın kuzeydoğusunda antik döneme ait büyük bir kadın büstü ortaya çıkarılmış olup, bu büst halen Londra’daki İngiliz Müzesi’nde sergilenmektedir.

Ayrıca Buca ve Kangölü çevresinde Bizans Haçı kabartmaları bulunan sütun başlıkları, antik “ARTEMİS MABEDİ”ne ait olduğu sanılan mermer yer döşemeleri, Forbes Köşkü çevresinde Bizans sikkeleri, Gürçeşme (Kançeşme) yolu üzerinde Roma Kalesi kalıntıları da antik çağda bu yörede gelişmiş toplumların yaşadığını ortaya koymaktadır. İyon saldırısı sırasında Buca’ya yönelen halk, Dereköy, Kangölü ve Kozağacı yörelerine yerleşmiştir. Yakın tarihimizde Buca’nın bir Rum köyü olduğu, aynı dönemde Rumlar, Yahudiler ve Türklerin bir arada yaşadığı, Avrupalı işadamları ile ailelerinin de Buca’da yaşadıkları, bunun beldenin gelişme ve zenginleşmesinde önemli bir etken olduğu belirtilmektedir.

Buca, Rumlar, Yahudiler ve Türklerin bir arada yaşadığı, İngiliz, Fransız, İtalyan ve Hollanda şirketleri ile daha çok ticari ve sınai ilişkiler çerçevesinde oluşan Levanten Grubu’nun sayfiye yeri olarak yerleştiği bir belde özelliğini yakınçağ öncesinde taşımaya başlamıştır.

Buca MÖ 130'lara uzanan tarihi, birçok uygarlığa tanıklığı ile bir kültür ve tarih ilçesidir. Zengin doğa ve kültür mirasını, nüfus artışına ve günümüz yaşam biçiminin ortaya çıkardığı tüm etkenlere karşı koruyabilmiştir. Bu nedenle bugün Buca’da geçmişten günümüze kadar gelen bir tarihi görüntü sergilenmektedir. Buca’da yaşam, her şeyden önce zengin bir tarih, kültür ve doğa mirası ile iç içe bir yaşam olarak nitelendirilmektedir. Buca, tarihsel geçmişi ile bünyesinde çok önemli ve günümüzde de yaşayan eserler barınağıdır. George King Forbes, Gout, Prenses Borghese, Kont Dr.Aliberti, De Jongh, Dimostanis Baltacı Malikaneleri, tarihi İngiliz Protestan Kilisesi, Su Kemerleri, Buca’da yaşamış ve ölmüş birçok ünlü ailelerin mezarları, dar sokakları ve bugün bile birçok mimara ilham kaynağı olan Rum Evleri, ilçeye gelenlerin ilgisini çeken yapıtlardır.

9 Eylül 1922'de İzmir dolayısıyla Buca, Yunanlılardan geri alınınca buradaki Rumlar bölgeyi terk etmiştir. 1922 yılına kadar Buca’nın nüfusu genellikle İngiliz, Rum ve Hollandalılardan oluşmakta idi. Buca, Cumhuriyet döneminde çok hızlı bir gelişme göstermiş ve bu dönemde göçmen kitlelerinin ilçede yerleşimi devam etmiştir. Buca, 4 temmuz 1887 yılında yürürlüğe giren 3392 sayılı yasa ile ilçe olmuştur. Buca İzmir'in en kalabalık ilçelerindendir.

Yerleşim

Buca, İzmir'in en eski yerleşim yerlerinden biridir. Kırıklar, Karacaağaç Kaynaklar ve Belenbaşı olmak üzere 4 köyü vardır. Bütün yerleşim birimleri ovada kurulmuş olup, dağlık arazide kurulu köy yoktur. İlçe merkezinde 38 adet mahalle muhtarlığı ve 4 adet köy muhtarlığı bulunmaktadır. İlçenin kuzeyinde Bornova, batısında Karabağlar, güneyinde Gaziemir ve Menderes, doğusunda da Torbalı ve Kemalpaşa ilçeleri bulunmaktadır. Buca'da çarpık kentleşme pek görülmemektedir. Güven, Yiğitler, Efeler, Dumlupınar, Menderes, Valirahmibey, İnkılap, Evka gibi en büyük mahalleleri düzgün kentleşmiş, Gediz gibi dışta kalan mahallelerdeyse çarpık kentleşme görülmektedir.

Nüfus

Buca, bugün nüfus artışı yönünden Türkiye’nin en hızlı gelişen ilçeleri arasında yer almaktadır. Son nüfus sayımına göre 1990 yılında 1980 yılına göre %97’lik artış oranı ile metropol düzeyde en hızlı gelişen ilçe olmuştur. İlçeye göç günümüzde de sürmektedir. 1950’li yıllarda doğudan batıya doğru başlayan göçler, Buca’yı da etkisi altına almıştır. Ayrıca ilçede Evka 1, İzkent, Ege-Koop, Buca Koop konutlarının bulunması ve birçok fakültenin kurulması ilçeye göçü son yıllarda daha da hızlandırmıştır. 1990 yılında 203.383, 1997 yılı itibarıyla 285.250 olan nüfus 2008 yılında 401.000'e kadar ulaşılmıştır.

Eğitim

Eğitim ve öğretim olarak Buca oldukça zengindir. İlçedeki okuma yazma oranı %99'dur. İlçe nüfusu içindeki okuma yazma bilmeyenlerin oranı ise0,12'dir. İlk, orta ve lise düzeyinde eğitim veren 56 okul 2 tane Endüstri Meslek Lisesi bulunmaktadır. (Buca Anadolu Teknik ve Endüstri Meslek Lisesi) ve (İESOB Teknik İtfaiye Meslek & Endüstri Meslek Lisesi) Ayrıca son yıllarda üniversite düzeyinde büyük gelişmeler gözlenmektedir. İzmir'de bulunan Dokuz Eylül Üniversitesi'ne bağlı Buca Eğitim Fakültesi, Mühendislik Fakültesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, Hukuk Fakültesi,İşletme Fakültesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Adalet Yüksek Okulu, Yabancı Diller Yüksekokulu, Manisa Spor Akademisi'ne bağlı Beden Eğitim Bölümü de Buca'da eğitim hizmeti veren okullar arasında yer almaktadır. Yapımı tamamlanan Dokuz Eylül Üniversitesi Tınaztepe Kampüsü ile birlikte Buca bir anlamda 'fakülteler ilçesi' olmuştur. Bu arada öğrencilere bilgi takviyesi amacıyla ilçede özel dershaneler, sürücü kursları, eğitim öncesi ve sonrası için hizmet veren çok sayıda kreş, ana okulu vardır.

Spor

Buca, spor açısından büyük zenginliğe sahip bir ilçedir. Buca'da spor yapmak ve izlemek için birçok spor alanı bulunmaktadır. En dikkat çekeni 2008 yılında yapılan ve Bucaspor'un maçlarına ev sahipliği yapan Buca Arena'dır.

At yarışları açısından Buca Türkiye'de çok önemli bir yere sahiptir. 1856'dan beri hipodromda at yarışları düzenlenmektedir.[11] Ayrıca ilk gece at yarışları da Şirinyer Hipodromu'nda gerçekleştirilmiştir.

Spor alanlarının başlıcaları:

Buca Arena (Bucaspor'un stadı)
Buca Belediye Stadı (Bucaspor'un eski stadı,şu anda İzmirspor ve Altınordu kullanmaktadır.)
Seyit Mehmet Özkan Tesisleri (Bucaspor'un ve Buca Genç'in antrenman alanları)
Cemil Şeboy Tesisleri
Şirinyer Hipodromu
Buca'nın spor takımlarından en tanınanı Bucaspor'dur. Futbol takımı 1.Lig'de bulunmaktadır. Son zamanlarda büyük atılım göstermiştir. Basketbol ve voleybol alanında amatör seviyede faaliyet göstermektedir. Buca ilçesi,Bucaspor'un altyapı takımı ile de Türkiye'nin en iyi altyapılarından birine sahiptir. Bucaspor Futbol Akademisi ülke bazında önemli dereceler elde etmektedir.

Spor Takımlarının Başlıcaları:

Bucaspor
Şirinyerspor
Buca Belediyespor
Bucaspor Bayan Futbol Takımı
Bucaspor Futbol Akademisi
Buca Zaferspor
Buca Gençlerbirliğispor
Fırat Seyhangücüspor
İşçievlerispor(kyn:http://tr.wikipedia.org/wiki/Buca)

Buca Resmi Kurum Telefon Numaraları

Buca Belediyesi:(0232) 439 1010
Buca Devlet Hastanesi:(0232) 452 5252
Buca Kaymakamlığı:(0232) 448 7477
Buca İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü:(0232) 440 5900
Buca İlçe Emniyet Müdürlüğü:(0232) 420 7978
Buca Jandarma Komutanlığı:(0232) 442 1899
Buca Askerlik Şubesi:0 232 457 50 50
Buca Mal Müdürlüğü: 0 232 438 63 24
Buca Vergi Dairesi:(0232) 487 48 98
Buca Halk Eğitim Merkezi:(0232) 487 9368

Bayındır

Yüzölçümü:588 km2 (227 mi2)
Nüfus:40,690
Posta Kodu:35840
İl Alan Kodu:232
İl Plaka Kodu:35

Bayındır, İzmir'in 78 km doğusunda bir ilçedir.

Tarihçe

Bu yerleşim yeri, Kral Yolu üzerinde bulunan Efes-Sard arasındaki önemli noktalardan birisidir. Şimdi ki Ergenli köyünün kuzeyinde Bayındır Kalesi diye bilinen yıkık kale kalıntılarının çevresinin ilk yerleşim yerleri olduğu saptanmıştır. Araştırmalar; yörede sırasıyla MÖ 2000'de Hititlerin, 700'de Frigya ve Lidyalıların, 300'de Roma İmparatorluğu'nun, 395'te Roma İmparatorluğu'nun ikiye ayrılması üzerine Doğu Romanın, 1084 yılından sonra Selçukluların, 1308-1425 yılında Aydınoğulları'nın ve 1425'ten itibaren de Osmanlıların egemenliğinde olduğunu ortaya koymaktadır.

İlçe Özellikleri

Nüfusu 2008 yılı itibari ile 20500'dir. Verimli toprak özelliğinden dolayı genellikle çiftçilikle uğraşılır. Zengin meyve çeşitleri ve zeytinlikleri vardır. Sanayileşmenin hiç gelişmediği Tire ve Ödemiş ilçeleri arasına sıkışmış olan Bayındır ilçesinin en büyük sorunlarının başında işsizlik gelmektedir. Osmanlı İmparatorluğunun ilk Darphanesi Bayındır bölgesinde kurulmuştur. İlçe'de her yıl Nisan ayının son haftasında çiçek festivali düzenlenir.

Ekonomi

Bayındırın ekonomik yapısı temelde tarım ve hayvancılığa dayalıdır. Verimli toprakları ile İzmir'in gıda deposu konumundadır. Süs bitkisi yetiştiriciliği önemli bir gelir kaynağı olmuştur. Ege'nin büyük bir bölümünde olduğu gibi Bayındır'da da zeytincilik önemli geçim kaynakları arasındadır. Zengin meyve çeşitleri ve zeytinlikleri vardır. İlçe ekonomisinin tarımsal zenginliği sanayisinin gelişmesine temel oluşturamamış, küçük sanayi işletmelerinin dışında bu güne kadar birkaç fabrika kurulabilmiştir. İlçede bir tanesi anonim şirket olmak üzere 16 şirket faaliyet göstermektedir. İlçede zeytinyağı fabrikaları da mevcuttur. Ayrıca çiftçiler ilçede bulunan Tariş'e ürünlerini satabilmektedirler. İlçede tarım, gün geçtikçe hayvancılığa doğru kaymıştır. Köylerde yapılan tarımın önemli bir bölümünü silajlık mısır tarımı oluşturmaktadır. İlçede küçükbaş ve büyükbaş hayvancılık da mevcuttur. İlçede turizm gelirleri fazla olmamakla birlikte, turizm keşfedilmeyi bekleyen bir potansiyeldir.

Ulaşım

İzmir(Basmane)-Torbalı-Bayındır-Tire-Ödemiş trenleri ile günde 11 defa karşılıklı düzenlenen 75 dk süren tren seferleri ile ulaşılabilmektedir. Ayrıca İzmir, Tire ve Ödemiş otogarlarından minibüs seferleri de mevcuttur.

Beldeleri

Zeytinova
Zeytinin ve zeytin yağının cenneti. Beldenin 1 km yakınından akan Falaka Çayına baraj yapımı tamamlandığında belde için çok önemli ekonomik kalkınma sağlanacaktır. Kuraklıktan dolayı azalan yeraltı suları, tarım ile geçinen halk için sıkıntıların en başındadır. Zeytinova barajının planlandığı ancak bir türlü yapımına başlanamadığından dolayı da sıkıntılar devam etmektedir.
Canlı
Tarım ve hayvancılık yoğun olarak yapılmaktadır. Bayındırın diğer bölgelerinde olduğu gibi zeytin ve zeytinyağı önemlidir. Canlı beldesi 1995 seçimlerinden sonra belediye olmuştur.

Köyleri

Arapbaşı
Alanköy
Arıkbaşı
Balcılar
Canlı
Çamlıbel
Çırpı
Çenikler
Çınardibi (bölgenin en gelişmiş orman köyü)
Çiftçigediği
Dereköy
Dernekli
Elifli
Ergenli
Fırınlı
Gaziler
Hasköy
Havuzbaşı
Hisarlık
Kabaağaç
Karahalilli
Karahayıt
Karapınar
Karaveliler
Kızılağaç
Kızılcaova
Kızılkeçili
Kızıloba
Lutuflar
Osmanlar
Pınarlı
Sarıyurt
Taşkesik
Tokatbaşı
Turan
Yakacık
Yakapınar
Yeşilova
Yusuflu
Otuzbirler
Söğütören

Buruncuk(kyn:http://tr.wikipedia.org/wiki/Bay%C4%B1nd%C4%B1r,_%C4%B0zmir).

 

Bayındır Resmi Kurum Telefonları

Bayındır Belediyesi:0 232 581 50 00
Bayındır Devlet Hastanesi:0232 5813036
Bayındır Kaymakamlık:(0232) 581 4001
Bayındır İlçe Emniyet Müdürlüğü:(0232) 581 3041
Bayındır İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü:(0232) 5813793
Bayındır Adalet Sarayı:(0232) 581 3043
Bayındır Jandarma Komutanlığı:(0232) 581 3003
Bayındır Askerlik Şubesi:(0232) 581 3039
Bayındır Vergi Dairesi Müdürlüğü:(0232) 581 35 42
 

Beydağ

Yüzölçümü:199 km2 (76,8 mi2)
Nüfus:12,555
Posta Kodu:35970
İl Alan Kodu:0232
İl Plaka Kodu:35

Tarihçe

Beydağ, önce Aydınoğulları, sonra da Osmanlıların egemenliğine geçmiştir.

Coğrafya

İl merkezine uzaklığı 142 km’dir. Kuzeyinde Kiraz; doğusunda Nazilli; batısında Ödemiş; güneyinde Sultanhisar ile çevrelenir. İlçenin yüzölçümü 162 km²’dir.

İklim

İlçe, Akdeniz iklimi etkisi altındadır.

Nüfus

2000 yılı Genel Nüfus Sayımı’na göre toplam nüfusu 14.147’dir. Bu nüfusun 5.521’i merkezde, 8.626’sı belde ve köylerde yaşamaktadır. Nüfus yoğunluğu 87, nüfus artış hızı %0 -3.37’dir.

İdari Yapı

İlçeye bağlı 21 köy bulunmaktadır. Bağlı beldesi yoktur.

Ekonomi

İlçe halkının geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır. En önemli ürünler incir, kestane ve zeytindir. Beydağ’da üretilen kestane son derece kalitelidir. Besi ve süt hayvancılığı hızlı gelişme göstermektedir.

Altyapı Bilgileri

İlçede 28 İlköğretim Okulu, 1 Ortaöğretim Kurumu bulunmakta; 1872 öğrencinin eğitim gördüğü bu okullarda 94 öğretmen görev yapmaktadır.

Sağlık hizmeti, 1 Sağlık Ocağı, 1 Sağlık Evi, 1 Ana Çocuk Sağlığı tarafından verilmektedir.(kyn:http://tr.wikipedia.org/wiki/Beyda%C4%9F,_%C4%B0zmir)

Beydağ Resmi Kurum Telefonları

Beydağ Belediyesi:(0232) 592 6115
Beydağ İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü:(0232) 592 6481
Beydağ İlçe Emniyet Müdürlüğü:(0232) 592 6481
Beydağ Kaymakamlığı:0 (232) 592 63 59
Beydağ Jandarma Komutanlığı:(0232) 592 6003
Beydağ Askerlik Şubesi: (0232) 544 8993
Beydağ Adliyesi:(0232) 592 6503
Beydağ Mal Müdürlüğü:(0232) 592 7843
 

.

Foça

Yüz ölçümü: 228 km2 (88 mi2)
Nüfus:32,534
Posta Kodu:35 XXX
İl Alan Kodu:0 232
İl Plaka Kodu:35

Foça, İzmir'in kuzeyinde yer alan bir sahil ilçesidir. Kent Antik Çağda bir İyon yerleşimi olarak ortaya çıktığında civar denizde yaşayan foklardan dolayı Phokaia adını almış, sözcük günümüze Foça olarak gelmiştir.

Tarihçe

Foça (Phokaia) adalarında yaşayan foklardan adını alan Phokaia, Aiollar tarafindan MÖ 11. yüzyılda kuruldu. O zamanlarda en önemli İyonya'nin yerleşim yerlerinden biri olan Phokaia'de İyon yerleşimi MÖ 9. yüzyıl da baslamistir. Tarihte usta denizci olarak bilinen Phokaialılar, ayrıca mühendislikteki gelişmişlikleri ve başarıları ile Ege, Akdeniz ve Karadeniz'e de birçok sayıda koloni kurmuslardir. Foçalılar'ın tarihte bilinen kurmuş olduğu önemli kolonilerden bazıları: Karadeniz'deki Amysos (şimdiki Samsun); Çanakkale Boğazı'ndaki Lampsakos (şimdiki Lapseki); Midilli Adası'nda Methymna (şimdiki Molyvoz); ve Avrupa'daki Elea -şimdiki Velia- (İtalya); Alalia (Korsika); Massalia -şimdiki Marsilya- (Fransa) bunlardan bazılaridır.

Ayrıca Phokaialılar İyonya'da, doğal altın-gümüş karışımı kullanarak "elektron" sikkeyi tarihte ilk defa bastıranlardan biri olarak bilinmektedirler. Elbette bu medeni ilerleme o zamanın birçok uygarlıklarını da etkilemiş ve onları Anadolu'ya çekmistir. Cenevizliler şimdiki Yenifoça'yi ilk kuranlardandır.

Foça sırasıyla tarihte; 13. yüzyılda Çaka Bey tarafindan alinarak Çaka Bey'in yönetimine, daha sonra ise Saruhanoğulları Beyliği'nin yönetimine geçmiştir. 1455'te ise Osmanlı Padişahı II. Mehmed, büyük fetihten sonra Foça'yı alarak Osmanlı topraklarına dahil etmiştir.

Bu gibi medeniyetliklere ve topluluklara merkez oluşturduğu icin Foça önemli bir arkeolojik merkez haline gelmiştir. 1953 yılında başlayıp ve günümüze kadar aralıksız devam edip gelen kazılarda, Helenistik döneminden kalan tiyatro, Athena Tapınağı ve Kutsal Alanı, Liman Kutsal Alanı (Kibele'ye ait olduğu düşünülmekte) ile Pers Anıt Mezarı (Foça'nın 7 km doğusundaki "Taş Ev" olarak bilinen) ortaya çıkarılmıştır. Bahse konu Pers Anıtı; bölgeyi MÖ 492 yılında istila eden Ahamenid-Pers Ordusu komutanları için bir anıt olarak yapılmış; daha sonra mezar, ağıl, gözetleme noktası, mola yeri gibi amaçlar için kullanılmıştır. Anıt; Anadolu' da bulunan ender Pers yapılarından birisidir.

Etkinlikler

Foça'da çok uzun zamandan beridir yapilan festivaller son yıllarda ayri bir boyut alarak uluslararası düzeye taşınmıştır. 2004 yılından günümüze kadar yapılan festivaller artık Uluslararası Foça Festivali olarak bilinir. Genelde üç gün devam eden festivaller birçok ünlüyü ve ziyaretçileri Foça'ya getirmektedir.

Turistik Mekanlar

Foça bircok tarihi ve turustik gezi yerlerine sahiptir.

Homeros (unlu tarihci) bahsettigi Siren Kayalıkları Foça'da yer almaktadır. Ona gore oradan gecen denizciler icin bir zamanlar bircok rivayetlere konu olmustur bu kayalıklar. Foça irili ufaklı birçok adanın serpilmiş görüntüsüne sahiptir.

Foça Turk Rivierasi olara bilinen Mersin, Antalya dan baslayip Izmire kadar uzanan bolgenin icinde bulunmaktadir. Bu da bircok yerli ve yabanci turistleri "mavi tur"lara veya diger gezilere durak yapmaktadir. Foça'nın denizi çok berrak ve temizdir. Sayısız koylara sahip şehrin halka açık plajı bulunmaktadır.

Osmanli ve diger medeniyetlerden kalan tarihi evler ve mekanlar da, deniz, balik tekneleri ve doga butunlugu ile birlesmesi Foca ya Akdeniz kentlerini animsatmasinda buyuk etkileri vardir.

Akdeniz Foku

Foça, sayıları giderek azalan akdeniz fokunun yaşam alanlarından biridir. Ayrica akdeniz foklari kentte her yil yaz aylarinda duzenlenen festivallerin de onemli bir sembolu haline gelmistir. Bu sevimli Foca fokuna Merkez Bankasi 1996 yilinda ozel hatira parasi bastirmistir.[15]

Foca'da soylarini tukenmekten korumak amaciyla devletin ve universitelerin arastirma merkezleri mevcuttur. Avlanilmasi kesinlikle yasak olan fokun balikcilar tarafindan da cok defa korunuldugu bilinmektedir.

İzmir de doğal kalmış ilçelerden biridir. Taş evleri mevcuttur. Sadece yaz değil kışında gelen turist sayısı da fazladır. Foça'da yılın büyük bölümünde Poyraz esdiğinden çok temiz ve bol oksijenli havası vardır.

Eğitim

Foça'da devletin ve hayırsever vatandaşların katkıları ile kurulan 4 tane ilköğretim okulu, Anadolu Lisesi, Lise, Anadolu Otelcilik ve Turizm Meslek Liseleri ile Dokuz Eylül üniversitesinin turizm ve otel işletmeciliği meslek yüksek okulu bulunmaktadır. Okuma-yazma orani %95 uzerindedir.(kyn:http://tr.wikipedia.org/wiki/Fo%C3%A7a)

Foça Resmi Kurum Telefon Numaraları

Foça Belediyesi:232 812 11 27-232 812 23 11
Foça Kaymakamlığı:  0232 812 11 20
Foça Devlet Hastanesi:(0232) 812 1429
Foça İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü:(0232) 812 1158
Foça İlçe Emniyet Müdürlüğü:(0232) 812 1800
Foça İlçe Jandarma Komutanlığı:(0232) 812 1119
Foça Adalet Sarayı:(0232) 812 1122
Foça Askerlik Şubesi: (0232) 832 1679
Foça Vergi Dairesi Müdürlüğü:0 232 812 43 21
Foça Mal Müdürlüğü:0 232 8124320 - 135
 

.

Aliağa

Yüzölçümü:261 km2 (100,8 mi2)
Nüfus:80,948
Posta Kodu:35800
İl Alan Kodu:0232
İl Plaka Kodu:35

Aliağa, İzmir iline bağlı bir ilçedir. İzmir ve Bergama uygarlıklarından izler taşımaktadır. Ege denizi kıyılarında sayıları 30'u aşan Aiol kentleri arasında en büyük ve önemlilerini oluşturan 12 kentten 4'ü Aigai, Kyme, Myrna ve Gryneion ilçe sınırları içerisinde bulunmaktadır.

Sınırları içerisinde Petrol Ofisi, Petkim Petrokimya Holding gibi büyük şirketleri barındırmaktadır. Dünyadaki 2 gemi söküm tesislerinden birisi Hollanda'da diğeri ise Aliağa'dadır.

Her yılın yaz aylarında yapılan Emek Şenlikleri, bütün bir yılın yorgunluğunu atmak için düzenlenen, yaklaşık 4 gün süren, çevre ilçe ve illerden de katılımın olduğu halk konserleriyle şenlenen bir etkinliktir.

Aliağa için uğraş verenler, Aliağa'nın bir liman kenti olması için yıllarca çalışmışlardır. Tam bir liman kenti sayılmasa da, Petkim Limanı ve Aliağa Limanı gibi limanlara bu uğraşlar sayesinde kavuşmuştur. Geniş bir plaj alanına ve bir kuş cennetine sahip olan Aliağa, daha çok yerli turistlerin ilgisini çekmektedir.(kyn:http://tr.wikipedia.org/wiki/Alia%C4%9Fa)

Aliağa Resmi Kurum Telefonları

Aliağa Belediyesi:0 232 616 1980-81
Aliağa Devlet Hastanesi:(0232) 616 8787
Aliağa Kaymakamlık:0 232 616 1001
Aliağa İlçe Emniyet Müdürlüğü:(0232) 616 2165
Aliağa İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü:0(232) 616 1844
Aliağa Askerlik Şubesi:(0232) 616 7245
Aliağa Jandarma Komutanlığı:(0232) 616 1982
Aliağa Adalet Sarayı:(0232) 616 2882
Aliağa Vergi Dairesi:(0232) 616 64 64
Aliağa Zabıta Müdürlüğü:0232 6161980 / 181

İzmir

İzmir, ülkemizin  3. Büyük mega kenti olan Izmir, modern, gelismis ve  çok islek bir ticaret merkezidir. Oldukça hareketli olan olan alisveris merkezinde dolasmak son derece eğlencelidir. Şehrin batisinda nefis renkli denizi, plajlari, sörf cennetleri ve termal merkezleriyle Çesme Yarimadasi uzanir. Antik devirlerden bu yana tarihin en ünlü şehirleri arasinda bulunan Efes, Roma devrinde dünyanin en büyük şehirlerinden biriydi. Tüm Ion kültürünün zenginliklerini içeriğinde barindiran Efes, yogun sanatsal aktivitelerle de adini duyuruyordu.

Türkçe'de ''Güzel Izmir'' olarak adlandirilan Izmir, adına yakışır şekilde yatlar ve gemilerle çevrilmis uzun ve dar bir körfezin basinda yer alır. Ilık ve tatlı bir iklime sahip olan şehir, yazin ise denizden gelen taze bir serinlik günesin sicakligini alip götürmektedir. Sahil süresince palmiye agaçlari ve genis caddeler bulunmaktadir. Izmir Limani Istanbul Limanından sonra, ülkemizin  ikinci büyük limanıdir. Hareketli , çağdaş , büyük ve kozmopolit bir sehir olan Izmir, Uluslararasi Fuari ve Uluslararasi Sanat Festivali ile de sosyal yaşamda önemli bir yer tutar.

TARİHÇE
Eski İzmir kenti, körfezin kuzeydoğusunda bulunan bir yarımadacık üzerine kurulmuştur. Günümüzde Bayraklı semti yakınında “Tepekule” ismini  taşıyan eski İzmir höyüğünde, ilk yerleşim M.Ö. 3000 senelerinden başlar. Önce  ufak bir yerleşme olan sahildeki bu höyük, M.Ö. 2000 senelerinde  ilk çekirdek çevresinde biraz daha büyüyüp gelişmiştir. M.Ö. 2000 yerleşiminin Hititlerle ilişkili olduğu günümüz kazılardan görülmektedir.
 
M.Ö. 10. yüzyılda, Bayraklı semtinin kerpiç duvarlı ve düz damlı evleri, günümüzün Orta Anadolu köyleri ile aynıdır. M.Ö. 600 senelerinde Lydia, M.Ö. 5. ve 4. asırlarda Pers buyruğunda olan şehir, M.Ö. 334’de Büyük İskender tarafından ele geçirilmiş,  sonrada şimdiki Kadifekale’nin bulunduğu dağın eteklerinde gelişmeye ve büyümeye başlamıştır. Roma İmparatorluğu döneminde, M.S. 178 senesindeki zelzelede çok zarar gören şehir, yeniden kurulmuş ve güncellenmiştir. Ve büyük bir alış veriş merkezi haline gelmiştir. Bizans İmparatorluğu zamanında Hıristiyanlığın yayıldığı süreçte önemli bir piskoposluk merkezi olmuş, M.S. 5.-6.asırlarda büyüme ve gelişme göstermiş, ama 7. asırdaki Arap akınlarından sonraki senelerde ise eski büyüsünü ve çekimini kaybetmiştir.
 
1320 yılında, Aydınoğlu Gazi Umur bey tarafından feth edilen şehir, 1402–1415 yılları arasında Aydınoğulları Beyliği’nin başkenti olmuş,sonra da 1415 yılında I. Mehmet Çelebi tarafından Osmanlıya katılmıştır.
 

COĞRAFYA
İzmir, Ülkemizin 3. büyük şehridir. İzmir, kıyı Ege bölgesinin tipik bir örneğidir. Madra Dağları kuzeyinde, Kuşadası Körfezi güneyinde, Aydın doğusunda, batıda Çeşme Yarımadası'nın Tekne Burnu,  Manisa il sınırları ile çevrilmiş İzmir, batı da ise kendi adıyla anılan İzmir körfeziyle kucaklaşır.

İzmir şehri içinde ,bölgenin önemli akarsularından  Gediz Nehri'nin aşağı çığırı ile Küçük Menderes Nehri bulunur. Çıkıntılı ve girintili sahil bandı, tabii olarak bir çok hoşlukta koy ve plajların oluşumu ile sona erer. izmir'in kıyı ilçelerinden olan Gümüldür, Özdere, Foça, Karaburun, Çeşme kıyıları,plajları ve sahilleri, İzmir ili için oldukça büyük bir turistik önem taşımaktadır. Ve aynı doğal yapı, birçok balıkçı barınağının ya da yat yanaşma yerlerinin oluşmasına sebep olmuştur. Bu özellikleriyle İzmir şehri doğal bir turizm ve liman şehridir.

Doğal olarak, bölgeye hakim Akdeniz iklim bölgesinde yetişen sürekli yeşil kalan, iğne yapraklı, geniş, sert ve kuraklığa dayanıklı ağaç ve çalılar, yaygın doğal bitki örtüsünü oluşturur.

Akdeniz iklim kuşağında kalan İzmir'de yazları sıcak ve kurak, kışları ılık ve yağışlı geçmektedir. İl bazında yıllık ortalama sıcaklık, kıyı kesimlerde 14-18 ºC arasında değişiklik göstermektedir. Yıllık ortalama deniz suyu sıcaklığı 18.5ºC'dir.

İKLİM

İzmir de, Akdeniz iklimi egemendir. Yaz mevsimioldukça sıcak ve kurak,  kış mevsimi de ılık ve yağışlı geçer. Bir senede, şehrin hava sıcaklığı sıfırın altında 10 günü geçmez. Senenin aşağı yukarı 100 gün ise 30 derecenin üstünde yaşanır. Kar yağışı ve don seyrek görülür. Yıllık  yağış rakamları 700–1200 mm arasındadır. Yaz mevsiminde imbat  rüzgârı serinlik getirir. Kıyı ve denizin ,gece ile gündüz arasında ısınması ve soğuması farkından oluşan bu rüzgâr, sadece İzmir'e özgüdür.Senelik, ortalama deniz suyu ısısı 18,5 °C'dir.

AKARSULAR
İzmir şehri içinde Ege Bölgesi'nin önemli akarsularından olan Küçük Menderes, Gediz,  ve Bakırçay akış gösterir. Diğerleri sel karakterli ufak akarsulardır.

GÖLLER
İzmir şehrinde önemli büyüklükte bir göl yoktur. Göl sayılabilecek su birikintileri arasında en önemlileri Gölcük, Belevi Gölü, Çakalboğaz Gölleri ve Karagöl ve bu göller ege bölgesinin önemli gölleridir

BİTKİ ÖRTÜSÜ
İl bitki örtüsü yönünden Akdeniz ikliminin etkisi altındadır. Akdeniz bitkilerinin çoğu türü bulunmaktadır. Yüzyıllarca fazla otlatma, yangın ve tarla açma gibi sebeplerle ormanların yok olduğukısımlarda, maki bitkileri bulunmaktadır. Maki florasına ardıç, pırnal, kermes meşesi, zeytin, çitlembik, sakız, akçakesme, tesbih, katırtırnağı gibi kuraklığa dayanıklı ağaçlar girer. Ormanlar il içerisinde 431786 hektar bir alanı kaplar. Ormanların kapladığı alan, il arazisinin41'idir.

EKONOMİ
İzmir ilinin ekonomisi çok yönlüdür. Sanâyi, tarım, ticâret ve turizme dayanır. Tarım bakımından verimli olan İzmir’de faal nüfûsun yarısı tarımla uğraşır. Gayri sâfî hâsılanın (brüt kazancın)15’i tarımdan,15’i ticâretten ve35’i sanâyi sektöründen sağlanır. İmalât sanâyiinde İstanbul ve Kocaeli’nden sonra üçüncü sırada İzmir yer almaktadır.


Türkiye’nin en büyük ihrâcât limanı İzmir’dir. Tabiî hoşlikleri ve târihî zenginlikleri, kara, demiryolu, hava ve deniz ulaşımı ve yeterli konaklama tesisleri ve alt yapıları ile turizm sektörü gün geçtikçe gelişmektedir.

Yüzölçümü    : 11.973
Nüfus             : Merkez 3,606,326 Toplam: 3,948,848
Posta Kodu    : 35000
İl Alan Kodu   : 0 232
İl Plaka Kodu : 35 
 

İZMİR RESMİ KURUM TELEFONLARI

İzmir Büyükşehir Belediyesi               : 0232 293 1200

İzmir Atatürk Devlet Hastanesi           : 0232 244 4444

İzmir Emniyet Müdürlüğü                   : 0232 489 05 00

İzmir Valiliği                                     : 0232 455 82 82

İzmir Sahil Güvenlik Ege Deniz Blg.Kmt  : 0232 366 66 66

İzmir İl Jandarma Komutanlığı            : 0232 442 18 99

İzmir İZSU Genel Müürlüğü                : 0232 293 23 93

İzmir Meteoroloji 2.Bölge Müdürlüğü  : 0232 285 39 65

İzmir Turizm İl Müdürlüğü                  : 0232 483 62 16

İzmir İl Sağlık Müdürlüğü                   : (0232) 441 8111

İzmir İl Spor Müdürlüğü                     : 0232 464 82 08

İzmir İl Milli Eğitim Müdürlüğü            : 0232 477 2100

İzmir Sosyal Güvenlik il Müdürlüğü    : 0(232) 483 30 39
 

 

 

Gaziemir

Yüzölçümü:63 km2 (24,3 mi2)
Nüfus:129,534
Posta Kodu:35410
İl Alan Kodu:0 232
İl Plaka Kodu:35

Gaziemir, İzmir Büyükşehir Belediyesi'ne bağlı metropol ilçelerden biridir. Batısında ve kuzeyinde Karabağlar, doğusunda Buca, güneyinde Menderes ilçeleri ile çevrilidir. İlçenin yüzölçümü 63 km²’dir. Köyü yoktur, 1 beldesi (Sarnıç) bulunmaktadır. 1965'e kadar taşıdığı tarihi ismi Seydiköy'dür.

2007 yılı sayımına göre toplam nüfusu 109.291’dir. Bu nüfusun 86.111’i merkezde, 23.180’i Sarnıç beldesinde yaşamaktadır. Kent nüfusu 2008 yılı itibariyle 88.829'dur. Gaziemir’de 13 İlkokul, 12 Ortaokul, 8 Orta Öğretim Kurumu bulunmakta; 18,669 öğrencinin eğitim gördüğü bu okullarda, 782 öğretmen görev yapmaktadır. İlçede, sağlık hizmetleri, 1 semt polikliniği, 6 sağlık ocağı, 2 sağlık evi ve 1 verem savaş dispanseri tarafından verilmektedir.

Rumeli göçmenlerinin ağırlıklı unsuru oluşturduğu bir nüfus yapısına sahip olan Gaziemir, günümüzde ilçe hudutları içinde bulunan askeri birliklerin çekirdeğini teşkil eden Hava Teknik Eğitim Komutanlığı'nın kurulması ve sonraki yıllarda gelişen Ulaştırma Tugay Komutanlığı ile önemli bir askeri potansiyeli bünyesinde barındıran farklı bir yerleşim birimi haline gelmiştir. Gaziemir, son yıllarda sanayinin ve ticaretin geliştiği bir bölge olarak ortaya çıkmıştır. Merkezde, Akçay Caddesi üzerinde tekstil ve mobilya üretim imalathaneleri ve satış mağazaları yer alır. Sarnıç beldesi etrafında sanayi kuruluşları toplanır. Gaziemir, sanayi ve ticaret gücü yanında, sahip olduğu üstün konut potansiyeliyle de önem kazanmıştır. Adnan Menderes Havalimanı, İzmir Fuar Kompleksi, Ege Serbest Bölgesi ve Uzay Kampı Türkiye, Gaziemir sınırları içerisinde yer almaktadır. Ayrıca İzmir Optimum Outlet buradadır.

Tarihi

Seydiköy ve civarı Türk hakimiyetine halk arasında Aydınoğulları Beyliği'nin kurucusu ve Umur Paşa olarak tanınan, Aydınoğlu Gazi Umur Bey döneminde geçmiştir. Seydiköy'de bulunan ve kuruluş tarihi kesin olarak bilinmeyen Seyyid Mükremeddin Zaviyesi ve Dizdar Hasan Ağa vakfiyesi bir cami ve çeşme, buradaki ilk Türk yerleşiminin çekirdeğini oluşturmuştur ve bunların ilki yerleşime ismini vermiştir. Seydiköy Türk yerleşimi ile ilgili en erken tarihli belge 1530 tarihli "tapu tahrir defteri"dir ve Seydiköy'ün Konya'dan göçmüş Yörük boyları taradından kurulmuş olduğuna işaret etmektedir.

18. yüzyıldan itibaren Batı Anadolu'nun zeytin/üzüm/incir/pamuk ihracatına dayalı olarak uluslararası boyutta gelişiminin bir sonucu olarak Seydiköy, Ege Adaları kaynaklı yoğun bir Rum nüfus akınına konu olmuş ve 19. yüzyılın son çeyreğinden itibaren, bir yandan İzmir'e güneyden giriş öncesinde kilit bir idari merkez olma özelliğine kavuşmuş, bir yandan da Türk nüfus ağırlığını kaybetmiştir. Bu gelişimin en önemli faktörlerden birisi, tren yolu ile birlikte bugünkü yerinde tesis edilmiş olan Gaziemir İstasyonu olmuştur. Yunan işgali sırasında yıkıma uğramış olduğu için ve 1923 Türkiye-Yunanistan Nüfus Mübadelesi sürecinde nahiye merkezi bir süre Cumaovası'na (bugünkü Menderes) taşınmıştır.

Kavala'dan mübadil olarak getirilip iskan edilen yaklaşık 2.500 kişi (529 aile) Seydiköy'ün yeniden imar ve inşası bakımından önemli rol oynamıştır. Bu nüfusa, 1944 başta olmak üzere, sonraki yıllarda iskan edilmiş olan Bulgaristan göçmenlerinin eklenmesiyle ilçe günümüzdeki sosyo-kültürel çehresine kavuşmuştur.(kyn:http://tr.wikipedia.org/wiki/Gaziemir,_%C4%B0zmir).

Gaziemir Resmi Kurum Telefon Numaraları

Gaziemir Belediyesi: 0 ( 232 ) 999 0 251
Gaziemir Kaymakamlığı:(0232) 251 2206
Gaziemir Devlet Hastanesi:0 232 290 93 01
Gaziemir İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü:0232251 57 73-251 24 64
Gaziemir İlçe Emniyet Müdürlüğü:(0232) 251 5790
Gaziemir İlçe Jandarma Komutanlığı: (232) 444 02 51
Gaziemir Mal Müdürlüğü:0 232 251 35 23
Gaziemir Vergi Dairesi Müdürlüğü:(0232) 253 6328
Gaziemir Askerlik Şubesi:(0232) 251 2829

Balçova

Yüzölçümü       : 29 km2
Nüfus                : 77,624
Posta Kodu     :35330
İl Alan Kodu     :0232
İl Plaka Kodu   :35

 

Balçova tarihi İzmir’in tarihi ile iç içe olup, takriben 3000 yıllık bir geçmişe sahiptir. Balçova'nın ilk sakinleri bugünkü Narlıdere ilçesinin deniz kenarında ikamet ediyorlardı. Zamanın denizlerden gelen korsan saldırılarından kurtulmak için bugünkü Balçova’nın inşa edildiği  eski Balçova köyüne göç ederek yerleşmişlerdir.
O süreçte Ayesefit olarak kullanılan köyün adı, bölge arazisinin büyük bir kısmının balçık olması sebebiyle Balçık Havi olarak değişmiş ve daha sonra ise günümüz ismi olan Balçova adını almıştır.Değişik medeniyetlerin bulunduğu ilçede bugün Romalılardan kalma Agememnon Kaplıcaları ve Yunanlılardan kalma bir su kuyusu ve mahzeni bulunmaktadır.
 

Tarihçe

Balçova ilçesinin tarihteki yeri şehirde bulunan kaplıcaların tarihi ile aynı zamana rastlar. Bu tarih M.Ö.1200 senelerine rastlar. Dünyanın en mühim destanlarından biri olan İlyada ve Odesia’nın yazarı olan ünlü şair Homeros M.Ö. 8 asırda da İzmir’de yaşamıştır. Homeros’un İlyada Destanı’nın bir bölümünde dile getirdiği Agamemnon ve Menelaos Troia “Truva” seferini yapan Akhai ordusunun başındaki iki komutandır.
 
Askerlerin bu bölgede deva bulması ve de yaralarının iyileşmesi üzerine şifalı su kaynaklarına  tesis olarak kapalı alanlar yapılıştır. Bütün Anadoluya olduğu gibi yıllardan beri çeşitli medeniyetlerin hâkimiyeti altına girmiştir. 

Türklerin bölgeye gelmesi 1300’lü senelerde, hâkimiyet kurması ise 1400’lü senelerde olmuştur. 1910 yılına ait İzmir İli Haritası’nda Balçova Köyü olarak isimlendirilen bölgede ilk belediye 01.03.1963 senesinde kurulmuştur.  

Balçova 1980 senesinde Narlıdere merkez olarak şube konumuna gelmiş, 03.06.1992 de ise yeniden belediye durumuna getirilmiştir. Balçova tarihi İzmir’in tarihi ile iç içe olup, takriben 3000 yıllık bir geçmişe sahiptir. Balçova'nın ilk sakinleri bugünkü Narlıdere ilçesinin deniz kenarında ikamet ediyorlardı. Zamanın denizlerden gelen korsan saldırılarından kurtulmak için bugünkü Balçova’nın inşa edildiği  eski Balçova köyüne göç ederek yerleşmişlerdir.
O süreçte Ayesefit olarak kullanılan köyün adı, bölge arazisinin büyük bir kısmının balçık olması sebebiyle Balçık Havi olarak değişmiş ve daha sonra ise günümüz ismi olan Balçova adını almıştır.Değişik medeniyetlerin bulunduğu ilçede bugün Romalılardan kalma Agememnon Kaplıcaları ve Yunanlılardan kalma bir su kuyusu ve mahzeni bulunmaktadır.

Nüfus

Son sayımlara göre; ilçenin nüfusu 31/12/2011 tarihi itibarıyla 77.941'dir. (37.306 Erkek ve 40.635 Kadın)

Coğrafi Bilgiler

İzmir Büyükşehir Belediyesi sınırları içinde bulunan Balçova, Konak, Karabağlar ve Narlıdere İlçeleriyle komşudur. Yüz ölçümü 29.000 dekardır.(Yaklaşık 29 Km2)
 
Bölgede hüküm süren Akdeniz iklim şartlarına ve toprak özelliklerine bağlı olarak değişik bitki toplulukları bulunmaktadır.
 
İklim durumlarına göre oluşan ve tabii ortamda denge durumunda olan bitki toplulukları asıl Akdeniz bitki topluluklarından oluşmaktadır. (Klimakse bitki toplulukları).
 
Yine Balçova ilçesi ve çevresindeki toprak oluşumunda coğrafi- Jeomorfoloji ana özellikler ve zamana bağlı olarak fiziksel ve kimyasal özellikler, çok farklı olan değişik toprak gruplarını meydana getirmiştir. Bu gruplar, Zonal ve Azonal toprak gruplarından oluşmaktadır. Zonal topraklar “Kırmızı Akdeniz Toprakları” Akdeniz iklim şartlarının etkisi ile oluşmuş bu toprağa Teleferik Dağının yamaçlarında rastlanmaktadır. Bu toprak verimlilik yönünden orta ve kireç yönünden son derece yoksuldur. Azanol topraklar (Alüvyal topraklar) bu toprak türü, ilçenin yerleşim merkezi ile kıyı arasında dar bir şerit durumunda uzanan ovada sık görülür. Kumlu, milli ve killi görünümdedir. Yine ova yüzeyi ile güneyde yükselen dağlık kesim arasındaki eteklerde Kolüvyal topraklar gelişmiştir.
 
Çatalkaya’nın kuzey eteklerinde maki, Teke Dağının eteklerinde ise genellikle ufak boylu çalılardan oluşan garig türleri stabil duruma geçmiştir. Bölgede orman yok denecek kadar azdır.
 
İlçenin Yamaçlardan inen, düzensiz rejimli 5 adet dereden Yahya Deresi ve Sarıpınar Deresi Hacı Ahmet Deresiyle birleşerek, Molla Kuyu Deresi ve Ilıca Dereleri, en son İnciraltında denize ulaşırlar. Ilıca Deresinin Çıtak Mevkiinde kurulmuş olan Cengiz Saran Barajı ve gölü, İçme-Kullanma ve Tarımsal sulama bakımından büyük önem taşır.
 
Balçova'nın 6 Kilometreyi aşan kıyı şeridi vardır ve bu sahilde balıkçılık yapılmaktadır.

Sosyal Durum

Balçova; tamamiyle konut ağırlıklı ve planlı bir yerleşim yeridir. genellikle emeklilerin tercih ettiği İlçede çok katlı binaların yanısıra müstakil ve bahçeli villalar da bulunmaktadır. 
 
Balçova ve İzmir halkının faydalanabileceği Sosyal Tesislerin başında Termal Tesisleri, piknik ve gezi alanları olarak kullanılan Teleferik İşletmeleri ve İnciraltı Kent Ormanı gelir. Mithatpaşa Caddesi üstünde bulunan iş ve alışveriş merkezleri de Balçova'daki sosyal ve ekonomik hayatı canlandırmaktadır.
 
Balçova'da ki sosyal ve eğlence işletmeleri oldukça gelişmiş ce canlı haldedir;  33 adet içkili yerler (Rest-Müzikli),9 adet Birahane, 85 adet Kahvehane , 21 adet İnternet Cafe, 4 adet Eloktronik Oyun Yeri , 3 adet Sinema Kompleksi , 3 adet Aile Çaybehçesi , 19 adet içkili- içkisiz kafeterya , 2 adet Otel , 1 adet Lunapark , 2 adet Düğün Salonu , 5 adet Turizim Belgeli Tesis , 6 adet Çocuk Oyun Salonu, 9 adet Playstation Oyun Salunu olmak suretiyle 202 ruhsatlı yer bulunmaktadır.

Spor

Spor alanında İlçede ; Balçova Spor, Balçova Belediyesi Termal Spor, Balçova İdman Yurdu Spor ve Elit Spor olmak suretiyle 4 Amatör futbol takımı, 1 kız Basketbol Takımı ile 1 Kız Voleybol takımı faaliyet göstermiştir. 
 
Balçova bünyesinde,Gençlik ve Spor İl Müdürlüğüne ait bir adet spor salonu ile Belediyeye ait Spor Kompleksi (Futbol, Basketbol, Voleybol sahaları, Tenis Kortları, Cimnastik Salonu, Aerobik Salonu, Masa Tenisi) bulunmaktadır.

Altyapı

Balçova'da Elektrik hizmetleri, Gediz Edaş A.Ş. Narlıdere Bakım ve İşletme Müdürlüğü tarafından yürütülmektedir. Gediz Edaş A.Ş. ve abonelere ait toplam 123 trafo bulunmaktadır.
 
Su hakkında ki hizmetleri, İZSU Narlıdere Şube Müdürlüğü yürütmektedir.
İlçedeki Telekom hizmetleri, Narlıdere Sahil Telekom Müdürlüğü ve Müdürlüğe bağlı Balçova Santral Amirliği tarafından yürütülmektedir.

Ulaşım

Balçova'nın ulaşım bağlantıları kara ve deniz yolu ile sağlanmaktadır. İlçenin ana ulaşım merkezi ve yönü, Mithatpaşa Caddesi ile onu dikine kesen Ata Caddesi ekseninde olup, onları Sakarya, Vali Hüseyin Öğütcen, Sarmaşık ve Çağdaş Caddeleri tamamlamaktadır. Mithatpaşa Caddesi bunun yanı sıra İzmir-Çeşme ulaşımının yapıldığı yol olurken aşağı yukarı 500 metre kuzeyinden geçen İzmir-Çeşme otoyolu da aynı fonksiyonu görmektedir. İlçeye deniz yolu ile ulaşım, Üçkuyular ile Bostanlı arasında çalışan arabalı Vapur ve Deniz otobüsleri ile gerçekleşmektedir. 
 
Balçova'daki mevcut Posta Müdürlüğü, İzmir Telefon Başmüdürlüğüne bağlı lokal bir müdürlüktür. PTT Müdürlüğünce posta, kargo, bankacılık, sigortacılık ve milli piyango iş ve prosedürleri yapılmaktadır. 
 
Balçova'daki telefon aboneleri, Narlıdere İlçesindeki Sahil Telekom Müdürlüğüne bağlıdır. Telekom Müdürlüğünün İlçemizdeki birimlerinde ise telefon ve öteki iletişim işleri hizmeti verilmektedir. 
 
Balçova'da yayın yapan 2 adet Özel Radyo, (Radyo 35- Demokrat Radyo) ve Demokrat Haber bulunmaktadır.
 
Balçova'da ,toplu ulaşım İzmir Büyükşehir Belediyesi ESHOT Genel Müdürlüğünün araçları ile yürütülmektedir.

 

RESMİ KURUM  TELEFONLARI

Balçova Belediyesi : 0232 455 20 00
Balçova Atatürk Devlet Hastanesi : 0232 244 44 44
Balçova Emniyet Müdürlüğü : 0232 259 31 21
Balçova İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü : 0 232 259 36 71
Balçova Kaymakamlık : 0232 259 24 24
Balçova Askerlik Şubesi : 0 232 457 50 50
Balçova Vergi Dairesi : 0232 278 30 45
Balçova Mal Müdürlüğü : 0232 259 0243
Balçova Zabıta  : 0232 455 20 00

Seferihisar

Yüzölçümü:369 km2 (142,5 mi2)
Nüfus:33,588
İl Posta Kodu:35460
İl Alan Kodu:0 232
İl Plaka Kodu:35

Seferihisar, İzmir'in güneybatısında ve Ege Bölgesi'nde yer almaktadır. Seferihisar, Cumhuriyet öncesinde 1884 yılında ilçe olmuştur. Günümüzde İzmir'in 30 ilçesinden birisidir.

Seferihisar'ın Beyler, Çamtepe, Düzce, Gödence, Gölcük, İhsaniye, Kavakdere, Orhanlı ve Turgut olmak üzere toplam 9 köyü ve Doğanbey ile Ürkmez beldeleri bulunmaktadır. Çamtepe Güzelbahçe ilçesinden 2001 yılında Seferihisar'a bağlanmıştır. Beyler, Orhanlı, Gödence, Çamtepe ve İhsaniye köyleri orman köyleridir. Kavakdere köyü ise dağınık yerleşme yapısına sahiptir. Orhanlı köyü 1979 tarihinden itibaren yeni yerleşim alanına kurulmuş, eski köyün yerinde bir mahalle kalmıştır. Evliya Çelebi'nin de dediği gibi zeytin ve üzüm ilçenin temel geçim kaynakları arasındadır.

Seferihisar ilçe merkezi 6 mahalleye sahiptir. Bunlar, Turabiye, Cami Kebir, Hıdırlık, Tepecik, Çolak İbrahim Bey, Sığacık ve Ulamış mahalleleridir.

Tarih

Seferihisar ilçesi topraklarında en eski yerleşim yeri Teos olup, burasının MÖ 1000 yıllarında Akalar'dan kaçan Giritliler tarafından kurulduğu ve İonialıların bir kenti olduğu bilinmektedir. Böylece yörenin 3000 yıllık bir yerleşim yeri olduğu söylenebilir.

Coğrafi Konum

İl merkezine uzaklığı 45 km’dir. Kuzeyde Urla ve Güzelbahçe, Doğuda Menderes ile çevrilidir. İlçenin batısının ve güneyinin Ege Denizi’ne kıyısı olmakla birlikte ilçe merkezi denizden 5 km içeride bulunmaktadır. İlçenin yüzölçümü 386 km²’dir. Seferihisar’ın matematiksel konumu ise 26°45'00" doğu; 27°01'30" doğu boylamları ile 38°17'00" kuzey ve 38°02'00" kuzey enlemleridir.

İlçe topraklarından demiryolu hattı geçmemekte, en yakın istasyon İzmir kent merkezinde (45 km) ve Adnan Menderes Havalimanı’nda (40 km) hizmet vermektedir.

İlçenin deniz kıyısında yolcu ve yük taşımacılığına ait bir limanı bulunmazken, Sığacık’ta bir balıkçı barınağı ve 400 yat kapasiteli yat limanı bulunmaktadır.

İlçe merkezinin kuruluş yeri deniz seviyesinden 18 m yüksektedir. Kent, kuzey-güney yönünde uzanan Kızıldağlar’ın (1080m) batısında, denize inen yamaçlar ve Kocaçay vadisinin düzlükleri üzerine kurulmuştur.

Seferihisar ilçe merkezinin yakın çevresindeki yerleşmelere uzaklığı şöyledir:

Güzelbahçe: 23 km
Konak (İzmir kent merkezi): 45 km
Urla: 30 km
Çeşme: 85 km
Ürkmez: 23 km
Gümüldür: 28 km
Özdere: 38 km
Selçuk: 52 km
Menderes: 45 km

Yerşekilleri

Seferihisar, Urla Yarımadası'nın alçak depresyonlarından biri üzerinde yer almaktadır. Güzelbahçe'den Seferihisar'a doğru uzanan bu geniş depresyon alanı yer yer akarsularla parçalanmış olduğundan arızalı bir görünüm sunar. Bu alan, daha sonra Ulamış, Düzce ve Turgut köylerinin bulunduğu geniş depresyonla birleşerek güneybatı yönünde düz ve düze yakın eğimlerle Azmak Ovası'na ulaşır, oradan da denizle son bulur.

Seferihisar morfolojik bakımdan bazı birimlere ayrılabilir. İlk ayırt edilen birim aşınım yüzeyleridir. Akarsu vadileriyle yarılan aşınım yüzeylerinin eteklerindeki yamaçlar ise ayrı bir morfolojik birim oluşturur.

Seferihisar yöresinin yer şekillerinde akarsu aşındırması sonucu meydana gelen biriktirmenin rolü büyüktür. Nitekim Azmak Dere, Yassı Çay ve kollarının biriktirme şekillerinden alüvyal ova düzlükleri oluşmuştur. Azmak Dere ve kollarının oluşturduğu taban ovasına Azmak Ovası denilmekte, bir başka ova tabanı ilçe merkezinden başlayıp, Teos ören yerine kadar devam etmektedir.

Seferihisar'da diğer bir morfolojik birim kıyılardır. Kıyılar, Urla Yarımadası'nın diğer kıyıları gibi girintili çıkıntılıdır. Bu kıyıların girintili çıkıntılı olmasının nedeni; dördüncü zaman (kuaterner) glasyel dönemi sonunda deniz seviyesinin yükselmesi ve bu arada tektonik hareketler sonucu meydana gelen kırılmalara bağlanabilir.

Sığacık ovası ve güneyindeki kıyılar düz ve girintisizdir. Bu alanlar dereler tarafından getirilen alüvyonla dolmuş ve bugünkü şeklini almıştır.

İlçe arazisinde en fazla yükselti 680 metre ile Çakmaktepe'dedir.

İklim

İklim şartlarının belirlenmesinde planeter faktörlerden başka yükselti, rölyef, bakı, kıyı konumu, denizden uzaklık, kıyı akıntıları gibi fiziki coğrafya koşulları da etkili olmaktadır. Seferihisar'da ise morfolojik bakımdan yüksek alanlar az olduğu için rölyefin ve yükseltinin pek etkisi yoktur. Yörenin ikliminde en büyük etki denize aittir. Denize yakınlık ve denizin ılıman etkisiyle sıcaklık kış aylarında pek düşmez.

Seferihisar'da ortalama yıllık sıcaklık, meteoroloji istasyonunun 1929-1995 yılları arası kayıtlarına göre; 16.4 C°, aylık ortalama maksimum sıcaklık Temmuz ayında 35.2 C°, aylık ortalama minimum sıcaklık 4.2 C° dir.

Seferihisar ve çevresinde yüksek yaz sıcaklıkları yaşanırken kışlar ılık geçmektedir. Bu duruma göre Seferihisar'ın Akdeniz termik rejim bölgesi içinde olduğu söylenebilir. Çünkü yılın 4 ayında (Haziran-Temmuz-Ağustos-Eylül) sıcaklıklar 20 C° nin üstündedir.

Seferihisar'da yıllık ortalama rüzgar hızı, yaklaşık olarak 3,5 m/sn civarındadır. Ocak, Şubat, Mart aylarında rüzgar hızında nisbi bir artış gözlenirken Mart ayından Haziran ayına kadar bir azalma daha sonra tekrar yükselme gözlenmekte ise de bunlar önemli bir değer değildir. Diğer yandan kışın ve geçiş mevsimlerinde rüzgarın hızı zaman zaman oldukça artmaktadır.

Seferihisar'da yıllık ortalama bağıl nem64 olup, aylara göre değişmektedir. Sonbahar'dan itibaren bağıl nem oranı ilkbahar sonuna kadar yıllık ortalamadan fazla, Mayıs ayından itibaren yıllık ortalamanın altındadır. Minimum nem durumuna bakıldığında; hiçbir ayda atmosfer neminin10'un altına düşmediği anlaşılır. Batı sektörlü rüzgarların etkin olduğu, sıcaklığın azaldığı, bulutluluğun arttığı kış aylarında bağıl nem oranı artmakta, kuzey sektörlü rüzgarların görüldüğü ve bulutluluğun azaldığı yaz aylarında ise azalmaktadır. Kısaca söylenebilir ki deniz etkisinde olan yörede bağıl nem değerleri her ay yüksektir.

Seferihisar'da yıllık ortalama yağış miktarı 588.1 mm dir. En yağışlı mevsim kış mevsimi ve ne yağışlı ay Aralık ayıdır (142mm). En az yağış ise yaz aylarında görülür (Temmuz ayında 1 mm). Seferihisar yarı nemli, mezotermal, su noksanı yaz aylarında çok kuvvetli, deniz etkisi alan bir özelliğe sahiptir. Mayıs-Eylül ayları arasında topraktaki su yetersizliği yörede tarım faaliyetlerini olumsuz etkilemektedir. Kasım ayından Nisan ayına kadar olan dönemde ise buharlaşma az olduğu ve yağış miktarları da yeterli olduğu için toprakta su bulunmaktadır.

Bitki Örtüsü

Seferihisar ekolojik ve fizyonomik bakımından ortak özellikler gösteren bitki topluluklarına sahiptir. Bitki toplulukları iki ana formasyonda görülür. Bunlar; maki topluluğu ve orman topluluğudur. Maki olarak ayırt edilen ve baskın türlerini, delice, menengiç, zakkum, katırtırnağı ve yer yer fundaların oluşturduğu formasyonda maki - garip şeklinde topluluklar da vardır. Ayrıca küçük topluluklar halinde kızılçam ormanları ile yüksek yapılı, kalın gövdeli, tek ağaç şeklinde meşeler yayılış gösterir. Doğal bitki örtüsü arasında kültür bitkilerinden zeytin ve narenciye ağaçları dikkati çeker.

Ekonomi

Seferihisar ilçesi genelinde ekonomik faaliyetlerin temelini tarım ve onun içerisinde de zeytincilik oluşturmakta iken, narenciye ve enginar yetiştiriciliği ile süs bitkileri ağırlıklı seracılık, hayvancılık son yıllarda önemli gelir kaynağı olmaya başlamıştır. Öte yandan balıkçılık devam ederken, turizm; günümüzde ilçe ekonomisine katkı veren en önemli sektörlerdenbiri haline gelmiştir. Nüfusun80'i tarımla uğraşmaktadır.

İlçenin sanayi ve ticaret hayatında çeşitli alanlarda faaliyet gösteren işletme, fabrika, atölye ve imalathaneler bulunmaktadır. Bunları saymak gerekirse; İlçe merkezinde tanzim et satış mağazası ve otobüs işletmesi olmak üzere 2 adet belediye iktisadi teşekkülü, 11 adet un fabrikası, 9 adet mandıra, 8 adet zeytinyağı fabrikası, 11 adet yaş meyve-sebze paketleme işletmesi, 2 adet beşer tonluk süt toplama merkezi, 50 adet marangoz imalathanesi, 10 adet soğuk demir atölyesi, 6 adet alüminyum ve 4 adet plastik imalathanesi bulunmaktadır. Narenciye paketleme tesislerinde işlenen ürünler ihraç edilmekte, diğer imalathane ve atölyeler ise ancak ilçe ihtiyaçlarını karşılamaktadır.(kyn:http://tr.wikipedia.org/wiki/Seferihisar)

Seferihisar Resmi Kurum Telefon Numaraları

Seferihisar Kaymakamlığı:0 232 743 56 82
Seferihisar Belediyesi:0 232 743 39 60
Seferihisar Devlet Hastanesi:0 232 743 56 84
Seferihisar İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü:0 232 743 57 32
Seferihisar İlçe Emniyet Müdürlüğü:0 232 743 57 91
Seferihisar Adalet Sarayı:0 232 743 57 51
Seferihisar Jandarma Komutanlığı:0 232 743 57 40
Seferihisar Askerlik Şubesi:0 232 743 57 74
Seferihisar Savcılık:0 232 743 57 67
Seferihisar Mal Müdürlüğü:0 232 743 57 39.

Bornova

Yüzölçüm:200 km2 (77,2 mi2)
Nüfus:426,490
Posta Kodu:35000
İl Alan Kodu:0 232
İl Plaka Kodu:35

Bornova İzmir'in metropol ilçelerinden biridir. Yamanlar Dağı'nın eteğinde, 380 kuzey enlem ve 270 derece boylam üzerinde yer alan, İzmir Büyükşehir Belediyesi sınırları içinde bir ilçe merkezidir. İzmir'in merkezi Konak'ın 8 km kuzeydoğusunda, İzmir Körfezinden 3 km doğudadır.

470.211 yerleşik ve 1.000.000 hareketli nüfusa sahip olan Bornova, köyleriyle birlikte 205 kilometrekarelik bir alanı kapsamaktadır. Kuzeyinde Karşıyaka ilçesi ve Manisa ili toprakları; doğusunda Kemalpaşa ilçesi; batısında Karşıyaka, Bayraklı ve Konak; güneyinde Buca ile çevrelenir. Belediye teşkilatı 1882 yılında kurulmuş, 1957 yılında ilçe haline gelmiştir. Yüzölçümü 224 km2’dir. Nüfusu 481.739'dur (2008).

Ege Üniversitesi'nin ana kampüsü ve üniversite ile aynı adı taşıyan, Türkiye'nin en büyük hastanelerinden biri olan Ege Üniversitesi Hastanesi bu ilçede bulunmaktadır. Ayrıca Yaşar Üniversitesi'nin Selçuk Yaşar kampüsü de Bornova Ağaçlıyol mevkiindedir.

İki büyük askeri birliğin yanı sıra, İzmir-İstanbul, İzmir-Ankara, İzmir-Aydın ve İzmir-Çanakkale karayolu ağlarının merkezinde bulunması, 2000 yılında metronun Bornova'ya uzanması ve İzmir Otogarı'nın ilçe içinde konuşlandırılmış olması ve Bornova-Kavaklıdere-Işıkkent üçgeninin sanayi bölgesi olarak saptanması ve 4 sanayi sitesinin yerleşim alanı içinde bulunması, Bornova'nın gelişimine bugün ve gelecekte etki yapacak unsurların başında gelmektedir. Bornova bu arada, Kavaklıdere, Çiçekli ve diğer köyleriyle İzmir'in akciğeri konumunu sürdürmektedir.

Bornova'nın yerleşim büyük ölçüde şehir dokusunun içindedir. Bu nedenle bağlı beldesi yoktur. 12 köyü bulunmaktadır.

Tarihçe

İsmi Osmanlı kayıtlarında Birunabad olarak geçmiş ise de, Farsça "dış, harici" anlamına gelen "birun" kelimesinin, genellikle yer isimlerinde bir özel isimle birlikte kullanılan "-abad" takısı (İslamabad, Haydarabad gibi) ile pek uyuşmaması, Birunabad'ın başka bir ismin tahrif edilmiş veya uyarlanmış şekli olabileceğini düşündürmektedir. İsmin başlangıçta "Burunova" şeklinde geçtiği de öne sürülmüştür.

Bornova'nın çekirdeği bugün Erzene mahallesi diye anılan mahallenin Hükümet Konağı'nın arkasında kalan ve eski adı Havuzbaşı olan kısmıdır. Tarihi 1800'lere varan iki katlı ve bahçeli Rum evlerine hâlâ rastlanabilen (ve çoğu yenileme ve yeniden değerlendirilmeye muhtaç) Erzene, 1924 Nüfus Mübadelesi'nden sonra, önce Kavalalılar ve Giritlilerce iskan edilmiş, 1950 sonrasında da Yugoslavya göçmenlerini barındırmıştır. Ayrıca Erzene'nin yanıbaşında başlangıcından beri bir Roman mahallesi bulunmuştur. Kavalalılar, o dönemde tarım arazisi olan Bornova ovasında tütüncülükle, Giritliler sebze meyvecilikle, Yugoslavyalılar ise bölgedeki mensucat fabrikalarında işçilik yaparak Türkiye ekonomisine ilk adımlarını atmışlardır.

Bornova, Osmanlı Devleti'nin son dönemlerinde ve özellikle 1865'de Halkapınar çıkışlı bir demiryolu hattının buraya uzatılmasıyla, İzmir'in zengin Levanten ailelerinin tercih ettiği bir yerleşim mekanı olmuştur. İzmir merkezinden daha ferah ve serin havası ve 1980'li yıllara kadar İzmir ile arasında varlığını sürdüren mandalina bahçelerinin nezih ortamı, İngiliz konsolosluğu rezidansının ve çoğu İngiliz kökenli pek çok ailenin muhteşem konaklarının Bornova'da inşa edilmesi sonucunu doğurmuştur (İtalyan ve Fransız kökenli Levantenler daha ziyade Buca'yı tercih etmişlerdir.)

Anekdotik bazda, Türkiye'deki ilk futbol maçı 1890 yılında İzmir'e gelen İngiliz denizcilerle İzmirli gençler arasında Bornova'da, ülkemizdeki ilk atletizm yarışmaları da 1895'de yine Bornova'da gerçekleşmiştir.

İzmir'in kurtuluş günü olan 9 Eylül 1922'de Türk ordusu İzmir'e Bornova'nın üst kısmındaki Belkahve Geçidi mevkiinden girmiş, Nif'te (Kemalpaşa) gecelediği 8 Eylül akşamının gecesinde muzaffer orduların komutanı Mustafa Kemal Paşa, Belkahve'ye çıkıldığında ayakların altında bütünüyle uzanan İzmir'i ilk kez buradan görmüştür.

Nüfus

2007 Nüfus Sayımı’na göre toplam nüfusu 476.153’tür. Bu nüfusun 470.211’i merkezde, 5.942’si belde ve köylerde yaşamaktadır. Nüfusu 2008 yılına göre 481.740'dir. Nüfus yoğunluğu 1771, 1990 sayımına göre nüfus artış oranı35.46’dır (1945 nüfusunun sadece 10 bin olduğunu da bu arada hatırlatmak gerekir). Bu baş döndürücü nüfus artışına rağmen Bornova'da gecekondulaşma yok denecek kadar azdır. Yaşam ömrünü tamamlayan eski yapılar, niteliklerine göre restore edilmekte ya da imar planları uyarınca yıkılmaktadır.

Sağlık

Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nin gelişmesi, Ege ve yurt çapında ün kazanması da Bornova'yı bir çekim merkezi haline getiren bir başka etkendir. Ayrıca Bölge Metro Durağı mevkiinde kurulan Şifa Üniversitesi Hastanesi'de ilçenin sağlık merkezi haline gelmesine katkıda bulunmaktadır. Bugün ilçede, 1 devlet hastanesi, 2 tıp fakültesi hastanesi, 19 sağlık ocağı, 1 SSK dispanseri, 6 sağlık evi, 1 verem savaş derneği, 1 diş enstitüsü, 28 tıp laboratuvarı ve 208 eczane hizmet vermektedir.

Kardeş Kentler

Koşukavak, Bulgaristan
Pülümür, Türkiye(kyn:http://tr.wikipedia.org/wiki/Bornova)

Bornova Resmi Kurum Telefonları

Bornova Belediyesi:(0232) 388 1166
Bornova Devlet Hastanesi:0232) 375 5858
Bornova Kaymakamlığı:(232) 388 10 00 - (232) 388 26 25
Bornova Adalet Sarayı: (0232) 462 4530
Bornova İlçe Emniyet Müdürlüğü:(0232) 388 0317
Bornova İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü:(0232) 388 1065
Bornova Jandarma Komutanlığı:(0232) 388 1017
Bornova Askerlik Şubesi:(0232) 373 0902
Bornova Vergi Dairesi:(0232) 461 01 86
Bornova Mal Müdürlüğü:(232) 388 10 00 - (232) 388 26 25

Bornova Halk Eğitim Merkezi:(0232) 388 1063.

Ödemiş

Yüzölçümü:1.025 km2 (395,8 mi2)
Nüfus:129.295
Posta Kodu:35750
İl Alan Kodu:0 232
İl Plaka Kodu:35

Ödemiş, İzmir'e bağlı ilçe ve ilçe merkezidir.

Coğrafya

Ödemiş Türkiye’nin batısında Ege bölgesinde İzmir iline bağlı bir ilçedir. Ödemiş 129.295 nüfusuyla İzmir'in en büyük ilçesidir.Ödemiş´in İzmir’e uzaklığı 113 kilometredir. Denizden yüksekliği 123 metre olup en yüksek noktası 2157 metre ile Bozdağlardır. Yüzölçümü 107.900 hektardır. Büyük bir kısmı ovalık olan arazinin ortasından Küçük Menderes nehri akmaktadır.

Bölge Akdeniz ikliminin etkisi altındadır. İlçede yazlar sıcak ve kurak, kışlar ılık ve yağmurlu geçer. Bozdağlar ve Aydın dağlarına kar yağar, nem oranı %64 dür. Ödemiş bitki örtüsü genelde makidir. Dağlarda meşe ağacı türleri, kestane ve menengir kızılçam ağaçları yetişmektedir. Ovada ise ceviz, incir, kavak, fıstıkçamı, turunçgiller, zeytin ve meyve ağaçları yer almaktadır.

Ekonomi

Ödemiş'in ekonomisi tarıma dayalı olup ilçe yüzölçümünün %36 sı tarım arazisidir. 21 bin aileden fazlası tarımla uğraşmakta ve geçimini böylelikle sağlamaktadır. Başlıca tarım ürünleri Patates, İncir, Zeytin, karpuz, Susam, Kestane, Tütün, Üzüm, yaş sebzelerdir. Yöre verimli topraklara sahip olup, tarlalardan bir yılda üç ürün kaldırılabilmektedir. Ayrıca Bademli yöresi meyve fidanı yetiştiriliciliği ve kiraz üretimi alanlarında Türkiye ekonomisinde büyük bir paya sahiptir. Ayrıca Ödemiş'te üretilen bir diğer önemli ürün ise Ödemiş Deri Tulum Peyniri'dir. Tüm Ege bölgesinde enfes tadını bilmeyen yoktur. Ege bölgesinde Deri Tulum Peyniri sadece Ödemiş'te yapılmaktadır.

İlçe'nin ilçe halkı tarafından "kompir" olarak nitelendirilen sarı renkli patatesi sadece Ege Bölgesi'nde değil tüm Türkiye pazarlarında görülebilen en meşhur iki tarım ürünüdür.

İlçenin hazır yemek kültürünün en meşhur örnekleri Ödemiş kebabı, Ödemiş Sandviçi ve Tengül Pidesi'dir. Ev yemek kültüründe ise sebze ve et yemeklerine ilaveten birçok bölgede bilinmeyen ebegümeci, ısırgan, iğnelik, sarmaşık, vb gibi envai çeşit otlardan yapılan enfes ot kavurmaları mevcuttur.

Ödemiş'in sanayi yapısı da tarımsal hammaddelere dayalıdır. Ayrıca imalat sanayi içinde değerlendirilecek iş makineleri, çelik döküm, elektronik, süt ürünleri, plastik, ağaç ürünleri, zeytinyağı vb. fabrikalar ve işletmeleri bulunmaktadır. Sanayileşme yönünde özellikle son yıllarda önemli adımlar atılmaktadır.

Ulaşım

Demiryolu ile İzmir(Basmane)-Torbalı-Bayındır-Ödemiş istasyonları arası günde 7 kez karşılıklı 100dk süren modern tren seferleri düzenlenmektedir.

İzmir ,Balıkesir,Bursa, Istanbul,Uşak,Afyon,Ankara, Antalya,otogarından karşılıklı otobüs seferleride düzenlenmektedir.

Ayrıca ilçe merkezinden Tire,Bayındır,Kiraz,Aydın,Nazilli,Beydağ,Alaşehir,Salihli,Kuşadası’na karşılıklı minibüs seferleri vardır.

Eğitim

Ödemiş Ticaret Odası Anadolu Öğretmen Lisesi
Ödemiş Anadolu Lisesi
Ödemiş Yabancı Dil Ağırlıklı Lisesi
Ödemiş Hulusi Uçaçelik Anadolu Lisesi
Ödemiş Orta Okulu
50. Yıl Orta Okulu
Özel Birgivi İlköğretim Okulu
Zafer İlköğretim Okulu
Anafartalar İlköğretim Okulu
Ödemiş Fen Lisesi
80. Yıl Efe İlköğretim Okulu
Ödemiş Kaymakçı Lisesi
Ödemiş Anadolu Meslek ve Endüstri Meslek Lisesi
Atatürk İlköğretim Okulu
Şehit Er Suleyman Özdemir İlkögretim Okulu
İstiklal İlköğretim Okulu
Prof. Dr. Muzaffer Kula Lisesi
Ödemiş Ticaret Meslek Lisesi
Celil Yurdagül Sosyal Bilimler Lisesi(kyn:http://tr.wikipedia.org/wiki/%C3%96demi%C5%9F).

Ödemiş Resmi Kurum Telefon Numaraları

Ödemiş Kaymakamlığı:0232 545 31 50
Ödemiş Belediyesi:(0 232) 545 10 10
Ödemiş Devlet Hastanesi:+90 232 544 51 13
Ödemiş İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü:(0232) 545 2098
Ödemiş İlçe Emniyet Müdürlüğü:(0232) 544 8995
Ödemiş İlçe Jandarma Komutanlığı: 0(232) 544 0384
Ödemiş Askerlik Şubesi:(0232) 544 8993
Ödemiş Adalet Sarayı:0(232) 544 90 88
Ödemiş Mal Müdürlüğü:0(232) 545 3507
Ödemiş Vergi Dairesi Müdürlüğü:(0232) 545 3030

Güzelbahçe

Yüzölçümü:495 km2 (191,1 mi2)
Nüfus:27,389
Posta Kodu:35310
İl Alan Kodu:0 232
İl Plaka Kodu:35

Güzelbahçe, İzmir ilinin Yarımada denilen bölgesinde yer alan bir ilçesidir. İlçenin doğusunda Narlıdere, batısında Urla, güneyinde Seferihisar ilçeleri; kuzeyinde Ege Denizi bulunmaktadır.

Sahil bandı Narlıdere ile Zeytinalanı arasında kalan bölümdür. Belediye başkanı merhum Ahmet Piriştina'nın ciddi emekleri sonucunda kıyı düzenlemesi yapılmış ve Güzelbahçe kıyısında plaj ve yürüyüş alanı düzenlenmiştir. Türkiye'deki dört askeri liseden olan Maltepe Askerî Lisesi ve lojmanları da Güzelbahçe'de bulunmaktadır.

Bölge dahilinde oldukça büyük bir Balık Pazarı bulunmaktadır. Ayrıca ilçede ralli yarışları yapılıp paraşütle atlama gibi spor etkinlikleri de düzenlenmektedir. Yalı Mahallesi'nde balık lokantaları, Yelki Mahallesi'nde şarap tadım evi mevcuttur. Kavak Yelleri dizisinin lise çekimleri burada (İzmir 60. Yıl Anadolu Lisesi) yapılmıştır.

En eski adı Kilizman olan Güzelbahçe 1936'da Kızılbahçe adını alarak Urla'ya bağlı bucak merkezi olmuş, 1954'te belediyeye kavuşmuş, 6 Temmuz 1957'de bugünkü adını almış ve Urla'dan ayrılarak Merkez ilçeye bağlı bucak merkezi olmuştur.[4] 12. Eylül 1980 ihtilalinde belediyenin lağvedilerek, İzmir Belediyesine mahalle olarak bağlanması Güzelbahçe’nin  gelişimini durdurmuştur. 26 Mart 1984 yılında oluşan 3030 sayılı yasa sonucu İzmir Büyükşehir Belediyesi kurulmuş, Güzelbahçe Büyükşehir’e bağlı Merkez İlçe Belediyesine dahil edilmiştir. 1988 yılında Merkez İlçe Belediyesi Konak İlçe Belediyesi olarak değişime uğramıştır. 1988-1992 yılları arasında Güzelbahçe Konak İlçe Belediyesine bağlı olarak kalmış; 3 Haziran 1992 tarih ve 3806 sayılı yasayla Narlıdere  ile birleştirilerek Narlıbahçe adını almıştır. Daha sonra 27 Aralık 1993 gün ve 3949 Sayılı Yasa ile Narlıbahçe ilçesinin bölünmesiyle ilçe hüviyetini kazanmıştır.

29 Mart 2009 Yerel seçimleri sonucunda ilçeye bağlı olan Yelki Beldesi kapatılmış; Yelki Mahallesi ve Mustafa Kemal Paşa Mahallesi olarak ilçe merkezine dahil edilmiştir. Cumhuriyet Halk Partisi adayı Mustafa İnce Güzelbahçe'nin yeni Belediye Başkanı olmuştur.

Milli Eğitim Vakfı İzmir Özel Okulları, Yamanlar Koleji, Deniz Koleji, Piri Reis İlköğretim Okulu, Cengiz Topel lisesi Güzelbahçe ilçesinde bulunmaktadır.

Güzelbahçe ilçesine bağlı 3 köy (Çamlı, Payamlı, Küçükkaya) bulunmaktadır.(kyn:http://tr.wikipedia.org/wiki/G%C3%BCzelbah%C3%A7e).

Güzelbahçe Resmi Telefon Numaraları

Güzelbahçe Belediyesi:(0232) 234 2020
Güzelbahçe Kaymakamlığı:0232 234 48 58
Güzelbahçe İlçe Emniyet Müdürlüğü:(0232) 234 5461
Güzelbahçe İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü:0 232 234 47 83
Güzelbahçe Askerlik Şubesi:0.232.457 50 50